Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/121 E. 2016/518 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/121
- Karar No
- 2016/518
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/154 - Karar No:2025/53 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/154 KARAR NO : 2025/53 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2022 NUMARASI : 2017/369 E-2022/460 K ASIL DAVADA: DAVACI VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :21.01.2025 KARAR YAZIM TARİHİ :21.01.2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili: Taraflar arasında Otomatik Yıkama-Dolum ve Kapak Kapatma Makinesi alımı işi için yapılan ihale sonucunda müvekkili ile davalı arasında 21.12.2012 tarihli mal alım sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin üretici firma aracılığıyla makinenin üretim, montaj ve teslimini sağladığını, sözleşmeye konu makine için 18.07.2013 tarihinde ilk muayene ve 26.08.2013 tarihinde ikinci muayene olan itiraz muayenesinin yapıldığını, muayene neticesinde makinenin uygun bulunmayarak sözleşmenin feshedildiğini, muayenelerin sonucu ve fesih kararının sözleşmede yazılı süre içerisinde müvekkiline bildirilmediğini, müvekkilinin 24.09.2013 tarihli bilgi istemli yazısı üzerine davalının 25.09.2013 tarihli yazısı ile sözleşmenin 26.08.2013 tarihi itibariyle feshedildiğini bildirdiğini, fesih kararının öğrenilmesinin akabinde müvekkilinin 04.10.2013 tarihli yazısı ile ihaleye konu makinanın kendisine iadesini istediğini, davalının bu talebi sözleşmenin 38.1maddesi gereğince 3 iş günü içerisinde sonuçlandırması ve makinayı davacıya iade etmekle yükümlü olmasına karşın sürelere uymadığını, 10.10.2013 tarihli yazısı ile makinanın süt ve mamülleri fabrikasında muhafaza altına alınmasına karar verildiği şeklinde bir cevap verdiğini, teslim hususunda hiçbir süre ve tarih belirtmediğini, müvekkilinin 06.11.2013 tarihli yazısı ile makinanın iade olunmaması nedeniyle zarara uğradığını, iade yapılmayan her gün için ceza ödemekle yükümlü olduğu hususunun bildirilerek makinanın tesliminin istenildiğini, ancak bu talebin de olumsuz sonuçlandığını, davalının 11.11.2013 tarihli yazısında makinanın süt fabrikasında montajı yaptırılıp kurulan yerde muhafaza altında tutulduğunu, makinanın kurulum ve deneme aşamasındaki zayiatlar giderilene kadar iade edilmeyeceği, konu ile ilgili yasal sürecin başlatıldığının bildirildiğini, davalının sözleşmede hapis hakkı tanınmamasına ve genel hükümlere göre hapis hakkının yasal koşulları oluşmamasına rağmen makinayı hapis olarak elinde tuttuğunu, davalının Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/778 esas sayılı dosyasında oluştuğunu iddia ettiği zayiat bedellerinin tahsili talep ettiğini, dava sonucunda lehine yalnızca 3.330,24 TL zayiat bedeline hükmedildiğini, müvekkilince açılan davada ise makinanın haksız olarak elinde bulundurduğu ve aynen iadesinin istenildiğini, bunun yanında ceza bedellerinin de talep edildiğini, mahkemece hapis hakkının yasal koşullarının oluşmadığı, makinanın iade edilmesi gerektiğine ve dava tarihine kadar üretici firmaya ödenen ceza bedelinin ...’den tahsiline karar verildiğini, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/121 esas sayılı dosyasında ... tarafından sözleşme gereğince gecikme cezasına ilişkin dava açıldığını, bu davada da ... lehine yalnızca 1.420,00 TL gecikme cezasına hükmedildiğini, Ankara 9. İdare Mahkemesinin 2014/186 esas sayılı dosyasında müvekkili tarafından açılan davada ... tarafından verilen ihaleden yasaklılık kararının iptaline karar verildiğini, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/433 D.iş sayılı dosyasında makinanın montajı yapılan yerden başka bir yere taşındığının öğrenilmesi üzerine üretici firma olan ... Makina…Ltd.