Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/448 E. 2020/229 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/448
Karar No
2020/229

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2584 Esas KARAR NO: 2024/227 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 01/10/2020 NUMARASI: 2018/448 E. - 2020/229 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "... " ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalının iltibas yaratacak şekilde "..." ibareli ürünler ürettiğini, bu hususa ilişkin davalıya ihtarname gönderildiğini, cevabi ihtarnamesinde davalının "..." ibareli markanın sahibinin Bulgaristan menşeili bir şirket olan ... Ltd. olduğunu, ürünlerin yurt dışındaki bu şirkete sipariş gelirse "... markasına uygun olarak üretildiğini, bu nedenle fikri hakların ihlal edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirttiğini, ülkesellik prensibi gereği müvekkilinin bu hakkına dayalı olarak ülke sınırları içinde üretim, satış, ithalat-ihracat vb. tüm hakları elinde bulundurduğunu, bu nedenle markası ile iltibas yaratacak bir ürünün üretimine, satışına, ithalatına ve ihracatına engel olma hakkına sahip olduğunu, davalı tarafın kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafından ürün ambalajında ağırlıklı olarak sarı ve mavi rengin kullanılmasının iltibası kuvvetlendirdiğini, davalının müvekkili ile aynı sektörde olması nedeniyle davacı markasından ve ambalajından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, müvekkili markasının zayıf marka olduğunun ileri sürülemeyeceğini, markaların bir bütün olarak benzer algılandığını, “...” ibaresinin davalı kullanımına ayırt edicilik katmadığını ve davalı tarafın "..." ibareli kullanımının müvekkilinin marka hukukundan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği gibi, müvekkilinin markasının haklı ün ve itibarından haksız faydalanılması anlamına geleceği için aynı zamanda müvekkili şirket aleyhine açık bir haksız rekabete de neden olduğunu iddia ederek, müvekkili şirketin "..." ibareli tescilli markalarından doğan hakları ihlal eden davalı eyleminin tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, haksız tecavüzün önlenmesini ve bu suretle tecavüzün giderilmesini, tecavüz oluşturan ürünler ile üretimlerinde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara el konulmasını, imhasını, SMK m.151/2 (a)’da belirtilen usule göre hesaplama yapılarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı yandan tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin ürettiği ürünlerin Bulgaristan menşeli ... Ltd. Şti.’ye ihraç edildiğini, söz konusu ürünlerin sadece ihraç edilen ülkede kullanılacağını, ürünlerin hiçbir zaman Türkiye içinde satılmadığını ve Türkiye için üretilmediğini, ... Ltd. Şti.’nin "..." markasını kendi ülkesinde tescil ettirdiğini, davacının tescilli markasını ülke dışına sadece kendisinin ihraç edebileceğine yönelik iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin davacının markası ile bire bir aynı olmayan bir ürünü davacının müşterisinin ve tescilinin bulunmadığı başka bir ülkeden gelen talebe göre üretim yaptırıp ihraç edebileceğini, aldatma, taklit, iğfal, karıştırma gibi kötü niyetli irade taşımadığını, davacının markası ile müvekkilinin ürettiği ürün arasında gerek şekil, renk, yazım şekli ve gerekse marka kullanımı bakımından benzerlik bulunmadığını, ".." ve "... " ibarelerinin genel isim olduğunu, genel manada böcek ilaçları için kullanılan tanıtım özellikleri içerdiğini, "..." şeklinde ifade edilen ve toksik madde şeklinde açılımı bulunan ibarenin, tüm Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak kullanılan ve kimyasal ürünlerin tamamında yer alan bir bildirim yazısı olduğunu, binlerle ifade edilen markalarda ... şeklinde ifade edilen kimyasal karışım olduğuna dair kısaltma kullanıldığını, kill ibaresinin öldürmek kökünden türediğini, bütün dünyada böcek ilaçlarında mutlaka kullanıldığını ve davacının, markasını tescil ettirdiği şekli ile kullanmadığını ve davacı tarafın yurtdışına satışlar dahil tam ve tek hak sahibi olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "1-Davacının davasının kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli "..." ibareli marka haklarından tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, bu meyanda davalıya ait "..." ibaresi veya benzer şekilde "... " ibaresi taşıyan ürünler ile münhasırın bu ürünlerin üretiimnde kullanılan ambalaj baskı kalıplara el konularak imhasına,Toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birilkte, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair tazminat talebinin reddine,2-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıdan alınarak ülke çapında günlük yayınlanan bir gazete ile ilamına, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca ... ibareli tescilli markalarından doğan hakların ihlalinin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile 5.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminat talep ve dava edildiğini, yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, tecavüzün tespitinin önlenmesi durdurulması ile birlikte maddi tazminat taleplerini tümden ve manevi tazminat taleplerini ise kısmen reddine karar verildiğini, her talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat bedelinin adalete uygunluk teşkil etmediğini, istinaf talebinin kabulü ile davanın kısmen reddine ilişkin hükmün ve vekalet ücretine ilişkin hükmün kaldırılarak her bir talebin kabulü için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilerek davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu edilen "..." ibareli markanın Bulgaristan kökenli "... Ltd." tarafından üretimi talep edilen bir ürün olduğunu, ürünün sadece Bulgaristan'a ihraç edildiğini, davacının markasını taklit iradesini taşımadığını, markaların benzer olduğu iddialarının yerinde olmadığını, müşterileri iğfal kabiliyeti olmadığını kararının bozulması gerektiğini, bilirkişilerin sadece "davacı tarafın sunduğu görseller ve ekler" üzerinden denetleme ve görüş beyan ettiklerini, bu durumun, açıkça eksik inceleme ile rapor düzenlendiğinin ispatı olduğunu, internet üzerindeki görsellerle inceleme yapılmaya çalışılmasının bozmayı gerektirdiğini, çünkü davaya konu ürünlerin "... Ltd." tarafından üretimi talep edilen bir ürün olduğunu, ürünün "..." ibareli tescilli bir marka olduğunu, bilirkişi raporu içerisinde Bulgaristanda ki markalaşma ile ilgili tek bir cümle dahi geçmediğini, bilirkişi incelemesindeki mali raporda müvekkil şirketin Bulgaristan'a yaptığı tüm ihraç faturalarının celbi ile buradaki tüm satışların sanki davaya konu markalı sinek ilacı imiş gibi tespitler yapıldığını, oysa ki müvekkil şirket yaptığı ihraçların çok küçük bir kısmı sinek ilacı şekline olduğunu, bilirkişiler tarafından yapılan incelemede farklı bir dosya içindeki Davacı taraf ile max kimya...Ltd.şti. arasındaki belgeler ve numuneler incelenerek rapor düzenlendiğini, izah edilen sebeplerle, eksik belge incelemesi neticesinde ortaya çıkan rapora itibar edilerek karar verilmesinin açıkça hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın istinafen incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, markaya hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması önlenmesi ile maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Türk Patent ve Marka Kurumunun kayıtlarına göre, ... sayılı "..." ibareli markanın, 05. Sınıfta 18/01/1998 tarihinden itibaren, ... sayılı "...+Şekil" ibareli markanın 05. sınıfta 20/04/1999 tarihinden itibaren, ... sayılı aynı ibareli ve 35. Sınıfta tescilli markanın 03/08/2012 tarihinden itibaren, ... sayılı "..." ibareli markanın 05. Sınıfta 16/04/2013 tarihinden itibaren ... sayılı "...+Şekil" ibareli markanın, 03, 05 ve 35. Sınıflarda 19/01/2018 tarihinden itibaren davacı adına kayıtlı olduğu, davalı adına kayıtlı marka bulunmadığı görülmektedir. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. TTK’nın 55/1-a-4 bendi “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda, davalı ürününde davacının şekil markalarına benzer renklerin kullanıldığını, "... " ibaresine vurgulayıcı biçimde yer verildiğini, olağan alıcıları nezdinde iltibasın gündeme gelebileceğini, “...” ibaresinin iltibası bertaraf etmeye yetecek ayırt edicilikte olmadığını marka ihlali oluşturduğunu belirtilmiştir. Ek raporda aynı kanaat tekrarlanmıştır. Dosya kapsamına göre , davacı şirketin 1998 yılından itibaren "..." esas unsurlu adına kayıtlı markaları 05. Sınıfta (zararlı bitki, hayvan ve mantarları imha edici maddeler) kullandığı, davalının ürettiği aynı emtia grubuna dahil ürünler üzerinde ... markasını kullandığı, bu kullanımda davacının ... markasının asli unsurlarının aynen kullanıldığı, görsel ve işitsel yönden benzer olduğu, ... esas unsuru aynen kullanarak önüne ... ibaresinin getirilmesinin ve tali unsurlardaki farkların ayırt edicilik kazandırmadığı, davacı markasının serisi izlenimi yarattığı, markaların benzer olduğu, kullanıldığı emtia grubunun aynı olduğu, davalı ürün ambalajlarında davacının ambalaj şekil markalarına benzer sarı ve mavi renklerin ve ambalaj formunun kullanılarak ambalaj üzerinde aynı benzer marka ile benzer unsurlar kullanılması sebebi ile ortalama tüketici kitlesi üzerinde, iltibas tehlikesi yarattığı anlaşılmakla, davalının bu eyleminin davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, manevi tazminat taleplerinin tümüyle kabulü gerektiğini, davalı vekilinin ise hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürdükleri anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, tarafların ticari defter ve kayıtlarında ürün bazlı bir ayrıma gidilmeden bütüncül kayıt yapıldığı, bu nedenle davalının stok ve gelir kalemleri üzerinden yoksun kalınan kazanç hesaplamasının yapılamadığı, mahkemece TBK 50 ve 51 maddeleri uyarınca davacı yararına 5.000,00 TL maddi tazminat ile, davalının eylemi, davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden ihlalin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumları ve manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda tespiti yapılan işlem hacmi ve miktarı, somut olayın özelliği, ihlalin varlığı ve boyutu dikkate alınarak taktir edilen maddi ve manevi tazminat miktarı dosya kapsamına uygun görülmüş, aksi yöndeki taraf istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf istemine gelince; eldeki davada birden fazla talep tek bir davada ileri sürüldüğünden davaların yığılması söz konusu olup, markaya tecavüz, maddi tazminat ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hüküm altına alındığı halde maddi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi yerinde olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 3-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/448 Esas, 2020/229 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Aşağıdaki Şekilde Yeniden Hüküm Kurulmasına,4-Davanın KISMEN KABULÜNE, -Davalının markasal kullanımlarının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, tecavüz teşkil eden "..." ibareli ürünler ile münhasıran bunların üretiminde kullanılan kalıplara el konularak imhasına, -Maddi tazminat talebinin kabulü ile, 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, -Hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin günlük yayınlanan bir gazede ile ilanına, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 427,60 TL, maddi ve manevi tazminat davaları yönünden ayrı ayrı 427,60 TL olmak üzere toplam 1.282,80 TL harçtan, peşin alınan 597,72 TL'nin mahsubu ile eksik alınan 685,08 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 597,72 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 270,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4,409,22 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 3.615,56 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1)-(2). maddesine göre maddi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.ve 13/(2). maddelerine göre manevi tazminat talebi yönünden 5.000,00 nispi TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/1-2 ve 13/(2) maddelerine göre red edilen manevi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması greken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 171,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvuru harcı, 22,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 170,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6/e-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/448, K. 2020/229, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-448-e-2020-229-k-2a3f26b224fe