Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/121 E. 2021/1131 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/121
- Karar No
- 2021/1131
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/291 KARAR NO: 2025/599 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2021 NUMARASI: 2019/121E. - 2021/1131 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin faturadan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının kur farkına alınacağına dair dava dilekçesi ekinde yazılı delil sunmadığı, yine ticari defterlerinide sunmayarak ticari teamül olduğunu da ispatlayamadığı, bilirkişi incelemeleri sonrası sunulan fotokopilerin davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle iddianın genişletilmesi kapsamında kaldığı, yine fatura içeriklerinden ödemelerin çekler ile yapıldığı, anlaşılması nedeniyle kur farkı istenemeyeceğinden, davacı tarafçı kur farkı alacağı doğduğu ispatlanmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında kur farkı uygulanmasının teamül haline geldiğini, davalının sürekli olarak kur farkı faturalarını ödediğini, kök ve ek raporun hatalı olduğunu, icra takibinin dayanağı olan 3 adet faturanın kur farkına ilişkin olduğunu, teamül bulunmasına rağmen davalının bu faturaları BA formu ile bildirmediğini, kayıtlarına işlemediğini, 06.05.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan belgeler ile kur farkı alacağının teamül haline geldiğinin kanıtlandığını, ticari ilişkide sürekli şekilde çek keşide edildiğini, çeklere ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından kur farkı faturaları düzenlendiğini, bu faturaların davalı kayıtlarına alındığını, bu nedenle taralar arasında kur farkı uygulamasının teamül haline geldiğini, buna ilişkin delilerin sunulmasına rağmen bu hususun iddianın genişletilmesi yasağı içinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, 06.05.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan sözleşme ve faturalarda kur farkının davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının imza itirazında bulunduğu teklif formlarına istinaden düzenlenmiş olan faturaları kayıtlarına aldığını, bu teklif formlarının davalının çalışanları tarafından hazırlandığı ve imzalandığını, Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve belgelerin incelenmediğini, hiç bir delile raporda yer verilmediğini, müvekkilinin ticari defterlerinin ibraz edilmemesine ilişkin suç duyurusu belgelerinin dosyaya sunulduğunu, çekle ödeme yapılmasına rağmen müvekkilince daha önceki tarihlerde düzenlenen kur farkı faturalarının ödendiğinden bu faturaların da ödenmesi gerektiğini, ibraz edilen sözleşme suretlerinde kur farkı alacağının kabul edildiğini, Faturanın TL olarak düzenlenmesinin taraflar arasındaki ilişkininin USD üzerinden kurulduğu gerçeğini değiştirmediğini, davacının kötü niyetli olarak kur farkı faturalarını ticari defterlerine kayıt etmemesinin davalı lehine yorumlanamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin 03.02.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında, takip konusu faturalardan kaynaklı alacağın bulunup bulunmadığının uyuşmazlık konusu olduğu belirlenmiş ve bu oturumda taraflara delillerini sunmak için HMK'nın 140. maddesi uyarınca iki haftalık süre verilmiştir. Davacı vekili, taraflar arasında kur farkının varlığına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğunu belirterek, anılan süreden sonra 06.05.2020 tarihinde süresinden sonra bir kısım delil ve sözleşme örnekleri ile faturalar sunmuştur. İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davacı şirketin ticari defterlerin, şirket yetkilisinin kira ilişkisi nedeniyle yaşadığı sorunlar nedeniyle sunulamadığı ve buna ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Takip konusu alacağın üç adet kur farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Bu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve faturaların davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği kanıtlanamamıştır. Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/1227 Esas, 2019/1611 Karar sayılı emsal ilamında; "...Mahkemece, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine yönelik bir anlaşma veya fiili uygulama bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm Dairemizin 09/09/2015 gün 2015/1604 Es,2015/10786 Kar. Sayılı ilamı ile 'Dosyaya ibraz edilen satım konusu mallara ilişkin bazı faturaların bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bedellerinin öncelikle yabancı para cinsinden gösterildiği ve Vergi Usul Kanunu'ndaki zorunluluk nedeniyle Türk Lirası üzerinden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın bu faturalara itiraz ettiğine yönelik bir savunmasına rastlanılmamıştır. Bu durumda bedeli yabancı para olarak gösterilen faturalar yönünden akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun kabulü gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz..." gerekçesine yer verilmiştir. Davacı tarafından süresinden sonra sunulan bir kısım sözleşme tekliflerinde, USD cinsi satışlarda tahsilatın USD cinsinden yapılacağı belirtilmiş ise de, davalı vekilinin savunması ile davacının özellikle istinaf başvurusundaki beyanı ve 06.05.2021 tarihli dilekçesinde ödemelerin ileri tarihli çeklerle yapıldığı anlaşılmaktadır. Takip konusu faturaların alt kısmında da çekle ödeme yapıldığının yazıldığı görülmektedir. Çek bir ödeme aracı olup, çekin hem Türk Lirası hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. İlk derece mahkemesinin ret gerekçesi de ödemenin çekle yapılması olup, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Sunulan sözleşmelerde de ödemenin ileri tarihli TL çeklerle yapılması halinde kur farkı isteneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddinde karar verilmesinde sonuç itibariyle bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı). İlk derece mahkemesinin yerinde görülen bu kabulü karşısında davacı vekilinin diğer istinaf başvuru nedenleri de yerinde görülmediğinden, tüm istinaf başvuru nedenlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.04.2025