Şti. tarafından müvekkili aleyhine tespit yaptırıldığını, keşif sırasında makinanın çalıştırılmak istendiğini, ancak makine başka alana taşındığından ve kurulumu yapılmadığından çalıştırılamadığını, bilirkişi raporunda makinede büyük ölçüde zarar meydana geldiğinin açıklandığını, ancak makine çalıştırılamadığından net hasar tespitinin yapılamadığını, müvekkili tarafından üretici firmaya makine bedelinin ödendiğini, davalının ise sözleşme feshedildiğinden makine bedelini müvekkiline ödemediğini, üretici firmanın da makinanın ne zaman iade edileceğinin belirsiz olması nedeniyle 10.08.2014 tarihli yazısı ile makinayı iade almaktan vazgeçtiğini, 2013/778 esas sayılı dosyada makinenin müvekkiline iadesine karar verilmesi üzerine makinenin mevcut durumunun belirlenmesi için müvekkili tarafından Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/53 D.iş sayılı dosyasında tespit isteminde bulunulduğunu, alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu makinenin kullanılmaz hale geldiğinin tespit edildiğini, makinenin halen davalıda bulunduğunu ve sözleşmenin imzalandığı 21.12.2012 tarihindeki bedelinin 284.000,00TL olduğunu, makinanın bugün itibariyle değerinin 500.000,00-600.000,00TL olduğunu, davalının muaccel olmayan, yargılamaya muhtaç olan ve neticede 2013/778 esas sayılı dosyada 3.330,24TL olarak belirlenen 2016/121 esas sayılı dosyasında ise yalnızca 1.420,00 TL olarak belirlenen toplam 4.750,24 TL zararı için 2012 yılındaki bedeli dahi 284.000,00 TL olan ve herhangi bir ücret ödemediği makineyi haksız olarak elinde tuttuğunu, bu hususun 2013/778 esas sayılı dosyasında da karara bağlandığını, davalının yüksek bedelli bu makineyi beyan ettiği gibi muhafaza etmediğini, makinanın yapısına aykırı ve işinin uzmanı olmayan kişilerce birkaç ayrı alana taşıdığını ve korumadığını, elektronik olan bu makinenin belli aralıklarla bakımı yapılması gerekirken bakımı yapılmak bir yana demir hurda haline getirildiğinin görüldüğünü, makinenin üretici firmaya iade edilememesi nedeniyle ve müvekkilinin makineden elde edebileceği faydadan ve gelirden yoksun kalması nedeniyle zarara uğranıldığını, müvekkili ile üretici firma ...…Ltd.Şti.arasındaki sözleşmeye göre makinanın uygun bulunmaması ve ... ile müvekkili arasındaki sözleşmenin feshedilmesi halinde üretici firmanın bir ay içerisinde makinayı müvekkilinden iade alacağını ve müvekkilinin ödediği makine bedelini iade edeceğini, ancak davalı makinayı müvekkiline iade etmediğinden müvekkilinin de üretici firmaya iade edemediğini bu nedenle müvekkilinin üretici firmaya günlük 260,00 TL ceza ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin 16.01.2014 tarihine kadar üretici firmaya 29.120,00 TL ceza bedeli ödediğini, 2013/778 esas sayılı dosyada verilen kararda üretici firmaya verilen ceza bedeli olarak makinenin ... den iadesinin talep edildiği, 04.10.2013 tarihinden itibaren üreticiye ödenen ceza bedelinin ... den talep edilebileceğinin belirtildiğini, ancak her dava açıldığı tarihteki koşullar üzerinden değerlendirileceğinden makinenin ... den iadesinin talep edildiği 04.10.2013 tarihinden 2013/778 esas sayılı dosya ile birleşen dosyanın dava tarihi olan 07.01.2014 tarihine kadar işlemiş olan 89x260,00 TL =23.140,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, 07.01.2014 dava tarihinden sonra işleyen ve ödenen ceza bedelleri ile ilgili olarak ise yeniden dava açılması gerektiğinden