Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/22364 E. 2017/3810 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/22364
Karar No
2017/3810
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/46 KARAR NO : 2024/866 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2014 (Dava) - 28/09/2021 (Karar) NUMARASI : 2018/1337 Esas - 2021/751 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1337 Esas-2021/751 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 16/08/2010 tarihinde davalı ...'ın kullandığı tescilsiz motosikletin sürücünün ağır kusurlu hareketi ile mıcırlara girip devrilmesi suretiyle motosiklette yolcu olan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, Menderes Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/744 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporuyla ve kaza tespit tutanağı ile sabit olduğu üzere sürücü davalının asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, kafatası ve yüz kemiklerinde çok parçalı kırık ve çöküntü olduğunu, yüz şeklinde bozukluk meydana geldiğini, iki kez beyin ameliyatı geçirdiğini ve bacağından ameliyat olduğunu, tedavi için harcamak zorunda kaldığı paraların büyük bir kısmını bağlı bulunduğu ...'dan alamadığını, ayrıca tedavisi için zaman zaman İzmir'e gidip geldiğini, ekstra giderlerin müvekkilinin bütçesine ek yükler getirdiğini, kalıcı sakatlık oluştuğu gibi, ilerleyen yıllarda da tedavi için masraflar yapması gerekeceğini, müvekkilinin kazadan önce inşaat işinde ailesini geçindirmek için çalışmaktayken kaza nedeniyle çalışamaz hale geldiğini, belki bundan sonra hiç çalışamayacağını, müvekkilinin geçirdiği kaza nedeniyle %55 iş gücü kaybına uğradığını, herhangi bir işi olmadığını, bu sebeple adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin çalışmadığı günler için oluşan tam zarar yani yoksun kaldığı kazanç kaybı, kazaya bağlı olarak uğradığı zararlar, tedavi için yaptığı yol ve iaşe giderleri ile müvekkilinde kalıcı hasar bulunması halinde iş göremezlik tazminatının karşılığı olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden olay tarihinden, davalı ...ndan ise sigorta fonu sınırı kapsamı ile sınırlı olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine, ayrıca 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat tutarını arttırdığı anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, dava tarihi itibarıyla ibranamenin iptali talebinin zamanaşımına uğradığını, zira, KTK 111/2. maddeye dayanarak tazminatın yetersizliğini ileri sürebilmek için anlaşmaların yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde iptalinin istenmesinin şart olduğunu, ödeme sebebi ile davanın konusuz kaldığını, davacı tarafından davadan önce başvuru yapıldığını, hasar dosyası açıldığını, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda davacının banka hesabına toplam 7.357,00 TL havale yapılarak hiçbir hak ve alacakları kalmadığına dair ibraname alındığını, bu nedenlerle konusuz kalan davanın reddi gerektiğini, olaya karışan tescilsiz aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırma yükümlülüğü olmadığında dava konusu tazminat talebinden ...nın hiçbir hukuki sorumluluğunun olmadığını, zira araç motorlu bisiklet ise ...nın sorumlu olmayacağını, tescilsiz aracın KTK’da belirtilen kıstaslara uyan silindir hacminin 50 cc’nin üzerinde motorlu bisiklet olup olmadığının sorulması gerektiğini, aracın motorlu bisiklet olması durumunda ... açısından davanın reddi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan davacı tarafın, maluliyetinin olayla bağlantısı hususunda ve maluliyetinin son durumunu hakkında rapor alındıktan sonra bilirkişi incelemesi yapılmasını, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İTÜ veya Karayolları Fen Heyeti gibi kuruluşlardan gerekçeli ve denetime açık rapor alınmasını, olayda müterafik kusur bulunduğundan indirim yapılması gerektiğini, nitekim yolcu dahi olsa kask vs. takarak zararın artmasını önleyecek güvenlik önlemlerinin alınmasının zorunlu