Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1134 E. 2018/941 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1134
- Karar No
- 2018/941
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO 2020/1997 Esas KARAR NO : 2023/1602 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 04/10/2018 NUMARASI : 2016/1134 E. - 2018/941 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalılardan ... arasında ... Mah. ... Cad. No:... adresinde bulunan diğer davalı ... adına kayıtlı ... Turizm Acentası'nın devri konusunda mutabakata vardıklarını, 03.02.2015 tarihli anlaşmaya göre; ... oğlu ... adına kayıtlı işyerini müvekkiline devretmeyi, müvekkilinin de devir bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, ... ile yapılan anlaşmalar gereği müvekkinin 20.000,00 TL'nin 9.000,00-TL bedelini sözleşmenin yapıldığı tarihte peşin olarak ödendiğini, 11.000,00-TL'ninde banka yoluyla ödendiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, buna rağmen davalılar tarafından işyerinin devrinin gerçekleştirilmediğini, ...'in tutulan tutanakla kayıt altına alınan sözleşmede müvekkili ...'e 20.000,00-TL borcu olduğunu ikrar ettiğini, ... aynı sözleşmede 20.000,00 TL'lik borcu tutanaktaki şekliyle ödemeyi taahhüt ettiğini fakat bu taahhüdü de yerine getirmediğini, bunun üzerine davalı ... ve acenta sahibi davalı ... hakkında müvekkilinin iş yeri devri için ödemiş olduğu ve devir gerçekleşmemiş olmasına rağmen müvekkiline iade edilmeyen 20.000,00 TL'lik tutar için, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyalarından ilamsız takibe geçildiğini, davalıların haksız şekilde herhangi bir borçları olmadığı iddiasıyla borca itiraz ettiğini, takibin itiraz üzerine durduğunu, davalı borçluların hukukî dayanaktan yoksun itirazının iptaline ve takibin kesinleşmesine, takipteki alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. ve Anadolu İcra .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyalarına atıf yaptığını ve netice-i talep kısmında hangi dosyanın itirazının iptali istendiğinin açıkça yazılmamış olduğunu, her iki dosyanın da birbirinden bağımsız ve tarafları farklı dosyalar olduğunu, bu nedenle davacı yanın davasının usulden reddi gerektiğini, Davacı yanca dava harcı belirlenmemiş ve dava ikame edilirken yatırılmamış olduğunu, Mahkemece verilen kesin süre içinde de harç ikmal edilmediğini, Tensip zaptı 8 nolu bendi gereği davanın işlemden kaldırılmasının gerektiğini, davacı yanın müvekkili ...’e ait ... Turizm Gebze acentasını 20.000-TL bedelle devir almak için tarafların ... Turizm acentasının ve daha küçük başkaca turizm acentalarının 30 Ağustos 2015 tarihinde ...’in eski eşi ...’a devri konusunda anlaştıklarını, tarafların tutanakla ayrıca devirden vazgeçildiğinde devir bedeli olan 20.000TL’nin de kesinlikle geriye ödenmeyeceği konusunda da mutabık kaldıklarını, yapılan bu anlaşma ile ...'ın işi öğrenmek için müvekkilinin yanına gelip gitmeye başladığını, ancak, ... Turizm acenta işinin saatlerinin uzun zamanlı olması ve ... Turizm’in marka değeri yüksek ve büyük çaplı bir firma olması nedeniyle acentalarını çok sık denetlemesi ve disiplinli çalışmaları sebebi ile işin ağır geldiğini ve Ağustos sonuna doğru acentaya gelmediğini, bunun üzerine ... ve davacının müvekkilleri ile görüştüğünü yalnızca ... Turizm acentasını devri almaktan vazgeçtiklerini, diğer küçük otobüs firmalarının (... ve ...) acentalığını yapacaklarını bu acentaların da çok fazla para kazanmayacaklarını düşündükleri için devir bedelinin bir kısmını müvekkilinden talep ettiğini, müvekkilinin iyiniyet ile 10.000TL bedeli ...'