Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2006/6624 E. 2007/14064 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2006/6624
Karar No
2007/14064
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/88 KARAR NO : 2025/1070 KARAR TARİHİ : 22/05/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/09/2024 NUMARASI : 2021/930 Esas 2024/713 Karar DAVA : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2025 Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu çekleri tahsil için davalı bankaya verdiğini, ancak çek bedellerinin tahsil edilip müvekkiline ödenmediği gibi tahsil edilip edilmediği hususunda da bilgilerinin bulunmadığını, bu nedenle davalı aleyhine İzmir 21.İcra Müdürlüğünün 2015/3994 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalı bankanın takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu bu nedenle haksız olan itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait banka sisteminde 2 adet yurt dışı çekinin bulunduğunu, muhabir banka tarafından çeklerin keşidecisinin hesabının kapalı olması nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulduğunun anlaşıldığı, muhabir banka tarafından çeklerin iadesi gerçekleşmediği için çeklerin davacıya da iadesinin de mümkün olmadığını, ayrıca müvekkil bankaya verilen imzalı taahhütname gereği çeklerin sahte veya karşılıksız olmaları veya diğer herhangi bir sebeple postada kaybolanlar dahil olmak üzere muhabirler tarafından bankaya ödenmemeleri veya ödenmesinden sonra herhangi bir nedenle rücu edilmesi halinde sorumluluğun tamamen kendisine ait olduğunu kabul ettiğini bu nedenle müvekkil bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. MAHKEMECE: "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Yapılan inceleme neticesinde taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; davacı tarafından davalıya verildiği sabit olan 4 adet çekin davacıya iade edilmemesi ve bu kapsamda çek tutarı ve işlemiş faiz olmak üzere toplamda uğranılan zararın tahsiline yönelik davalı aleyhine başlatılan İzmir 21. İcra müdürlüğünün 2015/3994 esas sayılı dosyaya davalı yan itirazının haklılık teşkil edip etmediğinin tespiti ile değerlendirmesine yönelik itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce istinaf ilamı kapsamında davalı bankaya yazılan müzekkereye alınan cevabi yazı içeriğine göre bu sefer dava dışı ... A.Ş.'ye müzekkere yazılmış alınan yazı cevabının davalı banka yazı cevabı ile aynı olduğu anlaşılmakla yine istinaf ilamı kapsamında belirtilen eyalet hukukunun tespiti ile bunun Mahkememize bildirilmesine yönelik taraflardan MÖHUK 2. Mad gereği diyecekleri sorulmakla davacı yanca buna dair beyan dilekçesinin dosyaya kazandırıldığı anlaşılmıştır. İstinaf ilamı kapsamında dosyanın tevdisi üzerine hazırlanan kök ve ek rapora itirazlarda bulunulmuş ise de bahse konu raporların esasen istinaf ilamındaki kaldırma sebebini kapsadığı, bir takım itirazların resen değerlendirmesi gereken itirazlardan olduğu, ek raporda uygulanacak eyalet hukukunun ayrıntılı olarak belirtildiği ve bilirkişinin bu eyalet hukukunun tespiti ile bu kapsamda rapor tanzim etmesinde ehil olduğu anlaşılmakla söz konusu raporların denetime elverişli ve yeterli teknik incelemeyi içerdiği anlaşılarak yeniden bir rapor alınmasının yahut ek yahut yeni bir rapor alınmasının gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafından davalıya çek bordrosu başlıklı belge ile 4 adet çek teslim edildiği hususunda bir tereddüt olmamakla birlikte davalı yanca yapılan kontrolde 1020 ve 1024 nolu çeklerin mevcut olduğu, bu çeklerin muhabir banka tarafından hesabın kapalı olması nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulmakla birlikte bunun iade edilmediği ve bu nedenle bulunmayan çekler yönünden tesliminde yapılamayacağı ve bu kapsamda sorumluluğun olmadığının belirtildiği göz önüne alındığında istinaf ilamı neticesi kazandırılan kök ve ek raporlara göre 1020 ve 1024 nolu çeklerin davalı banka yönünden ... bank aracılığıyla muhatap bankaya tahsile vermek suretiyle yükümlülüğü yerine getirildiğinden bedelin tahsil edilemediği yönündeki husustan sorumluluğun bulunmadığı ancak 1028 ve 1030 nolu çekler yönünden ise çeklerin davalı tarafından teslim alındığı anlaşılmakla birlikte diğer çekler için tahsile yönelik muhatap bankaya ibraz edilmediklerinden davalı yanın bu anlamda yükümlülüğünün yerine getirmediğinden anlaşılmakla bu 2 çek yönünden oluşan zarardan Mahkememiz davacısının zararının davalı yanca karşılanması gerektiği göz önüne alındığında her 2 çek bedelinin USD üzerinden düzenlenmekle birlikte icra dosyası kapsamında TL karşılıklarının tahsili talep edilmekle birlikte keşide tarihli kur üzerinden TL'ye çevrilmek suretiyle karşılık tutarları ve bu tutarlara yönelik faiz talep miktarları göz önüne alındığında 1030 nolu çekten kaynaklı davacının davalıdan 13.981,60 TL asıl alacak ile 3.630,08 TL işlemiş faiz, 1028 nolu çekten kaynaklı ise davacının davalıdan 7.128,00 TL asıl alacak ile 1.880,62 TL işlemiş faizden oluşan toplam 21.109,60 TL asıl alacak ile 5.510,70 TL işlemiş faizden oluşan toplam 26.620,30 TL'nin tahsili bakımından takip başlatmakla haklı olduğundan davalı yanın bu yönden itirazları yerinde görülmeyerek açılı davanın kısmen kabulüne karar verilmekle birlikte bahse konu çekler yönünden davacı alacağı likit olduğundan kabul edilen kısma ilişkin davacı yararına tazminata hükmedilmesi ancak yasal şartlar oluşmadığından davalı yan lehine tazminata hükmedilmemesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı yanın İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2015/3994 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 21.109,60-TL asıl alacak ile 5.510,70-TL işlemiş faizden oluşan toplam 26.620,30-TL'nin tahsili bakımından devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, -Hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, -Hükmedilen tutarın %20'si olarak hesaplanan 5.324,06-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Reddedilen miktar yönünden yasal şartlar oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görülmekte olan davada bilirkişi raporunda davalı bankanın sorumluluğuna ilişkin tespitlere katıldıklarını ancak takibin müvekkili tarafından açıldığı dönemde yasal mevzuat gereğince talep kısmında zorunlu olarak harca esas değerinde belirlenmesi amacıyla TL üzerinden talep edilmiş ise de aradan geçen zaman, paranın alım gücü ve kur farkı nedeni ile oluşan zararların faiz ile karşılanmasının mümkün olmaması nedeni ile müvekkilinin uğradığı zararın gözönüne alınarak hesaplamaların USD cinsinden yapılması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece 1028 ve 1030 numaralı çekler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin dayanağı olan icra dosyasına sunulan çek bordrosu sureti altında bulunan imzanın müvekkil banka çalışanına ait olduğunun kabulüne dayandığını, ... Bankasında bulunan keşideciye ait çek hesabının kapalı olması nedeni ile herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile müvekkil bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; müvekkilinin davaya konu 4 adet çeki tahsil için davalı bankaya verdiğini, ancak çek bedellerinin tahsil edilip müvekkiline ödenmediği gibi tahsil edilip edilmediği hususunda da bilgilerinin bulunmadığını, bu nedenle haksız olan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf; davacıya ait banka sisteminde 2 adet yurt dışı çekinin bulunduğunu, muhabir banka tarafından çeklerin keşidecisinin hesabının kapalı olması nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulduğunun anlaşıldığı, muhabir banka tarafından çeklerin iadesi gerçekleşmediği için çeklerin davacıya da iadesinin de mümkün olmadığını, ayrıca müvekkil bankaya verilen imzalı taahhütname gereği çeklerin sahte veya karşılıksız olmaları veya diğer herhangi bir sebeple postada kaybolanlar dahil olmak üzere muhabirler tarafından bankaya ödenmemeleri veya ödenmesinden sonra herhangi bir nedenle rücu edilmesi halinde sorumluluğun tamamen kendisine ait olduğunu kabul ettiğini bu nedenle müvekkil bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; ilk kararda davanın reddine karar