Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/4521 E. 2016/549 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/4521
Karar No
2016/549
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/158 KARAR NO : 2024/192 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 05/11/2018 KARAR TARİHİ: 14/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin bir yapım şirketi olduğunu, ...kanalında yayınlanan ''şehirde gündem'' isimli programın yapımcısı olduğunu, programın sunucusunun ise ülke çapında farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların, ücret ve anlaşılacak başka bir bedel mukabilinde tanıtım çekimlerinin yapılması ve yapılan tanıtım çekimlerinin ... Int kanalında yayınlanması suretiyle ilgili firmaların tanıtımının yapılması olduğunu, davalı firmanın tanıtım çekimlerinin müvekkilince yapılması ve böylece ''şehirde gündem'' programına katılım sağlanması ve yapılan çekimin TV8 Int kanalında yayınlanması, bunun karşılığı olarak da davalı firmanın 9.705,00 TL' yi müvekkiline ödenmesi konusunda anlaştığını, anlaşma doğrultusunda çekimlerin yapıldığını, programın 12/12/2018 tarihinde de ...yayınlanacağını, müvekkilinin üzerine düşen görevi yerine getirdiğini ancak davalının borcu ödemediğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak borçlunun kötü niyetli olarak borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, bu nedenlerle davalının İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli davalının alacağının %60' ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Taraflar arasındaki anlaşma neticesinde ; davalı firmanın tanıtım çekimlerinin davacı tarafından yapılması, yapılan çekimin ... kanalında yayınlanması ve davalının ''şehirde gündem'' programına katılım sağlaması, bunun karşılığı olarak da davalı firmanın 9.705,00 TL' yi davacıya ödemesi gerektiği anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi, belge ve CD içeriklerine göre, davacı tarafından taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde yayın oluşturulmuş ve oluşturulan yayın yine anlaşmaya uygun şekilde belirlenen TV kanalında yayınlanmıştır. Davacı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde davalı şirketten 9.705,00 TL alacağı olduğu, ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğinde haiz olduğu bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilmiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesi için mahal mahkemesine talimat yazılmış ancak davalı taraf ticari defterlerini denetime sunmamıştır. Dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde takip konusu faturanın teslim alan kısmından, takip dosyasındaki genel vekaletnameden davalı şirket yönetim kurulu başkanı olduğu görülen ...' e teslim edildiği hususu tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı 29.09.2020 tarihli dilekçesi ile irsaliyeli faturadaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmişse de,05.11.2018 tarihinde açılan taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada, iddia ve savunmaların belirli usul kuralları çerçevesinde belirli sürede ileri sürülmesi gerektiği hususu göz önünde bulundurularak, -ayrıca dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgelerle taraflar arasında kararlaştırılan hizmetin davacı tarafından usulüne uygun yerine getirildiği hususunun da kanıtlandığı davada-, davanın her aşamasından usulüne uygun tebligatlarla bilgilendirilen davalının, gelinen aşamada imza incelemesi talep etmesi yargılamayı uzatmaya yönelik bir talep olarak değerlendirilerek reddolunmuş, yerleşik Yargıtay uygulamaları da gözetilerek denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak davacının davalıdan 9.705,00 TL alacaklı olduğu ve davacı tarafından davalı aleyhine girişilen davaya konu İstanbul 2. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasında davacının icra takibinde haklı olduğu anlaşılarak alacağın likit ve itirazın haksız olduğu da göz önünde bulundurulmuş ve davanın kabulüne" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''davacı yanın kendi kendine fatura düzenleyerek ticari defterleriyle bu söz de irsaliyeli faturayı kayıtlarına geçirdiği açıklıkla saptandığından ancak davacı yanla müvekkil arasında yazılı yada sözlü olarak fatura konusu bakımından anlaşma yapılmadığı gibi davacı yanca savlanan(iddia edilen) irsaliyeli fatura da imzalanmadığından bunun sonucu olarakta faturada sözü edilen hizmet müvekkil ortaklığa verilmediğinden bu bakımdan kovuşturma dayanağı belge altında bulunan imza müvekkile ait olmadığından sahtelik savı (iddiası) yargılamanın her aşamasında karar kesinleşinceye değin öne sürülebileceğinden belirtilen kovuşturma dayanağı belge sahte olduğundan çünkü davacı yandan savladığı hizmet alınmadığından davacı yanca kullanılmaya çalışılan fatura da müvekkilin ticari defterlerine işlenmediğinden-olmayan faturanın işlenmesi söz konusu olamaz- değinilen durumlar yaptırılacak teknik bilirkişi incelemesiyle de açıklıkla saptanıp davanın dayanaksızlığı da anlaşılacakken yazılı gerekçe ile istemin reddi sonucu açılan davanın kabulüne karar verilmesi açık biçimde hukuka aykırı olduğundan varılan yargının bozularak kaldırılması için başvurmak zorunluluğu doğmuştur.