olduğunu, olayda hatır taşıması olduğundan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, gerçek zararın bilirkişi marifetiyle tespitinin gerektiğini, maluliyet tazminatı dışındaki geçici iş göremezlik tazminatı talebi, kazanç kaybı, ulaşım giderleri, özel oda masrafları, refakatçi giderleri...gibi istemlerin ...'nın sorumluluk kapsamına girmediğini, ... aleyhine karar verilirse ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz oranına hükmedilmesini, ...nın sorumluluğunun zorunlu mali mesuliyet (trafik) poliçesindeki teminat limitini aşamayacağını beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalının davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İhbar olunan ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet akdi bulunmadığından mali haklar ile ilgili talepleri kabul etmediklerini, kaldı ki ... tarafından davacıya ödeme yapılmış olup davacı tarafça hiçbir hak ve alacağı kalmadığına dair ibraname verildiğini, manevi tazminat alacak kalemlerinin müvekkili kurumdan talep edilmesinin mümkün olmadığını, maddi tazminat alacağı yönünden ise sorumluluğun davalı ... ve ...na ait olduğunu, öncelikle müvekkili kurumun sorumlu olabileceği tedavi giderleri yönünden ...na aktarım yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca ceza dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını beyanla, davanın müvekkili kurum yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "....Kaza sonucunda davacının yaralandığı ve alınan maluliyet raporu doğrultusunda geçici ve sürekli maluliyetinin meydana geldiğinin tespit edildiği, davalının davacıyı hatır taşıması yapmak amacıyla motosikletine bindirdiği, motosikletin tescilsiz ve kendisinin ehliyetsiz olduğu, yol durumuna göre hızını ve gidiş durumunu ayarlamadığı anlaşılmakla tam kusurlu olduğu, ayrıca davacının koruyucu kask takmaksızın motosiklettte seyahat etmesine izin verdiği, bundan dolayı kazanın ve davacıdaki maluliyetin meydana gelmesinde davalının ağır kusurlu olduğu, davacının koruyucu başlık takmamak suretiyle kazanın oluşuna sebep olmasa dahi maluliyetin oluşuna miktarına, yani zararın miktarına dair uygun illiyet bağı çerçevesinde hafif kusuruyla sebep olduğu, hatır taşımalarında kural olarak indirim yapılması gerektiği, ancak oluşa göre davalının kusurunun ağırlığı, kazanın oluşuna ağır kusuruyla sebep olması gibi hususlar değerlendirildiğinde indirim yapılmasına yer olmadığı, hal böyle olunca davalı ...' ün kusurlu ve hukuka aykırı hareketiyle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği ve davacının maluliyetine uygun illiyet bağı ile sebep olduğu, kaza tutanağında davalının kullandığı aracın motosiklet olarak vasıflandırıldığı, ...nca hesap raporunda kullanılan hesaplama tekniğine itiraz edilmediği, alınan raporların bu yönüyle hüküm vermeye elverişli olduğu, meydana gelen haksız fiil neticesinde davacının manevi zararının da olduğu, somut olayda davalının eylemleri için bir hukuka uygunluk nedeninin de bulunmadığı anlaşılmakla, kusur durumları da dikkate alınmak suretiyle sonuç olarak; DAVANIN KABULÜNE, 141.489,41-TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesine, maddi tazminatta indirim yapılmasına yer olmadığına, 12.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN, "...... aleyhine hatalı olarak hüküm kurulduğunu, ...nın, tescilsiz araçtan dolayı sorumlu tutulamayacağını, zira ...'nın sorumluluğunun ancak trafik poliçesi yaptırabilecek, tescilli bir araç bulunması halinde söz konusu olabileceğini, bu kapsamda kazaya karışan aracın türünün araştırılmasında zaruret olduğunu, nitekim bu hususların yerel mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, dava tarihi itibarıyla ibranamenin iptali talebinin zamanaşımına uğradığını, zira, KTK 111/2. maddeye dayanarak, tazminatın yetersizliğini ileri sürebilmek için anlaşmaların yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde iptalinin istenmesinin şart olduğunu, ıslah talebinin de zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın ıslah talebinde bulunduğu tarih ile olay tarihi arasında geçen süre göz önüne alındığında ceza zamanaşımı süresinin dolduğunu, açılan dava ile ıslah edilen bölüm yönünden zamanaşımı kesilmiş olmadığından ıslah dilekçesi ile istenen miktar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın devam eden maluliyetinin araştırılarak Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu'ndan yeni rapor alınması gerektiğini, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe istinaden kazadan kaynaklanan kesin ve kalıcı vücut fonksiyon kaybı oranının belirlenmesinin zorunlu olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, olayda davacı tarafın müterafik kusuru bulunduğunu, bu kapsamda önce güncel ödeme tutarı düşülerek en son aşamada müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, davacı tarafın, kaza tarihinde 53 yaşında olduğunu, davacı yararına geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilebilmesi için devam eden gelirinin belgelendirilmesi gerektiğini, ayrıca, bu kapsamda ...'nun ödemiş olduğu tazminat varsa tazminattan düşülmesinde zaruret olduğunu, ...nın ulaşım giderleri ve tedavi giderinden dolayı sorumlu tutulamayacağını, manevi tazminatın fer'ilerinden de sorumlu tutulamayacağını, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kusur tespitine göre, ...’nın sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. İHBAR OLUNAN ... VEKİLİ TARAFINDAN; "...Eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, şöyle ki, meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybettiğinin kurum sağlık kurulunca tespit edilmesi gerektiğini, ancak somut olay incelendiğinde karşı yanın sürekli malul sayılabilmesi ve malullük sigortası hükümlerinden yararlanabilmesi için yukarıda yer alan şartların asgari oranda dahi karşılanmadığının açık ve net olduğunu, tedavi giderleri açısından da müvekkili kurumun üzerine düşen sorumluluklarını yerine getiren bir kurum olduğunu, yapılan eksik ya da hatalı bir işlemin mevcut olmadığını, kusur bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacı tarafın müterafik kusuru bulunduğundan hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ... vekili ve ihbar olunan ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı ...'ın kullandığı tescilsiz motosiklette yolcu olarak yolculuk etmekte olan davacının meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde yaralandığı, davacının geçici işgöremezlik/kalıcı işgöremezlik/tedavi ve ulaşım gideri ile manevi tazminat talepli olarak işbu davayı davalılara yöneltmiş olduğu anlaşılmaktadır. 1-Öncelikle, ihbar olunan konumundaki ... vekilinin istinaf isteminin değerlendirilmesinde; ... bakımından mahkemece herhangi bir hüküm tesis edilmediği anlaşılmakla, istinaf başvurusunun usulden reddi gerekmiştir. Zira, HMK'nın 61-64. maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü istinafa taşıma hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı istinaf etme hakkı yoktur. Ancak, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan ihbar olunan kişi hakkında hüküm kurulmuşsa, bu durumda ihbar olunan hükmün kendisiyle ilgili bölümüne karşı kanun yollarına başvurabilir. Somut olayda HMK 64. maddesince dava ihbar olunmuşsa da, ihbar olunan ... davada taraf sıfatını kazanmamıştır. Bu durumda mahkemece ihbar olunan hakkında hüküm de kurulmadığından ihbar olunan ... vekilinin istinaf isteminin usulden reddi gerekmiştir. 2-Davalı ... vekilinin tescilsiz araçtan sorumlu tutulamayacağına ve aracın trafik poliçesi yaptırılabilecek bir araç olup olmadığının belirlenmediğine dair itirazlarının; resmi trafik ekibince tutulan kaza tespit tutanağında motorlu bisiklet seçeneğinin değil, açıkça "motosiklet" olarak aracın belirtilmiş olmasına ve kaldı ki davalı ... tarafından da, davadan önce bu hususun kabulü suretiyle kısmi ödeme yapılmış olmasına göre, yargılama sırasında aksi yönde hiçbir delil sunulmamış olması da dikkate alınarak, bu itirazın reddi gerekmiştir. 