Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/83 E. 2020/192 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/83
Karar No
2020/192
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1963 KARAR NO : 2025/44 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/09/2020 NUMARASI : 2019/83 E. - 2020/192 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/09/2020 tarih ve 2019/83 Esas - 2020/192 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ve "..." esas unsurlu markalarının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2018/65091 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... 2019-M-5561 sayılı kararıyla reddedildiği, oysa taraf markalarının iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2019-M-5561 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın 37 ve 42. sınıftaki emtialar açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2018/65091 sayılı marka başvurusu ile itiraza mesnet gösterilen 2008/40239, 2008/40238, 2008/40237, 2008/40236, 2003/01607, 2003/01606, 2010/81847, 2010/81840, 2003/02043, 2003/02041, 2003/02040, 2003/02039 sayılı markalar emtia benzerliği bakımından karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamındaki 37. sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan hizmetler ile birebir aynı, aynı tür, 42. sınıf hizmetlerin ise aynı/aynı tür/benzer/ilişkili oldukları; taraf markalarında ortak olarak bulunan “...” kavramının günlük hayatta, standart bir tüketici algısı nezdinde “bilirkişi, uzman” anlamlarına geldiği, otomotiv, sigorta, gayrimenkul sektörlerinde ve hatta sanat alanında hasar tespit, değer tespit, gayrimenkul değer belirleme, sanat eserlerinin orijinalliğini ve değerlerini tespit etme gibi temel faaliyetleri sunan kişilerin mesleki tanımlamalarının (gayrimenkul eksperi, sigorta eksperi, sanat eksperi vs) da karşılığı olarak bilindiği, bu anlamda ilgili ibarenin, taraf markaları kapsamında benzerliği tespit olunan hizmetlerden özellikle 37. sınıftaki “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri” ile 42. sınıftaki “kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri ikinci el kara,deniz,hava aracı satın almak ve veya satmak isteyenlere araçlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik oto check-up kontrol yapma şeklinde ekspertiz hizmeti. ikinci el kara aracı satın almak ve veya satmak isteyenlere araçlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik oto check-up kontrol yaparak ekspertiz hizmeti kapsamında kara araçlarının kontrol hizmetleri.” hizmetleri bakımından, sektör kullanımına açık kalması gereken, ayırt edici vasfı son derece zayıf bir unsur olduğu, bahsi geçen hizmetler bakımından dava konusu markanın bütünsel olarak sahip olduğu algıda, normal şartlarda daha geri planda bir ayırt edicilik sağlayacak “26” unsurunun da ön plana çıkacağı ve markanın da bütün olarak, davacı markalarından farklı bir algı yaratacağı; bununla birlikte başvuru kapsamında yer alan sair hizmetler açısından bu ibarenen doğrudan bu anlamı verir bir niteliğinin bulunmadığı ve ayırt edici vasfı bulunan bir işarete dönüşeceği, 37. sınıftaki “İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri” ve 42. sınıftaki “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri,Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç).” hizmetleri bakımından, davacı yanın seri marka yaratma alışkanlığı da göz önüne alındığında, davacı markaları ile aynı kök unsurdan oluşan ve buna bağlı olarak görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik taşıyan dava konusu markanın, tüketici nezdinde, davacının yeni bir ürününün/hizmetinin adı olarak algılanma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle bu hizmetler bakımından SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluştuğu; bilirkişi raporunda “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)." hizmetleri bakımından, karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunun belirtildiği, ancak söz konusu hizmet kara araçlarının bakım ve tamirini de kapsayan bir hizmet türü olup, yine bilirkişi raporunda maddi vakıa olarak tespit edilen, eksperlik hizmeti sunulan otomotiv sektörüne ilişkin, otomotiv eksperliğinin ve otomotiv bakım ve tamirinin aynı işletmelerce de verilebildiği göz önüne alındığında, "..." ibaresinin, bu hizmet bakımından da ayırt ediciliği oldukça düşük zayıf bir ibare olduğu ve bu hizmetler bakımından da karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı, tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı, davalının kötüniyetle hareket ettiğini gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; "37.SINIF: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. 42.SINIF: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri.Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç)." bakımından 2019-M-5561 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili markalarının esas unsurunu oluşturan "..." kelimesinin ayırt edici vasfının zayıf olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, tanınmışlığın ispatlandığını, SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluştuğunu, başvurunun kötüniyetli olduğunu, haksız rekabete ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin zayıf olduğunu, başvuruya yeterli ayırt edicilik kazandırıldığını, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 37 ve 42. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ve "..." esas unsurlu markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2019-M-5561 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 25.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 24.09.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve ..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu marka kapsamındaki 37 ve 42. sınıf hizmetler, davacının itiraza mesnet markaları kapsamındaki 37 ve 42. sınıf hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer ve ilişkilidir. Taraf markaları arasında işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "..." ibareleri ile "..." ibaresinden oluşmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise .../... ibarelerinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. "..." kelimesinin ise, sözlük anlamı itibariyle "bilirkişi, uzman" anlamlarına gelmekte olup, tüketicilerde ise "bir konuda uzmanlaşmış kişi, uzman olduğu konuda derin bilgi ve birikime sahip kişi" şeklinde algılanacağı, bu anlamları itibariyle de davaya konu tüm hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ayırt ediciliği düşük bu tür ibarelere yapılacak eklemelerle ayırt ediciliğin sağlanabileceği, somut uyuşmazlıkta da başvurudaki ek unsurların markalar arasında benzerlik oluşmasının önüne geçecek mahiyette olduğu, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, ilgili tüketici tarafından taraf markaları ile verilen hizmetlerin aynı işletmeden veya ekonomik olarak birbiri ile bağlantılı işletmelerden kaynaklandığının düşünülmeyeceği, zira, ayırt ediciliği düşük ibareleri içeren markalar ile tescile konu işaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesinde bu ayırt ediciliği düşük ibarelerin işaretler arasında benzerlik doğurmayacağı, dava konusu ibarenin davacının mesnet markalarına tertip tarzı itibariyle de yaklaşmadığı, dava konusu başvurunun görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibasında davacının mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas oluşmayacağı sonucuna varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafça tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle de tescil engeli bulunduğu ileri sürülmüş ise de, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi, taraf markaları benzer de bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin olmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığına ilişkin de somut delil bulunmaması nedeniyle, davacı vekilinin bu itirazlarının da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kısmen kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır. Sonuç olarak, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekili istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 25/09/2020 gün ve 2019/83 Esas - 2020/192 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE, 4-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 44,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 571,00-TL karar ve ilam harcının davalı şahıstan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı şahıstan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.600,00-TL bilirkişi ücreti, 443,11-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 276,00-TL tebligat ve posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.539,81-TL yargılama giderinin takdiren 1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu orana tekabül eden 2.269,90-TL'ye, 44,40-TL peşin harç ile 44,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.358,70-TL'nin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın YİDK kararının iptali davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 12-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 15/02/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/83, K. 2020/192, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-83-e-2020-192-k-af6f6397cbfa