Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/351 E. 2021/300 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/351
Karar No
2021/300
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1422 KARAR NO : 2024/1809 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2021 NUMARASI : 2019/351 E. - 2021/300 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Kaldırılması, Önlenmesi, İnternet Alan Adının Devri Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/09/2021 tarih ve 2019/351 E. - 2021/300 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin halı sektöründe bilinen itibarlı bir müessese olduğunu, adına tescilli "..." ibareli markanın bulunduğunu, yine müvekkili tarafından "www...com" ve "www...com.tr" alan adları ile yayın yapan internet sitelerinde "..." markalı ürünlerin reklam ve tanıtımlarının yapıldığını, marka görselinin her zaman aynı şekilde kullanıldığını, ancak "www...com.tr" alan adının, süresi sonunda yenilenemediğini, müvekkilinin her türlü reklam ve tanıtımında, görsel ve yazılı basında, internet sayfasında, sosyal medyada, katalog ve broşürlerinde, etiketlerde, aynı zamanda ticaret unvanı da olan "..." markasını, "H" harfi daha büyük olacak şekilde büyük harflerle, bu işaretin altında ise '1896" ibaresini kullandığını, davalı adına 2014/90703 sayılı 35.sınıfta tescilli "... 1950" ibareli markanın bulunduğunu, bunun dışında "..." şeklinde tescilli bir markasının bulunmadığını, davalının 2004 yılında ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. unvanı ile Bursa’da kurulduğunu, bu şirketin başlangıçta ..., ... H büyük harf diğer harfler küçük olmak üzere "..." işareti kullanmakta iken, 2016 yılı ortalarında tanıtım işaretini değiştirdiğini ve müvekkiline ait reklam ve tanıtımlarında ve dahi tescilli markalarında kullandığı şekilde "..." işaretini kullanmaya başladığını, davalı aleyhine 20.06.2008 tarihinde kullanımları nedeniyle bir dava açıldığını ancak şirket ortaklarından ...’nın eski kullanımlarından müktesep hak kazandığı gerekçesi ile davanın reddedildiğini, ancak o dava tarihindeki fiili durum ile şimdiki tespite konu edilen fiiller ve müvekkilinin tescilli hakları karşısında bu kararın karşı tarafa bir hak sağlamayacağını, karşı tarafın "hasdekoratif.com.tr" sitesinin incelenmesinde görüleceği üzere, karşı tarafın 2016 yılı ortalarına kadar küçük harflerle "... ve ..." ibaresini kullanmasına karşın sonrasında kullanımınını "..." şekline çevirdiğini, davalının, müvekkilinin "....com.tr" alan adının yenilenmemesini öğrenmesi üzerine 24.04.2017 tarihinde nic.tr’ye başvurarak bu alan adını, kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı fiillerinin haksız olduğunun hükmen tesbitine, davalının bu yolla vaki haksız rekabetinin menine, davalı Şirketin vaki tecavüzünün 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca ref ve menine, davalı Şirketin, müvekkili ile yaptığı haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, "www...com.tr" ve "www...com.tr" alan adlarının müvekkili şirkete devir edilmesine, mümkün olmadığı taktirde bu alan adlarının davalı şirket adından terkin edilmesine, mahkeme kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Bursa Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında yıllarca süren yargılama neticesinde, müvekkil Şirketin öncelikli üstün ve gerçek hak sahipliği olması sebebiyle ticaret unvanında ... ibaresini kullanmaya hukuken yetkisinin mevcut olduğunun tespit edildiğini, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 21/05/2013 tarihli, 2013/82 E. 2013/90 K. sayılı kararının kesinleştiği günden bugüne müvekkili Şirketin kullanımında hiçbir değişiklik olmadığını, davacının daha önce kendi adına tescil edilmiş alan adını yenilemediğini, bunun sorumlusunun müvekkili olmadığını, müvekkilinin de belirtilen alan adını kullanma hakkına sahip bir şirket olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "....com.tr" alan adının 28.09.2006 tarihinde davacı adına tahsis edildiği, söz konusu alan adının 29.12.2016 tarihine kadar kullanıldığı, aynı alan adının 24.04.2017 tarihinde davalı adına tahsis edildiği, alan adı tahsisinin 23.04.2019 tarihinde sona ereceği, İstanbul 4. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/111 (yeni 2013/82) sayılı dosyasının davacısının ... San. Tic. Ltd. Şti, davalısının ... San. ve Tic. Ltd. Şti, dava konusunun markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi olduğu, dosyanın karara çıktığı ve Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 05/06/2012 tarih 2010/8687 esas 2012/9756 karar sayılı ilamında "davalı şirket kurucu ortağı ve davalı yanında müdahil ...'nın ... ibaresini halı ticareti sektöründe 1982 yılından bu yana kullandığı, fatura ve diğer ticari evrakında sürekli olarak ... ibaresi ile ... MOBİLYA ibarelerinin yer aldığı, davalı yanında müdahil ...'nın ve davalı şirket büyük ortağı olması nedeniyle davalı şirketin bu ibare üzerinde 1982 yılına kadar geriye giden üstün ve öncelikli kullanım hakkının bulunduğu, ... MOBİLYA ya da ... ibaresi ile davalı şirket ortaklarının 1982 yılından şirket tüzel kişiliğinin meydana geldiği 2004 yılına kadar faaliyet gösterdikleri, davalı şirket yönünden ... ibaresi üzerinde eskiye dayalı kullanım nedeniyle tescilsiz bir marka gerçek sahipliğinin söz konusu olduğu" kabul edildiği, buna göre davalı Şirketin "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkının bulunması ve "....com.tr" alan adının 24.04.2017 tarihinde davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tahsis edilmesi göz önünde bulundurulduğunda, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı Şirketin, taraflar arasında görülen davaya konu eski tarihli kullanım şekillerinden ve "... 