ın SGK primlerini ödeyerek iade edebileceğini söylediğini durumun taraflarca tutanak altına alındığını, 2 Eylül de Hüsnüye Darılmaz adına devir gerçekleştiğini, acentanın bulunduğu dükkanın sahibinin davacılara güvenmediğini, yeni biri ile kira sözleşmesini yenilemeyip kira sözleşmesinin devrine de izin vermediği için müvekkili ile davacının bu dükkanın 50 m ilerisinde bir dükkan kiralayarak acentadaki tüm eşyaları buraya taşıdıklarını, davacıların bu iş yerinide kısa sürede kapattıklarını, haksız olarak paranın aidesini talep ettiklerini, tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, öncelikle davanın usulden reddine, kötüniyetle açılan dava nedeniyle davacı yan aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tarafları farklı olan icra dosyaları yönünden tekbir itirazın iptali davası açılması ve yürütülmesi mümkün olmadığından, dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili ... ile ... adına kayıtlı ... Turizm Acentası'nın devri konusunda mutabakata varıldığını, 03.02.2015 tarihli anlaşmaya göre; ... oğlu ... adına kayıtlı işyerini müvekkiline devretmeyi, müvekkilinin de devir bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin 20.000,00 TL'nin 9.000,00-TL bedelini sözleşmenin yapıldığı tarihte peşin, 11.000,00-TL de banka yoluyla ödediğini, ancak işyerinin devrinin gerçekleştirilmediğini, taraflar arasında tutulan tutanakla kayıt altına alınan sözleşmede ..., müvekkilim ...'e 20.000,00-TL borcu olduğunu ikrar ettiğini ve aynı sözleşmede 20.000,00 TL'lik borcu tutanaktaki şekliyle ödemeyi taahhüt ettiğini fakat bu taahhüdün de yerine getirilmediğini, bunun için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyalarından ilamsız takip başlattıklarını, verilen kararın savunma ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, HMK'da icra takiplerindeki itirazların tek bir dava ile iptalinin istenmesinin usul ekonomisine uygun olduğunu, engel yasal düzenleme bulunmadığını, dava konusu hakkın ve borcun ortak olması, birden fazla kişinin ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile borç altına girmiş olması, davanın birden fazla kişi hakkında aynı (veya benzer) sebepten doğmuş olması hallerinde birden çok kimsenin birlikte dava açmasının olanaklı olduğunu, Davalılar ... ve ... hakkında farklı bir icra takibi başlatılmış olsa da aynı sözleşmeden kaynaklanmış olması sebebiyle bağlantı bulunduğunu, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olup birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına usul ekonomisi gereği, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilecekken Anadolu Adliyesi 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1134 E. Ve 2018/941 E. Sayılı 04/10/2018 sayılı kararında taleplerinin usulden reddine karar vermesinin müvekkili açısından telafi edilemez olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı iki farklı icra dosyasından iki farklı kişiye takip yaparak, iki farklı istemli tek dava açmıştır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklılarına yönelik iki ayrı icra takibi başlatılmış olup, ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. İİK. 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında; usulüne uygun yapılmış ve itiraz edilmiş icra takibinin bulunması dava şartıdır, dolayısıyla takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunduğu, dava dilekçesi içeriğinden ve talep sonucundan iki farklı takibin de ayrı ayrı itirazının iptalinin istendiği, takip konusu alacakların birbiri ile bağlantılı olup, birlikte incelenmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, tek bir davada iki talep bulunabileceği, iki farklı icra dosyası bulunması nedeniyle iki farklı icra dosyasında da itirazın iptalinin ayrı ayrı istenmesi nedeniyle tek dava açılamayacağına yönelik gerekçede usule aykırılık bulunduğu, davaların tek görülmesi için yasal engel bulunmadığı, her iki davanın birlikte açılabileceği, her iki dava için ayrı ayrı nispi harç da tamamlattırılarak davaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla Mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde davanın esasına girilmeksizin karar verilmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.4-6. maddesi kapsamında eksiklik olarak değerlendirilmiş olup, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, işin esası ve sair istinaf nedenleri incelenmeksizin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, her iki icra takibi yönünden ayrı ayrı nispi harcın tamamlatılarak belirtilen hususlara ilişkin olarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarih, 2016/1134 E. 2018/941 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023