3-Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıya 10.10.2011'de yapılan ödeme sonucunda alınan ibraname uyarınca KTK 111/2.maddeye göre 2 yıllık sürenin dolduğunu ileri sürmüş ise de; dava konusu uyuşmazlıkta davacının tedavileri devam etmekte iken ve kesin maluliyet oranı henüz netleşmemişken, davacının %24 maluliyeti olduğu şeklindeki bir kabulle ödeme yapıldığının görüldüğü, ancak davacının geçirdiği ameliyatlar ve tedavileri sonucunda işbu dava açılırken dahi ilerleyen yıllarda tedavi masraflarının devam ettiği de belirtilmek suretiyle maluliyetin tespiti ile maddi tazminat talep edildiği, nitekim mahkemece alınan ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 20.09.2019 tarihli raporunda da davacının kalıcı maluliyetinin %48,2 olduğunun belirlenmiş olmasına göre, gelişen bu işgöremezlik oranı da gözetilerek, aradaki fark maluliyet oranı bakımından önceki ödeme de güncellenip mahsup edilerek tazminat hesabı yapılması suretiyle hüküm tesis edilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2014/22364 E. - 2017/3810 K., 2015/5333 E. - 2018/210 K.). Yine, dava dilekçesi içeriği de gözetilerek, maluliyetin son durumunun belirlenerek maddi tazminata hükmedilmesi talepli açılmış olan işbu davanın belirsiz alacak davası (HMK 107.md.) olmasına göre, dava açıldığı anda tüm alacak bakımından zamanaşımı kesildiğinden davalı ... vekilinin ıslah zamanaşımına dair itirazının da reddine karar verilmiştir. 4-Davalı tarafça maluliyet raporuna yönelik yapılan itirazın değerlendirilmesinde; bilindiği üzere, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlükte olup, hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Dairesi raporunun da bu mevzuata göre usulünce düzenlendiği görülmekle, bu itirazın da reddine karar verilmiştir. 5-Davalı ... vekilinin hatır taşıması ve müterafik kusur indirimine yönelik itirazlarının ise kabulü gerekmiştir. Zira, davacı, davalı ... ile birlikte iş yaptığı inşaat çıkışında davalının kullandığı motosiklete binerek, herhangi bir karşılık olmaksızın hatır amacıyla taşınmış olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olduğu halde, davalının davacıya kask taktırmamasından dolayı ağır kusurlu olduğu şeklindeki isabetsiz bir gerekçe ile bu yönde tazminattan indirim yapılmaması doğru olmamıştır. Yine, mahkemece davacının kask kullanmaksızın motosiklette seyahat ettiği kabul edilmesine ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerin, özellikle davacının kafatası yaralanmasının da bu hususu ortaya koymasına rağmen, davalı sürücünün davacıya kask taktırmadan motosikletine bindirdiği ve bu nedenle davalının ağır kusurlu olduğu şeklindeki gerekçe ile, olayda müterafik kusur indirimi uygulanmamış olması da, davacının kaza tarihindeki yaşına ve yetişkin olup, kask takmadan motosiklete binmekte müterafik kusurlu olduğunun açık olmasına göre doğru olmamıştır. Ancak bununla birlikte, dosyada mevcut kusur raporunda yolcu konumundaki davacıya da kask takmamasından dolayı kazada %20 kusur verilmiş olduğu, alınan ve hükme de esas alınan aktüer raporunda da bu rapordaki %20 kusur oranına göre davacının hesaplanan tazminatından indirim yapılmış olduğu görülmekle, sadece hatır taşımasına dair %20 oranındaki indirim eksik bırakıldığından, bu eksiklik yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmediğinden, HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce maddi tazminat tutarından %20 hatır taşıması indirimi yapılarak yeniden hüküm tesis edilmek üzere mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda, kusura dair itirazın ise kabulü mümkün görülmemiştir. Zira, davacı motosiklette yolcu konumunda olup, kazanın meydana gelmesinde etken herhangi bir sürüş kusuru bulunması mümkün değildir. Bununla birlikte, hükümde esas alınan kusur raporundaki %20 kask takmama kusuru olarak adlandırılan indirim oranı, esasen müterafik kusura (zararın artmasına neden olan kusura) ilişkin olup, oran olarak doğru uygulandığından, yukarıda açıklandığı üzere bu indirim oranında sonucu itibariyle bir isabetsizlik olmamıştır. 