Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/161 E. 2022/17 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/161
- Karar No
- 2022/17
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/308 KARAR NO : 2024/627 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2022 NUMARASI : 2019/161 E. - 2022/17 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüze Dayalı Maddi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/01/2022 tarih ve 2019/161 E. - 2022/17 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "...+şekil" ibareli markasını 07.02.2014 tarihinden itibaren tescil ettirerek 42. 44. ve 45. sınıflarda kullandığını, davalı şirket hiçbir araştırma yapmadan hem internet sitesinde hem de faaliyet alanında markayı kullanmaya başladığını, davalı aleyhine Ankara 4. FSHHM'nin 2017/197 E.- 2018/260 K. sayılı dosyasında açtıkları dava süresince de markayı kullanmaya devam ettiğini, davalının kendi firmalarına ait "http://www...com.tr/" web adresinde müvekkile ait tescilli markayı hâlâ kullandığını, müvekkilin markasına karşı suskun kalıp, markanın hükümsüzlüğü veya kullanımı ile ilgili hiçbir yasal sürece başvurmadığını, müvekkili ile iletişime gererek lisans hakkı gibi girişimlerde bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, Ankara 4. FSHHM'nin 2017/197 E.-2018/260 K. sayılı dosyasında davalıya ait internet sitesinde "..." ibareli markasal kullanımının önlenmesine, kaldırılmasına karar verildiğini; davalı şirket, dava sürecinde marka tecavüzünü sonlandıracak hiçbir girişimde bulunmadığını, davalının halen müvekkilin markasını kullanarak reklam yapmasının kötü niyetli olduğu, marka tecavüzü devam ettiği için de müvekkilini zarara uğratmaya devam ettiğini, davalının söz konusu fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, davalının müvekkiline ait marka hakkına vaki tecavüzlerinin tespiti ile tecavüz eylemlerinin durdurulmasını, tecavüzün ref-i ve men-ine, müvekkiline ait marka hakkına tecavüz suretiyle gerçekleştirilen her türlü kullanımın önlenmesine, markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini tanıtma vasıtası olarak ihtiva eden etiket, tabela, fatura, broşür, muhafaza ve ticari evrakın vs. basılı her türlü evrak ve maddeler ve tanıtım malzemelerinin ticari gaye ile bulundukları her yerden toplatılmasına ve çıkartılmasına, müvekkile ait "..." markasının ve iltibas yaratacak sayfasından çıkartılmasına, Ankara 4.FSHHM'nin 2017/197 E. -2018/260 K. sayılı dosyasında bilirkişi raporu ile 03.07.2015 dava tarihine kadar tespit edilen tazminattan eksik kalan toplam 58.363,68.-TL maddi tazminat için bilirkişi raporu tanzim tarihi olan 27.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile, 03.07.2015 tarihinden tecavüzün kaldırılması ve önlenmesi kararının verildiği tarih olan 27.06.2018 tarihine kadar olan zararları için şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 67.884,18-TL'ye olarak yükseltmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde kendi yetki sahası içerisinde ... (...) hizmetleri verdiğini, davacı tarafın 42, 44 ve 45. sınıfa ilişkin markasını tescil ettirdiğini beyan ettiği, davacının müvekkilinin 42. sınıftaki faaliyetlerinden farklı bir iş sahasında çalıştığını, aynı müşteri çevresine hitap etmeyen davacının maddi ve manevi bir zararının oluştuğu iddiasının ispata muhtaç olduğunu, davacı aynı müşteri çevresine hitap ediyor ise bakanlık ve yetkili mercilerden alınmış izin ve belgelerini sunmakla yükümlü olduğunu, davacının huzurdaki davayı ve ikame etmiş olduğu davaları bir gelir kapısı olarak gördüğünü, aktif ticaret yapmaksızın anılan davalar üzerinden gelir sağlama çabasında olduğunu, davacının markaların iptalini isteyebilecekken bu yola başvurmaksızın maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmasının açıkça kötü niyetli olduğunu, marka hakkına tecavüzden bahsetmek için davacı markasının davalı tarafça marka ihlali yaratacak şekilde kullanımının bulunması gerektiğini, "..." ibaresini kullanan onlarca firma bulunduğunu, bu ibarenin marka vasfı taşımadığını, davacının marka üzerinden müvekkil faaliyet alanlarında ticaret yapmaması sebebiyle marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı tarafın mali tablolarında, 03.07.2015 – 27.08.2018 tarihleri arasında toplam 226.280,60-TL faaliyet kârı beyan edildiği; dava konusu markanın kazanca olan etkisi net olarak belirlenememekle birlikte, %30 etkisi olduğunun varsayıldığı, markanın kullanımı nedeniyle elde edilen muhtemel kazancın 67.884,18-TL olarak hesaplandığı; davacının birinci talebi Ankara 4. FSHHM'nin 2017/197 E. -2018/260 K. sayılı dosyasında bilirkişi raporu ile tespit edilen ancak hüküm altına alınmayan ve eksik kalan toplam 58.363,68.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsili talebi olduğu, eksik kalan toplam 58.363,68.-TL maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak bu dosyadaki bilirkişi raporu tanzim tarihi olan 27.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği; davacının ikinci talebinin ise, Ankara 4.FSHHM'nin 2017/197 E.