Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/13515 E. 2011/411 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/13515
Karar No
2011/411
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1146 KARAR NO : 2025/187 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.10.2021 NUMARASI : 2021/40 Esas 2021/873 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 06.02.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.02.2025 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.10.2021 tarih 2021/40 Esas 2021/873 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 21.02.2019 tarihinde davacının maliki, dava dışı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı araca, davalı şirketin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'in maliki, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak ödeme yapılmayınca Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonunun 2019.E.40636 ve K-2019/76544 sayılı kararında davacının aracındaki hasar bedelinin KDV dahil 13.947,60 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak ıslah yapılmadığından başvurularının 100,00 TL hasar bedeli ve ekspertiz bedeli üzerinden kabul edildiğini, bakiye kısım için İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13515 E. sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından hasar dosyasından 2019.E40636 ve K.2019/76544 sayılı tahkim kararına istinaden davacı yana 100,00 TL maddi hasar tazminatı ödendiğini, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yerin fabrika sahası/ambar olduğunu, buranın karayolu olup olmadığının irdelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, trafik ve hasar uzmanı ile sigorta hesap uzmanı bilirkişilerden alınan rapora göre kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün 1. derecede etken hatalı davranış sergilediği, davacıya ait motosiklet sürücüsünün ise kural dışı hatalı tutum ve davranışının bulunmadığı, davacıya ait motosiklette meydana gelen hasarların bahse konu trafik kazası ile uyumlu olduğu, toplam hasar miktarının yedek parça, işçilik ve KDV dahil 28.402,60 TL olduğu, davacı aracının kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre 2. el piyasa rayiç değerinin 47.500,00 TL civarı olduğu, davacı aracının sovtaj değerinin 33.675,00 TL olduğu, ekonomik olmadığı, pert-total uygulaması gerektiği, gerçek hasar miktarının 47.500 - 33.675= 13.825,00 TL olduğu, davacının Sigorta Tahkim Komisyonuna müracaat ettiği ve 24.09.2019 tarih ve K-2019/76544 sayılı ilamında başvuru esas alınarak hasar tazminatı 100,00 TL'sının kabulüne hükmedildiği, davacının bu miktar dışında talep edilebilir zararının 13.825,00 TL - 100,00 TL = 13.725,00 TL olduğu, davacının Sigorta Tahkim Komisyonunca hükmedilen 100,00 TL mahsup edilmek suretiyle 13.847,60 TL, 788,74 TL işlemiş (yasal) faizi olmak üzere 14.636,34 TL'nin tahsili istemiyle icra takibi başlattığı, ancak bakiye hasar miktarının 13.725,00 TL olduğu, işlemiş faizin 949,78 TL olmak üzere 14.374,78 TL talep edebileceği yönünde görüş bildirildiği, raporun dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun olduğu geekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip talebindeki kayıt ve şartlarla devamına, alacak likit bulunduğundan asıl alacak tutarı olan 13.847,60 TL'nin %20'si oranında 2.769,52 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece maddi meselenin takdirinde hata yapıldığını, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, müvekkili şirkete beyan edilen hasar ile kazanın oluş şekli arasında uyumsuzluk bulunduğunu, müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarına istinaden yapılan ekspertiz incelemesinde, ihtarname gönderilmesine rağmen aracın gösterilmediği, kaza ile ilgili 155 polis ihbar hattına yapılan bir müracaat yapılmadığı, motosiklet kazasında yaralanmama ihtimalinin çok düşük olduğu, kaza yerinde bu yönde herhangi bir iz ve emareye rastlanılmadığı, yolun yapısı nedeniyle hız yapılmasının mümkün olmadığı yönünde tespitler yapıldığı, bu nedenlerle dosyanın araştırmaya alındığını ve talebin reddedildiğini, araçların anlaşma tutanağında bahsedilen güzergahlar içerisinde şehir içi hareketlerine rastlanılmadığını, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu kararına istinaden davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından icra dosyasına 1.839,79-TL dosya borcunun 08.10.2019 tarihinde ödendiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı kesinleşmiş olduğundan işbu davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, icra inkar tazminatı isteminin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere iskontosuz ve KDV dahil şekilde hesaplama yapılmasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun KTK'nın 85/1. ve Trafik Poliçesi Genel Şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, hükme esas alınan raporda; sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranının fahiş olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, dava tarihinden önce faiz işletilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle, davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin karşı aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur. (Yargıtay HGK 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. sayılı ilamları) İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, kaza ile hasarın uyumlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespit edildiği, bu tespitin kaza tespit tutanağı ile dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, davalının bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Eldeki dava açılmadan önce davacı tarafından hasar bedelinin tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava şeklinde 100,00 TL'nin tahsili için Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvuru sonucunda, davacının aracında oluşan hasar bedelinin KDV dahil 13.947,60 TL olduğu belirtilerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden tahsiline kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla, hakim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Yine, alacağın bir kısmı için dava açılabilir. Bir başka ifade ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşulu ile de ek dava açılması olanaklıdır. Ek dava ise, asıl dava kesinleştikten sonra ya da zamanaşımını kesmek gibi amaçlarla asıl dava kesinleşmeden önce açılabilmektedir. Somut olayda davacı, Sigorta Tahkim Komisyonunda açılan kısmi dava tutarını aşan miktar için başlatılan icra takibine davalı tarafın vaki itirazının iptalini talep etmiş olup, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının eldeki ek dava için kesin hüküm sonucu doğurması mümkün değildir. Kısmi davada hüküm altına alınmayan hasar bedeli yönünden davacının icra takibi yapması veya ek dava açması mümkündür. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 24.09.2019 tarihli 2019.E.40636 K-2019/76544 sayılı kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda, davacıya ait araçta KDV dahil 13.947,60 TL hasar meydana geldiği tespit edilmiş, davacı tarafça talep ıslah edilmediğinden, dava dilekçesinde belirtilen 100,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Eldeki davada ilk derece mahkemesince trafik bilirkişisi ile aktüerya bilirkişisinden alınan raporda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, kaza ile hasarın uyumlu olduğu, davacının aracında meydana gelen toplam hasar miktarının yedek parça ve işçilik olmak üzere KDV dahil 28.402,60 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin 47.500,00 TL olduğu, aracın sovtaj değerinin 33.675,00 TL olduğu, aracın pert total kabul edilmesi gerektiği, davacı aracında meydana gelen gerçek hasar miktarının 47.500,00 - 33.675,00 = 13.825,00 TL olduğu tespit edilmiş, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 945,92 TL'den peşin alınan 236,48TL'nin mahsubu ile bakiye 709,44 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/13515, K. 2011/411, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-13515-e-2011-411-k-fb605b163ca2