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet ilişkisi kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine, davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul 2. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının dosyamız davacısı Innovation..., borçlusunun dosyamız davalısı ...ve Ticaret A.Ş. olduğu, takip miktarının 9.705,00 TL olduğu, takibin dayanağının 10/05/2015 tarihli 497410 numaralı 9.705,00 TL bedelli, reklam ve prodüksiyon bedeli açıklamalı, teslim alan kısmında davalı yetkilisi ... imzası bulunan fatura olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya cevap vermemiş, ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemiştir. Davacı taraf, faturaya konu hizmeti sunduğuna dair yapılan ve yayınlanan çekimin görüntülerini ibraz etmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen bilirkişi rapırunda özetle; Davacı tarafından sunulan ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğinde haiz olduğu ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 9.705,00 TL alacaklı durumda olduğu, davalı şirket tarafından talimat mahkemesine defter ibrazında bulunulmadığından davalı defterleri üzerinde herhangi bir tespit yapmanın mümkün olmadığı, takip konusu faturanın teslim alan kısmından takip dosyasındaki genel vekaletnameden davalı şirket yönetim kurulu başkanı olduğu görülen ...' e teslim edildiğinin anlaşıldığı, davacı şirketin fatura konusu reklam çekim hizmetinin davalıya verildiğine ilişkin bir CD sunulmuş olup, CD içerisindeki reklam hizmetine ilişkin hizmetin verilip verilmediği hususunun teknik bir inceleme gerektirdiğinden bu hususa ilişkin herhangi bir tespitin yapılamadığı, reklam çekim hizmetinin davalıya verildiği yönünde karar verilmesi halinde davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 9.705,00 TL olabileceği mütalaa edilmiştir. Davalı tarafa bilirkişi raporu 10/06/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili, 29/09/2020 tarihli beyan dilekçesinde faturadaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürerek imza incelemesi talep etmiştir. Mahkemece talep reddedilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.İstinaf itirazlarının incelenmesine gelince;6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalı davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakaların tamamını inkar etmiş sayılır. (m. 128) Fakat, cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı ,sadece davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını (inkarı) ispat için karşı delil gösterebilir. Davalı, inkarının karşı delilini göstermek bahanesiyle yeni vakıalar ( mesela zaman aşımı veya borcu ödediğini) ileri sürerse bununla savunmasını genişletmiş olur; bu ise yasaktır. (m. 141) (bkz. Baki KURU, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt I, s:502)Bu nedenle m.141 deki savunmayı genişletme yasağı ve istisnaları süresinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı hakkında uygulanmalıdır. Bu konuda, süresinde cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesi veren ve fakat bu dilekçelerinde sadece davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar ile, cevap süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen (m.128) davalı arasında bir fark yoktur; o da davayı inkar etmiş sayılır. O halde, davalının inkar savunmasını genişletmesi, savunmayı genişletme yasağına (m.141) tabidir. Buna göre, süresinde cevap dilekçesi vermemiş olan ( veya süresi geçtikten sonra cevap dilekçesi veren) davalının sonradan bir defi veya vaka ileri sürmesi, savunmayı genişletme yasağına tabidir. (bkz. Baki KURU, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt I, s:503) Somut olayda dava konusu fatura, davacı defterlerinde kayıtlıdır. Davalı taraf, icra takibine itirazında faturadaki imzaya itiraz etmemiş, davaya cevap vermemiş, usulüne uygun tebliğe rağmen ticari defterlerini sunmamıştır. Davalı tarafça süresinden sonra ileri sürülen imza inkarının savunmanın genişletilmesi kapsamında olup yargılama aşamasında dinlenemeyeceği açıktır. Faturanın davalı tarafa teslim edildiğinin, davalının süresinde faturaya itiraz etmediğinin kabulü gerekmektedir. Kaldı ki davacı taraf, sunduğu deliller ile faturaya konu çekimin yapıldığını ve yayınlandığını bu bağlamda hizmet verdiğini de ispatlamıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/4521, K. 2016/549, T. 05.11.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-4521-e-2016-549-k-b8cf580736f5