reddedildiğini, üreticiye ödenmiş olan ceza bedelinin; 07.01.2014 -16.01.2014 dönemi için 9x260,00 TL=2.340,00 TL olduğunu, 16.01.2014- 14.03.2014 dönemi için 14.560,00 TL ceza bedelinin 14.03.2014 tarihinde ödendiğini, 14.03.2014 -14.04.2014 dönemi için 7.800,00 TL ceza bedelinin 14.04.2014 tarihinde ödendiğini, 14.04.2014-10.08.2014 dönemi için 15.000,00 TL ceza bedelinin 19.07.2016 tarihinde ödendiğini, üretici firmanın makinanın ne zaman iade edileceği belirsiz olduğundan 10.08.2014 tarihli yazısı ile makinayı iade almaktan vazgeçtiğini, 14.04.2014 -10.08.2014 dönemi için işleyen ceza bedelinin 30.160,00 TL olup, üretici firma ile müvekkilinin 2013/778 esas sayılı dosyası karara çıktıktan sonra bu meblağın ödenmesi hususunda anlaştıklarını, dosyanın karara çıkması üzerine müvekkili tarafından üretici firmaya 19.07.2016 tarihinde 15.000,00 TL ödeme yapıldığını, üretici firmanın 21.04.2014 -10.08.2014 döneminde işleyen bakiye 15.160,00TL bedelden feragat ettiğini belirterek, fazla hakları saklı kalmak kaydıyla, makinada oluşan zararın tespiti, makinanın tamir edilip edilemeyeceği, tamir edilebilecekse ne kadar sürede ve ne maliyette tamir edileceğinin tespiti ile makinada oluşan hasar, tamir, işçilik ve parça giderleri nedeniyle uğranılan zarar, makine tamir edilebilecekse sıfır ürüne göre makinada oluşan değer kaybı nedeniyle uğranılan zarar, makinanın üretici firmaya iade edilememesi nedeniyle müvekkilinin üretici firmaya ödemek zorunda kaldığı ceza bedelleri nedeniyle uğranılan zarar, davalının makineye haksız ve hukuka aykırı el koyması nedeniyle müvekkilinin bu süreçte makinadan elde edebileceği faydadan yoksun kaldığından makinanın iadesinin talep edildiği 04.10.2013 tarihinden bu güne kadar uğranılan zararların tespiti ile uğranılan tüm zararlar nedeniyle fazlaya ilişkin her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120.000,00 TL maddi tazminatın fesih tarihi olan 26.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 26.01.2021 tarihli dilekçesiyle ceza bedelleriyle makinenin kullanılamaması ve tasarrufta bulunulamaması nedeniyle uğranılan zarar talebinden vazgeçtiklerini belirtmiş, 13.03.2022 tarihli dilekçesiyle davadaki 120.000,00TL'lık talebini açıklayarak makinadaki hasarın giderilmesi ve değer kaybı bedelinin 80.000,00TL, kar kaybı talebinin 300,00TL, 3. şahsa ödenen ceza nedeniyle talebin 39.700,00TL olduğunu belirtmiş, 22.06.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, asıl davadaki makinede oluşan hasar nedeni ile oluşan zarar için talep ettikleri 80.000,00TL’yı 283.865,60 TL artırarak 363.865,60 TL’ye yükselterek toplam alacağın ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep emiş, dava dilekçesinde belirtilen üretici firmaya ödenmek zorunda kalınan ceza bedelleri için talep ettikleri 39.700,00 TL ve makinenin kullanılmaması tasarrufta bulunulamaması nedeniyle uğranılan zarar için talep ettikleri 300,00 TL alacak taleplerinden feragat etmiş olduklarını belirtmiştir. Asıl davada davalı vekili: Taraflar arasındaki sözleşme gereğince makinanın 100 gün içerisinde naklinin ve montajının yapılarak kullanıma hazır hale getirilmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacının makinanın teslimi ve montajını bitiremediğini, müvekkili tarafından 18.04.2013 tarihli yazı ile davacı şirkete montajın tamamlanması, aksi halde gecikme cezası talep edileceği ve sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, davacının 02.05.2013 tarihli yazı ile makinenin montajını yaptığını bildirdiğini, bunun üzerine montajı tamamlanan makinede deneme çalışmalarının yapıldığını ve makinenin kabulünün yapılamayacağının tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacı tarafa 100 günlük sürenin akabinde 10 günlük ek süre verildiğini, buna rağmen makinenin geç ve teknik şartnameye uygun olmayan şekilde müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili tarafından 22.08.2013 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, taraflar arasında 2016/121 E. ve 2013/778 esas sayılı davaların görüldüğünü, her iki davada taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini, kararların henüz kesinleşmediğini ve davacının kararlardaki tespitleri ve kararlar kesinleşmemiş olmasına rağmen iş bu davayı bu iki karara dayanak yapmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacının her türlü zararını karşı taraftan talep edeceğine dair bir hüküm ve açıklamanın bulunmadığını, buna rağmen davacının iş bu dava ile hatalı ve geç teslim ettiği makineye dayalı olarak kusur kendisinde olduğu halde, müvekkilinden yoksun kalınan kar, değer kaybı, hasar bedeli, ceza bedeli adı altında tüm zararlarını talep etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili kurumun makineyi Yönetim Kurulu Başkanlığı'nın 208 sayılı kararı ve sözleşme teknik şartname hükümleri uyarınca ve genel hükümler çerçevesinde muhafaza altına aldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 37.2 maddesine göre müvekkili kurumun makinedeki teknik sorunlar nedeni ile uğramış olduğu maddi zarar tazmin edilinceye kadar sözleşme hükümleri ve sözleşme teknik şartname hükümleri uyarınca makineyi teslim etmediğini, davacı taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, 2017/53 D.iş sayılı tespit raporunu kabul etmediklerini, raporun müvekkiline tebliğ de edilmediğini, raporda yapılan değere ilişkin belirlemenin de hayatın olağan akışına ve gerçeklere aykırı olduğunu, tespit raporunun davaya esas alınmasının mümkün olmadığını, asıl zarara uğrayanın müvekkili kurum olduğunu, makinenin imalatı ve montajının istenilen şekilde yapılmadığını, makinenin kullanılamaz durumda müvekkiline teslim edilmiş olduğunu, bulunduğu yer itibariyle müvekkilinin çalışma düzenine engel teşkil ettiğinden, uygun bir yere taşımak zorunda kalındığını, bu sebeplerle kusur kendisinde olmasına rağmen davacının makinedeki hasar bedeli ve değer kaybını talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının ceza bedellerini ve makineyi yoksun kaldığı gelirden doğan zararına ilişkin taleplerinin de haksız ve kötüniyetli olduğunu, sözleşmenin 37.maddesi gereğince müvekkilinin makineyi haklı gerekçe ile davacı tarafa teslim etmediğini, davacının yoksun kalınan fayda ve geliri ile ilgili talebinin haksız ve mükerrer bir talep olduğunu, 2013/778 esas sayılı davada bu talebin reddedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili: Müvekkiline ait olan ancak davalı tarafından haksız yere el konulan Otomatik Yıkama-Dolum ve Kapak Kapatma Makinesinde davalının kusuru ile meydana gelen hasarlar nedeni ile müvekkilince zarara uğranıldığını belirterek, fazla hakları saklı olmak üzere uğranılan zararın Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/369 esas sayılı davasının açıldığı 24/05/2017 tarihi ile eldeki davanın açıldığı tarihe kadar geçen süreçte oluşan zararının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı vekili 22.06.