- 2018/260 K. sayılı dosyasının dava tarihi olan 03.07.2015 tarihinden söz konusu dava dosyasında kararın verildiği 27.06.2018 tarihine kadar olan tazminat taleplerinin hüküm altına alınması olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre "... ..." markası ile davacı adına 2013/19827 sayı ile tescilli "..." markasının benzer olduğu, bu markalar altında sunulan hizmetlerin aynı olduğu, "www...com.tr" internet sitesindeki marka kullanımının internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde kullanımlardan olduğu, davalının "... ... Hiz. Dan. Tic. Ltd. Şti." ticaret unvanı Türkiye Ticaret Siciline 24.04.2013 tarihinde tescil edilmekle birlikte, davacı adına 2013/19827 sayı ile tescilli markanın başvurusunun 04.03.2013 tarihinde yapıldığı, bu durumda davacının "..." markası üzerinde davalıya göre öncelik haklarına sahip olduğu, davalının internet sitesindeki "..." markasını kullanımının davacı adına tescilli olan markadan doğan hakları ihlal ettiği, 03.07.2015 tarihinden 27.06.2018 tarihine kadar "dava konusu marka kullanımları nedeniyle davalının elde ettiği muhtemel kazancın 67.884,18-TL olarak hesaplandığı, bu hesaplamanın mahkemece de uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 58.363,68-TL'nin 27.02.2018 tarihinden, 67.884,18-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin davaya konu kullanımının tescilli markasından kaynaklandığını, davacının aktif ticaretinin olmadığını, ... faaliyetini yapabilmesine olanak sağlayacak, bakanlıkça verilmiş faaliyet izninin bulunmadığını, taleplerine rağmen davacının defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığını, aktif olarak kullandığı bir web sitesinin dahi bulunmadığını, tarafların marka logolarının açık farklılıklar içerdiğini, tarafların ortak bir müşteri çevresi yokken müvekkilinin davacının müşteri çevresinde yanılgıya sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını, davacının 5 yılı aşkın süre müvekkilinin markasının iptaline yönelik dava açmadığını, markayı kullanmasına üstü kapalı muvafakat ettiğini, markanın kazanca etki oranının varsayımsal tespitlere dayalı olduğunu, davaya konu markaya yüksek oranlama yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yargılamanın başından bu yana talep ve cevaplarının reddedildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüze dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, aynı taraflar arasında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/197 E.-2018/260 K. sayılı dosyasında görülen ve kararı Dairemizin istinaf incelemesinden geçen davaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.02.2021 tarih ve 2020/1674 E.-2021/1556 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, İlk derece mahkemesince (Ankara 4. FSHHM) 2015/171 E.- 2017/10 K. sayılı ve 23.01.2017 tarihli ilk kararda, davacı tarafın 2013/19827 tescil sayılı markasındaki hizmetlerin davalıya ait www...com.tr adlı internet sitesindeki kullanımının kaldırılmasına, bu şekilde kullanımının önlenmesine, bu kısımlar yönünden davanın kabulüne, tazminat istemleri yönünden davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı sadece davacı vekili reddedilen tazminat istemleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğu, Dairemizce, davacı vekilinin istinaf istemi üzerine davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin 23.01.2017 tarihli kararı kaldırılıp dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesince bu kez 2017/197 E.- 2018/260 K. sayılı ve 27.06.2018 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne 5.000,00-TL maddi, 5.000,00-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, davalının ilk derece mahkemesinin bu kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu, Dairemizce davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi üzerine davalının incelemeye konu temyiz yoluna başvurduğu, davalı tarafından ilk derece mahkemesince verilen 2015/171 E.- 2017/10 K. sayılı ve 23.01.2017 tarihli ilk karara karşı aleyhe kanun yoluna başvurulmadığından, marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve durdurulması istemleri yönünden davanın kabulü kararının davalı aleyhine kesinleşmiş bulunduğu; davacı tarafça, eldeki davada 2017/197 E.- 2018/260 K. sayılı dosyada tespit edilip, ıslahın tahkikatın bitiminden sonra gerçekleştirilmesi nedeniyle karar altına alınmayan maddi zararın 58.363,68-TL'lik kısmı ile davacının 07.02.2014 tarihinde tescil edilen 2013/19827 sayılı markasına dayalı olarak, davalının 03.07.2015 - 27.06.2018 tarihleri arasındaki kullanımları nedeniyle maddi tazminat talep edildiği; davalının web sitesi ile ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerine göre, davalının davaya konu tarihlerde "..." ibareli kullanımlarına devam ettiği, davacının tazminat talebinin "marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre" hesaplanmasını istediği, dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanacak SMK'nın 151. maddesinde (net kazanç yönünden 151/2-b) 556 sayılı KHK'den farklı olarak markanın elde edilen kazanca etkisinin aranmadığı, bununla birlikte SMK'nın 151/3 maddesinde, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulacağının da hüküm altına alındığı, bu hükmün her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesinde zorunluluk olduğu, dava konusu olayda ihlalin süresi ve davalının gelirlerinin tamamının aynı sektöre ait gelirlerden oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan maddi tazminat miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.624,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 2.076,00-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 6.548,00-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 27/04/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...