Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/127 E. 2020/196 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/127
Karar No
2020/196
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/666 KARAR NO : 2024/899 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2020 NUMARASI : 2019/127 E. - 2020/196 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali ile Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2020 tarih ve 2019/127 Esas - 2020/196 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." markasının Türkiye’de tüm sektörlerde tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin seri nitelikte "...+şekil", "...", "... ...", "...", "... ...", "...+şekil" markalarının bulunduğunu, müvekkillinin bu markalarını mesnet göstererek davalının 2017/103669 nolu ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa davalı yana ait markada yalnızca "..." harflerinin görüldüğünü, davalı şahsın müvekkili şirkete ait "..." markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla hareket ettiğini ve kötü niyetli olduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkiline ait markaların alt markası veya serisi olarak algılanacağını, davalı yanın eylemlerinin hem marka tecavüzü hem de haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, 2019-M-2138 sayılı YİDK kararının iptali ile davaya konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, iltibas tehlikesinin davacının "..." harfini yoğun ve uzun süre kullanarak maruf hâle getirmesi nedeniyle arttığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, YİDK'nın 2019-M-2138 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2017/103669 nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iltibas değerlendirmesinde markaların bütününün nazara alınması gerektiğini, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, itiraza mesnet markalarda farklı şekil unsuru ve renk kombinasyonlarının kullanıldığını, "..." markasının tanınmışlık iddiasının yeterli bilgi ve belgeyle desteklenmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şahsın 2017/103669 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 25. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin olduğu, başvurunun ilanına davacının "...", "... ..." ve "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddedildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın da YİDK'nın 18.03.2019 tarih, 2019-M-2138 sayılı kararıyla reddedildiği, YİDK kararının davacıya 20.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davanın da iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 29.03.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, istinaf edenin sıfatı ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru, beyaz zemin üzerine siyah standart harflerle yazılmış "..." ibareleri ile bu ibarenin altında daha küçük olarak yazılan "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markalar ise "...", "... ..." ve "..." ibarelidir. Görüldüğü üzere taraf markalarında yalnızca "..." harfi ortak olarak kullanılmıştır. Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarih ve 2018/1201 E.- 2019/6166 K. sayılı ilamında, "Dairemizin 2014/7476-14273, 2016/12589-2018/3987 ve 2017/2974- 2019/257 sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere, olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’nın 5, 7/1-a-c-d (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 4, 5/1-a-c-d) maddeleri uyarınca, alfabede sınırlı sayıda bulunan harflerin marka olarak tescili kimsenin tekeline bırakılamaz. Esasen tek başına soyut bir harften oluşan marka başvuruları, KHK’nın 7/1-a ve 5.maddeleri uyarınca ortalama tüketici kitlesinde marka algısı oluşturmayacak ve bu sebeple de mutlak tescil engeline tabi olacak işaretlerdendir. Bununla birlikte, 556 sayılı KHK’nın 7/son (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/2) maddesi uyarınca, tescilden önce yoğun kullanım ve tanıtım sonucu tek harfin ayırt edici kılınması ve marka olarak tescili mümkün olduğu gibi, yalın halde tescili mümkün olmayan harflerin bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte de marka olarak tescili mümkündür. Bu halde dahi, harf markalarının ayırt edicilik düzeyleri düşük olacağından, başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile marka olarak tescil ettirmeleri mümkündür." açıklamasına yer verilmiştir. O halde, davacının yukarıda anılan markaları ile dava konusu başvuru arasındaki benzerliğin "..." harfinden kaynaklandığı, harflerin ise kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına harflerin tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." harflerinin düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, buna göre başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da dava konusu başvuruda yer almadığı kanaatine varılmış ve 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı Kurumun istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalıların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 13/10/2020 gün ve 2019/127 Esas - 2020/196 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptali istemi yönünden davanın REDDİNE, 3-Marka hükümsüzlüğü istemi yönünden davanın KABULÜ ile; davalıya ait 2017/103669 nolu ve "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 44,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve hükümsüzlük davası yönünden Dairemizce bir istinaf incelemesi yapılmadığından ilk derece mahkemesi kararında hükmedilen 4.910,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 175,15-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 42,50-TL tebligat masrafından oluşan toplam 2.017,65-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.008,82-TL'ye, 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.097,62-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 52,40-TL tebligat ve posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 214,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde anılan davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 24/05/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/127, K. 2020/196, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-127-e-2020-196-k-0e79501ef43c