Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/793 E. 2020/610 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/793
Karar No
2020/610
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/441 KARAR NO: 2024/672 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/11/2020 NUMARASI: 2016/793 E. - 2020/610 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketin ilk ticari ilişkiye başladıklarında, müvekkil şirketin unvanın ... olduğunu, sonra unvan değişikliğine gidilerek ... ismini aldığını, aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin ayrıca dava dışı üçüncü kişi durumunda bulunan ve işbu davanın davalısından alacaklı olan ... isimli şirketin alacağını da temlik aldığını, işbu devir sözleşmesine dayanılarak hem asıl alacak hem de devir alınan alacak açısından tek bir icra dosyası ile dava konusu takibi başlattıklarını, müvekkilinin davalı ile arasındaki ticari ilişkinin cari hesaba dayalı ticari bir ilişki olduğunu, ilişkinin 2011 yılı Temmuz ayında başladığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre ödemelerin yüklemenin yapıldığı tarihten sonraki bir ay içerisinde yapılması gerektiğini, davalının önceleri düzenli ödeme yapmakla birlikte, süreç içerisinde yavaş yavaş ödemeleri aksatmaya, daha sonra da tamamen ödememeye başladığını, müvekkili şirketin henüz bedeli ödenmemiş toplam 33 adet faturası bulunduğunu, işbu faturaların toplam değerinin 70.899-USD olduğunu, faturalarda belirtilen mallar ve faturaların konişmento irsaliyeleri ile birlikte davalı şirkete teslim edildiğini, faturaların içeriğine hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, Kadıköy .... Noterliğinin 26.04.2016 tarih ve ... no.lu ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin 27.04.2016 tarihinde muhataba tebliğ edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, borcun ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine, 05.05.2016 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının "böyle bir borcumuz bulunmamaktadır'' şeklinde takibe itiraz ettiğini, müvekkilinin ayrıca alacağı temlik aldığı dava dışı ... ile davalı arasında da cari hesaba dayalı ticari bir ilişki söz konusu olduğunu, bu ilişkinin de 2014 yılı Mart ayında başladığını, davalının bu şirkete en son 17.07.2015 tarihinde çok küçük bir meblağ (1.389.-USD) ödediğini, onun dışında herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkilinin alacağını devraldığı şirketin de henüz bedeli ödenmemiş toplam 5 adet faturası bulunduğunu, işbu faturaların toplam değerinin 41.410,20-USD olduğunu, faturalarda belirtilen mallar ve faturaların konişmento irsaliyeleri ile birlikte davalı şirkete teslim edildiğini, faturaların içeriğine hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, müvekkilinin bu alacağının da ödenmemesi sebebiyle takip konusu edildiğini, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu ileri sürerek, öncelikle dava süresince davalının mal kaçırmasını önlemek ve alacağı güvence altına almak amacıyla, dava değeri oranında davalı şirketin menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, ayrıca itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının teminat göstermesi gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında cari hesaba dayalı ticari ilişkinin uzun bir süre devam ettiğini, davacının sipariş edilen mallar yerine başka marka mallar göndermeye başlaması üzerine ödemelerinde aksama olduğunu, davacı şirketin gönderdiği malların istenilen kalitede ve nitelikte olmaması nedeniyle kendi müşterileri ile problemler yaşandığını, davacının ihtarnamesine verdikleri cevapta kendilerine bir miktar borçlarının olduğunu, bu miktarın 30.000 dolar civarında olduğunu, karşılıklı görüşmelerden sonra varılacak bir mutabakat üzerine bunu ödemeye hazır olduklarını beyan ettiklerini, ancak davacının görüşmeye dahi gerek duymadan icra takibi başlattığını, bu