Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/679 E. 2018/3119 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/679
- Karar No
- 2018/3119
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/319 KARAR NO: 2024/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/11/2019 NUMARASI: 2017/492 Esas - 2019/1159 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı ... Tic. A.Ş. tarafından dava dışı ... Limited Şirketi aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyasından borçlu ile hiçbir ilgisi organik bağı olmamasına rağmen davacı şirket adresinde davalı tarafından haksız hukuka aykırı 09.03.2017 tarihinde haciz gerçekleştirildiğini, 09.03.2017 tarihli haciz esnasında davacı tarafça istihkak iddiasında bulunulduğunu, yapılan haciz işlemi tamamen hukuka hakkaniyete aykırı olması nedeni ile davacı İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2017/679 Esas Sayılı dosyası ile istihkak davası açtığını, davacı tarafından istihkak iddiasında bulunulmasına rağmen davalı tarafça 03/05/2017 tarihinde yeniden hacze gelindiğini, müvekkilinin büyük bir farma olduğunu, ticari itibarının ciddi anlamda sarsıldığını, bu sebeple ticari itibarının daha da sarsılmaması zarara uğramaması amacı ile davacı 03.05.2017 tarihinde haciz ve muhafaza baskısı altında hiçbir ilgisinin bağının borcunun bulunmamasına rağmen haciz esnasında 10.000,00-TL nin davalı tarafından bildirilen hesaba yatırıldığını ve 03/05/2017 tanzim 01.06.2017 ödeme tarihli 29.874,00 TL senet vermek zorunda kaldığını, ayrıca İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası 02/05/2017 tarihli kapak hesabı 29.708,70-TL iken 03.05.2017 tarihinde dosyaya istinaden haciz baskısı altında davacıdan 29.874 00-TL senet 10.000,00-TL nakit olmak üzere toplam 39.874,00 TL alındığını, davacı haksız haciz baskısı altında alınan fazla bedel neye göre, ne için alındığının anlaşılmadığını beyan etmşi, dilekçesinde vs açıklamalarda bulunarak sonuç olarak; 03.05.2017 Tanzim 01/06/2017 ödeme tarihli 29.874,00-TL senetten dolayı başlatılan takibin durdurulmasına, davacıların, davalı şirkete 03.05.2017 tanzim 01.06.2017 ödeme tarihli 29.874,00-TL tutarlı senet yönünden borçlu olmadığının tespitine, davacı 03.05.2017 tarihinde haciz baskısı nedeni ile borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 10.000,00-TL tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile yapılan ödemenin istirdadına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "...Davalı şirketin alacaklı sıfatında bulunduğu ... Ltd. Şti. 'nin borçlu olduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... E. olmak üzere iki icra dosyası bulunduğunu, tarafınca İstanbul .... İcra Müdürlüğümün ... E. sayılı dosyasından alınan talimatta Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Tal. Sayılı dosyasından borçlu ... Ltd. Şti. 09.03.2017 tarihinde haciz işlemi için gidildiğini, öncelikli olarak dava dilekçesinde yer alan davacı ile takip borcu arasında hiçbir bağ bulunmadığı yönündeki beyan ve iddiaları kabul etmediklerini, anılan icra dosyalarına ilişkin davacılar tarafından, tarafınca, borçlu ... Ltd. Şti.'nin icra dosyaları borcuna yönelik anlaşılarak protokol yapıldığını, bu protokol uyarınca bir adet 01.06.2017 vade tarihti 29.847,00-TL bedelli senet verildiğini ve 10.000,00-TL lik de ödeme yapıldığını, tarafınca yapılan ödemeye ilişkin dekontu sunduklarını, tarafınca yapılan 10.000,-TL lik ödemenin 6.000,00-TL si borçlu ... Ltd. Şti’nin ... E. Sayılı dosyasına sayılarak ilgili icra dosyası infaz edildiğini, geri kalan 4.000,-TL lik ödeme ise borçlu ... Ltd. Şti’nin ... E. Sayılı dosyasına mahsup edildiğini beyan etmiş, neticeten; Davanın ve davacıların tüm taleplerinin Reddine, lehine tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini..." talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Haciz adresi olan ... Mah. ... sok. No:... Kadıköy/İstanbul adresinin borçlu dava dışı şirketin Ticaret Sicil eski adresi olduğu, borçlu dava dışı şirketin tasfiye halinde olduğu, davacı şirketin 03.02.2015 tarihi itibari ile borçlu şirket ile aynı adreste faaliyete başladığı, borçlu dava dışı şirketin eski kurucusu ve ortağı olan ...' in hisselerini 03.12.2015 tarihinde devrettiği ve davacı şirkete ortak olduğu, ancak davacı şirketin bu tarihten aylar önce 03.02.2015 tarihinde aynı adreste faaliyete başladığı ve firma sorumlusu olarak dava dışı borçlu şirket yetkilisi ...’in Vergi Dairesi kayıtlarında gözüktüğü, yine hisse devir tarihinin borcun doğum tarihine çok yakın olduğu, her iki şirketin faaliyet konularının benzer olduğu görüldüğünden, davacı yanın davalı yana protokol babında vermiş olduğu 03.05.2017 tanzim 01.05.2017 ödeme tarihli 29.874,00 TL tutarlı senetten dolayı borçlu olduğu kanaatine varılarak davacının davasının reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... Tic. A.