Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/188 E. 2021/403 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/188
- Karar No
- 2021/403
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/390 Esas KARAR NO: 2023/1488 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/04/2021 NUMARASI: 2014/188 E. - 2021/403 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Kooperatifi'nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, inşaatlarını yaptığını taahhüt eden taşeron firma davalı ...San. Ve Tic. Ltd. Şti. Bakırköy 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/46 Esas sayılı dosyasından iflas erteleme talebinde bulunduğunu, işbu firmayla olan sözleşme, taahhütlerini ihlal ettiği ve aciz halinde bulunması vs. sebebiyle feshedildiğini, kooperatif aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu olan senetlerin ve ciroların şahsının ve ikinci başkanının eli ürünü olmadığını, kooperatif kayıtlarında böyle senetler bulunmadığını, ... Bankası T.A.O. Bilgi alma talebinde bulunduğunu, ... Bankası T.A.O tarafından gönderilen listede protesto aşamasında olan 10.04.2013 vadeli, 187.500,00 TL tutarlı, 22.02.2014 vadeli 135.000,00 TL tutarlı, 07.03.2014 vadeli 115.000,00 TL tutarlı, 22.03.2014 vadeli 135.000 TL tutarlı, 24.04.2014 vadeli 135.000,00 TL tutarlı senetlerin görüldüğünü, senetlerin kendisi tarafından düzenlenmediğini, imzalanmadığını ve keşide edilmediğini belirterek dava konusu senetler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, senetlerin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili sunduğu 17.11.2014 tarihli beyan dilekçesinde; talep ettiği ve borçlu olmadığı iddiasında bulunduğu senetleri açıklamış, Buna göre; "10.04.2013 tarihli 187.500 TL tutarlı, 22.02.2014 vadeli, 135.000 TL bedelli, 07.03.2014 vadeli 115.000 TL bedelli, 22.03.2014 vadeli 135.00 TL bedelli, 24.04.2014 vadeli 135.000 TL bedelli" senetlerin toplam değeri 707.500 TL olup, bu bedel üzerinden gerekli harç miktarı dosyaya yatırılmıştır. CEVAP Davalı ... Bankası vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Beşyüzevler şubesi ile diğer davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. akdedilen kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete krediler kullandırıldığını, kredinin teminatı olarak müvekkili Bankaya dava konusu uyuşmazlığa konu 24.04.2014 vadeli 135.000,00-TL bedelli, 22.03.2014 vade tarihli 135,000,00-TL bedelli, 22.02.2014 vade tarihli 135.000,00-TL bedelli ve 07.03.2014 vade tarihli 115.000,00-TL bedelli senetlerde dahil olmak üzere senetler ibraz ibraz edildiğini, müvekkili Bankanın davaya konu senetlerin yetkili hamili olup, söz konusu senetlerden kaynaklanan kambiyo hukukuna ilişkin her türlü hakka sahip olduğunu, cirosu kabil bir senedi elinde bulunduran kişi son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayıldığını, davacı taraf söz konusu senetlerin kendisinin haberi dışında doldurulduğu imzanın kendisine ait olmadığı iddia ederken bunu herhangi bir belge ve delile dayandırmadığını, müvekkili bankanın yetkili hamil olmasına karşılık teminata konu senetler hakkında herhangi bir icra takip işlemi yapılmadığını beyan ederek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "10.04.2013 tarihli 187.500 TL senet haricinde kalan tüm senetler yönünden davacının imzasının kendi el ürünü olmayıp sahte olduğu, ayrıca ... Teftiş Kurulu Başkanlığının 21.04.2014 tarih ve 10/2 sayılı raporunda da "Sahte olduğu iddia edilen senetlerin incelenmesi neticesinde senedin üzerinde yer olan boşlukların bilgisayar da doldurulduğu .... Hiçbir senedin borçlusu tarafından ödenmediği, çoğunluğunun ... Firması çalışanı veya firma ile ilgili şahıslar tarafından ödendiği .... ise sirkülerde dikey bir şekilde atıldığı ancak sahte olduğu iddia edilen senetlerin bir kısmında yatay bir şekilde