Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1113 E. 2021/760 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1113
- Karar No
- 2021/760
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/2258 KARAR NO:2025/541 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:23/09/2021 NUMARASI:2018/1113 E. - 2021/760 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalılardan .... AŞ yönünden dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalılardan ... yönünden açılan davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının ... Şubesince, dava dışı kredi borçlusu ... ile kredi çerçeve sözleşmeleri imzalandığını, kredi kullandırıldığını, davalıların da işbu kredi sözleşmelerini, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davalıların kredi hesaplarının kat edildiğine dair ihtarnameyi tebliğ almış olmalarına rağmen borcu ödemediklerini, bu nedenle, alacağın tahsili için... sayılı dosyası ile haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle;1 yıl içerisinde davalı banka tarafından itirazın iptali davası açılmadığından ve dolayısıyla takip talebi yasal sürelerin geçmesi sebebiyle düşmüş olduğundan huzurdaki davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, 30.09.2014 tarihinde evli olan ve eş rızası bulunmayan müvekkilinin müteselsil kefilliğinin geçerli olmadığını, diğer davalı şirketin de ortağı olan ve ...'in kredi sözleşmesinde kefil olarak görünen müvekkilinin bu borçla ilgili kefillik iradesi bulunmadığını, diğer davalı şirketin de ortağı olan müvekkili ...'in şu an aralarında husumet bulunan davalı şirket ortağı olan kardeşlerinden ...ve ...'in kendisinin ...şirketinin yönetim kurulunda olması nedeniyle 2009 yılında kullanılan ve kapatılan kredi ile ilgili imza eksikliği olduğunu, bu nedenle bankadan yeni kredi almak için bu eksikliğin tamamlanması gerektiğini ve genel kredi sözleşmesine şirket ortaklarının izin vermesi gerektiğini belirterek müvekkilinin kefil olma iradesi olmamasına rağmen davalıyı davacı bankanın ... Şubesine götürerek dava konusu edilen kefillik yazısının altına imza attırdıklarını, kefil olarak görünen müvekkilinin kefillik yazısının yanında yer alan "30.09.2014" tarihli yazının müvekkiline ait olmadığını, bu durumun tarihin üzerinde diğer kefillerde olduğu gibi müvekkilinin parafının bulunmamasından da açıkça anlaşıldığını, davacı bankanın alacağının ipotek ile teminat altına alındığını, ayrıca davacı banka tarafından asıl borçlu hakkında ipoteğe dayalı olarak ... sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, bu taşınmazların satışı ile bankanın 586.225,68 TL'lik alacağının fazlasıyla karşılanacağını, fahiş miktardaki faiz talebini de kabul etmediklerini savunarak, davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı... AŞ vekili, savunmasında özetle; hak düşürücü süreden sonra dava açıldığını, müvekkili şirketin yetkilisi olan ...'in, takip dayanağı kredi sözleşmesinin imzalanması bakımından iradesinin olmadığını, yanıltılarak sözleşmeyi imzaladığını, faizin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, İİK 67 mad.dayalı olarak davalıların hakkındaki icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Davalı taraf, ...sayılı takip dosyasında 954.289,30-TL toplam alacağın asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek % 72 temerrüt faizi ile birlikte tahsili istemli ilamsız icra takibi yaptığı ve fakat davalıların İİK 66 Mad.uyarınca itiraz ederek takibi durdurduğu saptanmıştır. Ayrıca itirazın iptali davasında İİK 67 mad.belirtilen ve hak düşürücü nitelikte olan 1 yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur.Taraflarca gösterilen delliller toplanmış, genel kredi sözleşmesinin aslı mahkememiz kasasına alınmış,davalı ... 'in kefillik imzasının yanındaki tarihe ilişkin itirazı olduğundan davalı ıslak imza ve rakam örnekleri alınmış, karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırabilmek için kurum ve kuruluşlardan emsal imza ve rakam örnekleri toplanmış ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi dosyaya sunduğu 02/04/2021 tarihli raporda "İnceleme konusu sözleşmedeki 30.09.2014 rakam yazısı ile ...'in karşılaştırma belgelerindeki rakam el yazıları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından benzerlik noktasında bir ilişki bulunmaması nedeni ile, ... Bankasına ait 30.09.2014 tarihli,.. müşteri nolu, 2.000.000 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesinin 7. sayfasındaki kişinin imzasını içeren el yazısı kısmındaki “30.09.2014” rakam yazısının, karşılaştırma belgesindeki elyazılarına kıyasla, ...'in eli ürünü olmadığı " görüşü bildirilmiştir.Davalı ... A.Ş. Tarafından 14/08/2020 tarihli beyan dilekçesi ile takip dosyasındaki itirazlarından feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini beyan etmişlerdir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, itirazın iptali davası olup davalı ....A.