Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/17556 E. 2014/14166 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/17556
- Karar No
- 2014/14166
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1164 KARAR NO: 2024/1472 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10.11.2020 NUMARASI: 2018/207 Esas - 2020/675 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari alışveriş olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketten sunulan fatura listesinden de anlaşılacağı üzere 06.01.2017 tarihinden itibaren bir takım malzeme aldığını, fakat alınan malzemeler için fatura düzenlenerek davalıya gönderildiği halde herhangi bir ödeme yapılamadığını, müvekkilinin fatura ile vermiş olduğu malzemelerin bedellerini defalarca davalı şirket yetkilisi ile görüşüp ödeme talebinde bulundu ise de davalı tarafından herhangi bir ödeme olmadığından davalı aleyhine Gebze ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, fakat davalı tarafın yetki ve borca itirazı nedeniyle dosyanın yetkili İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, söz konusu takibin İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile açıldığını ve davalıya yeni ödeme emri gönderildiğinde ise davalı tarafından herhangi bir borcu olmadığı gerekçesi ile haksız ve yersiz olarak borca ve takibe itiraz edildiğini, davalı şirketin müvekkilinden malzeme alımı yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, bu şekilde yapılan alış veriş nedeniyle fatura düzenlenip davalıya gönderildiğini ve davalı tarafın herhangi fatura iadesi olmadığı gibi ticari kayıtlarına geçtiğini, bu nedenle her türlü dava ve talep haklan saklı kalmak kaydı ile İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile açılmış olan takipte davalının haksız ve yersiz borca itirazlannın iptali ile takibin devamına ve 56.540 TL alacağın 06.01.2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile %20’den aşağı olmamak üzere icar inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. Davalının İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğü 'nün ... esas sayılı dosyasına vermiş olduğu itiraz dilekçesinde özetle; borca ve faize itiraz etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 56.540,14 TL alacaklı olduğu, HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), davalının B/A bildirimlerine göre davacıdan satın alınan 24 adet fatura karşılığı toplamda KDV hariç 48.972,00, 57.786,96 TL KDV dahil alım bildirimi yaptığı, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği, yine davalının BA bildirimine göre davacıdan takip konusu fatura içeriği malları teslim aldığı anlaşıldığından isticvap işleminden vazgeçilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 56.540,14TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, davacı vekilinin 08.10.2019 tarihli dilekçesi gözetilerek, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, işlemiş faiz talebinin ise yerinde olmadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında; davalının 56.540,14 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağın likit olduğu gözönüne alındığında kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında 2017 yılında 83.280 TL lik bir alım satım gerçekleştiğini, ancak müvekkilinin tüm borcunu ödediğini, nitekim bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, ancak taraflarınca belirtilen miktarın dışında kesilen faturaların davacı tarafından haksız olarak kesildiğini, müvekkili şirketin davacı taraftan 56.540,34 TL lik bir hizmet almadığını, başkaca bir ticari alım satım olmadığını, Faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK`nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğünün ise davalı tarafa ait olduğunu, ancak faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğacağını, yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımayacağını, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerektiğini, Mahkemenin kararının dayanağı olan bilirkişi raporundaki değerlendirmeye esas faturaların davacı şirketçe her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğunu, bu bakımdan faturanın yanı sıra davacının bir hizmet verişmiş ise hizmetin, yahut da fatura edilen malların teslim ile yükümlülüğünü ifa ettiğini ispatlaması gerektiğini, bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki temel ilişki olan ticari alım ilişkisinde davacının edimini yerine getirip getirmediği hususunda ispat yükünün davacı da olduğu gözetilmek kaydı ile inceleme ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile karar verildiğini, Öte yandan mahkemece alacağın "likit" olduğu gerekçesiyle müvekkil şirketin icra inkar tazminatı ödemesine karar verildiğini, öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacağın likide olduğunu, Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paralel olduğunu, örneğin, Hukuk Genel Kurulunun bir kararında belirtildiği ve diğer bazı kararlarda da benimsendiği üzere alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likit olduğunu, Yargıtay’ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütünün önemli olduğunu, burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamında olduğunu, Tüm bu açıklamalara bakıldığında davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu alacak likit olmayıp, mahkemece yargılamayı ve bilirkişi eliyle tespit ve değerlendirme yapılmasını gerektirdiğini, bu hali ile de Mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalıya satıp teslim ettiği mallar karşılığında faturalar nedeniyle bakiye alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu ileri sürmüş, davalı ise borçlu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında takipte istenen asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediğinden takipte istenen işlemiş faiz yönünden istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı vekilince faturanın tek başına alacağı kanıtlamayacağı, fatura konusu mal ve hizmetin verildiğinin de kanıtlanması gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde ilk derece mahkemesince uyuşmazlık konusu faturalar kapsamında tarafların BA-BS beyanları dosyaya kazandırılmış, ayrıca taraf ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, davacının ise incelenen defterler ve kayıtlarında, takipte istenen asıl alacak tutarı kadar davalıdan alacaklı görüldüğü anlaşılmıştır. Davalının dosyaya kazandırılan BA formları ışığında, 2017 yılında davacıdan aldığı mal ve hizmete ilişkin olarak 24 fatura karşılığı Kdv dahil 57.786,96 TL lik alım bildirdiği de ayrıca anlaşılmıştır. Davalı BA bildirimi karşısında artık davacı tarafından fatura konusu malların davalıya tesliminin karine olarak kabulü gerekir. Bundan sonra davalının ödeme yaptığını kanıtlaması gerektiğinden ve bu yönde davalı yanca kanıt sunulmadığı dikkate alınarak sonuca gidilmiş olması isabetli olup, davalı vekilinin mal ve hizmet teslimini kanıt yükünün davacı yanda olup, fatura konusu malların tesliminin kanıtlanmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.Davacı alacağının faturaya dayalı alacak olup, likit olduğu kabulü ile kabul edilen tutar yönünden davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetli olup, davalı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinafı da yerinde değildir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 352/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.896,70 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.