sebeple itiraz etmek zorunda kaldıklarını, ... yönünden ise, davacının alacağını devraldığını iddia ettiği üçüncü şahıs konumundaki bu şirketle müvekkilinin var olan ticari ilişkisinin ise çok önceden bittiğini, müvekkilinin bu şirkete hiç bir borcu bulunmadığını, ihtarname sonrası görüşme isteklerine davacının cevap vermemesi ve takip başlatması sebebiyle müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davacıya 30.000 USD civarında bir borcu bulunduğunu, davalının bu rakamı da her zaman ödemeye hazır olduğunu, bu rakamın üzerindeki meblağın reddi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin BA kayıtları getirtilmiş, davacının teslim ettiği mallara ilişkin Halkalı Gümrüğü ile yazışmalar yapılmış, bu yazışmalara göre elde edilen bilgiler gereğince 4 adet faturayla ilgili olarak 3 tanesi yönünden gümrük firması olan TNT ile, bir tanesi yönünden ise ... ile yazışmalar yapılmış; gümrük beyannameleri ve konşimentolar getirtilmiş; TNT firmasından getirilen konşimentolarda malların davalıya teslim edildiği belirlenmiş; ... ile yapılan yazışmalar uzadığı için bunun tarafından gerçekleştirilen bir adet taşıma ile ilgili davacı vekili sonucundan feragat etmiş (38 adet faturadan birisi yönünden ) taraf vekillerinin beyanları alınmış, bilirkişiden kök rapor ve üç adet ek rapor alınmak suretiyle toplanan tüm deliller değerlendirilerek sonuca gidilmiştir. Mahkememizce öncelikle davalı tarafın savunmasında kullandığı "....bir müddet sonra istenilen esvapta mallar gelmemeye, ayıplı mallar gelmeye başladı. Bunun üzerine ödemeleri durdurduk" savunması üzerinde durulmuş; davalı vekilinden buna ilişkin delillerinin bulunup bulunmadığı sorulmuş, ibraz etmesi için süre verilmiş ancak davalı vekili açık açık mal iade tutanaklarının bulunmadığını, ayıp ihbarlarınında bulunmadığını beyan etmiştir. Hal böyle olunca, davalı tarafın ayıplı mal savunmasına itibar edilmemiş, teslim edilen malların tamamının sözleşme gereğince ve sözleşmeye uygun mallar olduğu kabul edilmek suretiyle inceleme yapılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeleri istenmiş, ibraz etmemeleri halinde sonuçları açık açık ihtar olunmuş, ibraz edilen taraf kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle bir adet kök rapor alınmış, kök rapordan sonra raporla ortaya çıkan duruma göre taraf vekillerinden sorulan sorular ve istenilip temin edilen belgelere nazaran üç adette ek rapor alınmış olup; bu raporların birlikte değerlendirilmesinde; Davacının iki kalem alacağı talep ettiği, kendisince teslim edilip, bedeli ödenmeyen ve 33 adet faturadan kaynaklı olduğunu bildirdiği alacakla, ... Şirketinden temlik aldığı ve 5 adet ödenmemiş fatura bedelinden ibaret olduğunu bildirdiği alacakların icra takibine konduğu; davacı vekili her ne kadar bu iki alacağa ilişkin 38 adet fatura ile ilgili talepte bulunduklarını, bu nedenle taraflar arasındaki takip tarihine kadar gerçekleşen global alacağın incelenemeyeceğini iddia etmişse de; icra takibinin açık açık "CARİ HESABA DAYALI ALACAK. ÖDENMEMİŞ FATURA BEDELİ" yazılı olduğundan dolayı davacı vekilinin sunduğu Hukuk Genel Kurulu kararının dosyamız için uygulanma yeri olmadığı, o Hukuk Genel Kurulunun 3. Sayfasında da söz konusu kararın "açık hesap" ilişkisiyle ilgili olduğu; bizdeki ilişkinin cari hesap ilişkisi olduğu nazara alınarak mahkememizce takip tarihine kadar taraflar arasındaki tüm ödemeler incelenmek suretiyle ve söz konusu 38 adet faturada bu kayıtlarda incelenmek suretiyle rapor ve ek raporlar hazırlatılmıştır. Davacı tarafın teslim ettiği mallarla ilgili ve ... şirketinden devir aldığı alacakla ilgili yapılan inceleme sonunda; Söz konusu raporlardan anlaşılacağı üzere, bizzat davalının incelenen defterlerinde, davacı şirkete 2013 - 2014 yıllarında: 180.122,70 USD tutarında ödeme yaptığı, ancak davalı şirketten de 212.825,20 USD'lik fatura aldığı ve bu mallara ilişkin faturaların defterinde kayıtlı olduğu, bu nedenle takip tarihi itibariyle davalı kayıtlarına göre, davalı şirketin davacıdan bizzat aldığı mallardan dolayı 32.702,50 USD borcunun bulunduğu hususunun kayıtlı olduğu; davacının 70.899,70 USD'lik talebi ile davalı kayıtları arasında 38.197,20 USD'lik bir farkın bulunduğu; ancak mahkememizce getirtilen davalının BA formlarında, davacı şirketten alıp da vergi iadesinde kullandığı ancak defterine kaydetmediği 23.036,41 USD'lik faturaların söz konusu olduğu; BA kayıtlarının davalıya ait olduğu, bu nedenle davalının bizzat kayıtlarında yer alan 32.702,50 USD'ye yine kendi BA kayıtlarında yer alan 23.036,41 USD'nin eklenmesinin gerektiği zira davalının BA kayıtlarında kullanmakla bu miktar malı aldığını kabul etmiş sayılacağı; yine davalı vekilinin sunduğu faturalar arasında 09/01/2014 tarihli ... nolu ve 706,00 USD bedelli faturanın mevcut olduğunu; bu faturanın davacı şirket tarafından kesildiğini, her ne kadar davacı kayıtlarında yer almasa dahi söz konusu faturanında bedeli davalı kayıtlarında kapatılmadığı için davacı alacağına 706,00 USD'nin eklenmesi gerektiği; böylece davalının kendi kayıtları ve kendi BA kayıtları gereğince takip anında davacının alacağının 56.444,91 USD'ye çıktığı; Davalının yine bizzat kendi kayıtlarına göre, davacı şirkete 2012 yılında: Davacıdan 42.119,90 USD fatura aldığı, karşılığında yaptığı ödemenin ise 41.495,58 USD olduğu, bu nedenle 2012 yılından da davacının 624,32 USD alacağının kaldığı; bununda alacağa eklenmesi gerektiği; Davalının kayıtlarında yer almamakla birlikte gümrükle ilgili yapılan gönderim ve davalıya teslim edilmeyle ilgili ...'den alınan bilgi ve belgelerden; davalı kayıtlarında gözükmeyen 2.597,97 USD'lik mal teslim aldığının sabitlendiği; ayrıca davalının ödeme dekontları ile davacıdan aldığını kabul ettiği 3.577,94 USD'lik faturanında ilavesiyle takip tarihi itibariyle davalı şirketten 56.444,91 USD + 624,32 USD + 2.597,97 USD + 3.577,97 USD = 63.245,10 USD alacağının bizzat kayıtlarla sabit olduğu belirlenmiş; bu hesaplamaya ... alınan faturalarında eklendiği; ancak mahkememizce taraflara 2011 yılının kayıtlarını da ibraz etmeleri için süre verilmesine rağmen davalı tarafı 2012 - 2013 ve 2014 yılının kayıtlarını ibraz ettiği, 2011 yılının kayıtlarını ibraz etmediği; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/4087 Esas - 2017/261 Karar sayılı ve 23/01/2017 tarihli kararında açıkça vurgulandığı üzere, "karşı tarafın iddiasının kendi kayıtları üzerinden teyit edilmesine engel olan ve bu çerçevede ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeyenin sonuçlarına katlanması gerekir" hükmü de nazara alınarak davacının 2011 yılı ticari defterlerinde yer alıp, davalının 2011 yılı kayıtları ibraz edilmediğinden dolayı incelenemeyen 1.368,00 USD'lik fatura alacağı da bu miktara eklenmek suretiyle takibin 64.979,56 USD asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiş; bilirkişinin hesapladığı faiz miktarı takibe konan faiz miktarından daha yüksek olduğundan takiple bağlı olarak 21,54 USD işlemiş faizde katılmak suretiyle takibin toplam 65.001,10 USD üzerinden devamına mahkememizce karar verilmiştir. Mahkememizce varılan bu sonuç tarafların ticari kayıtları ve özellikle davalının kendi ticari kayıtlarıyla ve BA kayıtlarıyla sabit olan bir alacak olup; kendi ticari kayıtları ve BA'larının dışında gümrük yoluyla kendisine teslim edilen mal bedelleri, kendi sunduğu faturalar ve bizzat kabul edilen faturalardan kaynaklı olup; bunun dışında davacı kayıtlarında yer alıp da davalı kayıtlarında ya da gümrük kayıtlarında yer almayan diğer alacaklar yönünden, davacı bu malları teslim ettiğini ispatlayamadığı için takibin sadece ispatlanan kısım yönünden devamına karar verilmiştir. Taraflar arasında faturalı mal satımından kaynaklanan ilişki likit olduğundan ve takipte davacı tarafın haklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilirken; davalının kötü niyetli takip tazminatı talebi reddedilmiştir. Zira, davalının talep ettiği tazminata hükmedebilmek için takibin bile bile "kötü niyetli" yapılmış olması gerekmekte iken, taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunduğu, davacının talebinin kendi kayıtlarına uygun yapıldığı; senaryo bir alacak olmadığı sadece ispat edilemediği... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 64.979,56 USD asıl alacak, 21,54 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 65.001,10 USD üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek olan ve takip talebinde istenen faiz cinsi ve oranı uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, 188.104,24 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığı için reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının eksik olduğunu, feragat ettikleri miktar hariç davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davanın başından beri incelemenin takip ve dava konusu toplam 38 adet faturayla sınırlı yapılması gerektiğini belirtmelerine rağmen mahkemece başından beri incelemenin taraflar arasındaki tüm ödemeler incelenmek suretiyle yapıldığı, bilirkişi incelemelerinin de buna göre yaptırıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarih ve 2017/19-824 Esas, 2019/885 Karar sayılı kararının nazara alınmadığını, bu karara göre değerlendirme yapılması ve dosyanın buna göre sonuçlandırılmasını talep etmelerine rağmen icra takibinde açık açık "cari hesaba dayalı. ödenmemiş fatura bedeli" yazılı olması ve taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğu gerekçesiyle taraflar arasındaki tüm ödemeler incelenmek suretiyle ve söz 38 adet fatura da bu kayıtlarda incelenmek suretiyle karar verildiğini, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğunu, YHGK kararında da belirtildiği üzere açık hesap ilişkisinin önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olduğunu, somut olayda da bu halin söz konusu olduğunu, açık hesap ilişkisinde tarafların tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarını, bu sebeple TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, takip talebinde "Cari hesaba dayalı alacak. Ödenmemiş fatura bedeli" demiş olmalarının sonucu etkilememesi gerektiğini, hukuki nitelendirmeyi yapmanın hakime ait olduğunu, tarafların hukuki nitelendirmeyi yanlış yapmış olması halinde dahi bunu düzeltmek görevinin hakime ait olduğunu, kaldı ki takip talebinin konu kısmına sadece cari hesap alacağı değil aynı zamanda ödenmemiş fatura bedeli yazdıklarını, 38 adet faturayı da liste halinde dosya eki olarak sunduklarını, iradelerinin çok açık olduğunu, sadece ve sadece ödenmemiş fatura bedellerinin tahsilini amaçladıklarını, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğunu, somut olayda borcun dayanağı olarak 38 adet faturayı gösterdiklerini, bu faturaların karşılıklarının ödenmemiş olduğunu iddia ettiklerini, YHGK'nın bahsi geçen kararının dördüncü sayfasında da belirtildiği üzere takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu özellikle vurgulanan itirazın iptali davasında, mahkemece, tarafların iddia, savunma ve delillerinin yalnızca takibe konu faturalar çerçevesinde değerlendirilip incelenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğini, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağını, ödeme defi nedeniyle ispat yükünün davalı tarafta bulunduğunu, belirtilen usule göre yapılacak incelemede, davalının sunduğu ödeme belgelerinin takip konusu edilen faturalara ilişkin olup olmadığı hususunun BK'nın 85, 86 (TBK'nın 101,102) maddeleri uyarınca tayin edilmesi gerektiğini, takibe sıkı sıkıya bağlı olma kuralı ile genel ispat kurallarının ve ispat yöntemlerinin birbiriyle karıştırılmaması gerektiğini, bu maddelere göre tespit yapılacak olmasının takibe konu