Ş. Yönünden icra takip dosyasındaki itirazlarından feragat ettiklerinden dava bu davalı yönünden konusuz kalmış olup hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş, davalı ... yönünden ise davalının kefillik imzası yanında bulunan kefalet tarihine ilişkin itirazı olduğundan ve bu yönde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda kredi çerçeve sözleşmesinin 7.sayfasında kefillik imzası bölümündeki " 30/09/2014 " tarihinin davalının el ürünü olmadığı tespit edilmiş olduğundan TBK 583 mad.kapsamında kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefalet tarihinin kefilin el yazısı ile yazılması şekil şartı olup somut olayda kefalet tarihi davalının el ürünü olmayıp kefalet sözleşmesi geçersiz olup davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ayrıca davacı bankanın kötüniyeti ispatlanamamış olup şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davalılardan .... AŞ yönünden dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalılardan ... yönünden açılan davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının davalı .... AŞ yönünden usul ve yasaya uygun olduğunu, bu davalı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğini, karara bu yönüyle herhangi bir itirazları olmadığını, ancak davalı ... yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kararın bu kısmının kaldırılması gerektiğini, mahkemece şekilci bir yaklaşım sergilendiğini, iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı davranışın korunması anlamına geldiğini, bilirkişi incelemesinin eksik yapıldığını, hakikatin ortaya çıkarılabilmesi için bahse konu sözleşmede yer alan ve davalı ...'e atfedilen yazı ve imzalarının tümünün bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiğini, kredi sözleşmesinin banka personeli nezaretinde imza edildiğini, bu nedenle imza ve yazıların davalı ... eli ürünü olduğunu, davalı tarafça cevap dilekeçsinde ...'e atfedilen imzanın kendisinin eli ürünü olduğunu kabul ettiğini, sözleşmedeki imza ve yazının davalı ... eli ürünü olmasının davalının kefil olma iradesinin gösterdiğini, "30.09.2014" yazısının eli ürünü olmamasının müvekkiline karşı hileli bir davranışın ağır, yoğun ve ustaca bir şekilde sergilendiğinin ve hileli davranışlarla müvekkilinin yanılgıya düşürülerek menfaat temin edildiğinin göstergesi olduğunu, "30.09.2014" tarih yazısının eli ürünü olmaması ancak bu yazıyı kapatacak şekilde imza atılmış olmasının kefilin sözleşmenin imzası esnasında dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kanıtlanmış olduğunu, kefalet sözleşmesinin el yazısı ile doldurup imzalayıp tarihin bir başkası tarafından atılmasına müsaade etmek ve sonrasında bu durumu sorumluluklarından kurtulmak için kullanmanın açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, bankanın görevlilerini hileli davranışlarla aldatarak menfaat elde edildiğinden kefiller ve dava dışı diğer şirket yetkilisi ... tarafından, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j maddesin gereğince banka ve diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalılardan .... AŞ yönünden dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme kararının davalı .... AŞ yönünden usul ve yasaya uygun olduğunu, bu davalı yönünden karar herhangi bir itirazları olmadığını, ancak davalı ... yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş olup istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 586.225,68 TL asıl alacak, 349.377,49 TL temerrüt faizi, 17.468,87 TL %5 BSMV, 817,26 TL masraf, 400,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 954.289,30 TL alacak yönünden 24.07.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalılarca 02.08.2017 tarihinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın davacı vekiline 19.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.TBK'nın 583.maddesinde"Kefaletsözleşmesi,yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır" hükmü yer almaktadır. Anılan maddeye göre kefalet sözlesmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözlesmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi gerekmektedir. Alınan bilirkişi raporunda; inceleme konusu sözleşmedeki 30.09.2014 rakam yazısı ile ...'in karşılaştırma belgelerindeki rakam el yazıları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından benzerlik noktasında bir ilişki bulunmaması nedeni ile Halk Bankasına ait 30.09.2014 tarihli, ... müşteri nolu, 2.000.000 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesinin 7. sayfasındaki kişinin imzasını içeren el yazısı kısmındaki ''30.09.2014'' rakam yazısının, karşılaştırma belgesindeki elyazılarına kıyasla, ...'in eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili eldeki dava dosyasında, ... sayılı dosyasına davalılarca yapılan itirazın iptalini talep etmiş, mahkemece istinafa konu eldeki karar verilmiş, davacı vekilince verilen bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dosya Dairemizde istinaf incelemesi için bulunduğu sırada davalı ... vekilince sunulan 15.02.2023 tarihli dilekçede, davacı vekilinin icra dosyasından 12.04.2022 tarihinde vazgeçtiğini bildirmiştir.Bunun üzerine bu durum ilgili icra müdürlüğüne sorulmuş, ... sayılı ve 03.03.2023 tarihli yazısında; 12.04.2022 tarihinde davacı-alacaklı vekilinin takipten vazgeçme talebi üzerine dosyanın vazgeçme/feragat nedeniyle kapatılarak dosyadaki hacizlerin kaldırıldığı, vazgeçme talebinin haricen tahsile dayalı olup olmadığının beyanda yer almadığı bildirilmiştir. İcra müdürlüğü yazısının ekinde yer alan alacaklı vekilinin beyanınında, dosya kapsamında yürütülen takipten vazgeçtikleri belirtilmiştir.Dairemizce, davacı vekilinin icra takibinden vazgeçme sebebinin belirtilmemesi sebebiyle bu durumun açıklığa kavuşturulması, davanın açıldığı andaki tarafların haklılık durumlarının belirlenmesi bakımından önemli olduğundan, taraflardan izahat alınması için incelemenin duruşmalı yapılması gerektiği kanaatine varılmış ve duruşma günü verilerek taraflar duruşmaya davet edilmiştir. 