Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/1593 E. 2020/4240 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/1593
Karar No
2020/4240
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2024/145 KARAR NO:2024/1664 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:07/11/2023 NUMARASI:2023/380 Esas - 2023/745 Karar DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ:09/10/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı yaya ...'ın, ..., Sarıyer / İstanbul adresindeki ... durağında otobüs beklerken plakası tespit edilemeyen bir motosikletin çarparak kaçması nedeniyle sürekli sakat kalacak şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün de tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza neticesinde uğramış olduğu bedensel zararlara ilişkin Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla 2.000-TL sürekli sakatlık tazminatının davalıdan kaza tarihi 16.04.2016 itibariyle avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi 16/04/2016 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının işbu davada uygulanması gerektiğini, davacıların 16/04/2016 tarihinde sürücüsü tespit edilemeyen bir araç nedeniyle maluliyetinin oluştuğuna dair somut bir delil bulunmadığını, soyut iddialar dışında, kazaya plakası tespit edilemeyen araçların sebep olduğu hususunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihi olarak ifade edilen 16/04/2016 tarihinden 17 ay sonra düzenlendiğini, başvuranın güncel muayene bulgularını içermediğini, bu nedenle sigorta kuruluşunun ödeme yapabilmesi için gerekli şartları taşımadığını, kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihini kapsar şekilde geçerli trafik sigorta poliçesinin olup olmadığının, kusur, maluliyet raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik nedeni ile doğan zararlara ilişkin maddi tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunu, ...’nın sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 182.659,11 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatının 04/01/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihi 16/04/2016 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının bu davada uygulanması gerektiğini, mahkemece yeniden verilen kararın istinaf ilamına uygun olarak verilmediğini, kazadan yaklaşık 1 yıl sonra polis merkezine müracaat edildiğini, kazanın sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç nedeniyle gerçekleştiği somut delillerle ispat edilemediğini, araç türünün araştırılması gerektiğini, bu hususta da hiçbir inceleme/araştırma yapılmadığını, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini, davacının maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan maluliyete ilişkin sağlık raporu alınması gerektiğini, davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, aktüer raporuna esas alınan ücretin hatalı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, icra müdürlükleri teminat mektubunun iadesinde istinaf hükmü aradığından, verilecek hükümle birlikte teminat mektubunun iadesi hususunda da karar verilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 27/04/2023 tarih, 2021/ 214 Esas ve 2023/839 Karar sayılı kararı ile " ...Davacı iddiasını ispat ile yükümlü olup, Sigortacılık Yasası hükümleri ve TTK'nın 1409.maddesine kıyasen uygulanması halinde bunun aksinin davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir.Mahkemece gerekçeli kararda kazanın varlığına ilişkin değerlendirme yapılmaksızın davanın kabulü kararı verilmiştir. İddia olunan trafik kazasının varlığının, plakası tespit edilemeyen motosikletin tescile tabi olup olmadığının araştırılması yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1593 E. ve 2020/4240 K. sayılı kararı).O halde Mahkemece yapılması gereken, davacının hastaneye giriş tarihinde düzenlenmiş olan bütün belgelerin istenmesi, hastane polisi tarafından alınmış ifade varsa bunun bir örneğinin, hastane ve hastanenin bağlı olduğu polis merkezinden araştırılması ve istenmesi,112 acil kayıtlarının (hangi ambulans ile hastaneye gittiği, ihbar ile ilgili konuşma kayıtları vs.) ilgili birimlerden istenerek tüm dosya kapsamına göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemiz ilk kararında davalının maluliyet, aktüerya raporu hesaplaması, sgk ödemesi, temerrüt tarihi ile ilgili istinaflar incelenmiş ve reddedilmiş olduğundan, mahkemece zaten yasal faize hükmedilmiş olduğundan aynı gerekçeler doğrultusunda bu yönlere ilişkin istinafların reddi gerekmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda araştırma yapılarak karar verilmiştir. Yeni bir delil toplanamadığı anlaşılmıştır.Keşif tutanağında tanık ...'