1950" şeklindeki tescilli markasından ayrılarak, müvekkil Şirketin markaları ile iltibas yaratacak tertip tarzı ile "..." markasını kullanmaya başladığını, eldeki davanın konusunun da davalının bu kullanımı olduğunu, yine müvekkilinin yenilenemeyen alan adını da, davalının kendi adına tescil ettirdiğini, davalının adına tescil ettirdiği "www...com.tr" ve "www...com" adlı internet sitelerindeki yayınlarında, sosyal medya hesaplarında, müvekkilinin "..." markaları ile iltibas yaratacak şekilde "..." markasını kullandığını, davalı başlangıçta "...", "..." "..." işaretlerini kullanmakta iken 2016 yılı ortalarında, önceki yani taraflar arasında 2008 yılında İstanbul'da görülen dava sırasındaki kullanımlarından vazgeçtiğini, davalının halı satış mağazacılık hizmetinde "..." işaretini kullanmasının marka ihlali yaratmadığı yolunda kesin hüküm bulunmakla birlikte davalı şirketin, kurulduğu günden itibaren ve dahi ortaklarından ...'nın ticari faaliyetleri de dahil olmak üzere kullandığı tanıtım işaretini değiştirerek müvekkilinin reklam ve tanıtımlarında önceki tarihten bu yana kullandığı ve tescilli "..." markaları ile iltibas yaratacak şekilde, tıpatıp aynı tertip tarzı ile "..." işaretini kullanmaya başladığını, üstelik davalının, müvekkilinin 2006 yılından bu yana kullandığı "www...com.tr" alan adını da bir boşluktan faydalanarak adına tescil ettirdiğini, davalı Şirketin "..." işaretini halı ticaretinde kullanabilecek ise de, o tarihteki kullanım şeklinden ayrılıp, müvekkilinin uzun yıllardır piyasada kullandığı tertip şekli ile birebir aynı "..." işaretini kullanmasının, müvekkilinin kadim haklarını ihlal ettiğini, mahkemece bu durumun tespit edilemediğini, davalı Şirketin kötü niyetli hareket ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, kaldırılması, önlenmesi, internet alan adının davacıya devri, bu mümkün değilse alan adının terkini istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında daha önce görülen ve Yargıtay incelemesinden de geçen İstanbul 4. FSHHM'nin 2008/111 E., 2010/44 K. sayılı kararında, "davalı şirketin Bursa ilinde ... ibaresiyle halı ticareti yaptığı, fotoğraf ve kataloglardaki mevcut kullanımının markasal nitelikte olduğu, davalı şirket kurucu ortağı ve davalı yanında müdahil ... nın ... ibaresini halı ticareti sektöründe 1982 yılından bu yana kullandığı, fatura ve diğer ticari evrakında sürekli olarak ... ibaresi ile ... MOBİLYA ibarelerinin yer aldığı, davalı yanında müdahil ...' nın ve davalı şirket büyük ortağı olması nedeniyle davalı şirketin bu ibare üzerinde 1982 yılına kadar geriye giden üstün ve öncelikli kullanım hakkının bulunduğu, ... MOBİLYA ya da ... ibaresi ile davalı şirket ortaklarının 1982 yılından şirket tüzel kişiliğinin meydana geldiği 2004 yılına kadar faaliyet gösterdikleri, davalı şirket yönünden ... ibaresi üzerinde eskiye dayalı kullanım nedeniyle tescilsiz bir marka gerçek sahipliğinin söz konusu olduğu, esasen eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve gerçek hak sahipliğinin hükümsüzlük davası açılmadan dahi, bir davada def' i olarak ileri sürülmesinin mümkün olduğu, şeklen marka sahibinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiaları, öncelikli üstün ve gerçek hak sahipliği def' i karşısında hukuki sonuç doğurmayacağı" gerekçesine yer verildiği, dolayısıyla davalının, "..." ibaresi üzerinde eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve gerçek hak sahibi olduğu hususunun kesinleştiği, bu durumun davacının da kabulünde bulunduğu, işbu davada ise davalının eski kullanım tarzından ayrılarak davacı markaları ile iltibasa yol açacak şekilde markasal kullanımda bulunduğunun ileri sürüldüğü, ancak davalının "..." ibaresi üzerinde üstün ve gerçek hak sahibi olması karşısında, söz konusu ibareyi küçük ya da büyük harfle kullanmasının tabii bulunduğu, öte yandan davacının özgün nitelik taşıyan bir kullanımına da davalı tarafından yanaşıldığının söylenemeyeceği, sırf davalının üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğu ibareyi daha önce küçük harfle kullanırken, sonrasında büyük harfle kullanmasının, davacı markalarına tecavüz olarak değerlendirilemeyeceği, süresi dolan internet alan adını davalının kendi adına tahsis ettirmesinde de bir hukuka aykırılık olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/351, K. 2021/300, T. 24.04.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-351-e-2021-300-k-a73903d7b0da