Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/9038 E. 2014/9078 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/9038
Karar No
2014/9078
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/715 KARAR NO : 2024/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.02.2022 NUMARASI : 2019/398 Esas 2022/63 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 28.11.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 28.11.2024 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.02.2022 tarih 2019/398 Esas 2022/63 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı ... Ltd. Şti vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 03.03.2019 tarihinde davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin maliki olduğu ... plakalı aracın, davalı sürücü ... tarafından ... limanı çıkış kapısı önüne park edildiğini, ancak tırın içinde sürücüsü yokken ve sürücünün ihmalinden kaynaklı olarak kendi kendine hareket edip liman girişinde bulunan ve müvekkilinin konteyner çalışma ofisine çarptığını, bu çarpma neticesinde konteyner ofisin yerinden kayarak hemen yanında bulunan müvekkiline ait ... plakalı araca çarptığını, ofis içerisinde bulunan müvekkiline ait cep telefonunun da zarar gördüğünü, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun reddedildiğini ve ödeme yapılmadığını, müvekkilinin 550,12 TL ekspertiz ücreti ödediğini iddia ederek, HMK'nın 107. Maddesi kapsamında belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere, 250,00 TL değer kaybı zararı, 550,12 TL ekspertiz bedeli, 13.590,70 TL hasar bedeli, 1.800,00 TL cep telefonu bedeli olmak üzere toplam 15.940,82 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili, işletilme halinde olmayan aracın sebep olduğu zarardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, sigortalı tırın ... Limanı çıkış kapısında park halinde olduğundan söz konusu kazanın karayolu veya karayolu sayılan bir yerde gerçekleşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taleplerin ZMMS poliçesi kapsamı dışında olduğunu, cep telefonu yönünden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, araçta değer kaybı oluşması söz konusu olmadığından talebin reddi gerektiğini, hasar bedeli tespitinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket tarafından yaptırılan eksper incelemesinde hasar bedelinin 4.139,15-TL olarak tespit edildiğini, manevi tazminat talebinin sigorta poliçesi kapsamında olmadığını, ekspertiz rapor ücreti talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti vekili, davacının tüm taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin veya araç sürücüsü davalı ...’ın kusurunun bulunmadığını, davalı ... A.Ş. tarafından alınan ekspertiz raporunda dava konusu araçta hasar bedelinin 4.139,15-TL olarak tespit edildiğini, bu miktarın da davacının hesabına ödendiğini, davacıya ait aracın 2011 model olduğunu, değer kaybı oluşmadığını, cep telefonu zararı, ekspertiz ücreti ve manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, sigorta uzmanı ve makine mühendisi bilirkişilerden alınan 17.05.2021 havale tarihli raporda, davalıya ait ... plakalı tırın kendiliğinden hareketi ile konteynere ve konteynırın da davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı olayın meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalı ... Ltd. Şti.'nin maliki, davalı ... AŞ'nin ZMM sigortacısı olduğu ... plakalı çekicinin sürücüsü davalı ... tarafından, KTK'nın 84. Maddesinde ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "park etmede alınacak tedbirler" başlıklı 118. maddesinde belirtilen tedbirlerin alınmadığı, davacıya ait aracın kaza sırasında park halinde olduğu, olay yerinde park yasağı olduğuna dair dosyada somut bir verinin bulunmadığı, davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin 13.590,70 TL olduğu, değer kaybı zararının ZMM Genel şartlarına göre hesap edildiğinde 2.996,40 TL, Yargıtay içtihatlarına göre hesap edildiğinde 5.000,00 TL olduğu, zarar gördüğü iddia edilen cep telefonunun kime ait olduğu, hasar durumu, tamirinin mümkün olup olmadığı, telefonun tip, model ve teknik özellikleri konusunda herhangi bir veriye dosyada rastlanmadığını, talep edilen KDV dahil 550,00 TL hasar ekspertiz ücretinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu yönünde görüş bildirildiği; davacının manevi tazminat talebi bakımından Ege Üniversitesinden alınan 14.10.2021 tarihli raporda davacının kaza nedeniyle akut stres bozukluğu yaşadığı, bu bozukluğun olaydan 4-5 ay sonra düzeldiğinin tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 13.590,70 TL hasar bedeli, 5.000,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 18.590,70 TL’nin davalı sigorta şirketi yönünden 18.03.2019 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, cep telefonu bedeli bakımından ispatalanamayan davanın reddine, 500,12 TL hasar expertiz bedelinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili, davalı ... Ltd. Şti vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, 10.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkiline ait telefonun değerinin ve kime ait olduğunun belirlenemediğinden bahsedilmişse de, dosya kapsamında mevcut görüntülerden anlaşılacağı üzere kaza nedeniyle müvekkilinin konteyner ofisinin kullanılmaz hale geldiğini, liman vardiya amiri ve operasyon müdürü tarafından tutulan tutanakta 1 adet samsung cep telefonunun kullanılamaz hale geldiğinin belirtildiğini, zarar gören eşyalar arasında müvekkilinin çalışma ofisi olan konteynerde başka şahısların kullanabileceği bir alan ya da yer olmadığına göre zarar gören telefonun müvekkile ait olduğunun açık olduğunu, telefonun başka bir kişiye ait olduğunun da ispat edilemediğini, hükmedilen manevi tazminat tutarının çok düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ..Ltd. Şti. vekili, davacıya ait araçtaki kusura ilişkin olarak davalı ... A.