Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/503 E. 2020/198 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/503
Karar No
2020/198

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2166 KARAR NO : 2024/2105 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2020 NUMARASI : 2018/503 E. - 2020/198 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 22/12/2022 tarih ve 2021/86 Esas 2022/1645 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2024 tarih ve 2023/2046 Esas 2024/4887 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, 2018-M-8811 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin otomotiv sektörü başta olmak üzere, ilgili pek çok diğer sektörde de faaliyet gösteren, çok uluslu, tanınmış bir otomotiv üretim şirketi olduğunu, dünyanın pek çok yerinde tescilli birçok markasının bulunduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markalarındaki “..." ibaresinin “..." markasının kısaltması olduğunu, dava konusu "..." ibaresinin Sanskritçe bir kelime Türkçe'de "sihir, büyü, büyülü, sihirli" anlamına geldiğini, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının bulunmadığını, haksız rekabet iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu Mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının oluşmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı kullanım , gerçek hak sahipliği ve haksız rekabete dayalı iddiaların da kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibasa yola açacak derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkili marklarının esas unsuru olan "..." ibaresinin aynen dava konusu markada da yer aldığını, emtia benzerliğine ilişkin şartın da gerçekleştiğini, ayrıca müvekkili markalarının tanımış olduğunu, dava konusu başvurunun farklı sınıflarda dahi tescil edilmemesi gerektiğini, dava konusu başvurunun haksız rekabet teşkil ettiğini, dosya kapsamına sunulan delillerin dikkate alınmadan hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile dava konusu markanın kullanılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 22/12/2022 tarih ve 2021/86 Esas 2022/1645 sayılı kararı sayılı kararıyla, dava konusu 2017/24985 sayılı "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 9, 12, 25, 35 ve 37. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, sayılan mal ve hizmetler dışında başvuru kapsamında yer alan 38, 39 ve 42. hizmetler yönünden ise iltibas bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 11/06/2024 TARİH VE 2023/2046 ESAS 2024/4887 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, taraf vekillerinin temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamında özetle, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." asıl unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibari ile görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net aynısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içerisinde, davalının başvuru markasını gördüğünde, davacının itirazına mesnet ve dava dilekçesinde belirttiği tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbirleri ile bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısının da oluşmayacağı, hal böyle iken taraf marka işaretlerinin birbiri ile benzemediği dikkate alınarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşulunun gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacının temyiz isteminin reddine, davalılar vekillerinin temyiz isteminin kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, davacının itirazına mesnet marka işaretleri ile dava konusu başvuru arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebep olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 44,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 5-Davalı şirket tarafından temyiz aşamasında yapılan 179,90 TL temyiz yoluna başvurma harcı olarak yatırılan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 6-Davalı ... tarafından temyiz aşamasında yapılan 111,00 TL posta masrafı ve 179,90 TL temyiz yoluna başvurma harcı olarak yapılan 290,90-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0.TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 9-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/12/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/503, K. 2020/198, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-503-e-2020-198-k-6a8b5b75cba4