Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/33 E. 2020/166 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/33
- Karar No
- 2020/166
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2023/690 Esas KARAR NO: 2024/339 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/03/2020 NUMARASI: 2019/362 E, 2020/166K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 22/02/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında Ankara ... Noterliği'nin 25/09/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı, 2613 sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi ve 04/06/2015 tarih, ... sözleşme numaralı FKS imzalandığını ve 3 adet kanal kazıcı yükleyici ile 1 adet paletli ekskavatörün davacı tarafa teslim edildiğini, davacı tarafça peşinat olarak başka bir iş mikanesinin davalı şirkete verildiğini, davacı şirketin ekonomik sıkıntıya girmesi sebebiyle kalan kira bedellerinin ödenmemesi sonucunda kiralamaya konu makinelerin tamamının davalı şirkete teslim edildiğini, bu makinelerin davalı tarafça tasarruf edebilmelerine dair İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/33 E. sayılı dosyası ile ara karar oluşturulduğunu, iade edilen makinelerin değeri ve ödenen taksit bedellerinin davalı ... şirketinin alacağı ile mahsuplaştırılması yapıldığında müvekkilinin alacaklı durumda olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın tarafları ve konusu aynı olmakla İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/33 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen sözleşme ödeme planlarına göre davacının kira borçlarını vadelerinde ödemediğini ve temerrüde düştüğünü, müvekkili şirket tarafından keşide edilen ihtarlara rağmen davacının borçlarını ifa etmemesi sebebiyle sözleşmelerin 14/12/2015 tarihinde haklı nedenle feshedilmiş olduğunu, feshedilen sözleşmelere konu malların iade edilmemesi sebebiyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/33 E. sayılı dosyası ile malın iadesi davası açıldığını ve İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında yazılan talimatlarla sözleşmelere konu malların teslim alındığını, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunun İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/33 E. sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuyla tevsik edilmiş olduğunu ve davacı tarafça da dosyaya sunulan cari hesap özeti ile sabit olduğunu, açıklanan nedenlerle; öncelikle davacı tarafın konusu, talepleri ve inceleme yöntemi farklı olan davaların birleştirilmesi talebinin reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.-İlk derece mahkemesinin ilk kararında "...DAVANIN REDDİNE " karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizin 2017/287 Esas, 2018/1033 karar sayılı ilamı ile; "...ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da ifade edildiği üzere mahkemece birleşen dava yönünden hüküm kurulmasının unutulduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talepleri incelenmeksizin, birleşen dava yönünden hüküm kurulmadığından, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam edilerek birleşen dava yönünden de karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2019/362E, 2020/166 Karar sayılı, 11/03/2020 tarihli ilamında; "1-Esas davanın REDDİNE, 2-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu alacak bakımından davacının davalıya 7.586,98 TL asıl alacak olarak borçlu olduğunun tespiti ile bu miktar alacak bakımından takibin takip talepnamesindeki şartlarla devamına, bu miktarı aşan alacak bakımından davacının borçlu olmadığının TESPİTİNE, " karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;senetlerdeki borç ile Finansal Kira Sözleşmesi kapsamında yapılan ödeme taksitlendirmesinin aynı borca ait olduğu sabit olduğunu, Taraflar arasındaki ihtilafın; mahkeme kararıyla makinelerin üzerinde davalı şirketin tasarruf yetkisinin 26/05/2016 tarihinde verilmesi hususu da dikkate alınarak; Bu makinelerin tasarruf tarihi itibari ile gerçek değerin tespiti ile iki adet finansal kiralama sözleşmesi kapsamında oluşturulan iki ayrı ödeme planına göre davacı şirketin Finansal Kiralama Sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının tespiti ile davalı tarafa teslim edilen makinelerin 26/05/2016 tarihindeki gerçek değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti suretiyle taraflar arasındaki alacak durumunun teknik bilirkişi marifetiyle tespiti suretiyle ayrıca birleşen menfi tespit davasındaki senetlerin de iş bu iki adet Finansal Kira Sözleşmesi kapsamında oluşturulan iki adet planı sözleşmesi kapsamında verilen senetlerin olması ihtilaf konusu olmadığından bu senetler ile ilgili yapılan takip ve menfi tespit davasında da bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle hukuksal durumun tespitine yönelik olduğunu, Bilirkişisi ... 