Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/474 E. 2021/109 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/474
Karar No
2021/109
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1320 - 2024/1611 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1320 KARAR NO : 2024/1611 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/03/2021 NUMARASI : 2019/474 E. - 2021/109 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/03/2021 tarih ve 2019/474 E. - 2021/109 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2018/47175 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirket ile ... ...'nin, "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiklerini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazların kısmen kabul edildiğini ve bir kısım malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin "...", "...", "... ..." gibi markaların sahibi bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, redde mesnet alınan davalılara ait 93/005440 ve 2014/87994 sayılı markaların kullanılmadığını, bu markalar bakımından kullanım ispatı talebinde bulunduklarını, kullanılmayan markalara dayalı olarak davalıların, müvekkili marka başvurusuna itiraz ettiklerini, müvekkili başvurusunun "..." ibaresini taşıdığını ve önceki markalarının serisi niteliğinde olduğunu, bu anlamda ret gerekçesi her iki markanın da müvekkili başvurusundan farklı nitelikte bulunduğunu, bütünsel algılarının benzer olmadığını, YİDK kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, hiçbir şekilde markaların bütünsel olarak ele alınmadıkları gibi kullanılmama halinin de incelenmediğini, müvekkilinin çok sayıda önceki tarihli markası bulunduğunu, dava konusu markanın da bu markaların devamı niteliğinde olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-8966 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sanayi Anonim Şirketi vekili, davacının "..." ibareli başvurusu ile müvekkili markası arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, taraflar arasında görülen davalarda, davacı yanın “.../...” ibaresini taşıyan markaları ile müvekkili markaları arasında karıştırılabilecek düzeyde benzerlik olduğunun tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili, müvekkilinin "..." markası altında olan faaliyetlerini 2004 yılından beri sürdürdüğünü, dava konusu başvurunun müvekkili markası ile benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkilinin hem Ticaret Kanunu kapsamındaki haklarına hem kişilik haklarına hem de Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki haklarına tecavüz doğacağını, dava konusu başvurunun müvekkili markasına zarar verecek nitelikte olduğunu, başvuruda "..." ibaresinin ön plana çıktığını, müvekkili markasının esas unsurunun da "..." ibaresi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının kapsamlarındaki emtianın yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı, markaları oluşturan işaretlerin ortak olarak "..." ibaresini içerdiği, bu ibarenin tescil kapsamındaki emtia açısından ayırt edici vasfı bulunan bir ibare olduğu, dava konusu başvuruda "..." ibaresinin çatı markanın yanındaki tek ayırt edici unsur olarak yer aldığı, bu ibarenin taraf markalarının ali unsurunu oluşturduğu, bu anlamda işaretler arasında yüksek düzeyli işitsel, kavramsal ve görsel benzerliklerin mevcut olduğu, emtia benzerliği ve işaret benzerliği bir bütün olarak ele alındığında markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar olarak algılanabilecekleri, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı yanın önceki tarihli markalarına dayalı bir müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, benzer uyuşmazlığa ilişkin olarak verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2022 tarihli 2020/727 E. 2022/138 K. sayılı kararında, "... Serisi" markası ile davalı ... şirketine ait markaların benzer görülmediğini, eldeki uyuşmazlıkta ise "..." markasının benzer görüldüğünü ve söz konusu mahkeme kararları arasında çelişki oluşturulduğunu, davalılara ait markalar ile müvekkiline ait başvurunun, ortalama tüketici nezdinde iltibas yaratmadığını, "..." ibaresinin, ürünün üretildiği ... tozuna atıf yapan tanımlayıcı bir ibare olduğu ve bu nedenle ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markaların benzer olmadığının görüleceğini, "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük, ... tozundan üretilen malın cinsine ve kalite algısına hitap eden ve aynı zamanda niteleme amacıyla kullanılan bir ibare olduğunu, dolayısıyla bu markayı tescil ettiren kişinin, başkalarının da bu ibareyi adlarına tescil ettirmelerine katlanmak zorunda bulunduğunu, mahkemece bu hususun gözetilmediğini, müvekkiline ait başvurunun kompozit bir marka olduğunu ve bir bütün olarak davalıların markasından kolaylıkla ayırt edilebileceğini, müvekkili başvurusunda, işletme adı ve tanınmış markası olan "..." ibaresine yer verildiğini, böylelikle markanın kaynak gösterme fonksiyonunun sağlandığını, bu hususun karıştırılma ihtimalini bertaraf edeceğini, mahkeme kararında emtia benzerliği yönünden de bir takım hatalı tespitlere yer verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvuruda yer alan "..." ibaresinin, davacının çatı markası ve ticaret unvanının ayırt edici kısmı olduğu, dolayısıyla başvurunun asli unsurunun, redde mesnet markalarda olduğu gibi "..." ibaresinden oluştuğu, bu durumun markaların karıştırılmasına yol açacağını, içinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi raporunda açıklandığı üzere emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, davacı tarafça emsal olarak dayanılan Dairemiz kararının da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4089 E., 2024/34 K. sayılı ilamı ile bozulduğu ve anılan kararda, taraf marka işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunun açıklandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/10/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/474, K. 2021/109, T. 10.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-474-e-2021-109-k-1a840af914a7