Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/637 E. 2020/842 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/637
Karar No
2020/842
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/567 KARAR NO: 2024/457 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/12/2020 NUMARASI: 2019/637 E. - 2020/842 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... AŞ'nin müvekkilinin sigortalısı olduğunu, sigortalı tarafından saat ve takı cinsi emtianın, Almanya'da yerleşik ... (...) GmbH adlı firmadan fatura karşılığı satın alındığını, toplam 7.176 adet saat ve 811 adet takı olmak üzere 7.987 adet emtianın 8 adet ahşap sandık içerisinde ve bu malzemelerin kutuları da 14 palet üzerinde ambalajlanmış şekilde 8 adet sandık ve 14 palet olmak üzere toplam 22 kap ve brüt 3.558,00 Kg olan bu emtianın Almanya'dan – İstanbul'a havayolu ile taşınması için sigortalının davalı ana nakliyecisi ... AŞ ile anlaştığını, 22 kap emtianın 22.06.2018 tarihinde diğer davalı ve ... AŞ tarafından gerçekleştirilecek olan ... / ... sefer sayılı uçuş için uçağa yüklendiğini, uçuş organizasyonunu gerçekleştiren ... tarafından ... n'lu ana konşimento düzenlendiğini, ana nakliyeci firma olan ... tarafından da konu uçuş için ... no'lu ara konşimento düzenlendiğini, ayrıca nakliyeci davalı firma ... tarafından yapılan bu havayolu için ekli navlun faturasının sigortalı adına düzenlendiğini, satıcı firma tarafından taşıma konusu sandıkların standart olarak her biri üzerine 4 adet şerit çember çekilerek ve 2 adet mühürle ambalajlandığını, 8 adet sandığın ambalajlı ve mühürlü şekilde nakliyeci firma ... tarafından satıcı firma deposundan alındığını, 22.06.2018 tarihinde Almanya'daki kendi deposuna getirildiğini, bu depoda çekilen nakliyeci firma tarafından paylaşılan fotoğraflarda hasara konu 6 numaralı sandıkta şerit çember ve mühürlerin mevcut olduğunun görüldüğünü, buradan da aynı tarihte nakliyeci firma deposundan havayolu firmasının deposuna taşındığını ve konşimento imzası ile havayolu taşıma şirketine teslim edildiğini, havayolu taşıması sonrasında emtianın 25.06.2018 tarihinde ... Havayolları'nın Yenibosna, İstanbul’daki antreposuna getirilerek gümrüklü sahaya alındığını, burada antrepo ilgilileri tarafından yapılan kontrollerde 6 numaralı sandık üzerinde şerit çember ve mühür olmadığının tespit edildiğini, çeki listesine göre konu 6 numaralı sandık ağırlığının 144,00 kg olması gerekirken 100,00 kg olarak tespit edildiğini, tespit edilen bu durum üzerine ... gümrük ilgililerinin ve sigortalı firma temsilcilerinin nezaretinde söz konusu 6 numaralı sandığın açıldığını, sayım / tespit yapıldığını, yapılan sayım ve kontrollerde sandık içerisinde 784 adet saat bulunması gerekirken 542 adet bulunduğunun, 242 adet saatin eksik olduğunun tespit edildiğini, bu tespit ile ilgili olarak gümrük ilgilileri tarafından rezerve tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin ekspertiz çalışması sonunda hesaplanan 68.051,50-TL tazminatın sigortalıya ödendiğini, bu şekilde davacının dava dışı sigortalının haklarına halef olduğunu, söz konusu hasara davalıların taşıma sırasında sebep olduğunu, ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, davalıların icra dosyası Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... AŞ'nin müvekkilinin sigortalısı olduğunu, sigortalı tarafından saat ve takı cinsi emtianın, Almanya'da yerleşik ... (...) GmbH adlı firmadan fatura karşılığı satın alındığını, toplam 7.176 adet saat ve 811 adet takı olmak üzere 7.987 adet emtianın 8 adet ahşap sandık içerisinde ve bu malzemelerin kutuları da 14 palet üzerinde ambalajlanmış şekilde 8 adet sandık ve 14 palet olmak üzere toplam 22 kap ve brüt 3.558,00 Kg olan bu emtianın Almanya'dan – İstanbul'a havayolu ile taşınması için sigortalının davalı ana nakliyecisi ... AŞ ile anlaştığını, 22 kap emtianın 22.06.2018 tarihinde diğer davalı ve ...AŞ tarafından gerçekleştirilecek olan ... / ... sefer sayılı uçuş için uçağa yüklendiğini, uçuş