Ş. tarafından dava dışı ... Ltd. Şti aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından icra takibine geçilmiş, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasından borçlu ile hiçbir ilgisi organik bağı olmamasına rağmen müvekkil davacı şirket adresinde davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak 09.03.2017 tarihinde haciz gerçekleştirildiğini, 09.03.2017 tarihli haciz esnasında istihkak iddiasında bulunulmuş, yapılan haciz işlemi tamamen hukuka ve hakkaniyete aykırı olması nedeni ile İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/679 E. sayılı dosyasında istihkak davası açılmış, istihkak iddiasında bulunmamıza rağmen davalı tarafça 03/05/2017 tarihinde yeniden hacze gelinmiş olup, müvekkil firmanın büyük bir firma olması nedeniyle ticari itibarı ciddi anlamda sarsıldığını, ticari itibarının daha da sarsılmaması ve daha da fazla zarara uğramaması amacı ile 03.05.2017 tarihinde haciz ve muhafaza baskısı altında hiçbir ilgisinin bağının borcunun bulunmamasına rağmen haciz esnasında 10.000-TL. davalı tarafından bildirilen hesaba yatırılmış ve 03/05/2017 tanzim 01.06.2017 ödeme tarihli 29.874- TL senet vermek zorunda kalındığını, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası 02/05/2017 tarihli kapak hesabı 29.708,70-TL iken 03.05.2017 tarihinde dosyaya istinaden haciz baskısı altında taraftan 29.874-TL. tutarlı senet 10.000,00-TL nakit olmak üzere toplam 39.874- TL alınmış olup, haksız haciz baskısı altında alınan fazla bedelin neye göre, ne için alındığının da izahı yoktur. Neticeten, 03.05.2017 Tanzim 01/06/2017 ödeme tarihli 29.874-TL senetten dolayı başlatılan takibin durdurulmasına, müvekkil-davacının, davalı şirkete 03.05.2017 tanzim 01.06.2017 ödeme tarihli 29.874-TL tutarlı senet yönünden borçlu olmadığının tespitine, 03.05.2017 tarihinde haciz baskısı altında borçlu olmadığımız halde ödemek zorunda kalınan 10.000,00-TL tutarın istirdadına karar verilmesi amacıyla huzurda dava ikame etmek zorunda kaldığını, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/679 E. sayılı dosyasında tesis edilen istihkak davanın reddine dair karar İstanbul B.A.M. 21. Hukuk Dairesi'nin 2018/2177 E.- 2018/3119K. sayılı dosya kararı ile kaldırılmış ve istihkak davasının kabulüne dair kesin mahiyette karar tesis edildiğini, böyle bir kesin hüküm sonrası nasıl olur da kesin hüküm dikkate alınmaksızın tam da aleyhine bir kabul ile karar tesis edilebildiğini, huzurdaki davada hükme esas alınan 31.07.2019 tarihli bilirkişi raporunun kabulü mümkün olmadığını, anlaşılacağı üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile haklılığımız ortaya çıkmasına rağmen bilirkişinin, mahkeme yerine geçerek ve kesin hüküm ile tespit edilen hususlarda mahkeme kararına aykırı çıkarımlarda bulunarak müvekkilin borçlu olduğunun kabulü gerekeceği görüşünü beyan etmesi mevzuata hukuka-hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı haksız ve kötü niyetli olup davacı müvekkillerin davalı şirkete kesinlikle borçlu olmadığını, müvekkillerin sadece (borçla bir bağının-ilgisinin olmadığı sabit iken) haciz baskısı altında 01.06.2017 vade tarihli 29.874- TL tutarlı senet ile 10.000- TL. para vermek zorunda kaldığını, ikame edilen dava haklı bir dava olduğunu, BAM 21. Hukuk Dairesi kararını dikkate almaksızın ve kesin hükme aykırı görüşler barındıran bilirkişi raporuna dayalı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının hukuka uyarlı olması ise mümkün olmadığını, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmak suretiyle hukuka kesinlikle aykırı mahkeme kararının öncelikle icrasının tehirine ve nihayet kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE :Dava, takip borçlusu olmayan üçüncü kişi tarafından haciz baskısı altında ödendiği iddia edilen paranın iadesi ve keşide edilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık, takip borçlusu olmayan davacının, haciz sırasında takip alacaklısı davalıya yaptığı ödemeyi davalıdan talep edip edemeyeceği ve keşide ederek davalıya teslim ettiği bono nedeniyle menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Takip dosyasında borçlu olmadığı halde haciz baskısı altında borcu ödeyen 3. şahısların durumu İİK'nın 72. maddesi kapsamında değerlendirilemeyecek olup, 6098 sayılı TBK'nın 77/1. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekir. Anılan maddede, haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşenin, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Davacının takip borçlusu olmadığı halde takip alacaklısı davalıya ödeme yaptığı ve bono düzenleyerek teslim ettiği ihtilafsız olduğuna ve ödemenin ve bono düzenlemenin muhafaza baskısıyla yapılmak zorunda kalındığı ileri sürüldüğüne göre, davacının ödemeyi yaptığı takip alacaklısı davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda talepte bulunabilir. Zira, davacının haksız yere ödeme yaptığının saptanması halinde, takip borçlusunun sebepsiz zenginleşmiş olacağı açık olduğu gibi takip alacaklısının da mal varlığında sebepsiz bir artış meydana geleceği şüphesizdir. Nitekim üçüncü şahıs konumunda olan davacının yaptığı ödeme ile dava dışı takip borçlusu borcundan kurtulmuş olmakla birlikte aynı anda alacağını takip borçlusu olmayan üçüncü bir şahıstan tahsil etmiş olan takip alacaklısı da, alacağını haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi yapan üçüncü şahsın mal varlığından zenginleşmiş sayılmalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/2448-4038 E-K sayılı 13.10.2020 tarihli kararı)Takip borçlusu ile borcu ödeyen üçüncü şahıs arasında organik bağ bulunup bulunmadığı ve ödemenin haciz baskısı gibi tazyik altında yahut serbest irade ile yapılıp yapılmadığı hususlarının net bir biçimde aydınlatılması gerekmektedir. (Emsal Yargıtay 11. H.D'nin 04/03/2010 tarih ve 2008/6613 E-2010/2420 K., Yargıtay 19. H.D'nin 22/10/2015 tarih ve 2015/943 E-13382 K. Sayılı kararları) Davalı alacaklı tarafından, dava dışı borçlu ... Ltd.Şti.'ne karşı İstanbul .... İcra Müdürülüğünün ... Esas dosyası ile yaptığı icra takibinde, takip borçlusu olmayan davacı şirketin adresinde 09.03.2017 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, haciz sırasında davacı şirket yetkilisinin istihkak iddiasında bulunduğu, haciz işleminin yapılarak takip alacaklısı davalı tarafından istihkak iddiasına itiraz edildiği, istihkak iddia eden davacı tarafından 13/03/2017 havale tarihli dilekçe ile borca ve yapılan hacze itiraz edilip dilekçe ekinde bir kısım fatura suretinin sunulmuş olduğu, haciz mahalline 03/08/2015 tarihinde hacizli malların muhafazası için yeniden gelindiği ancak malların muhafaza altına alınmadığı, davacı tarafça İstanbul 3. İcra hukuk mahkemesinin 2017/679 E. Dosyası ile istihkak davası açıldığı, yargılama sonunda 26/04/2018 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 21 Hukuk Dairesinin 2018/2177 E. 2018/3119 K. Sayılı ilamıyla İDM kararının kaldırılarak davanın kabulüne ve hacizli mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır.Dosyaya ibraz edilen düzenleme tarihi taşımayan protokol uyarınca davacı tarafça davaya konu edilen 01/06/2017 vade, 03/05/2017 düzenleme tarihli 29,874,00 TL bedelli bononun davalıya teslim edildiği, ayrıca 03/05/2017 tarihinde 10.000 TL ödemenin banka aracılığıyla floortime borcuna mahsuben açıklaması ile yapıldığı görülmektedir. Taraflar arasında görülen istihkak davası ile verilen kesin hükme göre davacının süresinde istihkak davası açarak hacze konu malların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, borçlunun malları olmadığını yasal delillerle kanıtladığı anlaşılmaktadır. Somut olayda; dosyaya toplanan deliller ile üçüncü kişi olarak icra dosyası borcunu ödeyen davacının, muhafaza tehdidi altında olan malların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, borçlu şirket ile hiç bir bağının bulunmadığını, buna bağlı olarak alacaklının sebepsiz yere zenginleştiğinin icra hukuk mahkemesince verilen karar ile kanıtladığı sonucuna ulaşılmaktadır. Davacının muhafaza tehdidi ile ödeme yaptığı ve menfi tespite konu bonoyu düzenlediği sonucuna varılmaktadır. Bu hale göre; hacze konu malların muhafaza altına alınacağı tehdidi ile ödeme yapıldığı ve bono düzenlendiği anlaşılmakla; ilk derece mahkemesince dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜNE, 2-10.000,00.-TL nin 03/07/2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-01/06/2017 vade, 03/05/2017 düzenleme tarihli 29.874.00 TL bedelli, lehdarı ... A.Ş, keşidecisi ..., avalisti .... Ltd.Şti, olan bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine,4-Başlangıçta peşin olarak alınan 680,95 TL harcın alınması gerekli olan 2.723,79TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.042,84 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 31,40 TL, peşin harç 680,95 TL, posta ve tebligat gideri 114,2 TL, bilirkişi ücreti 700,00 TL, olmak üzere toplam 1.526,55 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ile posta ve tebligat gideri 48,00 TL toplam 210,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2024