6-Davacıya ... tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olmasına ve kaza tarihindeki yaşına, gelirine ve yaptığı işe dair tespitlere göre, asgari ücret üzerinden usulünce hesaplama yapılmış olmasına, ayrıca kaza ile illiyet bağı bulunan tedavi amaçlı ulaşım ve hastanede refakatçiliğe dair iaşe giderinden davalı tarafın sorumlu bulunmasına göre, davalı ... vekilinin bu yöndeki itirazlarının da ayrı ayrı reddi gerekmiştir. 7-Davalı ... vekilinin yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazı ise haklı görülmüştür. Mahkemece kurulan hükümde, davada iki davalı olduğu halde "davalıdan" tahsiline dair hükümler tesis edilerek kararın müphem hale getirilmiş olduğu gibi, davalı ... vekilinin manevi tazminata dair yargılama giderlerinden kendilerinin sorumlu tutulamayacağına dair itirazı da yerinde olduğundan, mahkeme kararının bu hususlar itibariyle de Dairemizce düzeltilmesi gerekmiştir. 8-Mahkemece verilen kararın manevi tazminata dair hüküm kısmında "...davalı ...'dan..." yerine, "...davalı ...'dan..." denilmesi de doğru görülmemiş, yeniden kurulacak hükümde bu husus da düzeltilmiştir. 9-Son olarak, mahkeme kararı gerekçesinde "...ıslah ile 120.000-TL'lik bononun da talebe eklendiği...." ne dair dosya ile ilgisi bulunmadığı görülen ve sehven kararda bırakıldığı anlaşılan cümlelerin karar gerekçesinden çıkartılması gerekmiştir. 10-Maddi tazminat bakımından hüküm kaldırılıp yeniden tesis edildiğinden ve yapılan %20 hatır taşıması indirimi, takdiri bir indirim olduğundan, reddedilen bir tutar bulunmamasına göre davalı ... yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği, önceki vekalet ücretlerinin yeniden verilen hükümde kazanılmış hak teşkil etmeyeceği hususları gözetilerek, davalı ... yararına verilmiş olan vekalet ücretinin hükümden çıkartılması gerekmiş, ayrıca her ne kadar davacı yararına vekalet ücreti verilmesi gerekirken yerel mahkemece verilmemiş olmakla birlikte, davacı taraf istinafa gelmediğinden, istinaf itirazı bulunmayan ve kamu düzenine de ilişkin olmayan bu yön itibariyle kararda bir değişiklik yapılmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; ihbar olunan ... vekilinin istinaf isteminin usulden reddine, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının ise kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılarak, Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-İhbar olunan ... vekilinin istinaf isteminin USULDEN REDDİNE, II-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1337 Esas - 2021/751 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-113.191,53 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-12.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 3-Maddi tazminat yönünden; alınması gerekli 7.732,12 TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Manevi tazminat yönünden; alınması gerekli 819,72 TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.733,19-TL ıslah harcı, 1.050,00-TL bilirkişi ücreti, 562,00-TL Adli Tıp Rapor ücreti, 237,40-TL müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 3.819,99-TL yargılama giderinin (yalnızca 3.521,33 TL'sinden ... sorumlu olmak üzere) davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra ilgili olduğu tarafa iadesine", ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, III-Davalı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE, IV-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-İhbar olunan ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, b-Davalı ... tarafından karşılanan 484,00 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, V-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri bakımından; a-Davalı ... tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, b-İhbar olunan ... tarafından karşılanan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/22364, K. 2017/3810, T. 16.08.2010, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-22364-e-2017-3810-k-6be6beb4a0e3