organizasyonunu gerçekleştiren ... tarafından ... n'lu ana konşimento düzenlendiğini, ana nakliyeci firma olan ... tarafından da konu uçuş için ... no'lu ara konşimento düzenlendiğini, ayrıca nakliyeci davalı firma ... tarafından yapılan bu havayolu için ekli navlun faturasının sigortalı adına düzenlendiğini, satıcı firma tarafından taşıma konusu sandıkların standart olarak her biri üzerine 4 adet şerit çember çekilerek ve 2 adet mühürle ambalajlandığını, 8 adet sandığın ambalajlı ve mühürlü şekilde nakliyeci firma ... tarafından satıcı firma deposundan alındığını, 22.06.2018 tarihinde Almanya'daki kendi deposuna getirildiğini, bu depoda çekilen nakliyeci firma tarafından paylaşılan fotoğraflarda hasara konu 6 numaralı sandıkta şerit çember ve mühürlerin mevcut olduğunun görüldüğünü, buradan da aynı tarihte nakliyeci firma deposundan havayolu firmasının deposuna taşındığını ve konşimento imzası ile havayolu taşıma şirketine teslim edildiğini, havayolu taşıması sonrasında emtianın 25.06.2018 tarihinde ... Yenibosna, İstanbul’daki antreposuna getirilerek gümrüklü sahaya alındığını, burada antrepo ilgilileri tarafından yapılan kontrollerde 6 numaralı sandık üzerinde şerit çember ve mühür olmadığının tespit edildiğini, çeki listesine göre konu 6 numaralı sandık ağırlığının 144,00 kg olması gerekirken 100,00 kg olarak tespit edildiğini, tespit edilen bu durum üzerine ... Antrepo'da gümrük ilgililerinin ve sigortalı firma temsilcilerinin nezaretinde söz konusu 6 numaralı sandığın açıldığını, sayım / tespit yapıldığını, yapılan sayım ve kontrollerde sandık içerisinde 784 adet saat bulunması gerekirken 542 adet bulunduğunun, 242 adet saatin eksik olduğunun tespit edildiğini, bu tespit ile ilgili olarak gümrük ilgilileri tarafından rezerve tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin ekspertiz çalışması sonunda hesaplanan 68.051,50-TL tazminatın sigortalıya ödendiğini, bu şekilde davacının dava dışı sigortalının haklarına halef olduğunu, söz konusu hasara davalıların taşıma sırasında sebep olduğunu, ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, davalıların icra dosyasına haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin, ... isimli şirketin acentesi olduğunu, doğrudan doğruya müvekkili aleyhine dava açılamayacağını, bu yönden husumet itirazları bulunduğunu, davaya konu ... nolu konşimentodan açıkça görüleceği üzere müvekkilinin taşımada taşıyıcı şirket olmayıp, taşımayı yapanın ... isimli yabancı şirket olduğunu, davanın asıl taşıyıcı ... şirketine izafeten müvekkiline açılabileceğini, oluşan zarardan sorumlu olmadığını, meydana gelen hasarın .... AŞ sorumluluğundaki ambarda meydana geldiğini, bu hususun davacının dosyaya sunduğu ekspertiz raporu ile sabit olduğunu, zira raporun üçüncü bölümünde ihtilaf konusu sandığın ... Almanya'daki deposundan kargo için diğer davalı ... Taş. AŞ'ye teslim edilirken üzerinde şerit çember ve mühür bulunmakta iken sandıkların İstanbul'da diğer davalının antreposundayken şerit çember ve mührün olmadığının görüldüğünü, ... antreposunda 26.08.2018 tarihinde yapılan incelemede sandıklardan bir adedinin çembersiz ve mühürsüz olduğunun, çeki listesine göre 44-kg eksik olduğunun, kelepçe ve metal şeritler üzerinde zorlama ibaresi olduğunun ve sandığın içerisinde çeki listesine göre 242 adet saatin eksik olduğunun tutanağa geçirilmiş olduğunu ve hırsızlık olduğuna kanaat getirildiğini, böyle bir nedenle meydana gelen zararla ilgili müvekkilinin hukuki sorumluluğunun doğmayacağını, nitekim olayın taşıma konusu ürünlerin diğer davalının himaye ve sorumluluğundayken hasarın gerçekleştiğini, müvekkilinin davaya konu taşımada üstüne düşen tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını, zira hava taşıması ile yapılması talep edilen taşımanın daha önce bir çok kez taşımayı gerçekleştiren ve gerçekleştirebilecek olan yeterli donanım ve tecrübeye sahip .... AŞ ile anlaştığını ve taşımanın da bu şirketle yapıldığını, müvekkili şirketin gereken tüm özeni