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, birleşen davada makinede oluşan hasar nedeni ile oluşan zarar için talep ettikleri 1.000,00TL’lik talebini 242.060,10 TL daha arttırarak 243.060,10 TL’ye yükselterek bu miktarın ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili: Kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca derdestlik nedeniyle de davanın usulden reddi gerektiğini, davacının dava konusu makineyi sözleşmeye uygun biçimde müvekkiline teslim etmediğini, makinanın teknik şartnamelere uygun olmaması nedeniyle kabulünün yapılamayacağının tespit edilerek müvekkili tarafından sözleşmenin 22.08.2013 tarihinde feshedildiğini, davacının işbu birleşen davada mükerrer taleplerde bulunduğunu, derdestliğin söz konusu olduğunu, 2013/778 esas sayılı davada verilen kararla makinanın müvekkili müdürlükten davacıya iadesi yönünde hüküm kurulduğunu, davacı tarafından söz konusu karara rağmen makinanın müvekkilinden teslim alınmadığını ve iadesinin de talep edilmediğini, basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının gereken tedbirleri almayarak kendi zararına sebep olduğunu, kaldı ki davacının halen söz konusu makinanın müvekkilinde olduğunu beyan etmekte ise de, bu hususta sorumluluğun müvekkiline ait olmayıp davacı yanda bulunduğunu, müvekkilinin 18.11.2020 tarihinde gönderdiği yazı ile makinanın teslim alınması gerektiğinin davacıya bildirildiğini, davacının halen makinayı teslim almadığını, alacaklının temerrüdünün söz konusu olduğunu ve davacının kendi temerrüdünün sonuçlarına katlanması gerektiğini, uğradığını iddia ettiği zararları talep edemeyeceğini, sözleşmenin Türk Lirası üzerinden yapıldığını, davacının döviz üzerinden zarara uğradığını iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı tarafından müvekkiline teslim edilen makinanın hasarlı olup teslim anından itibaren çalışmadığını ve müvekkilinin zararına neden olduğunu, iddia edilen zararların müvekkilinden talep edilemeyeceğini, kusurun davacıda olduğunu belirterek, davanın zamanaşımı, derdestlik ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Asıl ve birleşen davadaki talebin, taraflar arasında ...'nin ihtiyacı olan otomatik yıkama, dolum ve kapak kapatma makinesinin alımı konusunda imzalanan 21.12.2012 tarihli sözleşme kapsamında, sözleşmeye uygun olarak imal edilmediği bildirilen makinenin sözleşmenin feshine rağmen iade edilmemesine bağlı olarak meydana gelen hasarlar nedeni ile uğranılan zararın tespiti ile tahsili isteğine ilişkin olduğu, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen, 2013/778 esas sayılı dosyasında"... münfesih sözleşmeye rağmen makinenin davalı idare tarafından iade edilmeyerek çeşitli gerekçelerle elde bulundurulması hukuka uygun olmayıp davacı vekilinin teslim talebi çerçevesinde makinenin davacıya aynen iadesine karar verilmesi gerekmiş,..." denilmek suretiyle makinenin haksız olarak davalı tarafından elde bulundurulduğuna ilişkin 13/07/2016 tarih 2016/518 sayılı kararın taraf vekillerince temyiz edildiği, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2019 tarih 2017/1958 esas 2019/285 karar sayılı ilamı ile "1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-birleşen dosya davacısı yüklenicinin tüm, davacı-birleşen dosya davalısı iş sahibinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir." denilerek makinenin iadesine ilişkin hüküm fıkrasının kesinleşmiş olduğu, anılan karar ile hasarlanan makinenin davalı tarafından haksız olarak alıkonulduğu hususundaki anlaşmazlığın çözüldüğü ve makinenin davalı uhdesinde bulunmasının haksız olduğu hususunun kesinleştiği, davacı vekilinin 15/03/2022 tarihli dilekçesi ile asıl dava dilekçesi ile talep ettiği, 3. şahsa ödenen ceza bedeli ve yoksun kalınan kar nedeni ile uğranılan zarara ilişkin taleplerinden feragat ettiğini bildirdiği ve vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla asıl davadaki bu talepler yönünden feragat nedeniyle ret kararı vermek gerektiği, dosyada öncelikle incelenmesi gerekenin davalının iade konusu makinenin muhafazasında ihmalinin bulunup bulunmadığı, makinede meydana gelen zararların davalının ağır veya hafif kusuru ile meydana gelen zararlar olup olmadığı hususu olduğu, mahkemece bilirkişi heyetinden 01/06/2018, 15/01/2021, 01/04/2021, 24/01/2022 ve 30/05/2022 tarihli raporların alındığı, davalı taraf her ne kadar makinenin davacı tarafından teslim alınmaması sebebiyle oluşan zararlardan sorumlu olmadığını iddia etmiş ise de, makineyi sözleşmenin feshi neticesinde davacı tarafından iadesi istenilmesine rağmen haksız olarak elinde bulunduran davalı taraf olduğu gibi Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince bu haksızlık tespit edilmesine rağmen makinenin davacı tarafa iade etmediği gibi davalı makineyi davacıya iade edene kadar uygun bir şekilde muhafaza etme yükümlülüğü altında olduğu, makinede meydana gelen eskime yıpranma gibi hususlar olağan olarak kabul edilse bile makinenin parçalarının kırılması gibi zararların davalının ağır kusuru ile meydana gelen zararlar olduğunu kabul etmek gerektiği, bu nedenle davalının makinede meydana gelen zararlar nedeniyle kusurunun bulunmadığı yönündeki savunmaları yerinde görülmediği, sonuç itibariyle davacının davalıdan, 05/07/2022 tarihli ıslah dilekçesi de dikkate alınarak, bilirkişi raporunda olağan zararlar dışında tarif edilen, hurda bedeli ile %10'luk bedelin tenzili ile hesaplanan asıl dosyada 363.865,60 TL'nin 22/06/2022 ıslah tarihinden işleyecek reeskont faizi ile, birleşen dosyada 243.060,10 TL'nin 22/06/2022 ıslah tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verildiği gerekçesiyle, asıl davada davacının 3.şahsa ödenen ceza bedeli ve yoksun kalınan kar nedeni ile uğranılan zarara ilişkin taleplerinin feragat nedeniyle reddine, makinada oluşan hasar bedeli talebinin kabulü ile; 363.865,60 TL'nin 22/06/2022 ıslah tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davada makinada oluşan hasar bedeli talebinin kabulü ile; 243.060,10 TL'nin 22/06/2022 ıslah tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece dava konusu makinenin davacıya teslimi konusunda gerekli işlemleri yapması gereken tarafın davalı olduğu yönünde tespit yapılmışsa da bu tespitin hukuka aykırı olduğunu, davacı ...’ın, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2016 tarihli ve 2013/778E. , 2016/518K. sayılı kararıyla makineyi iade ve teslim alabilecek iken makineyi geri almak ile ilgili hiçbir işlem tesis etmediğini, makineyi bir anlamda terk ettiğini, davacının basiretli bir tacir olup mahkeme kararına rağmen makinenin iade ve teslim alınmaması halinde doğacak neticeleri bilecek durumda olduğunu, davacının kötü niyetli olup makineyi teslim almak istemediğini, bunun yerine makinenin bedelini almak amacı ile hareket ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece hükümde belirtilen zarar oluşmuş ise de 13/07/2016 tarihinden sonraki zarar ve kayıplardan tamamen davacının sorumlu olacağını, nitekim 13/07/2016 tarihinden sonra müvekkili herhangi bir hapis hakkı kullandığından dolayı değil, davacı makineyi iade ve teslim almadığından makinenin müvekkilinde bulunduğu yerde kaldığını, dolayısıyla makinenin müvekkilinde kalması hususunda müvekkilinin herhangi bir iradesi ve tasarrufu bulunmadığını, dolayısıyla kabul anlamına gelmemekle birlikte makinenin teslimine ve iadesine ilişkin mahkeme karar tarihi olan 13/07/2016’dan sonra meydana gelen ve hesap edilen hiçbir zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının kendi temerrüdü ve kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğini, kaldı ki davacının Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/778E. sayılı dava dosyası karara çıktıktan sonra 24.04.2017 tarihinde Ankara 6.Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde 2017/53 D.İş sayılı dosya ile makine üzerinde durum ve zarar tespiti yaptırmış olup (tespit raporunu kabul anlamına gelmemekle birlikte) daha sonra bu tespit raporuna dayanarak asıl dava dosyası ile uğradığını iddia ettiği zararlarını müvekkilinden avans faiziyle birlikte 24.05.2017 tarihinde dava ile talep ettiğini, dolayısıyla makinenin iadesine yönelik hükmün akabinde makine üzerinde yapılan tespitten sonra davacı yanca öncelikle makinenin müdürlükten iadesi talep edilmeliyken davacının söz konusu makineyi müvekkilinden teslim almayarak basiretli bir tacir gibi davranmadığını, alması gereken tedbirleri almayarak kendi zararına sebep olduğunu, davacının her ne kadar 2013/778E. sayılı dava dosyasının kesinleşmesini beklediğini ve bu sebeple ilgili makineyi teslim almadığını belirtmişse de hukuki anlamda söz konusu mahkeme kararının infazı ve icrası için kesinleşmesinin beklenmesinin yasal bir zorunluluk olmadığını, bu sebeple mahkeme kararına rağmen söz konusu makineyi müvekkilinden teslim almayan davacının kendi kusurundan ve temerrüdünden yararlanamayacağını ve bir zarar artışının meydana gelmiş olması halinde bu zarara katlanması gerekeceğini, dava konusu makinenin dosya kapsamında hesaplanan rayiç bedelinin kabul edilemez olduğunu, ayrıca söz konusu makine bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin kesin hükmün ihlali anlamına geldiğini, davacı tarafından makinenin, üretici firmadan 260.000,00 TL'ye satın alındığını, müvekkili kuruma ise 284.000,00 TL bedel üzerinden satılmak istendiğini, mahkeme aşamasında tanzim edilen bilirkişi raporlarında ise söz konusu makinenin bedelinin, dava tarihindeki rayici dikkate alınarak 495.000,00 TL olarak belirlendiğini ve bu miktar üzerinden hesaplama yapıldığını, söz konusu hesaplamanın tamamen hatalı olup bu husustaki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişilerin hesap yaparken makinenin çalışır durumda olduğunu belirtmişlerse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, söz konusu makine zaten çalışır durumda olmadığından belirtilen şekilde bir değer kaybının, hurda bedeli ve kullanılabilir malzeme bedeli hesabının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bilirkişiler tarafından dava konusu makinede asıl dava tarihi olan 24.05.2017 tarihinden davacının talep tarihi olan 01.07.2020 tarihine kadar meydana gelen birleşen dava zarar hesabında öncelikle asıl dava tarihine kadar meydana gelen zarar hesabının yapıldığını ve bu zarar miktarının TÜİK tarafından yayımlanan üretici fiyat artış oranı kadar arttırılmak suretiyle 2018 yılından 2020 yılına değin geçen süreye ilişkin hesap yapılarak zararın tespit edildiğini, ancak makinenin zarar hesabında bu şekilde bir yöntem kullanılmasının hukuka aykırı olup kabul edilemeyeceğini, davacının mahkeme karara rağmen 13.07.2016 tarihinden bu yana teslim almamışken mahkemece bedelin iadesine karar verilmesinin kesin hükmün ihlali anlamına geldiğini, makine bedelinde yapılan %10 oranındaki indirimin oldukça düşük olduğunu, bu husustaki itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğunu, makinenin adının otomatik dolum, yıkama ve kapak kapatma makinesi iken makinenin kendisinden beklenen işlemleri yapamaması durumunda makinenin hiçbir işe yaramayacağı göz önüne alınarak makine bedelinden en az %50 indirim yapılması gerektiğini, tanzim edilen tüm bilirkişi raporlarının, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/53 D.