Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/493 E. 2019/115 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/493
Karar No
2019/115
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/112 - 2024/676 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/112 KARAR NO : 2024/676 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20.02.2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/493 E., 2019/115 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacı vekili; müvekkili kurum ... Şube Müdürlüğü ile .... Şti. arasında Mısır Kurutma ve Depo Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, ... Şirketinden kiralanan 4 adet silo kuyusuna 2013 mahsulü mısır depolandığını, mısırların tasfiyesi sonucunda bu depolarda mısır noksanlığı meydana geldiğini, 212.142.000 kg mısırın tasfiyesi sonucunda 848.087 kg mısır noksanlığı meydana gelmiş olup muhtemel rutubete bağlı ağırlık kaybının düşülmesinden sonra kalan 646.909 kg'ın normal nedenlerle açıklanamayan ve kamu zararı niteliğini haiz kısım olduğunu, Noksanlığın boyutlarının silsile halinde gerçekleştirilen kasti ve ihmali davranışlar neticesinde alım, muhafaza ve satış döneminde çeşitli yollarla çalınmış olabileceği şüphesini doğurduğunu, Konu ile ilgili müvekkili kurum Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma sonucu ... şirketi, güvenlik görevlileri ..., yüklenici ... Ltd. Şti. ile ... Dan. Eğt. Alarm Cih. ve Sis. Tic. Ltd. Şti., dönemin ... Amiri ..., eksper ... ve elektrik teknisyeni ... aleyhine ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/183 E. sayılı dosyası ile kurum zararının tahsili talebiyle dava açıldığını, Depoların tasfiye edildiği 2014 yılı Nisan ve Mayıs aylarındaki satış fiyatları ve depolardan yapılacak satışlarda 0,0075 TL/Kg Maniplasyon ücreti alındığı göz önünde tutulduğunda, kamu zararı niteliği taşıyan 646.909 kg noksan mısır rayiç tutarının 646.909 x 0,7425=480.329,93 TL olduğunu, Zararlandırıcı olayın davalı sigorta şirketi ile yapılan poliçe kapsamında olup kurum zararının davalıdan talep edildiğini, davalı şirketçe söz konusu zararın teminat dışı olduğu belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/183 E. sayılı dosyası ile diğer sorumlular aleyhine açılan davada mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, dosyanın kesinleşmesinin beklendiğini, İş bu davanın aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle ...'da görülen dava ile birleştirilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 480.329,93 TL'nin zararlandırıcı olayın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek %13,75 sözleşme faizi birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davaya konu edilen envanter açığının 2013-2014 dönemi içinde 01.02.2014 tarihinde meydana geldiği bildirilmekle davacının talep hakkının TTK.'nun 1420. maddesi uyarınca zaman aşımına uğradığını, Davacı ... Genel Müdürlüğü'ne ait ve Yurt genelinde kapalı depolarda stoklanan buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, mısır, pirinç, mercimek ve Çeltik'in, azami 75.000 tonu, azami 56.250.000.TL'sına kadar 01.03.2013-01.03.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, poliçe genel ve özel şartları dahilinde sigortalandığını, Davacının başvurusu üzerine yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda, kiracı ... kullanımındaki çelik konstrüksiyon siloların, kiraya veren sıfatına sahip ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılan depo ve silolarla birlikte aynı yerleşke içerisinde bulunduğu, tesisin 24 saat esasına göre güvenlik personeli ve kamera sistemi ile korunduğunun gözlemlendiği, noksanlık tespit edilen silolar üzerinde hırsızlık eylemini açıklayabilecek bir tahribat / deformasyon bulunmadığı, saha çalışanları ile yapılan görüşmelerde de, hırsızlık eylemine ilişkin bilgi sahibi olmadıklarının öğrenildiği, riziko adresinde yapılan incelemeler sonucunda noksan olduğu belirlenen 646.909 kg. mısır emtiasının ne şekilde depolardan çıkmış olduğuna dair tespitte bulunulamadığı ancak treyler tarzı araçların ortalama 25.000 kg. yük taşıyabildiği dikkate alındığında, kaybolan / çalınan mısır emtiasının 26 adet treyler ile taşınabilecek durumda olduğu, bu miktardaki mısır emtiasının tesis dışına hırsızlık amaçlı olarak çıkartılması sırasında fark edilmemesinin olanaklı olmadığı, ayrıca tazmin talebine konu hırsızlık eylemine ilişkin olarak resmi merciler tarafından düzenlenmiş herhangi bir tutanak bulunmadığı, olayın hırsızlık olarak nitelendirilmesini sağlayabilecek somut bilgi ve belge bulunmadığı hususları tespit edilerek Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A.1 maddesi hükümlerinden hiçbirinin meydana gelmediği, zararın teminat dışı olduğu sonucuna varıldığını, Yine Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde teminat dışında kalan haller düzenlenmiş olup, maddenin 5.6 fıkrasında envanter