Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/349 E. 2021/613 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/349
- Karar No
- 2021/613
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/30 Esas - 2025/706 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/30 KARAR NO : 2025/706 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2024 NUMARASI : 2023/7 Esas 2024/379 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Nemalandırma Kararından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/12/2022 KARAR TARİHİ : 19/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025 Taraflar arasındaki maddi tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile dava dışı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi arasında 09/10/1998 tarihinde Ankara 46. Noterliğinde 71713 yevmiye numaralı Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesinin akdedildiği, dava dışı Kooperatif ile imzalanmış olduğu inşaat sözleşmesi ile kooperatif genel kurul kararı doğrultusunda, bir kısmının kiraya verildiği, davacı şirket tarafından kiraya veren sıfatıyla 11/12/2006 tarihli sözleşmeyle taşınmazın ... Ticaret A.Ş.'ye kiraya verildiği ve tapuya şerh edildiği, dava dışı kooperatif davacı şirketin kiracısı ... Ticaret A.Ş.'ne keşide ettiği ihtarname ile yüklenici şirkete tapu devri yapmadığından kiralanan taşınmazın malikinin kooperatif olduğunu bildirerek kira paralarının kooperatife ödenmesini talep ettiği, bunun üzerine kiracı olan ... Ticaret A.Ş. Tarafından mahalli tayini talep edildiği ve Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 28/12/2016 tarih, 2016/260 D.İş sayılı kararıyla hak sahibi belirleninceye kadar kira tutarının yatırılması için ... Şubesi'nin tevdi mahalli olarak belirlenmesine karar verildiği, davacı tarafça açılan ve kesinleşen Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20/11/2018 tarih, 2017/349 E, 2018/591 K sayılı kararı ile davacının kira bedelleri yönünden hak sahibi olduğunun belirlendiği, Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20/11/2018 tarih, 2017/349 E, 2018/591 K sayılı kararının kesinleşmesinden sonra, davalı bankadan hesapta biriken paranın ödenmesi talep edildiği, davacı şirkete 10/01/2022 tarihinde 11.223.051,05 TL ödeme yapıldığı, hesap ekstreleri incelendiğinde, tevdi mahalli kararı üzerine 05/01/2017 tarihinde vadesiz hesabın açıldığı, ... Ticaret A.Ş. tarafından bu hesaba yatırılan kira paralarının ilk iki ay hiç nemalandırılmadığı, 27/02/2017 tarihinde vadeli hesabın açıldığı ve vadesiz hesapta biriken paranın bu hesaba aktarıldığı, vadeli hesabın otuz günde bir temdit olduğu, temdit gününden sonra vadesiz hesaba her ay yatırılan yeni kira paraları vadeli hesaba aktarılması gerekirken aktarılmadığı gibi gecelik faiz de işletilmeyerek, vadeli hesabın temdit tarihine kadar vadesiz hesapta nemasız bekletildiği, ayrıca vadeli hesaba uygulanan faiz oranlarının piyasa koşultarına, davalı bankanın diğer müşterilerine ve başka bankaların vadeli mevduatlara uyguladığı faiz oranlarına göre çok düşük olduğu, bankanın bu uygulaması sebebiyle davacı şirketin zarara uğradığını bildirerek, 1.000,00 TL maddi tazminatın tevdii mahalli hesabın açıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının sağlanmadığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkili Bakanlığın davada taraf ehliyeti bulunmadığından husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ... Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 06/05/2008 tarih ve 104/1 nolu "Mahkeme Emanet Paraları İle İcra İflas Dairelerince Tahsil Olunan Paraların Yatırılacağı Bankalar ve İcmal Cetveller" konulu genelgesi ile denetim kolaylığı sağlanması ve emanet paraların bir bankada toplanması amacıyla emanet paraların hangi bankaya yatırılacağına ilişkin düzenleme getirildiğini, bankaya yatırılacak tutarlara ilişkin faizlerin niteliği ve oranı hakkında herhangi bir hüküm içermediğini, tevdi mahalli tayini kararının incelenmesinde de, tevdi hesabına ödenecek paranın vadeli hesaba yatırılması gerektiğine veya başka bir şekilde nemalandırılmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi taraflarca bu hususta bir talepte de bulunulmadığını, bu hususta kanun yoluna başvurulmadığını, tevdi paralarının nemalandırılmasına yönelik mahkemeden bu yönde bir talepte bulunulmadığı gibi mahkeme kararında da bu paraların nemalandırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmaması nedeniyle müvekkili Bakanlığın bu hususta bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini bildirerek haksız ve yersiz davanın öncelikle usule ilişkin itirazları nedeniyle aksi kanaat halinde esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı .... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının sağlanmadığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili Banka bünyesinde açılan mahkeme emanet/depo hesaplarına uygulanacak faizin, ... Bakanlığının 06/05/2008 tarih 104-1 sayılı genelgesi ile bağlantılı olarak, bakanlık Personel Genel Müdürlüğünün, 22/09/2017 tarih 82084579/7174-7176 sayılı nemalandırma konulu yazıları ile 2008/104-1 sayılı genelgeye atıfta bulunularak, İcra ve İflas Daireleri ile ilgili işlemlerde açılan ve açılacak vadeli mevduat hesaplarına uygulanacak faiz oranlarına açıklık getirildiğini, her ne kadar önceki genelge ile kanuna bağlı olarak Bakanlığın hesabın açılacağı banka olarak müvekkili Bankayı tayin etse de, yeni genelgede vadeli hesaplara uygulanacak oran konusunda (yatırılacak banka konusunda değil) 3 bankanın oranlarının referans alınmasının gerekliliğini vurguladığı; TCMB'ye bildirilen azami faiz oranlarının altında kalmak koşuluyla her Banka kendi likidite durumuna, fonlama ihtiyacına ve yatırılan mevduatın büyüklüğü, vadesi ve segmentine göre müşterilerine farklı oranlarda mevduat faizi teklif edebildiği; bu doğrultuda ... Şubesi müşterisi olan T.C. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi uhdesinde değerlendirilen ilgili bakiyelerin vadeli hesaplarda nemalandırılmış olup ilgili hesaplara %5,50 ile %17,00 arasında değişen faiz oranları uygulandığı; ilgili diğer Kamu Bankalarından da uygulanan faiz oranlarının istenilmesi halinde Müvekkil Banka tarafından uygulanan faizin en yüksek faiz olduğunun tespit edileceği; müvekkili Banka ile arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmayan davacı tarafın, uygulanan faiz oranına ilişkin taleplerinin haksız olduğu beyan edilmiş olup; davanın öncelikle usule ilişkin itirazları nedeniyle, aksi kanaat halinde esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı şirket ile davalı .... arasındaki uyuşmazlığın (diğer davalı ... Bakanlığına açılan davada, arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir - bkz. yukarıda IV-b, Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi); Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 28/12/2016 tarih ve 2016/260 D. İş sayılı kararı uyarınca, "davalı bankada (yine Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi adına) açılan hesaba yatırılan kira bedellerinin, vadeli hesaba aktarılarak nemalandırılıp nemalandırılmadığı hususundan ibaret olduğunun" anlaşılması ve bununla birlikte "davacı şirket ile davalı banka arasında akdi ilişki bulunmadığının" tespiti hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı .... yönünden, davalı ....'ya yönelik ikame olunan davada aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... Bakanlığı yönünden; davalı ... Bakanlığına yönelik açılan davada,6102 Sayılı TTK.'nın 5/A. maddesi uyarınca, arabuluculuk şartının yerine getirilmediği ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde, tevdi mahalli olarak belirlenen davalı bankaya yatırılan paraya düşük faiz işletilmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini talep edildiğini, ... Bakanlığına Karşı Açılan Dava Yönünden; eldeki davada ise ... Bakanlığı'nın diğer davalı ... nezdinde açtırdığı hesaba düşük faiz işletilmesi sebebiyle oluşan zararın tazmini talep edildiğini, ... Bakanlığı ile davacı şirket arasında bankacılık işlemi olmadığını, ... Bakanlığı'na yönelen davanın ticari nitelik taşımadığından, dava şartı arabuluculuğa da tabi olmadığını, eldeki olayda ... Bakanlığının sorumluluğunun, davacı şirketin parasını idare ettiği dönemde, davalı bankadan piyasa rayicinin altında faiz almasından kaynaklandığını, Bakanlığın kanun gereği yaptığı, vekaletsiz iş görmeye benzeyen bu görevin ticari niteliği olmadığını, bu görevin, davacı şirket ile Bakanlık arasında bir sözleşme ilişkisi yaratmadığını, dolayısıyla Bakanlığa karşı açılan dava esasen asliye hukuk mahkemesinin görevine girmekteyken, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, ticari nitelik taşımamasına rağmen HMK.m.57 uyarınca ...'a karşı açılan davayla birlikte ikame edildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin emsal kararlarında ticari nitelikte olan ve olmayan davaların birlikte açılabileceği kabul edildiğini, tüm bu nedenlerle, davalılardan ... Bakanlığı ile davacı şirket arasındaki uyuşmazlık ticari dava niteliğinde olmadığından, davanın arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine dair yerel mahkeme kararı hatalı olduğunu, ...'a Karşı Açılan Dava Yönünden ise; dava konusu uyuşmazlığın, sulh hukuk mahkemesince tevdi mahalli olarak belirlenen davalı Bankaya yatırılan paraya düşük faiz işletilmesi sebebiyle uğranılan zararın tazminine ilişkin olduğunu, bir güven kurumu olan bankalar ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altında olup, hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, Sulh Hukuk Mahkemesinin tevdi mahalli tayinine dair karar uyarınca tevdi mahallinde biriken para ileride haklı çıkacak tarafa ait olmakla birlikte, ihtilafın devamı süresince paranın mahkemece yönetildiğini, bu durumun banka tarafından da bilindiğini, ... Bakanlığı ile davalı banka arasında akdedilen protokoller sebebiyle, mahkemece başka bankaya tevdi kararı verilemediğini, bu protokollerde faiz oranına ilişkin bir belirleme ve sınırlama bulunmamasına rağmen, davalı banka tarafından mahkemeler ve icra müdürlükleri tarafından açtırılan hesaplara çok düşük faiz uygulayarak hak sahiplerinin zararına sebep olduğunu, davalı banka, tevdi mahalline yatırılan paranın ... Bakanlığı'na değil üçüncü kişilere ait olduğunu bilmesine rağmen, güven kurumu kimliğini ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek, başka seçenek bulunmaması sebebiyle kendisine yatırılan paraya, rekabet eksikliğinin sağladığı avantajı kötüye kullanarak, kasıtlı biçimde kendi müşterilerine uyguladığı oranın çok altında faiz işleterek zarara sebep olduğunu, paranın malikinin malvarlığındaki artışın bu yolla bilerek ve isteyerek engellenmesi sözleşmeye aykırılıktan ziyade haksız fiil teşkil ettiğini, zararın failinin davalı Banka olması karşısında, tazmin yükümlüsü de banka olduğunu, eldeki olayda, yukarıdaki sorumluluk sebeplerine ilaveten, davacı şirket tarafından davalı bankaya Ankara 18. Noterliği ’nden keşide edilen 21/12/2018 tarihli ve 43896 yevmiye numaralı ihtarname ile tevdi mahalli olarak belirlenen hesaba yatırılan paraların piyasa rayicine göre nemalandırılması ihtar edilmesine rağmen, hesaptaki paraya düşük faiz uygulanmaya devam edildiğini, tüm bu nedenlerle, davalı banka meydana gelen zarardan sorumlu olup, aksi yöndeki yerel mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; tevdi mahalli olarak belirlenen davalı bankaya yatırılan paraya düşük faiz işletilmesi sebebiyle davacının uğrandığını iddia ettiği zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 28/12/2016 tarih, 2016/260 D. İş ve 2016/259 Karar sayılı kararı incelendiğinde; dava dışı ... Ticaret A.Ş tarafından, S.S. dava dışı ... Konut Yapı Kooperatifi ile dosyamız davacısı şirket aleyhine talep edilen tevdii mahalli tayinin kabulü ile, tevdii mahalli talep eden ... Ticaret A.Ş ile karşı taraf olan ... Yapı A.Ş arasında akdedilen 05/08/2005 tarihli kira sözleşmesi uyarınca kira bedellerinin ... ... şubesine açılacak hesaba ödenmesine karar verildiği görülmüştür. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/260 D. İş dosyası kapsamında davalı bankaya yazılan 08/02/2017 tarihli müzekkere ile de; ''Talep eden ... Ticaret A.Ş ve karşı taraf ... Yapı A.Ş ile S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi arasında Mahkememizde görülen dava nedeniyle, mahkememizce verilen karar uyarınca kira sözleşmesinden kaynaklı kira bedellerinin ... ... Şubesinde açılacak hesaba ödenmesine karar verilmiş olup, bankanız nezdinde açılan hesapla yatırılan miktarların bir aylık vadeli hesaba faiz işletilmesine karar verilmiş olup, bu konuda mahkememize bilgi verilmesi rica olunur." şeklinde, bankanın mahkemece talimatlandırıldığı görülmüştür. Tevdii mahalli kararı üzerine davacı şirket tarafından bu kez, davacı şirket tarafından, dava dışı S.S. dava dışı ... Konut Yapı Kooperatifi aleyhine, davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilen kira sözleşmesinden dolayı kira paralarının tahsiline hak sahibi olduğunun ve Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/260 D. İş dosyasından verilen tevdi mahalli kararı nedeniyle ... Şubesi'ne yatırılan kira paralarının kendisine ödenmesi gerektiğinin tespitine, kira bedellerinin kime ödeneceği konusunda kooperatifin çıkardığı muarazanın bu şekilde giderilmesi talebiyle dava açtığı, açılan dava sonucu Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20/11/2018 tarih, 2017/349 E., 2018/591 K sayılı ilamı ile , ''Davanın kabulü ile, davacı ... Yapı AŞ ile davadışı ... Ticaret AŞ arasında imzalanan Ankara 18. Noterliğinin 05/08/2005 gün ve 31105 yevmiye numaralı ve Kadıköy 4. Noterliğinden tasdikli 18/08/2005 gün ve 50479 yevmiye numaralı kira sözleşmesi ile kira sözleşmesinin tadiline ilişkin Ankara 18. Noterliğinin 11/12/2006 gün ve 46516 yevmiye numaralı sözleşmesi nedeniyle kira bedellerinin tahsilinde davacı ... Yapı AŞ'nin hak sahibi olduğunun tespitine, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28/12/2016 tarih ve 2016/260-259 D. İş sayılı kararı nedeniyle hak sahibi belirleninceye kadar ... ... Şubesinde açılan hesaba ödenerek biriken ve birikecek olan kira paralarının davacı ... Yapı AŞ'ye ödenmesi gerektiğinin tespitine, kira bedellerinin kime ödeneceği konusunda oluşmuş muarazanın bu şekilde giderilmesine'' şeklinde verilen kararın istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 17.06.2021 tarih, 2021/340 E.. 2021/613 K. sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve ilgili kararın temyizi üzerine de kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 08/11/2021 tarih, 2021/5210 E., 2021/1282 K. sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür. Hal böyle olunca, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 28/12/2016 tarih, 2016/260 D. İş ve 2016/259 Karar sayılı tevdii mahalli tayini sonucu davalı bankaya yatırlan kira bedellerinin tahsili yönünde davacının hak sahibi olduğu 08/11/2021 tarihinde kesinleşen Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20/11/2018 tarih, 2017/349 E., 2018/591 K sayılı ilamı ile tespit edilmiştir. Davacı tarafça davalı banka tarafından tevdi mahalli kararı üzerine 05/01/2017 tarihinde vadesiz hesabın açıldığı, ... Ticaret A.Ş. tarafından bu hesaba yatırılan kira paralarının ilk iki ay hiç nemalandırılmadığı, 27/02/2017 tarihinde vadeli hesabın açıldığı ve vadesiz hesapta biriken paranın bu hesaba aktarıldığı, vadeli hesabın otuz günde bir temdit olduğu, temdit gününden sonra vadesiz hesaba her ay yatırılan yeni kira paraları vadeli hesaba aktarılması gerekirken aktarılmadığı gibi gecelik faiz de işletilmeyerek, vadeli hesabın temdit tarihine kadar vadesiz hesapta nemasız bekletildiği, ayrıca vadeli hesaba uygulanan faiz oranlarının piyasa koşultarına, davalı bankanın diğer müşterilerine ve başka bankaların vadeli mevduatlara uyguladığı faiz oranlarına göre çok düşük olduğu, bankanın bu uygulaması sebebiyle davacı şirketin zarara uğradığını, davalı ... Bakanlığı'nın ise ... Bakanlığı ile .... arasında akdedilen protokoller sebebiyle, mahkemece başka bankaya tevdi kararı verilemediği, bu protokollerde faiz oranına ilişkin bir belirleme ve sınırlama bulunmamasına rağmen, davalı bankaca mahkemeler ve icra müdürlükleri tarafından açtırılan hesaplara çok düşük faiz uygulamasına rağmen ... Bakanlığı tarafından hak sahiplerinin zarara uğramasını engelleyici hiçbir işlemi yapılmadığından meydana gelen zarardan davalı banka ile birlikte sorumlu olduğunu bildirerek eldeki davayı açtığı , Mahkemece davalı ... Bakanlığı yönünden, davalı ... Bakanlığına yönelik açılan davada, 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A. maddesi uyarınca, arabuluculuk şartının yerine getirilmediği ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından davanın usulden, davalı bankaya yönelik davada davacının dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davacı tarafça ilgili karara karşı istinafa gelindiği görülmüştür. Davacı vekilinin istinaf itirazları doğrultusunda somut olay irdelendiğinde; Davacı tarafça davalı ... Bakanlığı'nın ise ... Bakanlığı ile .... arasında akdedilen protokoller sebebiyle, mahkemece başka bankaya tevdi kararı verilemediği, bu protokollerde faiz oranına ilişkin bir belirleme ve sınırlama bulunmamasına rağmen, davalı bankaca mahkemeler ve icra müdürlükleri tarafından açtırılan hesaplara çok düşük faiz uygulamasına rağmen ... Bakanlığı tarafından hak sahiplerinin zarara uğramasını engelleyici hiçbir işlemi yapılmadığından meydana gelen zarardan davalı banka ile birlikte sorumlu olduğunu iddiasıyla uğramış olduğu zararın davalı banka ile birlikte davalı ... Bakanlığı'ndan tahsilini talep ettiği, ... Bakanlığı ile davacı şirket arasında bankacılık işlemi olmayıp ... Bakanlığı'na yönelen davanın ticari nitelik taşımadığı, hal böyle olunca uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığı, bu yöndeki istinaf itirazının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Yine davacının davalı bankaya yönelik davasında aktif dava ehliyeti olmadığına yönelik istinaf itirazları irdelendiğinde; Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 28/12/2016 tarih, 2016/260 D. İş ve 2016/259 Kararı ile davalı bankaya tevdii edilen paranın hak sahibinin davacı olduğunun kesinleşen mahkeme ilamı ile sabit olması karşısında ilgili paranın ve nemalarının tahsilinin talep etme hakkının davacıya ait olduğu ve bu hali ile davalı banka hesabında bulunan dava konusu paranın nemaları ile birlikte davacıya ödeneceği sabit olup, davalı bankaya tevdii mahalli olarak yatırılan paraya daha düşük faiz işleterek davacının zararı oluştuğu iddiasına dayalı eldeki davada davacının ana paranın sahibi olarak nemasını da talep edebileceği aktif husumeti bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp usulüne uygun karar verilmek üzere dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2024 tarih 2023/7 Esas 2024/379 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi