Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/984 E. 2019/994 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/984
Karar No
2019/994
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/796 - Karar No:2024/989 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/796 KARAR NO : 2024/989 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2024 NUMARASI : 2022/108 E-2024/558 K DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04.12.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 04.12.2024 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; Müvekkili tarafından davalı şirkete karşı Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde, alacaklı firmanın adres ve güncel sicil kayıt bilgileri yer almadığından takibin usulüne uygun olmadığını, faturanın ilgili hakediş metrajları ile şantiye metrajları arasındaki uyumsuzluktan kaynaklı iade edildiğini, sözleşme dairesinde alacağın muaccel hale gelmediğini, faturayı kabul etmediklerini, alacaklı görünen tarafa borç olmadığını bildirdiklerini, takibin UYAP sistemi üzerinden açıldığını, sistem yeni ünvana yer vermediğinden sistemin kendiliğinden müvekkili şirketin eski ünvanıyla takip açtığını, kaldı ki eski ünvanla takip açılmasına engel bir durum söz konusu olamayacağından ileri sürülen hususların hukuka aykırı olduğunu, takip dayanağının taraflar arasında akdedilen Ankara İli Çubuk İlçesi Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Kampüsü İnşaatı işine dair 09.03.2015 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeye dair düzenlenen 3 nolu hakediş ile bu hakediş bedeline dair müvekkili şirket tarafından kesilen 11.08.2015 tarihli 66.729,30.TL bedelli fatura olduğunu, müvekkili şirketin kesmiş olduğu fatura, hakediş ve şantiye metrajlarına uygun olup, fatura tarihi itibariyle de alacağın muaccel olduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; Davacı tarafın iddiasının aksine, dava dilekçesinde bahsi geçen sözleşmeye ilişkin düzenlenen 3 nolu hakediş bedelinin 66.729,30TL değil, 24.079,71TL olduğunu, buna göre davacının alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın 3 nolu hakedişe ilişkin KDV dahil 25.180,24TL bedelli fatura keşide ederek müvekkiline tebliğ etmesi gerekirken takip dayanağı faturayı düzenleyerek tebliğ ettiğini, gerekli düzeltmelerin yapılmadığını, fahiş rakamlar barındıran fatura muhteviyatının müvekkili tarafından reddedildiğini, kaldı ki, davacının 25.180,24TL bedelli fatura keşide ederek müvekkiline etmiş olsaydı dahi, davacı cari hesaba göre hali hazırda 31.975,08TL borçlu olduğundan(stopaj ve damga vergisi ilavesiyle) müvekkili şirketten herhangi bir alacağının da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre olması gereken 3 nolu hakedişten kaynaklanan borcun da muaccel hale gelmediğini, hakedişte sadece müvekkili yetkilisinin imzasının ve şirket kaşesinin bulunduğunu, davacı şirketin imzasını içermediğini, bu durumda ara hakediş ödemesini düzenleyen sözleşmenin 13.maddesi hükmüne göre 3 nolu hakedişten kaynaklanan tahakkuk/ödemenin muaccel hale gelmediğini, takibin usulüne uygun olmadığını, takipte alacaklı görünen firmanın adres bilgileri ve güncel sicil kayıt bilgilerinin yer almadığını, takipte yer alan evrakların müvekkiline tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddi ile en az % 20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 sayılı dosyasının incelenmesinde; 31.12.2015 tarihinde alacaklı davacı taşeron tarafından, borçlu yüklenici İzka firması aleyhine 3 nolu hakediş raporunda belirlenen 66.729,30 TL’nın tahsili amacıyla icra takibinin başlatılmış olduğu, davalı borçlu vekili tarafından 14.01.2016 tarihli dilekçe ile borca itiraz edildiği, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, kaldırma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporu ile; somut olayda, taraflar arasında Ankara İli, Çubuk İlçesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Kampüsü Fakülte Binaları İnşaatı ve Altyapı İnşaat işlerinin yapımı konusunda 09/03/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiğinin ihtilafsız olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince sözleşme yürürlükte olduğu, fesih yada başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça sözleşme kapsamındaki mevcut işlerin yüklenici tarafından yapılmış olduğunun karine olarak kabul edileceği, karinenin aksinin iddia eden tarafça yasal delillerle kanıtlanması gerektiği, eser sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece sözleşme kapsamında kalan ve fiilen yapılmış olan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, aksinin ileri süren tarafından tespit yaptırılması veya ihtar çekilmesi durumunda mümkün olduğu, davalı yüklenici vekili tarafından, davacı taşeronun işi yarım bıraktığı ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında bulunan belgeler incelendiğinde; davalı yüklenicinin davacı taşerona bu konuda herhangi bir ihtarının bulunmadığı, davalı yüklenicinin, işin yarım bırakıldığına dair bir tespitinin bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu beyanlarının yerinde görülmediği, taraflarca dosyaya sunulan 1 ve 2 nolu hakedişlerin davalı adına ... tarafından imzalandığı, yine davaya konu icra takibi ekinde sunulan 3 nolu hakedişte de davacıyla birlikte davalı adına ...'un imzasının bulunduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin 13.maddesi gereğince takibe dayanak hakedişin taraflarca düzenlendiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki 09/03/2015 tarihli sözleşmenin 14.maddesinde; “Hakedişlerin, müteahhit (davalı firma) tarafından onaylanmasından sonra alt yüklenici faturasını kesecektir. Alt yüklenici (davacı taşeron) tarafından kesilen fatura tutarından (varsa) gecikme cezası, iş güvenliği cezası, stopaj ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutar, fatura kesim tarihinden itibaren % 30 işçilik bedeli 10 gün içinde, alt yüklenicinin banka hesabına aktarılır. Alt yüklenici, müteahhit tarafından belirlenecek banka şubesinde hesap açtıracaktır. % 70 malzeme bedeli 30-60-90 günlük çekler ile ödemesi yapılacaktır. Alt yüklenicinin hakedişlerinden, yürürlükte olan kanun ve mevzuatlara uygun şekilde stopaj ve KDV tevkifatı kesintileri yapılacaktır. Alt yüklenici, hakediş onayından önce “Vergi borcu yoktur” ve “Sigorta borcu yoktur” belgelerini müteahhide sunmakla yükümlüdür. Alt yüklenici, sahada fiilen tutulan puantajlara uygun olarak düzenlenen SGK giriş ve aylık SGK bildirgelerini her ay düzenli olarak müteahhite vermek zorundadır." hükmünün düzenlendiği, söz konusu madde uyarınca taşeronun, her hakediş raporunun düzenlenme aşamasında davalı yükleniciye “Vergi borcu yoktur” ve “Sigorta borcu yoktur” belgelerini sunması gerektiği, ancak yüklenici vekilinin gerek icra dosyasına sunduğu 14.01.2016 tarihli borca itiraz dilekçesinde, gerekse de cevap dilekçesinde taşeronun vergi ve sigorta borcunu ileri sürmediği görülmekle bu hususta inceleme yapılmadığı, mahkemece hükme esas alınan 11.12.2013 tarihli rapor ve ek rapor uyarınca takip konusu talebin 3 nolu hakediş raporuna dair olduğu, dolayısıyla bu takibe yapılan itirazın salt bu yönden değerlendirilmesi gerekeceği düşünülerek davalının 3 nolu hakediş alacağı olan 66.729,30 TL tutarındaki meblağa yapılan itirazın iptaline karar vermek gerektiği kanaatine varıldığı, her ne kadar kaldırma ilamı sonrasında alınan 13.09.2022 tarihli raporda alacak miktarı 34.754,22 TL olarak hesaplanmış ise de, yukarıda izah edildiği üzere davalının vergi ve sigorta borcunu ileri sürmediğinden bu hesaplamanın hükme esas alınmadığı, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat isteminin reddedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 sayılı dosyaya yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkar tazminat isteminin reddine karar verildiğini, ancak gerekçeyi vakıa ve hukuki dayanak arasında illiyet bağı kurarak açıklamadığını, müvekkilinin kesmiş olduğu faturanın, hakediş ve şantiye metrajlarına uygun olduğunu, fatura tarihi itibariyle de alacağın muaccel olduğunu, tüm raporlarda da tespit edildiği üzere davalının, işin yapılmadığı iddiasına karşın ihtarname göndermediğini, herhangi bir tespit yaptırmadığını ve dava açmadığını, davalının tüm bu savunmalarından borcun varlığını ve miktarını bildiğinin ortada olduğunu, dayanağın da fatura ve imzalı hakediş belgesi olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, icra inkar tazminatı talebinin reddi yönünden mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının ve dayanak gerekçenin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takip dosyası içeriğinde bulunan davacının dayandığı 3 nolu hakedişin hukuken herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, zira dosyada mübrez 1 ve 2 nolu hakedişlerde olduğu gibi, taraflar arasındaki hakedişlerin en az iki yetkilinin imzası ile düzenlenmesi asıl olup, şantiye şefinin imzasını barındırmayan sadece düzenleyen kişinin imzasını ihtiva eden bir hakedişin onaylanmış sayılamayacağını, dolayısıyla geçersiz bir hakedişe dayanılarak hesaplama da yapılamayacağını, davacı tarafından söz konusu 3 nolu hakediş esas alınmak suretiyle 66.729,30 TL bedelli fatura tanzim edilerek müvekkiline gönderilmiş ise de, bu faturanın, hakediş metrajları ile şantiye metrajları arasındaki uyumsuzluktan kaynaklı olarak davacıya iade edildiğini ve fakat davacı yanca gerekli düzeltmelerin yapılmadığını, nitekim gerçek imalat miktarıyla bağdaşmadığı gibi, fahiş rakamlar da barındıran faturanın muhteviyatının müvekkili şirket tarafından reddedilmiş olup, iadeye ilişkin kargo teslim belgesinin de cevap dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edildiğini, bu noktada davacının dayandığı 3 nolu hakediş ile daha önceden taraflarca imzalanan 1 ve 2 nolu hakedişlerdeki ödeme icmalleri ve yeşil defterler arasındaki farklılığın, blok bazındaki metraj uyumsuzluğundan kaynaklandığını, söz konusu uyumsuzluğa bizzat davacı şirketin eksik imalatının sebep olduğunu, nitekim davacının yükleminde bulunan A ve B Bloklardaki dış cephe kara sıva işlerini eksik bıraktığını, tamamlamadığını, işi öngörülen programında yürütemediği gibi, kesin hesabı yapmaktan da imtina ettiğini, bu hususun 12.04.2017 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan bir kısım fotoğraflar kapsamıyla da sabit olduğunu, kaldı ki davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 13.09.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunun 6. sayfasında yer alan hesaplamalardan da görüleceği üzere, davacının fiili imalatı kapsamında olması gereken net hakediş tutarı 24.079,71 TL olup, müvekkilinin usulüne uygun olarak tutulmuş ticari kayıtları çerçevesinde davacının 31.975,08 TL borçlu durumda olduğu nazara alındığında, alacak iddiasının mesnetsiz olduğunu, keza davacının dayandığı 3 nolu hakedişte, A ve B blok toplam dış sıva metrajlarının neredeyse tamamının davacı tarafından yapılmış gibi gösterildiğini, oysaki dosyada mübrez ... firmasına ilişkin hakedişlerden de görüleceği üzere, 3.274m² imalatın dava dışı ... firması tarafından yapıldığını, davacı yanca gerçekleştirilmediğini, söz konusu imalat bedellerine ilişkin davacıya rücu haklarını ise saklı tuttuklarını, bu hususun dosyada mevcut ... firmasının 5 nolu hakedişinden 14 nolu kesin hakedişine kadar, bütün hakedişlerinde ödeme tablolarında yeşil defterlerinde yer almakta olup, yalnızca 5 ila 7 nolu hakediş dönemlerindeki kara sıva imalatı metrajının esas alınmasının, davacı nam ve hesabına yaptırılan imalat metrajlarının da hatalı hesaplanmasına neden olduğunu, 11.12.2023 tarihli raporun bu açıdan da eksik tahkike dayalı olup, hükme esas alınmasının hukuka aykırı nitelikte olduğunu, kararın bu bakımdan da kaldırılması gerektiğini, öte yandan asıl iş sahibi TOKİ'nin dosyaya göndermiş olduğu, onaylı nitelikteki geçici ve kesin kabul tutanakları ile de sabit olduğu üzere, davacının eksik ve sözleşmeye uygun olmayan imalatlarının, geçici kabul eksiklikleri kapsamında müvekkili tarafından giderildiği nazara alındığında, davacının edimlerini tam ve eksiksiz bir biçimde ifa ettiği kabulünden hareketle hüküm tesisi maddi gerçeklikle bağdaşmadığı gibi, davacının haksız kazanç teminine de sebebiyet verdiğini, mahkemece, vergi ve sigorta borcu ileri sürülmediğinden bahisle, 13.09.2022 tarihli raporda hesaplanan 34.754,22 TL alacak miktarının hükme esas alınmadığı işaret edilmiş ise de, bu değerlendirme hatalı olup, kararın bu yönden de kaldırılması gerektiğini, zira gerek davacının dayandığı 3 nolu hakedişin geçersiz olduğu, onaylanmış sayılamayacağı, gerek bu hakedişe göre düzenlenen faturanın davacıya iade edildiği, gerekse de geçici ve kesin kabul tutanakları ile sabit olan davacının eksik ve sözleşmeye aykırı imalatları nedeniyle, kabul anlamına gelmemekle beraber, taraflar arasında ihtilaflı hale gelen alacak borç durumu nazara alınmak ve davacı namı hesabına yapılan ödemeler mahsup edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatle tesis ettiği hüküm hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin 2016/984 E.- 2019/994 K. sayılı 06.11.2019 tarihli kararında özetle: Tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi olunduğunu, dava konusu 11.08.2015 tarihli ve (A) seri, 107265 sıra nolu fatura ile 11.08.2015 tarihli ve 3 nolu hak ediş raporunun sözleşmesinin 13 ve 14. madde hükümlerinin aradığı koşulları içermediği, 30.12.2015 takip tarihi itibari ile muaccel (istenebilir) hale gelmiş fatura bedeli alacağından bahsedilemeyeceği, davacının 66.729,30 TL tutarlı asıl alacak isteminin yerinde olmadığı, bu asıl alacak kısmı yönünden davacının Ankara 5. İcra Dairesinin 2015/28016 esas sayılı dosyasında yaptığı takibe yönelik davalı itirazının yerinde olduğu, davalının bu miktar yönünden borcunun bulunmadığı, davacının defterlerinin açılış kaydının bulunduğu ancak kapanış yevmiye maddesi ile kapanış noter onayının bulunmadığı, sahibi lehine delil niteliğine haiz olmadığı, davacının icra takibine konu ettiği 11.08.2015 tarih ve 107265 nolu (71.974,93-5.245,64=) 66.729,30 TL tutarlı faturanın davacının kendi kayıtlarında yer almadığı, davacının kendi kayıtlarında davalıdan (davalı kayıtları incelenerek yapılan ve yukarıda belirtilen tespite göre) yaptığı tahsilatların ve adına yapılan ödemelerin hiç birinin kayıtlı olmadığı, davalı şirket defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalı kayıtlarına göre 30.12.2015 icra takip tarihi itibariyle davacıya borçlu bulunmadığı, Ankara 5. İcra Dairesinin 2015/28016 E. sayılı icra takip dosyasında talep edilen 66.729,30 TL asıl alacak yönünden davacının alacaklı olmadığını rapor ettiklerini, tarafların itirazı üzerine tekrar bilirkişi kuruluna tevdi olunarak, bilirkişilerden ek rapor alındığı, ek rapora taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan 2. ek raporda ise özetle, takibe dayanak A seri 107265 numaralı faturanın ve 11/08/2015 tarihli hak ediş raporunun, sözleşmenin 13 ve 14. maddelerinde yer alan şartları taşımadığı, bu nedenle takip tarihi itibarıyla muaccel alacağın bulunmadığının rapor edildiği, diğer taraftan davacı tarafın ticari defterlerinin kapanış yevmiye maddesi ile kapanış noter tasdikinin olmadığı anlaşılmakla davacı lehine delil niteliğinde olmadığı, ayrıca 107625 numaralı faturanın davacı tarafın ticari defterlerinde de yer almadığı, davalı tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinde olup, takip tarihi dikkate alındığında davacı tarafın alacaklı olduğuna dair hiçbir kaydın yer almadığı hususu ile bilirkişi raporundaki değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde davacının alacağına dair mahkemece kanaat getirilmediğine ve davacının takipte kötüniyetli olduğuna dair delil olmamakla şartları oluşmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına dair gerekçe ile davanın reddine, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/28016 esas sayılı dosyasındaki 66.729,30 TL'lik toplam alacağa dair takibin davalı-borçlu yönünden iptaline, şartları oluşmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2020/150 E.-2022/92 K.sayılı 02.02.2022 tarihli kararında özetle: “…Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince sözleşme yürürlükte olduğu, fesih yada başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça sözleşme kapsamındaki mevcut işlerin yüklenici tarafından yapılmış olduğu karine olarak kabul edilir. Karinenin aksi iddia eden tarafça yasal delillerle kanıtlanmalıdır (15.H.D. 18.06.2019, 2018/3741 E-2019/2837K). Dava konusu somut olayda, taraflar arasında Ankara İli, Çubuk İlçesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Kampüsü Fakülte Binaları İnşaatı ve Altyapı İnşaat işlerinin yapımı konusunda 09/03/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiği ihtilafsızdır. Az yukarıda belirtildiği üzere yerleşik içtihatlar gereğince eser sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece sözleşme kapsamında kalan ve fiilen yapılmış olan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekir. Aksi ileri süren tarafından tespit yaptırılması veya ihtar çekilmesi durumunda mümkündür. Taraflarca dosyaya sunulan 1 ve 2 nolu hakedişlerin davalı adına ... tarafından imzalandığı, yine davaya konu icra takibi ekinde sunulan 3 nolu hakedişte de davacıyla birlikte davalı adına ...'un imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda sözleşmenin 13.maddesi gereğince takibe dayanak hakedişin taraflarca düzenlendiğinin kabulü gerekir. Ancak yine sözleşmenin 14.maddesinde hakedişin ödemesine ilişkin düzenlemeler ve bu hakedişte belirtilen imalat kalem ve miktarları da dava dışı iş sahibinden getirtilecek hakedişler ile gerektiğinde keşif hususu da değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine…” karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 3 adet hakediş düzenlendiği, davacı tarafça 3 nolu hakedişte bedellerin fahiş gösterildiği, işin eksik bırakıldığı, dava dışı 3.kişiye tamamlattırıldığı davalı tarafça savunulmuş olmaka, yerleşik içtihatlar gereğince sözleşme ilişkisinin varlığı halinde sözleşme konusu işin sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığının kabulü gerekeceği, davalı tarafça işin yarım bırakıldığı ve 3.kişiye tamamlattırıldığı hususu usulüne uygun olarak kanıtlanmamış olduğundan ve sözleşmeye konu işin davalı ile dava dışı iş sahibi arasında yapılan geçici ve kesin kabullerle de bitirilip teslim edildiği anlaşılmış olmakla, davacının sözleşme ve 3 nolu hakediş kapsamında talep edebileceği bedel ve bu bedelden yine sözleşme gereğince davacının yükümlüğünde olup davalı tarafından ödendiği iddia edilen kalemler ile takipten sonra yapıldığı iddia edilen ödemeler noktasında ispat yükünün davalı da olduğu da değerlendirilerek, davalının mahsuba konu ettiği kalemler yönünden dayanakları da gösterilmek suretiyle ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf nedenine göre istinafları bu aşamada incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.07.2024 tarih, 2022/108 E-2024/558 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 1.139,57 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 04.12.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/984, K. 2019/994, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-984-e-2019-994-k-fec74c5bb5a9