Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/134 E. 2017/490 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/134
- Karar No
- 2017/490
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/786 - 2024/992 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/786 KARAR NO : 2024/992 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2017 NUMARASI : 2017/134 E. - 2017/490 K. DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2017 tarih ve 2017/134 E. - 2017/490 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 26.12.2014 tarihinde 9 ve 35.sınıftaki ürün ve hizmetleri içeren 2014/108176 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bunun üzerine tanınmışlık ve iltibas vakıalarına dayanılarak kötüniyetli başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının YİDK tarafından 2017/M-965 sayılı kararla reddedildiğini, başvurunun tescilinin müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına zarar vereceğini ileri sürerek, itirazlarının reddine dair 2017/M-965 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli markaları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, ... kelimesinin günlük yaşamda ... telefonu olarak da adlandırılan "taşınabilir telefon" ürününü adlandırmak için günlük dile yerleşmiş, herkesçe belirtilen anlamıyla bilinen ve kullanılan bir kelime olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının markalarının "..." ibareli oldukları, davalının başvurusunun ise "..." ibareli olduğu, ... ibaresinin liman anlamına geldiği, başvuruda "..." ibaresinin değil "..." ibaresinin bulunduğu, davacının "..." ibareli markalarının 9 ve 35.sınıftaki ürün ve hizmetler bakımından zayıf bir marka olduğu, çünkü sunulan hizmetlerin ... telefonunun fonksiyonlarından istifade edilerek gerçekleştirildiği yönünde ifade içerdikleri, zayıf markaların ayırt edici gücü yüksek markalar gibi korunmasının mümkün olmadığı, davacının "..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak genel izlenimde ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, iltibas yaratmayan bir işaretin tescil başvurusuna konu edilmesinin kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği, tanınmış da olsa bir markanın kendisinin aynısı veya benzerine karşı korunabileceği, oysa davacı markaları ile davalı başvurusu arasında bu yönde bir benzerlik bulunmadığı, bu sebeple davalı başvurusunun konusu işaretin davacı markalarının tanımışlığından haksız yarar sağlamasının veya onun itibar veya ayırt edici karakterini zedelemesinin mümkün bulunmadığı, davacının "..." ibaresini içeren markalarının iletişim ürünleriyle ilgili sektörde belli bir bilinirliğinin bulunduğu ancak bunun varılan yukarıdaki sonucu değiştirmeyeceği, esasen davacı markalarıyla davalıya ait başvuru konusu işaretlerin iltibas yarattığı ve başvuru konusu işaretlerin davacı markalarının bilinirliğinden haksız yarar elde ettiği yahut onun itibar ve ayırt edici karakterine zarar verdiği hususlarının ispat edilemediği, YİDK kararının iptali ve buna bağlı tescil istemli davaların başvuru tarihindeki hukuki durum nazara alınarak sonuca bağlanmalarının gerekli olması karşısında 556 sayılı KHK hükümlerinin uygulanarak sonuca gidildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkil şirketin “...” ibareli seri markaların çok uzun zamandan beri sahibi olduğunu, davalı markasının da müvekkili markaları ile aynı mal ve hizmetlerde tescili istendiğinden tüketici tarafından bağlantı kurulacağını, “...” ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkilinin markalarına iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, söz konusu ibarenin marka olarak tescili halinde tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak başvuru sahibi lehine müvekkili aleyhine haksız avantaj sağlayacağını ve müvekkilinin markalarının itibarını ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, zaman içerisinde “...” ibareli markaların müvekkili ile özdeşleştiğini, kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, başvuru konusu marka ile karşılaşan tüketicilerin müvekkilinin markası ile ilişkilendirerek hizmet ya da ürün satın alabileceklerini, müvekkil markasının tanınmış marka olması nedeni ile davalı tarafından haksız bir kazanım elde edileceğini ve müvekkilinin “...” seri markalarının itibarının da olumsuz etkilenebileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da "..." ibaresinin başvuruyu davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştırdığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2021/4488 E.- 2022/8514 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin, 19/12/2022 tarih ve 2021/5323 E.-2022/9208 K. Sayılı ilamında "..." ibaresinin davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, yine "..." ibareli başvuruyu davacının "..." ibareli markaları ile benzer gören Ankara 4. FSHHM'nin 2017/178 E.-2018/353 K. sayılı kararının, Dairemizin 2019/42 E.-2020/438 K. sayılı ilamında belirtilen, markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin anılan kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7029 E. - 2022/1579 K. sayılı ilamı ile onandığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.