20/09/2018 tarihli raporuna karşı itirazlar karşılanmadan aynı raporun tekrar edildiğini, raporun kendi içerisinde çelişkili denetime elverişsiz dava ile ilgili somut verileri kapsamayan denetim imkanı bulunmayan hesaplamalar içerdiğini ve hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, Raporda; her iki sözleşme ve 4 adet makine için 12/01/2016 tarihi itibari ile 60.040,30 TL. + 47.043,11 TL. miktar olduğunu raporun 5. sayfasında açıkça belirtmesine rağmen 12/01/2016 tarihinden itibaren kalan borcu tespit yapılarak her ikisinin toplanması suretiyle davalı şirketin alacağının tespiti yerine denetim imkanı olmayacak şekilde mükerrer nitelikte hesaplamalara gidildiğini, Raporun 8. sayfası 16. maddesindeki tabloda 161.554,72 TL. kira borcunun ve diğer kira borçlarının nereden geldiğini belirtmeden daha açık bir tabir ile tüm makinelere ilişkin 12/01/2016 tarihine göre davalı tarafın gönderdiği ihtarnameler ile tespit edilen 60.040,30 TL. + 47.043,11 TL. alacak ile bu tarihten sonra vadesi gelmemiş alacak miktarlarının açık bir şekilde tespiti ile toplanması gereken muhasebe tekniğine uygun olmayan kendi içerisinde çelişkili özellikle denetim imkanı olmayan ve mükerrer nitelikteki hesaplamaların karara esas alınması mümkün olmadığını,Birleşen davada ise; senetlerin 1. maddede açıklanan alacak ve borç ilişkisi ile aynı olduğu ihtilafsız olduğu halde denetim imkanı olmayacak şekilde ve mükerrer nitelikte ayrı bir hesaplama tekniği ile rapor düzenlendiğini, davalı tarafa teslim edilen makinelerin tasarrufun serbest bırakılması tarih olan 26/05/2016 tarihindeki gerçek değerlerinin tespiti ile toplam davacı tarafın davalı şirkete finansal kiralama sözleşmesinden kalan borç miktarı denetime elverişli şekilde tespiti gerekirken eksik ve yanlış bilirkişi hesaplamasına göre karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Menfi tespit dava tarihi olan 17.05.2017 tarihi itibari ile finansal kiralama konusu malların nakde çevrilmesi sonucu elde edilen tutarın borçtan mahsubu mümkün olmadığını,Borçtan mahsup edilen satış bedellerinin ihtiyati tedbir kararı kapsamında iade alınarak Müvekkili Şirket tarafından teminat mektubu sunulmak suretiyle temin edilen tasarruf yetkisine istinaden yapılan satışlardan elde edildiğini, 6361 Sayılı yasanın sözkonusu düzenlemesi ile malın iadesine ilişkin dava sürecinde kiralananda meydana gelecek değer kayıpları ile muhafaza masrafları nedeniyle hem kiracı hem de finansal kiralama şirketi açısından oluşacak zararların önlenmesi amacıyla kiralanın teminat karşılığı nakde çevrilmesi" imkanı getirildiğini, Dava konusu olayda da işbu madde kapsamında "teminat karşılığı olarak kiralananın nakde çevrildiğini, 6361 Sayılı yasanın 33. Maddesinde öngörülmüş bulunan mahsup işlemi madde metninden de anlaşıldığı üzere Finansal Kiralama Sözleşmesinin feshi ile kiralanın iadesi halinde uygulanması mümkün olabileceğini, somut davada Sözleşmenin feshinin tespiti ve buna bağlı olarak kiralanın iadesine ilişkin İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/33 Esas sayılı davasında sözleşmenin feshedildiğinin tespiti ile kiralananların iadesi kararı 06.06.2017 tarihinde kesinleştiğini ve ancak 06.06.2017 tarihinde 33. madde kapsamında bir fesih işleminde söz edilebileceğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/33 Esas sayılı dosyasında verilmiş bulunan karar kesinleşmeden 6361 sayılı yasanın 33. maddesinin uygulanması mümkün olmadığını, Davacıların İstanbul ... icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilgili menfi tespit talebinin dava tarihi itibari ile kabulü mümkün bulunmadığını, takip konusu dosya borcunun dava tarihi itibari ile hukuken kapanmadığı gözardı edilmek suretiyle menfi tespit talebinin kabulüne karar verildiğini, Müvekkili Şirketin de yargılama giderleri, karşı