gösterdiğini, hasarın artık taşımayı üstlenen .... AŞ'nin sorumluluğunda olduğunu, sorumlu olduğu düşülse dahi hasarlı ürünlerden doğacak sorumluluğun, sınırlı sorumluluk çerçevesinde 44 (Kg) x 17 (SDR) = 748 SDR olacağını, olayın gerçekleştiği tarihte 1 SDR = 6,5542 TL karşılığı olup, 748 (SDR) x 6,5542 (TL) = 4.902,54 TL olabileceğini, bu sorumluluğun da taşımayı üstlenen diğer davalıya ait olduğunu savunarak, davanın reddini ve % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin uluslararası hava taşımacılığı ile iştigal ettiğini, dava konusu olayda taşıyıcıya husumet tevcih edilebilmesi için meydana geldiği iddia olunan kaybın, taşıyıcının gerekli nezaret ve bakım yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerektiğini, davacı yanın müvekkilinin sorumluluğuna gidebilmesi için öncelikle kaybın, müvekkilinin sorumluluğunda iken yaşandığını ispat etmesi gerektiğini, davacının dava konusu 44 kg emtianın müvekkilinin sorumluluğundayken kaybolduğuna ilişkin bir delil sunamadığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen konşimentodan görüldüğü üzere, davacı tarafın sigortalısına ait yükün taşıma işini üstlenen asli taşıyıcının müvekkili şirket olmayıp, diğer davalı olduğunu, konşimentoda görüldüğü gibi hasara konu olan yükün kalkış limanı Almanya, varış yerinin İstanbul olduğunu, bu nedenle, müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için öncelikle dava konusu hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin ancak kendisi tarafından gerçekleştirilen hava taşıması sırasında meydana gelen kayıp ve hasardan sorumlu tutulabileceğini, dava konusu olayın ise, yükün havalimanına teslimi için yapılan kara nakliyesi sırasında meydana gelebileceği gibi, yükleme, boşlatma ve aktarma sırasında da meydana gelmiş olabileceğini, taşımanın tüm aşamaları özellikle de kaybın meydana gelme olasılığının en yüksek olduğu safhaların, diğer davalının kontrolü ve sorumluluğu altında olduğunu, bu nedenle davanın müvekkili şirket yerine sadece diğer davalıya yönetilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, davacı sigorta şirketi tarafından açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya mahkememize fiziki olarak gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine 68.051,50 TL hasar tazminatı, 6.689,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.741,06 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçluları tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı. Davacının iddiası, davalıların savunması ve icra dosyasındaki itirazları, icra dosyası ile tüm dosya kapsamına göre davacı sigorta şirketinin sigortalısının yaptırmış olduğu taşıma hizmeti nedeniyle emtianın kaybolmasından kaynaklı olarak davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, dava konusu emtianın kaybı nedeniyle oluşan zarardan davalıların sorumlu olup olmadığı, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödenen tazminat miktarının davalılardan talep edilip edilemeyeceği, talep edilebilecekse hangi oranda talep edilebileceğinin tespiti için dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, Taşıma Uzmanı bilirkişi ... ve SMMM bilirkişi ... 16/03/2020 tarihli raporlarında özetle; ... Anonim Şirketi'nin akdi taşıyıcı olarak Montreal Konvansiyonuna tabi taşımada Almanya-Türkiye taşımasını taahhüt ettiğini, davalı ... Anonim Şirketi'nin taşımayı yürüttüğünü, her iki davalının da taşıma sürecinde vaki kısmi zayi zararından sorumlu olduğunu, davacının ödemesi 68.051,50 TL zararın dosya kapsamında sabit olduğunu ve sigorta ekspertiz raporu ile tespit edilen, çeki listeleri ve kayıp tutanağı ile teyit edilen kısmi zayi-kayıp zararı olarak aksi ispatlanana kadar kabul edilebilir zarar miktarı olarak gözlendiğini, davalıların Montreal Konvansiyonuna göre 836,00 SDR karşılığı TL kadar tazminattan sorumlu olduğunu, TL hesabının mahkeme hüküm tarihi SDR/TL kurundan mahkemece www.tcmb.gov.tr adresinden alınacak kurla yapılabileceğini, kargo taşımasında hava