edilmeyen faturalar ve taraflar arasındaki tüm ilişkinin değerlendirilmesi anlamına gelmeyeceğini, davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinde takibe koydukları faturalardan biri hariç hiçbirinin karşılığının ödenmediğinin aşikar olduğunu, yani davalının ödeme dekontlarında bu faturaların ödendiğini gösteren bir bulgu bulunmadığını, sadece bir tanesinde kısmi ödeme olduğunu, mahkeme yanlış değerlendirme yapılarak davanın uzamasına neden olunduğunu, tedbir talebinin en azından cevap dilekçesinde kabul edilen kısım için verilmemesinin de hatalı olduğunu, bu sebeple müvekkilinin zamanında alacağına kavuşmasının engellendiğini, icra inkar tazminatı, harç, masraf ve vekalet ücretinin de karar hatalı olduğundan kısmen kabul kısmen redde uyarlı olarak hesaplanan kalemlerinin orantısal olarak yapılan dağılımına da itiraz ettiklerini, bunların tamamından davalı tarafın sorumlu olması gerektiğini, bu nedenlerl, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satımdan kaynaklanan faturaya ve açık açık hesaba dayalı alacak ile temlik alındığı belirtilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı dava dilekçesinde, davalı ile arasında mal satımına ilişkin olarak 2011 yılından bu yana cari hesaba dayalı ticari bir ilişki olduğunu, bu ilişki kapsamında 33 adet ödenmeyen fatura bedeli olduğunu, temlik aldığı alacak yönünden ise 5 adet ödenmemiş fatura alacağı bulunduğunu ileri sürmüş, icra takip talebinde takibin dayanağını ''cari hesaba dayalı alacak. ödenmemiş fatura bedelleri'' olarak belirtmiştir. Davalı ise, cari hesaba dayalı ticari ilişkinin uzun bir süre devam ettiğini, davacının sipariş edilen mallar yerine başka marka mallar göndermeye başlaması sebebiyle ödemelerinde aksama olduğunu, davacıya 30.000 USD civarında borcu bulunduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 112.309,91 USD asıl alacak, 21,54 USD işlemiş faiz, 218,83 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 112.331,45 USD + 218,83 TL ( harca esas değer : 322.441,59 TL) alacak yönünden 05.05.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının ''cari hesaba dayalı alacak. ödenmemiş fatura bedelleri'' olarak gösterildiği, ödeme emrinin 10.05.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 12.05.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya mal satımından kaynaklanan ticari ilişki nedeniyle düzenlenen fatura alacağı ve cari hesap alacağı dışında davacının dava dışı ... şirketinden temlik aldığı alacağının da bulunduğunu ileri sürmüş ve dava dilekçesi ekinde 18.01.2016 tarihli alacağın temliki sözleşmesi sunmuştur. Bu belgenin incelenmesinde; devredenin ... olduğu, devralanın ... olduğu, yükümlü/borçlunun ise ... olduğu, devredenin, 3.şahıs borçludan alacağı tutarın 41.410,21 USD olduğunun belirtildiği görülmektedir. Ancak bu devir sözleşmesinde alacağı devralanın davacı şirket değil ... olduğu, devredeninin de ... değil ... olduğu görülmektedir. Temlike ilişkin başkaca bir belgeye ise dosya kapsamında rastlanmamıştır. Buna göre, davacı tarafça takip konusu ettiği ve temlik aldığını belirttiği bu alacağa ilişkin talepte bulunulmuş ise de davacının temlik aldığını belirttiği alacağı bizzat kendisinin temlik aldığına dair temlik sözleşmesinin dosya kapsamında bulunmadığı, temlik sözleşmesi olduğu belirtilen 18.01.2016 tarihli belgede ise devredenin ... olmadığı gibi devralanın da davacı olarak görünmediği anlaşılmakta olup, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında davacıdan bu konuda açıklama talep edilmemesi ve konuya ilişkin herhangi bir araştırma yapılmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak verilen istinafa konu kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.02.05.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/793, K. 2020/610, T. 02.05.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-793-e-2020-610-k-3ba8f7a8b917