Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/2234 E. 2022/1356 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/2234
Karar No
2022/1356
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/373 KARAR NO : 2024/1971 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2022/577 Esas - 2023/771 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2024 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2023 tarih 2022/577 Esas - 2023/771 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, 21.03.2016 tarihinde davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortaladığı, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, müvekkilinin kaza nedeniyle ağır yaralandığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 27.05.2019 tarihli miktar arttırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebini toplam 8.650,25 TL'ye yükseltmiştir. Davacı vekili 19.04.2023 ıslah dilekçesi ile daha öncesinde arttırmış oldukları 8.650,25 TL maddi tazminat talebini 106.970,87 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru, gerçek zarar ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kaza nedeniyle davacıya yapılan ödemelerin tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün mahal şartlarının üzerinde bir hızla zeminde fren izi bırakmadan orta refujdeki çelik bariyerlere çarpması nedeniyle 2918 sayılı KTK 50 ve 52. maddelerine muhalefet ettiği, aynı Kanun'un 84. maddesinde yer alan şeride tecavüz etme suçunu işlediği ve böylece kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusurunun bulunmadığı, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı olarak %3,2 oranında sürekli iş göremezliğinin meydana geldiği, geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 ay olduğu, sürekli iş göremezlik oranına tekabul eden maddi tazminat tutarının 10.577,84 TL olduğu, geçici iş göremezlik tazminatı tutarının ise 10.457,75 TL olduğu, ihbar olunan işleten tarafından yapılan ödemelerin ek rapor tarihi itibariyle 12.385,34 TL olduğu, bu tutar mahsup edildiğinde bakiye geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tutarı toplamının 8.650,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 8.650,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 29.09.2022 tarihli 2019/2234 E. 2022/1356 K. sayılı ilamı ile; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30.07.2018 tarihli raporda, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyeti ile iyileşme süresinin belirlenmesi gerekmesine rağmen, kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının sürekli ve geçici iş göremezlik sürelerinin belirlendiği, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporuna göre hesap raporu alınmasının doğru olmadığı, ayrıca TRH 2010 Yaşam Tablosuna ve progresif rant metoduna göre aktüerya raporu alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 21.11.2022 tarihli raporda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının %5 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği; 24.03.2023 tarihli aktüerya raporunda davacının geçici iş göremezlik zararının 10.577,84 TL, sürekli iş göremezlik zararının 110.489,25 TL olmak üzere toplam zarının 121.067,09 TL olduğu, 14.096,22 TL'nin mahsubu ile bakiye zararının 106.970,87 TL olduğu, davacı vekilin 19.04.2023 ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 106.970,87 TL'ye yükselttiği, her ne kadar bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerince herhangi bir beyan ve itirazda bulunulmamış ise de, kaldırma öncesinde verilen kararın sadece davalı tarafça istinaf yoluna taşınması ve istinaf kararında belirtildiği üzere kararın davacı tarafça istinaf edilmemesi nedeniyle kazanılmış haklar dikkate alındığında, raporun hükme esas almaya elverişli olmadığı, yeni maluliyet oranı ve TRH 210 yaşam tablosu kullanılarak düzenlenen 02.10.2023 tarihli ek raporda, davacının geçici iş göremezlik tazminatı 10.577,84 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı 28.953,46 TL olmak üzere toplam zararının 39.531,30 TL olduğu, ödemenin güncel değeri olan 15.555,80 TL mahsup edildiğinde bakiye zararın 23.975,50 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği; mahkemece verilen ilk kararın davacı tarafça istinaf edilmediği, ilk karar ile hüküm altına alınan tutarlar yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gereçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.650,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmamış olmasına rağmen eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğunu, uygulanması zorunlu olduğunu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarına tarafların itirazı olmamasına ve raporların Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen şekilde doğru yöntem kullanılarak tanzim edilmiş olmasına rağmen, mahkemenin talep olmaksızın dosyayı yeniden bilirkişiye gönderdiğini, yapılan hesaplamanın asgari ücretteki artışlar dikkate alınmaksızın yapıldığını; müvekkilinin sigortalı araç sürücüsü ile uzlaştığı ve bu sebeple tazminat isteminde bulunamayacağı iddiasının asılsız olduğunu, 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi gereğince de bu kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğunu, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararı ve tedavi giderleri yönünden sorumluluğunun devam ettiğini, müvekkilinin emniyet kemeri takmadığına ilişkin dosyada herhangi bir ibare, belge ve bilgi bulunmadığından, müterafik kusur indiriminin yapılması mümkün olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, dava konusu kaza nedeniyle tarafların Savcılık aşamasında taraflar arasında uzlaşma sağlanmış olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının malluliyet oranına ve hesaplama yöntemine ilişkin herhangi bir itirazı bulunmadığından, müvekkili şirket lehine oluşmuş usuli kazanılmış hak gereği kaldırma kararı öncesi hükme esas alınan maluliyet oranının kabul edilmesi ve kaldırma öncesi kararın dikkate alınması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosu ile teknik faizin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya 17.06.2020 tarihinde 8.650,00 TL ödeme yapıldığını, ilgili ödemenin yeterliliğinin tespiti ile yeterli görülmemesi halinde güncel hesaplama yapılması ve ödenen tutarının faiz güncellemesi ile tenzili gerektiğini, tedavi masrafları ve bu kapsamda değerlendirilen geçici iş göremezlik tazminatları bakımından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, sayın bilirkişi tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda objektif kriterler esas alınarak yapılmış bir kusur değerlendirmesi mevcut olmadığı gibi ATK'dan alınan bir kusur raporuna da dayanılmadığını, kusur incelemesinde müvekkili şirket sigortalısının asli kusurlu olduğunun tespitinin hatalı olduğunu, davacının emekli olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davanın trafik kazasından kaynaklanan bir haksız fiil isnadından doğduğu için görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, aksi kanaat halinde ise trafik-iş kazası olduğundan görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, yetkili mahkemenin KTK 110. md uyarınca İstanbul Mahkemeleri olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, belirlenen kusur oranının hatalı olduğunu, genişletilmiş ATK Trafik İhtisas Dairesinden ya da İTÜ Trafik Kürsüsünden rapor alınması gerektiğini, gerekçeli kararda ileri sürdükleri itirazlardan söz edilmediğini, faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, aleyhe hüküm kurulacaksa dahi bozma öncesi karar verilen vekalet ücreti üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, GEREKÇE : Dava, karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından sürekli ve geçici iş göremezlik zararı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 1.500,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, anılan miktar aynı yasanın Ek.1. maddesi uyarınca 01.01.2023 tarihi itibariyle 17.830,00 TL'dir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümünü geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Somut olayda davacı 19.04.2023 ıslah dilekçesi ile toplam 106.970,87 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 8.650,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, kabulüne karar verilen miktarın hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığı anlaşıldığından istinafı kabil olmayıp, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı tarafça Dairemizin 29.09.2022 tarihli 2019/2234 E. 2022/1356 K. sayılı kaldırma kararından önce düzenlenen maluliyete ilişkin sağlık kurulu raporuna itiraz etmediği, hesap raporuna itirazında ise progresif rant yönteminin uygulanmasını talep etmediği ve mahkemenin ilk kararını istinaf etmediği dikkate alındığında, mahkemece davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak kurulan hükmün dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 4. HD 31.05.2023 tarihli 2022/15336 E. 2023/7310 K.; 20.12.2022 tarihli 2021/9787 E. 2022/17355 K. sayılı ilamları) Tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, davacı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin ise HMK'nın 352. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 352. maddesi uyarınca ön inceleme neticesinde REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/2234, K. 2022/1356, T. 20.12.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-2234-e-2022-1356-k-373801e9f655