yolu taşımaları bakımından sınırlı sorumluluk uygulamasının emredici olduğunu, takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talep edilebileceğini bildirmişlerdir. Davacı iddia ve delilleri davalı savunma ve delilleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiştir. Davacının talebi sigortalısına yapmış olduğu ödeme nedeni ile TTK m. 1472 gereği rücuen alacağın tahsili nedeni ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Yapılan sigorta ekspertiz raporu ile sigorta poliçesi şartları gözetildiğinden davacının rücuen tazmin talebinin yerinde olduğu görülmektedir. Somut olayın değerlendirmesi ve davalıların sıfatları gereği taşıma olayından kaynaklı gerçekleşen zarardan davalıların müteselsilen sorumlu oldukları, davacı tarafın zarar miktarının sigorta ekspertiz raporu ile tespit edilen 68.051,50 TL olduğu, davalıların takip tarihinden önce mütemerrit olduğuna dair herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı, alacağı varlığı yapılan yargılama ile tespit edildiğinden icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, tüm bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafların Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün 2019/3990 Esas sayılı dosyasında yapmış oldukları itirazın kısmen iptaline, takibin 68.051,50 TL üzerinden devamına, davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ...AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin navlun faturası keşide etmesi sebebiyle akdi taşıyan olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin navlun faturasını acente tarafından düzenlemiş olmasının müvekkilin taşıyan sıfatını haiz olduğuna delalet etmeyeceğini, dosyada bahsi geçen hava yük senedinde ... isimli şirketin asıl taşıyıcı olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin bu şirketin acentesi olduğunu, davanın taşımayı yapan ... isimli yabancı şirkete izafeten açılabileceğini, bu sebeple müvekkili aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkiline doğrudan kusur izafe edilememekle birlikte, müvekkilin acenteliğini yaptığı ...'nin de hasarın oluşmasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, zararın taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı sebeplerden doğmuş ise taşıyıcının sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket ve acenteliğini yaptığı ...'nin davaya konu taşımada üstüne düşen tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, hava taşıması ile yapılması talep edilen taşımanın yapılması için daha önce birçok kez taşımayı gerçekleştiren ve gerçekleştirebilecek olan yeterli donanım ve tecrübeye sahip .... AŞ. ile anlaşma yapıldığını, taşımanın da bu şirketle yapıldığını, üvekkil şirketin gereken tüm özeni gösterdiğini, hasarın artık taşımayı üstlenen ... AŞ'ye ait olacağını, meydana gelen hasarın da davalı ... AŞ'nin sorumluluğundaki ambarda meydana gelmdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taşıyıcının sorumluluğunun özel çekme hakkı ile sınırlandırıldığını, uluslararası düzenlemeler dikkate alındığında görülecektir ki taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına 19 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, mahkeme tarafından yapılan yargılama kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, ''Montreal Konvansiyonu m.18 gereği hasar taşıma sürecinde olduğu varsayımında, davalı m.22 gereği birim kg başına 19 SDR hesabı aşılmamak üzere meydana gelen zararı tazmin edecektir." Tespitinde bulunmuştur. Bu tespite göre de, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin sorumlu olduğu kabul edilse dahi, müvekkil şirketin sınırlı sorumluluğu olduğu ve bu sorumluluğun da 19 SDR x 44 kg = 836 SDR ile sınırlı olduğunun belirtildiğini, bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu düşünülse dahi, bu sorumluluğun Türkiye'nin dahil olduğu ve uygulanması gereken uluslararası havayolu Taşımacılığını düzenleyen Varşova-Lahey Konvansiyonu ve Montreal Protokollerinin 22.maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk esasına tabi olduğunu, somut olayda sınırlı sorumluluk çerçevesinde sorumluluğun 44 (Kg) x 19 (SDR) = 836 SDR olacağını, olayın gerçekleştiği tarihte 1 SDR = 6,5542 TL karşılığı olduğunu, sorumluluğun da 836 (SDR) x 6,5542 (TL) = 5.479,3112 TL olabileceğini, bunun da diğer davalıya ait olduğunu, ancak mahkeme tarafından hukuka aykırı şekilde itirazın kısmen iptali ile takibin 68.051,50 TL üzerinden devamına karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece 836,00 SDR karşılığı TL hesabını yapmadığını, müvekkilinin diğer davalı ile birlikte zarardan sorumlu olduğuna ilişkin hükmün kabulü anlamına gelmemek kaydı ile mahkemece bilirkişi raporundan alıntı yapılmasına rağmen, 68.051,50-TL üzerinden hüküm kurulduğunu, oysa ki karar tarihi olan 08.12.2020 tarihli Merkez Bankası kuruna göre 1 SDR karşılığının, 11,2225 TL olduğunu, böylelikle müvekkilinin diğer davalı ile birlikte sorumluluğunun 836 SDR x 11,2225 TL = 9.382,01-TL olduğunu, ancak Mahkemenin bu basit hesabı yapmakta hataya düşerek, hükmü 68.051,5 TL üzerinden kurduğunu, zarara sebep olan olayın hava taşıması sırasında meydana gelmiş olması gerektiğini, 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu gereğince, taşıyıcının yükün zıyaı veya hasara uğraması halinde meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için, zarara sebep olan olayın hava taşıması sırasında meydana gelmiş olması gerektiğini, taşıyıcının yükün zıyaı ve hasara uğraması halinde meydana gelen zarardan sorumluluğunun bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklandığını, bakım ve gözetim yükümlülüğünün, yükün taşıyıcıya taşınmak amacıyla teslim edilmesiyle başlayıp varma yerinde yükün teslimi ile sona erdiğini, davacının, dava konusu 44 kg emtianın müvekkilinin sorumluluğunda iken kaybolduğuna ilişkin bir delil sunamadığını, zararın müvekkilinden kaynaklandığını ispatlayamadığını, Varşova Konvansiyonunun 26. maddesinde, hava yoluyla taşınan yükü teslim almaya yetkili kişilerin, yükte meydana gelebilecek hasar, kayıp, eksilme ve gecikmeler için taşıyıcıya karşı belirli sürelerde hasar ve gecikme ihbarında bulunması gerektiğinin öngörüldüğünü, müvekkilinin kayıtlarının tetkikinden tarafına usulüne uygun ve süresi içinde yapılmış bir hasar ihbarının bulunmadığının tespit edildiğini, mahkemece rezerve tutanağı esas alınmış ise de rezerve tutanağının, gümrük mevzuatı uyarınca tutulması mecburi olan bir tespit tutanağı olduğunu, malı teslim alanın, hasarlı olduğu tespit edilen yük nedeniyle taşıyıcıya sorumluluk yükletilmesine dair iradesi ancak teslim alanın bizzat kendisi tarafından yapılacak yazılı bir ihbar ile anlaşılacağını, konşimentodan görüldüğü üzere, davacı tarafın sigortalısına ait yükün taşıma işini üstlenen asli taşıyıcının müvekkili olmayıp, diğer davalı olduğunu, Borçlar Hukuku'nun genel kuralları gereğince, davacının sigortalısı ile yapılan taşıma sözleşmesinin asli tarafı olması nedeniyle, taşımadan doğan tazminat talebinin müvekkiline değil, diğer davalıya yöneltilmesi gerektiğini, yükün kalkış limanı Almanya, varış yeri İstanbul olduğundan öncelikle dava konusu hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin ancak kendisi tarafından gerçekleştirilen hava taşıması sırasında meydana gelen kayıp ve hasardan sorumlu tutulabileceğini, şerit çember ve mühür, gönderici şirketlerin kendi kalite prosedürleri ve güvenlik kuralları gereği yapmış oldukları bir sistem olup, müvekkil şirketin sorumluluğunda bulunmadığını, müvekkilinin şirketin geçici depolama merkezinde çekilen resimlerden de görüleceği üzere, raporunun aksine, sandık üzerinde zorlama ibaresi olmadığını, bunun rezerve tutanağı ile de sabit olduğunu, rezerve tutanağında, kargo ambalajının hasarsız olduğu, yalnızca dış ambalaj üzerinde çember ve mühür olmadığının belirtildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hava yoluyla yük taşıması sırasında yükün kısmen kaybolması sonucu oluşan emtia hasarı nedeniyle nakliyat emtia abonman sigortacısı tarafından ödenmiş olan hasar bedelinin akdi ve fiili taşıyandan rücuen tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava dışı sigortalısının Almanya'da ithal ettiği saat ve takı emtiasının davalılarca Türkiyeye hava yoluyla taşınması sırasında 44 kg'lık kısmının kaybolduğunu ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine 68.051,50 TL hasar tazminatı, 6.689,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.741,06 TL alacak yönünden 06.03.