26.03.2025 tarihli duruşmada, davacı vekili '' Biz takip konusu alacağımızı davalı... AŞ'den haricen tahsil ettik. Bizim ...'den yargılama gideri avukatlık ücreti ile ilgili talebimiz kalmadı. Kendi aramızda anlaştık. Harici tahsil nedeniyle icra takibinden vazgeçtik takip dosyası ortadan kalktı.'' şeklinde; davalı ... vekili ise '' Tarafımızdan yapılmış ödeme söz konusu değildir. Bu konuda yazılı beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Son dilekçemin tekrarı müvekkil bakımından kefaret sözleşmesi geçersiz olup dava tarihi itibariyle davalının haksız olduğunu, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini ve müvekkili lehine avukatlık ücretinin hüküm altına alınmasını talep ederim. İstinaf aşaması için de avukatlık ücreti talep ediyorum.'' şeklinde beyanda bulundukları görülmüştür.Dosya kapsamı ve taraf beyanlarına göre davacı tarafından diğer davalı ve müteselsil kefil... AŞ'den yapılan tahsilat sebebiyle icra takibinden vazgeçildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesi kararı istinaf edildikten sonra dosya istinaf incelemesi için Dairemizde bulunduğu sırada davacının icra dosyasından vazgeçmesi sebebiyle dava konusuz kalmıştır. Bu nedenle, davacı vekilinin kararı istinaf ettiği davalı ... yönünden ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte istinaf aşamasında, davanın davalı ... yönünden de konusuz kalması sebebiyle bu konuda bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin davalı ... hakkında verdiği istinafa konu kararın kaldırılmasına, bu davalı bakımından Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir.HMK'nın 331. maddesinde esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri başlığı ile ilk fıkrada, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği belirtilmiştir. Somut olayda, gerek bilirkişi raporu gerekse ödemenin davalı ... tarafından değil diğer davalı tarafından yapılmış olduğu nazara alındığında dava tarihi itibariyle davalı ...'in haklı olduğu anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan alınmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte istinaf incelemesi sırasında davanın davalı ... yönünden konusuz kalması sebebiyle ilk derece mahkemesinin davalı ... hakkında verdiği istinafa konu kararın kaldırılmasına, bu davalı bakımından Dairemizce, Dairemizce karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.Diğer davalı... AŞ hakkında ilk derece mahkemesinin 2018/1113 Esas, 2021/760 Karar sayılı ve 23.09.2021 tarihli hükmü istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden, bu davalı şirket hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;A-Davalı ... AŞ hakkında ilk derece mahkemesinin 2018/1113 Esas, 2021/760 Karar sayılı 23.09.2021 tarihli hükmü istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden, bu davalı şirket hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,B-Davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte istinaf aşamasında, hakkındaki hüküm istinaf edilen davalı ... yönünden de dava konusuz kaldığından bu konuda bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin davalı... hakkında verdiği istinafa konu kararın kaldırılmasına, bu davalı bakımından Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı ... hakkındaki dava konusuz kaldığından bu davalı aleyhindeki davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalı ...'in dava tarihi itibariyle davadaki haklılık durumu itibariyle harçtan sorumlu olmadığı, ilk derece mahkemesince harcın kesinleşen kararla karara bağlandığı anlaşılmakla, harç konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından, davalı ... ile ilgili olarak yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 331.maddesi uyarınca davanın açıldığı andaki haklılık durumu dikkate alınarak, işbu hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 145.600,50 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'e verilmesine,5-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, davacıya iadesine,b- Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-İstinaf incelemesinde bir duruşma icra edildiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 16.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'e verilmesine,6-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine 7-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2025