açıklarının teminat dışında bulunduğunun belirtildiğini, Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAVANIN SEYRİ VE SONUCU : İlk derece Mahkemesince; "...Davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de öğrenilme ve başvuru tarihine göre talep zamanaşımına uğramamıştır. Davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme ve düzenlenen poliçede hırsızlık ve emniyeti suistimal suçları teminat kapsamına alınmış olup, davacı tarafından da yapılan şikayet sonucunda hırsızlık ve emniyeti suistimal suçları ile ilgili takipsizlik kararı verilmiş, takipsizlik kararı da kesinleşmiştir. Dosyaya sunulan delillerle de sigortalı malın teminat kapsamında olan hırsızlık veya emniyeti suistimal sonucu zayi olduğu da ispat olunamamıştır. Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/153 esas sayılı dosyasında görülen davada verilecek kararın mahkememizce verilecek kararı etkilemeyeceğinden bekletici mesele yapılması yönündeki ara kararından rücu edilmiştir. Toplanan delillere göre sigortalı malın hırsızlık sonucu zayi olduğu iddia edilerek sigorta şirketi aleyhine iş bu davanın açıldığı, siloda bulunan malların hırsızlık ve emniyeti suistimal sonucu zayi olduğu ispat olunamadığı, iddia edilen diğer eylemlerin de teminat kapsamında bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki açıklama ve iddialarını tekrar ederek, Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/153 E.(eski esas ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/183 E) sayılı dosyasındaki davalıların gerçekleştirdikleri kasti ve ihmali davranışları neticesinde alım, muhafaza veya satış döneminde çeşitli yollarla çalınmış olabileceğinin olağan hayatın akışına uygun olarak kesin ve açık olarak tespit edilebildiğini, yapılan soruşturma konusu depoların muhafazasında doğal nedenlerden kaynaklanan ve bu büyüklükteki bir noksanlığı makul kılacak herhangi bir hususa rastlanılmadığını, bu nedenle kabul edilebilir düzeyin çok üzerinde olan makul bir sebebe dayanmayan bu noksanlık ile kamu zararı meydana geldiğinin kabulü ve yapılan sigorta poliçesi kapsamında karşılanmasının gerektiğini, 14.02.2018 tarihli duruşmada ceza soruşturması ve Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının (yargılama devam etmekte olup 15.10.2019 tarih ve 9 no'lu celsesinde ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.) sonucunun beklenilmesine karar verildiğini, aralarında bekletici mesele yapılan dosyanın kesinleşmesi beklenmeden hüküm kurulmasının müvekkili Kurumu hak kaybına uğrattığını, sadece Savcılık soruşturma dosyasının sonucuna göre hüküm kurulmasının mahkeme kararları arasında çelişki doğurduğunu, TBK 74. maddesinde belirtildiği üzere; ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, bu nedenle cezai soruşturmanın takipsizlik ile sona ermesinin ortaya çıkan zararın karşılanması konusunda yetersiz kalacağını, Mahkemenin kendi dosyası kapsamında gerekli incelemeleri yapıp aydınlatma görevini tam anlamıyla yerine getirmesi gerektiğini, Ortada bir zarar söz konusu olup, zararın meydana gelip gelmediği, zararın miktarı, tahsilinin mümkün olup olmadığı hususlarının detaylıca incelenmesi ve hakkaniyete uygun olarak karar verilmesi gerektiğini, ancak İlk derece Mahkemesince gerekli incelemeler yapılmadığını, bilirkişi raporu dahi alınmadığını, Diğer davada davalıların sorumlu olup olmadıklarının Mahkeme kararı ile tespit edilemediğini ve Kurum zararının tahsil edilemediğini, iş bu davanın reddine karar verilmiş olmasının alacaklarını tahsil etme imkânını tehlikeye düşürdüğünü ve yapılan sigorta sözleşmesinden yararlanma haklarını ortadan kaldırdığını, Soruşturma raporunda da düzenlendiği üzere depolarda meydana gelen kaybın miktarının büyük olması ve diğer davada davalı tarafların kusurlu ve ihmali nedeniyle hırsızlık şüphesinin hala devam ettiğini, doğal sebepler nedeniyle bu kadar büyük bir kaybın söz konusu olamayacağını, sigorta sözleşmesinde depolardaki malların sigortalandığını ve teminatlar kapsamında hırsızlık ve emniyeti suiistimal hallerinde zararın karşılanacağının düzenleme altına alındığını, bu nedenle Kurum zararının hırsızlık riski gerçekleşmesi sonucu oluşmuş olması halinde poliçe hükümleri çerçevesinde zararlarını tazmin etmesi gerektiğini, Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, hırsızlık nedeniyle oluştuğu iddiasıyla depolarındaki mısır noksanı tutarının taraflar arasındaki Klasik Yangın Sigorta Poliçesine dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. KARAR : 1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubuyla kalan 383,20 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, 02.05.2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 03.05.2024 Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/493, K. 2019/115, T. 03.05.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-493-e-2019-115-k-9a7a70670093