ın, "davacıyı Kuran Kursundan tanırım, kaza günü davacı ile birlikteydik, otobüs durağında birlikte beklerken sohbet ediyorduk, davacı kaldırımın ucundaydı, soldan gelen motorsiklet davacıya vurmasıyla davacı etrafında dönerek sol dizini kaldırıma vurduğunu gördüm, o sırada arkadaşımla ilgilenirken motorsikletin kaçtığını farkettim, o sırada yoldan geçen bir araç sayesinde ambulansı aradım," şeklindeki yeminli beyanı zapta geçmiştir.Davacının Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine 16/04/2016 tarihinde trafik kazası açıklaması ile yatışının yapıldığı, Tibia üst uç kırığı tanısı ile ameliyat edildiği, 22/04/2016 tarihinde çıkışının yapıldığı epikriz raporundan anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Müşteki, tanık beyanı ve hazırlık evrakı bulunmamaktadır. Olaydan bir yıl sonra davacının C. Başsavcılığına yazılı müracaat ettiği, yaptığı araştırmada olay ile ilgili evraka ulaşamadığını beyan ettiği, ifadesinin alındığı ve evrakın daimi aramaya alındığı anlaşılmıştır.Sigorta Kanununun 14. maddesinde, davalı ...'nın sorumluluğu Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak sınırlı şekilde belirlenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde;"Motosiklet: (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.) Azami tasarım hızı 45 km/saatten ve/veya silindir kapasitesi 50 santimetreküpten fazla olan sepetli veya sepetsiz iki veya üç tekerlekli motorlu taşıtlar ve net motor gücü 15 kilovatı, net ağırlığı 400 kilogramı, yük taşımacılığında kullanılanlar için ise net ağırlığı 550 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlardır. Elektrik ile çalışanların net ağırlıklarının hesaplanmasında batarya ağırlıkları dikkate alınmaz. Bunlardan karoseri yük taşıyabilecek şekilde sandıklı veya özel biçimde yapılmış olan ve yolcu taşımalarında kullanılmayan üç tekerlekli motosikletlere yük motosikleti (triportör) denir.Bisiklet : (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.) Üzerinde bulunan insanın adale gücü ile pedal veya el ile tekerleği döndürülmek suretiyle hareket eden motorsuz taşıtlardır. Azami sürekli anma gücü 0,25 KW’ı geçmeyen, hızlandıkça gücü düşen ve hızı en fazla 25 km/saate ulaştıktan sonra veya pedal çevrilmeye ara verildikten hemen sonra gücü tamamen kesilen elektrikli bisikletler de bu sınıfa girer.Motorlu bisiklet (Moped): (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.) Azami hızı saatte 45 kilometreyi, içten yanmalı motorlu ise silindir hacmi 50 santimetreküpü, elektrik motorlu ise azami sürekli nominal güç çıkışı 4 kilovatı geçmeyen iki veya üç tekerlekli taşıtlar ile aynı özelliklere sahip net ağırlığı 350 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlardır. Elektrik ile çalışanların net ağırlıklarının hesaplanmasında batarya ağırlıkları dikkate alınmaz." olarak tanımlanmıştır. 2918 Sayılı Yasanın 103. maddesinde de “motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin” hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Esas No:2021/2357 Karar No:2021/9961) Somut uyuşmazlıkta, davacının yaya olarak bulunduğu otobüs durağında bir motosikletin çarptığı iddia edilmiş ve davalı ...'na, kazaya karışan aracın motorsiklet olup tescile tabi olup trafik sigortasının bulunmayışı nedeniyle husumet yöneltildiğinden, öncelikle motosikletin trafik sigortası yaptırması zorunlu olan motorlu araçlardan olup olmadığı, motor gücünün 50 cc nin üzerinde olduğu hususunun saptanması gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan tanımlara göre kazaya karışan aracın niteliği araştırılarak belirlenmeli, sonucuna göre davalı ...'nın tazminattan sorumlu olup olmadığı hususu değerlendirmelidir. Dosyaya ibraz edilen tüm belge ve bilgilere göre davacıya çarparak yaralanmasına yol açan aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu olan motor gücü 50 cc nin üzerinde motosiklet olduğu ispat edilememiş olduğundan davalı ... aleyhine açılan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:Davanın reddine, 1-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 427.60-TL karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 44,40-TL harç ile 617,05-TL tamamlama harcı toplamı 661,9 TL harçtan mahsubu ile bakiye234,3-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine2-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,3-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,4-) Gider avansından artan bakiyelerin karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 118,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/1593, K. 2020/4240, T. 01.06.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-1593-e-2020-4240-k-49b86f390dc8