vekalet ücretleri, teminat mektubu komisyon tutarları vs diğer zararlarının da somutlaşması ve bakiye tutarın belirlenmesi ancak bu aşamadan sonra mümkün olduğunu, Dolayısıyla ilgili icra dosyası açısından menfi tespit talebinin dava tarihi itibari ile kabul edilmesi mümkün bulunmadığını, Takibe dayanak bonoların işlemiş ve kiracı tarafından ödenmemiş kira bedellerine ilişkin olduğunu, Davacı Kiracı tarafından yapılmış bir ödeme olmadığını, 6361 Sayılı yasanın imkan sağladığı bir tür tedbir ile mal bedeli kadar teminat karşılığı sadece kiralananlar nakde çevrildiğini, Kabule göre de müvekkil şirket alacakları finansal kiralama sözleşmesi ve 6361 sayılı yasa hükümlerine uygun olarak incelenmediğini, Finansal kiralama bedellerini aşan zararları temel olarak temmerrüt faizleri, yargılama giderleri, vekalet ücretleri, ihtiyati tedbir uygulaması ile ilgili masraf ve giderler, kiralananların muhafaza, sigorta vs masrafları ile diğer maliyetler olduğunun kabulü gerektiğini, zararların tamamını ödeme planı ve yasal defterler üzerinden tespitinin mümkün olmadığını, Bilirkişi raporundaki tespitlerde de finansal kiralama borçları temerrüt faizleri hariç olarak 7.586,98.-TL olarak tespit edildiğini, öncelikle finansal kiralama bedellerine dair alacak tutarının temerrüt faizleriyle birlikte tespit edilmesi gerekmektedir. Ayırca taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmelerinin 42. Maddesinde de "(...) Bu hususlarla ilgili Kiralayan'ın yapacağı bütün masraf ve harcamalar ile her türlü dava, takip ve icra giderleri, tahsil harcı, damga resmi, cezaevi harcı ve diğer masraf ve harcamalar ve Kiracı aleyhine hükmolunacak alacak tutarının veya kanalıyla tahsil olunacak tutarın %10'u tutarında vekalet ücreti Kiralayan'a ayrıca ödenecektir." şeklinde ifade edilmiş bulunan düzenleme uyarınca Müvekkil Şirketin diğer alacaklarının da gözönünde bulundurulacağını, sadece İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/33 Esas Sayılı Malın İadesi davasından dolayı Müvekkili Şirketin 36.500-TL Karış Vekalet Ücreti, 10.387,70.-TL yargılama gideri ile 56.000-TL (560.000.-TL dava değeri üzerinde %10 sözleşmesel vekalet ücreti) dikkate alınmayan alacağı bulunduğunu, Bu kapsamda finansal kiralama bedelini aşan zararların tespiti yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, birleşen davanın da taraflarına usulüne uygun tebliğ edilmediğini, delil sunma ve cevap hakkı tanınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı ... A.Ş.nin davacı/borçlular .... Şti., ... ve ... aleyhine 02.12.2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus yolla, 6 adet bonaya dayalı olarak, 96.018.00 TL. asıl alacak, 5.612.24 TL işlemiş faiz ve 421,71 TL. komisyon olmak üzere toplam 102.051, 95 TL. alacağın takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %50 faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği, ödeme emrinin borçlulara tebliği ile takibin kesinleştiği görülmektedir. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/33 E. Sayılı dosyasının incelenmesinde davalının, davacılar aleyhine, Ankara ... Noterliğinin 25.09.2014 tarih ve ... yevmiye nolu evrakı üzerinden tanzim edilen 04.06.2015 tarih ve ... nolu Finansal kiralama Sözleşmesi ile kiralanan malların iadesini talep ve dava ettiği, 22.03.2017 tarih ve 2017/400 K. Sayılı kararı ile malların iadesine karar verildiği, 26.5.2016 tarihli ara kararı ile iade edilen mallar üzerinde tasarruf yetkisi verildiği ve kararın 6.6.2107 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Mali müşavir bilirkişi ...’dan alınan 02.08.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafın ticari defter ve belgelerin ibraz etmediği için incelemediği, bankalardan temin edilen ve davalı vekilince sunulan ödeme dekontları itibariyle davacılar tarafından davalıya 355.700.36 TL. ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.Muhasebe ve finans uzmanı ...’ndan alınan 20.09.2018 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı ile davalı arasında Ankara .... Noterliğinin 25.09.2014 tarih ve ... yevmiye nolu evrakı üzerinden 04.06.2015 tarih ve ... nolu Finansal kiralama Sözleşmesi akdedildiği, kira bedelini ödenmesi üzerine davalının Beşiktaş ... Noterliğinin 10.11.2015 tarih ve ... yevmiye nolu evrak üzerinden keşide ettiği ihtarname ile kira bedelinin ödenmesi için davalı borçluya 60 gün süre verdiği, aksi halde sözleşmenin fesh olunmuş olacağı ve bu nedenle malların iadesi gerektiği hususun ihtar edildiği, bu kapsamda maların iade ve teslim edildiği, bu ilişki kapsamında davacı kiracının 257.809,25 TL. vadesi gelmiş, 411.014,82 TL. vadesi gelmemiş ve 30.467,43 TL. faturalı temerrüt borcu olmak üzere toplam 699.291,50 TL. alacağı olduğu, bu miktardan iade edilen araçların satış bedeli olan 691,704,52 TL. mahsup edildiğinde davacıların dava tarihi olan 21.03.2017 tarihi itibariyle bakiye 7.586,98 TL. borçları olduğu tespit edilmiştir.İstinaf sonrası bilirkişiden alınan 27.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ile; kök rapordaki hususlar tekrar edildikten sonra davalının takip tarihi itibariyle davacıdan 49.327,30 TL. alacaklı olduğu ve bu miktar alacaktan dolayı 5.612,24 TL. faiz talep edilebileceği tespit edilmiştir. GEREKÇE Asıl dava, finansal kiralama sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.Birleşen dava ise; takipten sonra açılan menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı her iki taraf vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355 maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar asıl ve birleşen davada, finansal kiralama sözleşmesine konu araçların davalı yanca satıldığını, kiralandığını, satış bedellerinin mahsubu halinde müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edileceğini ileri sürmüşlerdir. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan ek bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de; rapor hükme elverişli olmayıp itirazları karşılar nitelikte değildir. Davacı aşamalarda finansal kiralama sözleşmesine konu malların değerinin makinelerin tasarrufun serbest bırakılması tarihi olan 26/05/2016 Tarihi itibarı ile tespiti gerektiğini ileri sürmüş ise de, bu yöndeki iddia mahkemece değerlendirilmemiş, bilirkişi raporunda denetime elverişli faiz hesabı yapılmamış, 30.467,43TL'lik temerrüt faizinin davalı defterinde temerrüt faizi açıklamalı fatura olduğu açıklanmakla yetinilmiş, dava ve takip tarihleri itibarı ile de (araçların satış ve kira tarihleri de dikkate alınarak) faiz hesabı yapılmadığı görülmüştür. Mahkemece dosyanın bir finansal kiralama alanında uzman bilirkişi ile, bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi ile; malların satış tarihi itibarı ile faturadaki satış değerinin piyasa rayicine uygun olup olmadığı yönünde rapor alınması, (Y.11 HD, 2020/3469 E, 2021/683K, 01.02.2021 Tarihli ilamı) bununla birlikte takip tarihi itibarı ile ve dava tarihi itibarı ile birleşen davalının alacaklı olup olmadığının 6361 sayılı Yasa ve sözleşmeye göre incelenerek, usulüne uygun faiz hesaplaması da yapılmak sureti ile denetime elverişli rapor alınması gerekli olmakla eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, ilk derece mahkemesinin kararının bu yönden kaldırılması gerekmiştir.Bununla birlikte birleşen dava olan menfi tespit davası; takibe dayalı olup davanın kısmen kabulü halinde hükümde; borçlu olunmayan tutarın (asıl alacak, faiz, vb feriler yönünden ) belirtilmesi gerekli iken Mahkemenin kabulüne göre; borçlu olunan tutarın tespitine yer verilmesi de yerinde görülmemiş, bu husus re'sen dikkate alınmıştır.Açıklanan nedenlerle HMK 355, 353.1.a.6 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinafının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen davalarda; taraf vekillerinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2020 tarih, 2019/362 Esas - 2020/166 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harçlarının talebi halinde taraflara iadesine,5-İstinaf aşamasında asıl ve birleşen davada; davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 297,20-TL (148,60 + 148,60-TL) istinaf yoluna başvurma harcı ile 47,35-TL posta masrafı olmak üzere toplam 344,55-TL'nin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine,-İstinaf aşamasında birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 148,60-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 19,85-TL posta masrafı olmak üzere toplam 168,45-TL'nin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen davada davalıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 355,353.1.a.6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.22/02/2024