atıldığı .... Yapılan değerlendirmeler sonucunda ...'in imzası ile senet formatındaki boşlukların elle veya bilgisayarla doldurulması ve kaşedeki farklılık nedeniyle sahte olabileceği kanaatine varılmıştır " ifadesine ve tespitlerine yer verildiği, 22.02.2014 tarihli, 22.03.2014 tarihli, 07.03.2014 tarihli ve 24.04.2014 tarihli davaya konu senetlerin protestolu olarak banka kayıtlarında var olup takibe geçilmemiş olduğu, davaya konu sahteliği anlaşılan 4 senet yönünden davanın kabulüne karar, fakat 10.04.2013 tarihli 187.500 TL bedelli senet yönünden ise ... cevabi yazıları ile sabit olduğu üzere senedin 13.09.2012 tarihinde teminata alındığı, 11.04.2013 tarihli talimata istinaden teminattan çıkışının yapıldığı ve 14.05.2013 tarihinde firma çalışanı ... senedin teslim edildiği gerek talimat yazısı ve teslim tutanaklarından gerekse .... teftiş raporundan açıkça anlaşıldığı, 10.04.2013 tarihli senedin banka kayıtlarından ve teminattan çıkarıldığı, fakat bu aşamadan sonra senedin nerede olduğu hususunun yapılan tüm araştırma ve yazışmalara rağmen tespit edilemediği, varlığı ispat edilemeyen senet yönünden ispat yükünün davacı da olup bu husus kanıtlanmadığından bu senet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle,Davanın kısmen kabulüne,Davacı ... 22/02/2014 Vade tarihli, 135.000-TL bedelli, 07/03/2014 Vade tarihli 115.000-TL bedelli, 22/03/2014 Vade tarihli 135.000-TL bedelli, 24/04/2014 Vade tarihli 135.000-TL bedelli senetler yönünden borçlu olmadığının tespitine,10/04/2013 vade tarihli 187.500,00-TL bedelli senet yönünden açılan davanın reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/12-240 E.-2012/419 K. 27.06.2012 tarih sayılı kararında özetle, "....Dava, imzaya ve borca itiraz nedeniyle icra takibinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ne tür teknik cihazlar kullanılarak inceleme yapılıp sonuca varıldığı açıklanmamış olduğu gibi incelemeyi yapanların grafoloji alanındaki uzmanlıklarına yönelik açıklamada da bulunulmadığından anılan rapor denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte değildir. O halde, mahkemece yeniden oluşturulacak ve yazı biliminden anlar üç kişilik bilirkişi kurulundan usulüne uygun rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir."şeklinde karar vermiştir. Bu kapsamda davaya konu evrak üzerindeki imzaların , bu karar kapsamında "yazı biliminden anlar üç kişilik bilirkişi kurulundan " rapor alınması gerektiğinin belirtildiğini,Yine, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/12-466 E.-2001/483 K. sayılı, 06.06.2001 tarihli kararında; "Herhangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır." şeklinde açıklamada bulunulduğunu, Söz konusu kararlarda, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilen ve tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir şekilde ortaya çıkaran Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan veya konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan alınacak raporla varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi yönünde hüküm tesis edildiğinin görüldüğünü, Kaldı ki, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/12-282 sayılı, 07.10.2009 tarihli kararında da belirtildiği üzere; "Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır." denilmekte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2083 E.