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. TTK'nın halefiyet başlıklı 1472. maddesine göre, sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. 22.06.2018 tarihli ve ... sayılı air waybill'in incelenmesinde; düzenleyenin davalı ..., alıcının davalı şirket, göndericinin ... olduğu, yine aynı tarihli ve ... sayılı air waybill'in incelenmesinde; düzenleyenin ... olduğu, göndericinin ..., alıcının .... AŞ olduğu, çıkış hava alanının ..., gidiş yerinin ve varış hava alanının İstanbul olduğu, 22 kap ve brüt 3.558,00 Kg olan saat ve takı emtiasının taşımaya konu edildiği anlaşılmaktadır. Nakliyat emtia abonman sigorta poliçesinin incelenmesinde ; sigortalının dava dışı ... Tic. AŞ, saat, takı, aksam, kutu, yedek parça emtiaları olduğu, sigorta başlangıcının 04.10.2017, bitiş tarihinin 04.10.2018 olarak belirlendiği, sevkıyatının başlangıç yerinin Almanya/Muntch varış yerinin alıcı adresi İstanbul/Türkiye olduğu görülmektedir. Havayolu ile yapılan uluslararası kargo/yük taşımalarında Varşova Konvansiyonu (1929), La Haye Değişiklikleri (1955), 4 no.lu Montreal Protokolü ile saptanmış yükümlülükler kapsamında, bu kurallara taraf olan Türkiye, son değişiklikleri içeren ve 1999 yılında imzalamış bulunduğu "Havayoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme"yi 26.03.2011 tarihinde onaylamıştır. Bu nedenle anılan sözleşme Türkiye için de bağlayıcı bulunmaktadır. Konvansiyon'un coğrafi uygulama şartı, Konvansiyonun 1/2 maddesi anlamında uluslararası taşımanın icra edildiği ilgili devletlerin başlangıç ve varış ülkesi devletlerin her ikisinin de Konvansiyon tarafı olmasıdır.Uyuşmazlığa konu havayolu ile yapılan kargo taşımasında her iki ülkenin de Konvansiyon'a taraf olması nedeniyle, somut olayda Montreal Konvansiyonu hükümleri, Konvansiyon'da yer almayan hükümler açısından da iç hukuk kuralları uygulama alanı bulacaktır. Montreal Konvansiyonu'nın 18. maddesi uyarınca, hava yolu taşımasını yapan davalılar, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi halinde sorumlu olacaktır. Montreal Konvansiyonu 22/3.maddesinde ise "kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun, taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda, gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcın kargonun tahrip olması, kaybolması yada kargoya hasar gelmesi her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır." denilerek, taşıyıcının sorumluluğu ve sorumluluk sınırları düzenlenmiştir. Taşıyıcının Konvansiyon kapsamındaki sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluktur. Ancak, gönderenin, taşımaya konu emtia için özel bir fayda beyanında bulunduğu ve gerektiğinde ek ücret ödediği hallerde, taşıyanın gerçek zarardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesince, Konvansiyon hükümleri kapsamında bir inceleme yapılmadan, sınırlı sorumluluk bulunup bulunmadığı konusunda hiç bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan, eksik inceleme ile takip talebine konu edilen miktarın kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, davalılar vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin eksik inceleme ile verilen istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,4-Davalılar tarafından yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine,5-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.03.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/637, K. 2020/842, T. 21.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-637-e-2020-842-k-67084a8de8fb