verilmiş, bu karar İzmir BAM 20. HD nin 01/12/2021 tarih 2020/764 esas, 2021/1238 karar sayılı kararı ile ; "...Dava konusu uyuşmazlıkta çeklerin muhatabı ... olup, keşidecinin de ... olduğu görülmekle, yabancılık unsuru bulunduğu anlaşılmaktadır. Yabancılık unsuru taşıyan ve bankada kaybedildiği belirtilen çeklere ilişkin bir davada hakimin, değerlendirme yaparken 5718 S. MÖHUK ilgili hükümleri çerçevesinde ve TTK'nın kanunlar hilafına ilişkin 822.maddesi hükümlerini de dikkate alarak, çekin ödeneceği memleket kanunlarını araştırıp uygulamak suretiyle sonucuna göre bir karar vermesi gerekir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)'nın 2. maddesi hükmüne göre hakim, Türk Kanunlar İhtilafı Kuralları'nı ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular. Hakim, yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını da isteyebilir. Tüm araştırmalara rağmen, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tespit edilememesi halinde Türk Hukuku uygulanır. TTK'nın 822.maddesine göre (6762 S. eski TTK madde 734) , muhatap bankası yabancı ülke bankaları olan çeklerde; ödemeyi yapacak olan ülkenin hukukunun uygulanacağı düzenlenmiş olup, dolayısıyla muhatap bankanın bulunduğu ülkenin hukuku uygulanacaktır. Buna göre yabancı banka çeklerinde; Türk Mahkemelerinin yargı hakkı bulunmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere uygulanacak kanun maddeleri bakımından mahkemece araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilecektir (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2006/6624 E.- 2007/14064 K., 2012/5453 E.- 2013/6689 K.). Somut uyuşmazlıkta dava tarihi 08.03.2016 olup, dava konusu çeklerin ise Mart-Nisan 2012 tarihli olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihlere göre gerek eski ve gerekse yeni TTK'nın çeklerle ilgili kanunlar ihtilafına ilişkin maddelerinde (6762 S. eski TTK madde 734 ve 6102 S. yeni TTK madde 822) yukarıda anılan hükümler uyarınca çeklerin muhatabı yabancı olduğundan ödemeyi yapacak ülke hukuku uygulanacağından, yerel mahkemece uygulanacak yabancı hukuk re'sen tespit edilmeden, davacının davalı bankaya karşı dava açma hakkı bulunup bulunmadığının ve varsa bankanın sorumluluğunun şartları araştırılmaksızın Türk Hukuku'na göre karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle HMK/353/1-a-6.madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesi gerekmiştir. " şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır. Kaldırma kararından sonra mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, her iki taraf da istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı 4 adet çeki davalı bankaya verdiğini ancak çeklerin kendisine iade edilmediğini ileri sürmekte, davalı ise; çeklerin 4 adet olmadığını, 2 adet 1020 ve 1024 numaralı çeklerin kendilerine verildiğini, kendilerinin de muhabir bankaya ibraz ettiklerini, ancak hesap kapalı denilerek kapalı kaşesi vurulduğunu, çeklerin de muhabir banka tarafından kendilerine tekrar verilmediğini bu nedenle davacıya iade edemediklerini, ayrıca davacının çeklerle ilgili taahhütnamesi gereği de kendilerinden bir talepte bulunamayacağını belirtmiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan 4 adet çekin bankaya verildiğine dair çek teslim bordrosunun fotokopi olduğu, kaldırma kararından sonra mahkemece davalı bankaya yeniden müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında sadece 2 adet çekin kendilerine tahsil için verildiği, bunların da karşılıksız çıktığı, uygulamada muhabir bankaların bu çekleri geri verebildikleri gibi kendi yasal düzenlemeleri çerçevesinde iade etmeme yolunu da seçebildiklerini, muhabir banka tarafından çekler iade edilmediğinden davacıya teslim edilemediğini bildirmiştir. Mahkemece fotokopi belge üzerindeki imza ile ilgili bilirkişi raporu aldırılmış, bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından, dava dosyasına sunulan 1086549 nolu müşteriye ait 15.03.2012 tarihli çek teslim bordrosu fotokopisi üzerindeki imzanın, dava konusu tarihte ... Bankası A.Ş. İzmir şubesinde gişe yelkilisi görevinde bulunan ... 'a ait olduğunu, ... 'ın imza sirküleri bulunmamakta olup, imza teyidinin Bireysel Bankacılık Hesap Açma sözleşmesinden yapıldığını, ...'ın rapor tarihi itibariyle, ilgili bankanın Buca şubesinde görev yaptığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece kaldırma kararından sonra bilirkişi ...'dan rapor alınmış, bilirkişi raporunda; dava konusu çeklerden 1020 modu 31.02.2012 keşide tarihli 8.000 USD bedelli ve 1024 nolu 20.03.2012 tarihli 5.000 USD bedelli iki adet çekle ilgili olarak, bu çeklerin muhatabı olan ... tarafından çek hesabının yukarıda belirtilen herhangi bir sebeple kapatıldığı ve dolayısıyla muhatap bankanın kapatılmış hesaptan ödeme yapmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla muhatap bankanın ödeme yeri olan ABD'nin New Jersey eyaletinde yürürlükte olan ABD Yeknesak Ticaret Kanunu'nun $ 3.411. maddesinin 2.fıkrası anlamında çeklerin muhatap banka tarafından ödenmemesinin haksız olarak mütalaa edilemeyeceği ve aynı maddenin 3-a fıkrası uyarınca bankanın ödemeleri askıya aldığı hallerde bankadan tazminat talep edilemeyeceği dikkate alındığında, burada bahsi geçen çeklerin ödenmemesi nedeniyle ABD'deki muhatap bankanın ya da çekleri muhabir bankası ... aracılığıyla muhatap bankaya tahsile vermek suretiyle yükümlülüğünü yerine getiren davalının sorumluluğunun bulunmadığını, diğer yandan, dava konusu yapılan 1030 no.lu 30.04.2012 keşide tarihli 8.000 USD bedelli ve 1028 no.lu 13.04.2012 keşide tarihli 4.000 USD bedelli diğer iki adet ... çekinin suretleri dosyada mevcut olmamakla birlikte, itirazın iptali davasının dayanağını teşkil eden icra dosyası içeriğinde bu çeklerle birlikte dava konusu yapılan dört adet çekin tamamının davalı banka tarafından teslim alındığına dair davalı bankanın antetini içeren imzalı ve 15.03.2012 tarihli bir adet çek bordrosu mevcut olup, istinaf aşamasından önce emekli bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, söz konusu bordronun altındaki imzanın dava konusu tarihte davalı bankanın İzmir şubesinde gişe yetkilisi olan ...'a ait olduğu tespit edilmiş olduğundan, söz konusu belgenin davalı banka açısından bağlayıcı olduğu, dolayısıyla 2 adet çekle ilgili bankanın çekleri kaybetmesi nedeniyle yükümlülüğünü ihlal ettiği belirtilerek 1030 ve 1028 nolu çeklerle ilgili sorumluluğun toplam 26.620 TL olduğunu belirtmiştir. Bilirkişiden alınan ek raporda da ; bilirkişi ödeme yerine göre New Jersey eyaleti hukukunun uygulanması gerektiğini, bankanın ödemeyi askıya alması halinde bankadan tazminat talep edilemeyeceğinin bu hukukta düzenlendiği belirtilerek kök raporda değiştirilecek bir husus olmadığını belirtmiştir. Tüm dosya kapsamına göre ;her ne kadar mahkemece 1028 ve 1030 nolu çeklerle ilgili olarak davalı bankaya çeklerin çek teslim bordrosu ile teslim edildiği ve davalı banka tarafından davacıya iade edilmediği kabul edilerek bu 2 çek nedeni ile talebin kabulüne karar verilmiş ise de; davacı taraf dosyaya fotokopi olarak çek teslim bordrosu sunmuş, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında da bu 2 çekin kendilerine teslim edilmediği yönünde cevap verilmiş olup, burada çeklerin teslim edildiğini ispat yükü davacı taraftadır. Fotokopi belgeye göre bilirkişi tarafından yapılan tespit yerinde bulunmamış, ispat yükü üzerinde olan davacının çek teslim bordrosu aslını sunması, sunmaması halinde davacının yemin delili bulunduğundan yemin delili hatırlatılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/09/2024 tarih ve 2021/930 Esas 2024/713 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 427,60 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 454,60 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde iadesine, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı ve davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 9-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 22/05/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2006/6624, K. 2007/14064, T. 15.03.2012, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2006-6624-e-2007-14064-k-671c93765e32