-2015/1307 K. sayılı kararında ise; "İnceleme konusu mukayese belgelerin kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte veya bu tarihten önce imzalanmış belgeler olması gerektiği" yönünde içtihat oluşturulduğunu,Somut olayda, İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/188 E. sayılı dosyasından verilen karara esas alınan bilirkişi raporunun belge inceleme uzmanı tarafından hazırlanarak, imza incelemesinin grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapıldığı belirtilmiş olmakla birlikte, yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarının aksine olarak, incelemeye esas imzanın hangi nedenle farklı olduğunun fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmediği, raporun tek bir bilirkişi tarafından hazırlandığı beyan edilerek, Mahkemece eksik inceleme ile sonuca gidildiği belirtilerek, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınarak, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin, beş adet senetle ilgili olarak açılan ve müvekkilinin elinin mahsulü olmayan, müvekkiline ait borç içermeyen beş adet senetten dolayı görülen menfi tespit davasında, dört senet için davanın kabulüne karar vererek, borçlu olmadıklarını tespit etmişse de, 10.4.2013 vadeli 187.500.-TL tutarlı senet yönünden davanın reddine karar verildiğini,Davanın reddolunan 10.4.2013 vadeli 187.500.-TL tutarlı senet yönünden de, kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddolunmasının hatalı olduğunu, 10.4.2013 vadeli 187.500.-TL tutarlı senet, her ne kadar teminata verilmişse de, daha sonra teminattan çıkarılıp, diğer davalı elemanına teslim edildiği, teslim alanın, senedi davalı şirkete verdiğini beyan ettiği, ancak şirket kayıtlarına girmediğinin, bu hususu beyan eden kayıt ve iflas memurlarınca da beyan edildiği, bu nedenle, söz konusu senet yönünden davanın reddine karar verildiğini,Davanın, hem ... Bankası TAO, hem de iflas halindeki ... şirketine açıldığını, senedin varlığı tartışmasız olup, davalı ... Bankası TAO firmasının senedi elinde bulundurduğunu, daha sonra diğer iflas halindeki davalıya verdiğini bildirdiğini, arada, bir şahısın senedi şirket adına aldığı, ancak senedin şirkete teslim edildiğine dair her hangi bir evraka rastlanmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, Oysa ki, davanın senetten dolayı açılan menfi tespit davası olduğunu, senedin varlığı ile ilgili hususların davalıların artık kendi meselesi olduğunu, senedin bir numaralı davalıda mı olduğu veya iki numaralı davalının mı elinde olduğu, ya da üçüncü şahsa mı verildiğinin kendileri dışında bir husus olduğunu, eldeki davanın ispatlanmış olduğunu, Yine, yerel mahkeme kararının (7) yedi numaralı hüküm maddesinde davalılara verilmek üzere vekalet ücretine hükmedilmesinin ve bir kısım masrafın kendileri üzerinde bırakılmasının da, davanın kül olarak kabul edilmesi gerekirken kısmi kabulü nedeniyle, hatalı olduğunu,Davalı banka tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olup, bu taleplerinin de suiniyetli olduğunu, davalı bankanın teftiş kurulu başkanlığı tarafından dosyaya sunulan 18.03.2016 tarih ve 15 sayılı yazıda, ... İnşaat firması tarafından, davalı bankanın Beşyüzevler şubesine teminata verildiği belirtilen, davaya konu senetlerden 187.500.-TL bedelli olanının, teminata veren firmanın talimatı ile muamelesiz olarak, diğer davalı firma elemanına iade edildiğinin bildirildiğini, davalının, esas olarak bir ikrazat kuruluşu olduğunu, faizle para ya da mukabili evrak sattığını, verdiği paranın güvencesi olarak teminat aldığını, bu teminatın, ipotek, rehin şeklinde teminat kabul edilebilir değerler olduğunu, kambiyo senetlerinin de, bu minvalde teminat olarak alındığını, bir bankanın, teminat olarak aldığı bir senedi, muamelesiz olarak iade etmesi diye bir uygulamanın söz konusu olamayacağını, hele ki, kamu kaynaklı bir banka ise. bunun teminatın azaltılması anlamına geldiğini, Bankaya söz konusu senedi teminat olarak veren firmanın, şu an müflis olup, o sırada da borç ödemekten acz içinde bulunmakta olduğunu, hal böyle olunca, muamelesiz olarak iadeden değil, taraflarınca düzenlenmemiş ve imzalanmamış senetlerdeki bu durumun ortaya çıkmaması için uğraş verildiğini beyan ederek, davamızın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.Davaya konu senetler beş