Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/17933 E. 2014/6603 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/17933
- Karar No
- 2014/6603
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : Esas - Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No: ...) VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... - İSTİNAF EDEN DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... - DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 26/12/2024 YAZIM TARİHİ : 27/12/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 31/01/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi nezdinde bulunan .. Ada ... parsel, 3. Kat no:23 adresinde bulunan kooperatif hissesini hesapladığını ve davalı holdingle karşılıklı anlaşarak hisse sahibi olduğunu, devir tarihi 22/03/2001 olup devralan ... isimli şahsın müvekkilinin hatırladığı kadarıyla davalı şirketin bir çalışanı olduğunu, bu devirle beraber müvekkiline hamiline yazılı hisse senetleri verildiğini ,müvekkilinin bu şekilde elindeki evi davalı şirkete kaptırdığını, davalı şirket tarafından müvekkiline yıllardır herhangi bir para ödenmediğini, müvekkilinin muhatap bulamadığını, holding furyası kurbanlarından olduğunu, bu holdinglerin insanların dini duygularını suiistimal ederek para topladıklarını, insanları kandırdıklarını, gerçek olmayan güven telkin ettiklerini beyan ederek, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ile dava konusu Konya, Selçuklu, ... mahallesi, ... parsel,.. kat, 23 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise bu dairenin bedelinin devir tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kooperatif hissesinin devredildiğinin iddia edildiği ...'e yöneltilmesi gerektiğinden husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, dava nispi harca tabi olduğundan eksik yatırılan harcın tamamlanması gerektiğini, mülkiyetin dava dışı ...'e devri tarihinde istem alacağa dönüştüğünden zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı ile müvekkili şirketin hiçbir şekilde muhatap olmadığını, davacının devren iktisap yoluyla 17 adet hamiline yazılı hisse senedinin maliki olduğunu, hamiline yazılı hisse senetlerinin üzerindeki bilgilendirmeler doğrultusunda ortak sıfatını kazandığını, davacının 21/12/2001 tarihinde SPK gözlemcilerinin de hazır bulunduğu 2000 yılı olağan genel kurul toplantısına katıldığını, genel kurul sonrasında da SPK gözlemcilerinin müvekkili şirketin SPK denetim raporunu katılımcılarla paylaştığını, bu muhataplık ve genel kurul katılımı itibarıyla da davacı kendi ortaklığını kabul ettiğini, bu kabulden 22 yıl sonra, geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti davasının dinlenemeyeceğini, davacının tespit ve alacak taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, kooperatif hissesinin devrinin yapıldığı iddia edilen ...'in, 01/10/1998 - 14/05/2001 tarihleri arasında müvekkili şirkette şoför olarak çalıştığını, idari hiçbir görevi ve yetkisinin olmadığını, davalı holdingin, böyle bir kooperatif hissesi devrinden bilgisinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....davalı taraf öncelikle zamanaşımı savunmasında bulunmuş ve kooperatif hisse devrinin 22/03/2001 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmış ise de; davacının iddiasının ileri sürülüş şekline (davalının kötüniyetle, gerçek olmayan güven telkin ederek para topladığı vs. iddiasına) göre, Yargıtay 11. HD.nin 03.04.2014 gün ve 2013/17933 E. 2014/6603 K. emsal içtihadında da belirtildiği üzere zamanaşımı savunmasının hakkın kötüye kullanımı teşkil edeceği sonucuna varılarak, zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. Davacı taraf öncelikle davalı şirket ile aralarında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitini istemiş ve yığılan dava (6100 s. HMK'nin 110. md.) olarak da terditli dava (6100 s. HMK'nin 111. md.) şeklinde öncelikle tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmazsa alacak talebinde bulunmuştur. Yığılan davalardan 1.si olan taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti davasının incelenmesinde; davacının, davalı şirketin 21/12/2001 tarihli olağan genel kuruluna, davalı şirketten aldığı hamiline hisse senedi sahipleri katılım belgesi ile bizzat katılıp hazirun cetvelini imzaladığı görüldüğünden, kendisinin davalı şirket ile aralarında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı davası kabul edilmemiş, davacı tarafın açıkça yemin deliline dayanmaması nedeniyle de davalı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmamış, tespit davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yığılan 2. davanın incelenmesinde ; davacı taraf, yığılan 2. davasını terditli olarak açmış, terditli 1. talebin tapu iptali ve tescil talebi olduğu, terditli 2. talebin ise (10.000 TL.'lik) alacak talebi olduğu anlaşılmıştır. Tapu iptali ve tescil talebinin değerlendirilmesinde; dava konusu taşınmazın tapu kaydına göre, taşınmazın bu dava açılmadan önce dava dışı ....'a devredilmiş olduğu, geçmişte de davalı şirket ile bu taşınmazın hiçbir ilgisinin bulunmadığı, tapu iptal ve tescil davalarının son tapu malikine karşı açılmasının gerektiği, davalının tapu maliki olmadığı belirlenmiş, terditli 1. talep olan tapu iptal ve tescil talebi, taşınmazın davalı şirkete ait olmaması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddedilerek, terditli 2. talep olan alacak talebinin incelenmesine geçilmiştir. Alacak talebinin değerlendirilmesinde de ; davacı her ne kadar davalı şirketten terditli 2. talep olarak 10.000 TL'lik alacak talebinde bulunmuş ise de, bu bedelin veya bu bedele dayanak teşkil eden taşınmazın, kendisi tarafından davalı şirkete verildiğini ispat edememiş, aksine davacı tarafın bizzat kendi beyanlarından ve sundukları 22/03/2001 tarihli hisse devir tutanağı belgesi içeriğinden, davalı şirketteki hissesini dava dışı ...'den devren aldığı, davalı şirkete doğrudan nakdi ya da gayri nakdi her hangi bir ödeme yapmadığı anlaşılmıştır. Davacı alacak iddiası yönünden de davasını yazılı delillerle ispat edememiş, dava dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanmadıklarından terditli 2. talep olan alacak davasının da ispat edilememesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş ve arabulucu tarafından, bu başvuru dava şartı olan arabuluculuk kabul edilerek 12/06/2023 tarihli anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak düzenlenmiş ise de; Yargıtay 11. HD’nin 17/02/2020 gün ve 2020/197 E. 2020/1578 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, davacının taleplerinin davaların yığılması niteliğinde olması ve taleplerden bir tanesi olan tespit talebinin zorunlu arabuluculuğa tabi olmaması karşısında diğer taleplerinin de arabuluculuğa tabi olmaması, kaldı ki terditli ilk talep olan tapu iptal ve tescil talebinin de zorunlu arabuluculuğa tabi olmaması nedenleriyle, Mahkememizce 12/06/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağı, zorunlu değil ihtiyari arabuluculuk tutanağı olarak değerlendirilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderlerinin yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacının sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmış, kaldı ki davanın reddine de karar verilmesi nedeniyle arabuluculuk giderlerinden de davacının sorumlu olduğu kabul edilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacının, davalı ...Ş. ile aralarında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ve alacak davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin evini hisse senedi karşılığında davalı şirkete devrettiğini, müvekkilinin evini üzerine alan ...'in şirket yetkilisi olduğunu düşündüğünü, müvekkilin hemşirelik yaparak çalışıp didinerek aldığı evinin holding dolandırıcılığına kurban gittiğini, gelinen noktada evin şoförün üzerine alındığını, müvekkiline hiçbir değer ifade etmeyen birtakım kağıtların hisse senedi olarak verildiğini, son derece sağlam olan malvarlığı bulunan holding tarafından müvekkiline bugüne kadar ''sen de bizim hissedarımızsın'' denilerek kuruş verilmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, terditli talepleri arasında yer alan "tapu iptal tescil" talebi nazara alınarak, tapudaki kayıt maliklerine ve kooperatif hissesinin devredildiğinin iddia edildiği ...'e husumet yöneltilmesi gerektiği gözetilerek, taraf teşkilinin sağlanması hususunda davacı tarafa kesin süre verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra kesin süreye rağmen gereklerinin yerine getirilmemesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, tapu iptal tescil talebi yönünden dava nispi harca tabi olduğundan eksik yatırılan harcın tamamlanması gerektiğini, hüküm kısmında tapu iptali ve tescil talebinin reddine yer verilmemesinin usule aykırı olduğunu, davada taraf gösterilmemiş olmakla birlikte mülkiyetin ... tarafından bir başka şahsa devir tarihinde istemin alacağa dönüşmüş olduğunu, bu durumda da zamanaşımının gerçekleşmiş olduğunu, davanın zamanaşımı sebebiyle reddedilmesi gerekirken bunun gözetilmemesinin yerinde olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda davacının adına olan bir kooperatif hissesinin dava dışı ...'e devri karşılığında davalı şirketin hamiline yazılı hisse senetlerini aldığı, davacının davalı şirketin kendisini aldattığını iddia ederek davalı şirketle aralarında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak talebinde bulunduğu, davacının elinde bulunan hamiline yazılı hisse senetlerine istinaden davalı şirketin 21/12/2001 tarihli olağan genel kuruluna ortak sıfatı ile katıldığı, hazirun cetvelini imzaladığı,davacının davalı şirketin ortağı olduğu anlaşılmakla davacının davalı ile aralarında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Davacının tapu iptali ve tescil talebi yönünden taşınmaz davalı şirket adına kayıtlı olmadığı için tapu iptali ve tescil talebinin ara kararla pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilip terditli talep olan alacak talebinin incelenmesi yerindedir. Ancak ilk derece mahkemesince davacının davalı şirkete ortak olduğu kabul edildiği halde davacının alacak talebi, bu bedelin veya bu bedele dayanak teşkil eden taşınmazın, davacı tarafından davalı şirkete verildiğinin ispat edilemediği, aksine davacı tarafın bizzat kendi beyanlarından ve sunduğu 22/03/2001 tarihli hisse devir tutanağı belgesi içeriğinden, davalı şirketteki hissesini dava dışı ...'den devren aldığı, davalı şirkete doğrudan nakdi ya da gayri nakdi her hangi bir ödeme yapmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de davacı davalı şirketin ortağı olup, 6102 Sayılı TTK'nın 480/3 (6762 Sayılı Kanun'un 405/2) maddesi uyarınca, pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler. Bu sebeple davacının alacak talebinin bu gerekçeyle reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddedilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca zamanaşımı savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş ise de somut olayda bu şekilde bir zamanaşımı değerlendirmesi gerekmediğinden zamanaşımına yönelik bu gerekçe de yerinde olmamıştır. Tüm bu nedenlerle gerekçe yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçelerle yeniden hüküm kurulması gerektiğinden tarafların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A) Tarafların istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2024 tarih, .... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 20,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.189,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından taraflara ücret-i vekalet taktirine yer olmadığına, B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, 1-Davacının, davalı ...Ş. ile aralarında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ve alacak davasının REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL karar ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince 10.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5- Arabuluculuk dosyası için mevcut suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gider avansını yatıran tarafa iadesine, C)İlk derece mahkemesince yazılan 19/03/2024 tarihli harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin istenmesine, iade işleminin ilk derece mahkemesince yapılmasına, D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, E) Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 26/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır