Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/641 E. 2017/1025 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/641
- Karar No
- 2017/1025
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/368 KARAR NO: 2024/699 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10.11.2020 NUMARASI: 2018/1142 Esas - 2020/615 Karar DAVA: İstirdat Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının alacaklı, borçlunun ...Tic. Ltd .Şti. olduğu Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasından bir bağlantı olmadığı halde davacının adresine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyasından defalarca hacze gelindiği için dosyaya dava açma hakkı saklı tutularak, itiraz kaydıyla ödeme yapılmak zorunda kalındığı, dosya borçlusu ile davacının isim benzerliği dışında hiç bir bağlantısı olmadığı, iki şirketin adresleri, faaliyet alanları, ortakları hepsi birbirinden farklı olup, haciz esnasında borçlu şirkete ait veya aralarında bir ilişki kurulmasını sağlayacak herhangi bir belge, bilgi ve kayıt bulunmadığı, söz konusu dosya borcu ile ilgili olarak alacaklının 15.06.2016 tarihinde 89/1 haciz ihbarnamesi gönderdiği, haciz ihbarnamesine borçlunun davacı şirket nezdinde bir alacağı bulunmadığından dolayı itiraz edildiği, bunun üzerine 30.06.2016 tarihinde davacıya hacze gelindiği, dosya borçlusu ... Tic. Ltd .Şti davacının kiracısı olarak bir süre faaliyet göstermiş ancak daha sonra fason atölyesinin batması sonucu kiracılık ilişkisine son verilerek kiralananın tahliye edildiği, daha sonra davacının atölyeyi bir başka firmaya kiraya verdiği, taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/641 E.,2018/282K sayılı istihkak davası reddedilse de henüz kesinleşmediği, bu karardan hemen sonra alacaklının 09.07.2018 tarihinde yeni bir haciz talimatı alınarak tekrar hazce gelindiği, daha önce haczedilmiş 1 adet ... marka LCD masaüstü monitor ve 2 adet ... marka ... model tarayıcının muhafazası ve borca yeter miktarda ilave hacizler talep edildiği ek olarak 2 adet ... Server haczedilerek istihkakla birlikte davacı şirket yetkilisine yediemin olarak bırakıldığı, alacaklının cebri icra baskısıyla para tahsil etmek amacıyla bu şekilde hareket ettiği, tüm bu nedenlerle; icra dosyalarına 10.046 TL’ nin davacı tarafından ödendiği, bu sebeple ilgili tutarın tahsil edildiği tarihlerden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte istirdatı ile davalıdan tahsiline hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; icra mahkemesince istihkak konusunda verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği, davacının, istihkak iddiasında haklı çıksaydı dahi, Borçlar Kanunu 83. Maddesi kapsamında borçlu dışında 3. Kişinin borcu ödeme olanağının bulunması, Borçlar Kanunu 78. Madde kapsamında borçlu olmadığı şeyi ihtiyari ile veren kişi hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu geri isteyemeyeceği,Borçlar Kanunu 38. Madde kapsamında kendisinden aşırı bir menfaat sağlanmadığından ödediği bedeli yasal olarak isteyemeyeceği, dava ve icra dosyasında haciz işlemlerinin durdurulması hususunda herhangi bir tedbir kararı olmadığından işlemlere İstanbul Anadolu 7. İcra hukuk mahkemesi kararları doğrultusunda devam edildiği, aynı adreste uygulanan hacizlerle ilgili olarak 2 kez mahkemece takibin devamına kararları verildiği, hukuki mücadeleyi kaybeden davacının malların muhafazasının kaldırılmasının önüne geçmek için dosya borcunu ödemeyi tercih ettiği, kesinleşmiş bir icra dosyasında defalarca aynı dosyadan hacze gelinmiş ve hep aynı iddialarda bulunmuş olan borçlu veya 3.şahsın haciz baskısı iddiasında bulunamayacağını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya içerisinde ödemeyi gösteren bir belgeye rastlanılmamıştır. Ancak taraflar arasında dava konusu dosya borcunun ödendiği noktasında bir tartışma bulunmamaktadır. İhtilaf ödenen bedelin, kesinleşmiş istihkak davasına da rağmen istirdat davası ile iadesinin talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. İcra ve İflas Kanunumuzun 72. Maddesine göre borcu olmayan bir parayı, icra takibi sırasında cebri icra tehdidi altında ödemek durumunda kalan borçlu istirdat davası açabilir. ( 13.HD. 24.11.1988 T 4352/5649 - Mahmut Coşkun 4. Baskı s.766 ) Bununla beraber, takip konusu parayı icra takibinin borçlusu yerine üçüncü kişi ödemiş olsa dahi, istirdat davası açma yetkisi icra takibinin borçlusuna aittir.Yargıtayımızın yerleşmiş içtihadına göre de, haksız yere ödemede bulunduğunu düşünen 3. Kişinin, bu ödemeyi, istirdatlı olarak alacaklıdan değil, şartları varsa borçludan isteyebileceği yönündedir. ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2017/1025 K. 2018/6659 ) Bu çerçevede 3. Kişi sayılan davacının davalı aleyhine istirdat davası açma hakkı olmadığı anlaşıldığından davanın aktif husumet yokluğu..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... Tic.A.Ş. ile icra takibindeki borçlu ...Tic. Ltd. Şti. arasında herhangi bir organik bağ olmadığı ve aynı tüzel kişiliğe sahip olmadıkları dosyadan alınan 02.02.2020 tarihli bilirkişi raporu ile açık bir şekilde tespit edildiğini, bu konuda bilirkişi raporunda herhangi bir tartışma bulunmadığını, İş bu dosyada tartışılan hususun, üçüncü şahıs olarak borçlu olmadıkları halde haciz baskısı ile şirketin bilgisayar serverı kaldırılarak şirketir çalışamaz hale getirilmek istendiği için bu tehdit ve tehlikeyi ortadan kaldırmak üzere mecburen ödediğini, bu kadar haksız yere yaşatılan ve haksız yere tahsilat yapan kişiden bu parayı geri talep edememenin ciddi bir hukuksuzluk, ciddi bir adaletsizlik ve en önemlisi ise ciddi bir suistimal kapısı olduğunu, tahsil kabiliyeti olmayan alacakların borçlu ile hiç ilgisi olmayan şirketlerden haciz baskısı ve cebri icra ile tahsil edip sonrada pardon diyerek ama git alacaklının bulmadığı borçludan tahsil et demenin hukuk da adalet de olmadığını, sadece haksız mağduriyet ve hukuk eli ile yaratılan suistimal yolu olduğunu, hukuk mantık üzerine kurulu olduğunu, bu bakış açısının ise hukuk mantığı ile ilgisi bulunmadığını, suistimal ve mağduriyet yaratan hiç bir şeyin hukuka uygun olmadığını, İlk derece mahkemesi kararına gerekçe olarak; dosyadan alınan bilirkişi raporunda aynen geçtiği üzere Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2017/1025 Esas 2018/6659 Karar sayılı ilamını gösterdiğini, ancak iş bu Yargıtay kararı ile somut olay arasında benzerlik bulunmadığını, kararın bir örneğini sunduklarını, İlk derece mahkemesinin, bilirkişi raporundan dayanak alarak gerekçeli kararını dayandırdığı Yargıtay kararında haciz anında değil, hacizden 20 gün sonra ödeme yapıldığını ve ödeme açıklamasında herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunulmadığını, somut olayımızda ise davalı alacaklı tarafın, 15.09.2018 tarihli haciz işlemi esnasında müvekkili şirketin server bilgisayarlarının muhafazası işlemini gerçekleştireceğinden ve bu halde müvekkili şirketin ticari hayatına devam edemeyeceğinden haciz baskısı altında ve haciz işlemi esnasında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasına elden 10.046,00 TL ödediğini ve müvekkili şirket yetkilisi ...'ın “ben üçüncü şahısım. şu anda bu borcu icra tehdidi altında ödeyeceğim, dava açma hakkımı saklı tutuyorum. borcu itiraz kaydıyla yatırıyorum.” beyanında bulunduğunu, İlk derece mahkemesinin kararının dayanağı olan İİK'nın 72.maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın istirdat davası açma hakkı olduğunu, istirdat davası açma hakkının şahsa tanınmış olup kanunda borçlu olarak düzenlenmediğini, kanun maddesinin diğer fıkralarında açıkça borçlu yer almasına rağmen İİK'nın 72 fıkra 7 de özellikle “şahıs” ibaresinin kullanıldığını, bu durumda borçlu olmadığı bir parayı ödeyen üçüncü şahıs (ki “şahıs” dendiği için kanun yorumundan anlaşılması gereken üçüncü şahıstır) istirdat davası açabileceğini, konuyla ilgili Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 24.05.1974 tarih 1974/5 E. 1974/7 K. sayılı kararın bir örneğini sunduklarını, kaldı ki; borçlu şirketin ... Tic. Ltd .Şti.’nin borcu için başka bir dosyadan müvekkili şirkete hacze gelindiğini, istihkak iddiaları üzerine yapılan yargılamanın tıpkı iş bu dosyada olduğu hatalı, yanlış ve dosya incelenmeden istihkak iddiasının reddine karar verildiğini, iş bu kararın taraflarınca temyiz edildiğini, temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2016/15758 Esas 2019/10282 Karar sayılı kararını eklediklerini, karar içeriğine göre haklı davanın ve istihkak iddiasının kabulünün gerekeceğinden ilk derece mahkemesinin hatalı kararını bozduğunu, bozma sonrasında mahkemece de bozmaya uyularak istihkak davasının kabulüne karar verildiğini, somut olayda ise dosya meblağı istinaf sınırının altında kaldığından maalesef ilk derece mahkemesinin hatalı kararının istinaf incelemesinden geçemeden kesinleştiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, icra tehdidi altında ödendiği ileri sürülen tutarın İİK'nın 72/7 maddesi uyarınca istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı eldeki davada, davalının dava dışı ... AŞ aleyhine başlattığı takip sonucu, takip borçlusu şirketle ilgisi bulunmamasına rağmen davalının davacı şirket adresinde haciz tehdidi sonucu yaptığını ileri sürdüğü ödemenin davalı takip alacaklısından istirdadını talep etmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’ nün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ....Tic.Ltd.Şti.’ nin, borçlu ... Tic. Ltd. Şti aleyhine başlattığı takibin kesinleştiği, bu takip kapsamında davacının ... Mahallesi, ... Sok. No:... Güneşli Bağcılar adresinde haciz ve muhafaza talep edildiği, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’ nün ... Talimat sayılı dosyası ile ilgili adrese hacze gidildiği, davacı tarafından davalı takip alacaklısına ihtirazı kayıtla 10.046,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Eldeki davanın davalısı tarafından, davacı adresinde yaptığı haciz işlemi sonucu davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/641 E sayılı dosyası ile açılan istihkak davasının aynı mahkemenin 2018/282 K 05.04.2018 tarihli kararı ile reddine karar verildiği, kararın istinaf sınırı altında olması nedeniyle kesinleştiği ihtilafsızdır. İş bu davanın davacısı tarafından davalı aleyhine açılan ve kesinleşen istihkak davası sonucu verilen karar maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğu da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde de işaret edildiği üzere, haksız yere ödemede bulunduğunu düşünen 3. Kişi davacının, takip alacaklısına yaptığı ödemeyi takip alacaklısından değil, şartları varsa ödemeyle zenginleşen takip borçlusundan isteyebileceğinden, ilk derece mahkemesi kararı isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacının emsal gösterdiği Yargıtay 2016/15758 K 2019/10282 K 13.11.2019 Tarihli kararına konu takipte, takip alacaklısının farklı olması ve iş bu davaya konu istihkak davasının ise davacı aleyhine kesin hükümle sonuçlandığı gözetildiğinde, davacı vekilinin iş bu emsal karar çerçevesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derce mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.05.2024