adet olup, bu senetlerin 22/02/2014 Vade tarihli, 135.000-TL bedelli, 07/03/2014 Vade tarihli 115.000-TL bedelli, 22/03/2014 Vade tarihli 135.000-TL bedelli, 24/04/2014 Vade tarihli 135.000-TL bedelli,10/04/2013 Vade tarihli 187.500,00-TL bedelli senetler olduğu, senetlerin keşidecisinin davacı, lehdarının dava dışı .... İşyeri Yapı Kooperatifi olduğu, senet arkasında birinci sırada lehdarın cirosunun bulunduğu, ikinci sırada davalı Bankanın ''bedeli teminattır'' açıklamasıyla cirosunun bulunduğu, son olarak davalı İflas halinde ... firmasının cirosunun bulunduğu görülmektedir.Davacı senetlerdeki imzayı inkâr etmiş, Mahkemece, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre; dört adet senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığı, ancak 10/04/2013 Vade tarihli 187.500,00-TL bedelli senedin ise, davalı bankaya teminat olarak verilip, buradan diğer davalı firmaya çıkışının yapılmış olmasına rağmen davalı firma kayıtlarında yer almadığı, senede ulaşılamadığı, bu nedenle davacının bu senet yönünden iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın dört adet senet yönünden kısmen kabulüne, 10/04/2013 Vade tarihli 187.500,00-TL bedelli senet yönünden ise reddine karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle, her iki taraf vekilince de istinaf edilmiştir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri incelendiğinde; Davacı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu 17.11.2014 tarihli dilekçesinde; dava konusu edilen senetlerin, 10.04.2013 vadeli 187.500 TL tutarlı, 22.02.2014 vadeli 135.000 TL tutarlı, 07.03.2014 vadeli 115.000 TL tutarlı, 22.03.2014 vadeli 135.000 TL tutarlı, 24.04.2014 vadeli 135.000 TL tutarlı senetler olduğunu beyan ederek, eksik kalan harcı ikmal etmiştir. Mahkeme tarafından da, dava konusu olarak toplam beş adet senet üzerinden yargılama yapılmış, 09.03.2016 tarihli celsede; davaya konu 22.02.2014 , 07.03.2014 ve 22.03.2014 ve 24.04.2014 vade tarihli senetlerdeki imzaların davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, ancak bilirkişi incelemesinin, her biri 135.000 TL bedelli 22.02.2014, 22.03.2014 ve 24.04.2014 vade tarihli üç adet senet aslı üzerinde yapıldığı, 07.03.2014 vadeli 115.000 TL tutarlı senet yönünden ise, bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Buna rağmen Mahkemece, ''10.04.2013 tarihli 187.500 TL senet haricinde kalan tüm senetler yönünden davacının imzasının kendi el ürünü olmayıp sahte olduğu'' şeklinde değerlendirmede bulunulduğu anlaşılmış olup, bilirkişi incelemesine konu edilmeyen 07.03.2014 vadeli 115.000 TL tutarlı senet yönünden kararın hangi delillere dayandığı anlaşılamamış, bu itibarla kararın eksik inceleme ve değerlendirmeye dayandığı anlaşılmıştır.Mahkemece, dava konusu olup, imza inkârında bulunulan ve bilirkişi tarafından inceleme konusu yapılmayan 07.03.2014 vadeli 115.000 TL tutarlı senet yönünden ek rapor aldırılması, bu mümkün olmadığı taktirde farklı bir bilirkişiden rapor aldırılması, diğer yandan bağlantılı ceza dosyalarının akıbeti sorularak, var ise kesinleşmiş kararlardaki maddi vakıa değerlendirmelerinin dikkate alınması sonucunca varılacak neticeye göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması yerinde doğru görülmemiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun kabulüne, davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2021 tarih, 2014/188 E. 2021/403 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Davacı vekilinin istinaf isteminin incelemesine YER OLMADIĞINA,4-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,6-Davacı vekilinin istinaf talebinin esası incelenmediğinden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf karar ve başvurma harcının talebi ve isteği halinde davacı tarafa iadesine,7- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023