Ş. tarafından alınan ekspertiz raporunda davacının zararının 4.139,15 TL olarak tespit edildiğini, davanın açılmasında müvekkili şirketin ve diğer davalı sigorta şirketinin kusurunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan rapor ile bağımsız kuruluşlarca düzenlenen expertiz raporu arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen değer kaybı bedelinin yüksek olduğunu, 10 yaşından büyük araçta bir değer kaybı oluşmayacağını, kusur raporunda soyut ifadeler bulunduğunu, davalı sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, bilirkişi raporunun 6. sayfasında kamera görüntülerinden sigortalı aracı park eden sürücünün aracın el freninini çektiğinin tespitinin mümkün olmadığının ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin park etmede alınacak tedbirler başlıklı 118. maddesinde belirtilen aracın geri vitese takılması, lastiklere takoz konulması, ön tekerlerin sağa çevrilmesi gibi diğer tedbirleri almadığınından kusurlu bulunmuşsa da bilirkişinin kendisiyle çeliştiğini, zira el freninin çekildiğini kameradan tespit edemeyen bilirkişinin, aracın geri vitese takılmadığına dair tespitinin çelişkili olduğunu, raporda tarafların kusurunun bilimsel bir şekilde ortaya konulması, yol durumu ile ilgili tespitlerin, araç durumu ile ilgili tespitlerin, sürücü ve yaya davranışları ve durumu ile ilgili tespitlerin, hava ve iklim durumu ile ilgili tespitlerin yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, davacı tarafça Karayolları Trafik Kanunun 97. maddesi gereğince başvuru şartını usulüne uygun şekilde yerine getirmediğini, talep edilen tazminat miktarlarının belirli olduğunu, hesaplamasının teknik bir bilgi gerektirmediğini, bu nedenle kısmi veya belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ilk derece mahkemesince kararın gerekçelendirilmediğini, usul ve esasa aykırı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna değinmekle yetinildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalı aracın park hâlinde olduğunu, işletilme halinde olmadığını, kazanın karayolunda veya karayolu sayılan yerde meydana gelmediğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın gerçekleştiği alanda karayoluna trafik bağlantısının bulunmadığını, sigortalı sürücüye atfedilen kusur oranının hatalı olduğunu, kusur oranlarının ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, el freninin çekildiğini kameradan tespit edemeyen bilirkişinin, aracın geri vitese takılmadığını tespit etmesinin mümkün olmadığını, kamera görüntüleri ve 07.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere park edilen tırın sürücüsünün henüz aracın arkasına yeni geçmişken aracın hareket ettiğini, bu durumda sigortalı araç sürücüsünün park ettiği aracın tekerlerine takoz koyabilecek süresi dahi bulunmadığını, takoz koyamamasından bahisle kusur atfedilmesinin sadece niyet okuma niteliğinde olduğunu, kazanın gerçekleşmesine ilişkin olarak hava durumu, yol şartları ve kazanın oluşumunu etkileyebilecek diğer hususların dikkate alınmadığını, Anayasa Mahkemesi tarafından ZMMS Genel Şartlarının tümüyle iptal edilmediğini, hasar bedeli ve değer kaybı hesapları yönünden genel şartların uygulanmasına öncelikli olarak devam edildiğini, Trafik Sigortası Genel Şartlarında yapılan değişiklik gereği; olası hasar durumunda hasar gören parçanın önce onarılmaya çalışılacağı, şayet onarımı mümkün değilse eşdeğer parça ile değiştirileceği veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orjinal çıkma parça ile değişim sağlanabileceğinin belirtildiğini, şayet bu da yapılamıyorsa hasarlı parçanın ancak orjinali ile değiştirilebileceğini, eşdeğer parça üzerinden belirlenecek hasar bedeli ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, 13.590,70 TL hasar bedeli tespitinin gerçeği yansıtmadığını, aracın daha önce herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı ve daha evvel hasar gören parçalarının neler olduğunun incelenmesi gerektiğini, ayrıca yapılan hesaplamada iskonto uygulanması gerektiğini, kaza sonrası araçtaki hasarın tespiti amacıyla müvekkili şirket tarafından eksper incelemesi yaptırıldığını, hasar bedelinin KDV dahil 4.139,15 TL olarak tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda araç rayiç değerinin fahiş hesaplandığını, araçta değer kaybı oluşmasının söz konusu olmadığını, KDV hariç olarak hesaplanacak tazminat bedeli üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, hasar ekspertiz bedelinin yargılama giderleri arasında davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek şekilde faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin güncel aktüer hesabının yapıldığı tarihten itibaren başlaması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu ve dava dosyası kapsamında belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, davalı sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise kusurunun bulunmadığı, kazanın işletilme halinde gerçekleştiği, kaza mahallinin karayoluyla bir şekilde bağlantısı olduğu yönündeki tespitte usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. TTK'nın 1427 vd maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD 15.12.2011 tarih ve 2011/4075 E. - 2011/12321 K.,28.03.2016 tarih ve 2015/17481 E. - 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih ve 2015/14700 E. 2016/4229 K.,17.03.2014 tarih ve 2014/4531 E. - 2014/3704 K.) Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Davacı vekilinin, hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, tazminattan indirim yapılmasını gerektir ödeme bulunmamasına, tazminatın teminat limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. yönünden istinaf karar harcı olan 1.611,48 TL'den peşin alınan 352,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.258,7‬0 TL'nin davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 1.269,93 TL'den peşin alınan 317,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 952,53 TL'nin davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeni ile davacı, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. ve davalı ... A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/9038, K. 2014/9078, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-9038-e-2014-9078-k-ae2265d13f88