İş sayılı tespit raporuna dayanmakta olup buradaki belirlemeler kıstas alınarak değerlendirme yapıldığını, ancak söz konusu tespit raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini ve itiraz hakkı dahi tanınmadığı belirtilerek itiraz etmiş olduklarını, bu nedenle tespit raporunun işbu davada delil olarak kullanılamayacağını, bu hususta itirazlarını sunmuş olmalarına rağmen dikkate alınmadığını, davacı yanın birleşen davada iddia ettiği ve bilirkişilerce hesaplanan zararları müvekkilinden talep etme hakkı bulunmamakta olup, söz konusu zararların kabul anlamına gelmemekle birlikte yıpranma payı kapsamında olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacının her türlü zararını karşı taraftan talep edeceğine dair bir hüküm ve açıklama bulunmadığını, üretici firmaya ödemek zorunda kaldığı ceza bedelleri için dava dilekçesinde 39.700,00 TL ve makinanın kullanılmaması nedeniyle 300,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL alacak talebinden 26.01.2021 tarihli dilekçesi ile feragat edildiğini, bu feragat neticesinde müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalar, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında Otomatik Yıkama- Dolum ve Kapak Kapatma Makinesinin temini ve davalıya ait fabrikada kurulumu işinin yapımını konu alan sözleşme ilişkisinin bulunduğu ihtilafsız olup davacı taraf yüklenici, davalı taraf ise iş sahibidir. Kurulumu yapılan makinenin yapılan muayenelerinde sözleşmeye uygun olmadığı gerekçesiyle kabulünün yapılmadığı ve bu kapsamda iş sahibince ayıplı ifa nedeniyle sözleşmenin haklı feshedildiği belirtilerek ambalaj malzemesi ve ürün zayiatına dayalı, yüklenici tarafından da makinenin iadesi ile iade edilmemesi halinde bedelinin tahsili istemiyle dava açıldığı, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/778 esas sayılı dosyasında 13.07.2016 tarihinde verilen kararla iş sahibinin davasının 3.330,24 TL üzerinden kısmen kabulüne, yüklenicinin açtığı davada makinenin iadesine yönelik talebin kabulüne, bedel iadesine yönelik talebinin ise reddine ve gecikme cezasına ilişkin talebin 23.140,00 TL üzerinden kabulüne karar verildiği, söz konusu kararda makinenin iadesine ilişkin hüküm yönünden tarafların herhangi bir temyiz itirazlarının olmadığı anlaşılmakla, makinenin iadesinin istenebilirliği ve iade yükümlülüğünün 13.07.2016 tarihli ihtarnameyle oluştuğunun kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemesince 13.07.2016 tarihi esas alınarak ve söz konusu makinenin taraflar arasındaki sözleşme ve sunulan deliller dikkate alınarak belirlenecek niteliği de değerlendirilerek bedelinin belirlenmesi, belirlenecek bu bedel dikkate alınarak tarafların beyan ve itirazları, mahkemece öncesinde yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları da değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi asıl davada feragat edilen talep kalemleri yönünden davalı lehine nispi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de yanlış olmuştur. Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.07.2022 gün ve 2017/369 E., 2022/460 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl ve birleşen davada davalı tarafça yatırılan 6.213,92 TL ve 6.213,92 TL olmak üzere toplam 12.427,84 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Asıl ve birleşen davada davalı tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 21.01.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip