Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2002/10386 E. 2003/322 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2002/10386
Karar No
2003/322
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/548 KARAR NO : 2023/1895 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2016 (Asıl Dava) - 08/10/2020 (Karar) NUMARASI : 2016/312 Esas - 2020/460 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) BİRLEŞEN 2016/447 ESAS SAYILI DOSYADA: TARİHİ : 08.04.2016 (Birleşen Dava) - 08/10/2020 (Karar) BAM KARAR TARİHİ : 06/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/12/2023 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/312 Esas- 2020/460 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin tatil amacıyla ülkemizde bulundukları sırada 24.04.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinden ...'in ciddi şekilde yaralandığını, müvekkilinin içinde yolculuk etmekle olduğu ... plakalı aracın davalı sürücü ...'nın sevk ve idaresinde olup diğer davalı işleten ... adına kayıtlı olduğunu, trafik kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davalı sürücü ...'nın asli kusurlu olduğunu, ... plakalı aracın gerek zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk gerekse karayolu trafik zorunlu mali sorumluluk sigortacısının davalı sigorta şirketi olduğunu, ilk müdahalesi Türkiye' de yapılan müvekkilinin daha sonra yerleşik olduğu Almanya'ya götürüldüğünü ve burada da uzunca bir süre tedavi görmek zorunda kaldığını, müvekkillerinin Almanya'da aynı çatı altında yıllardır birlikte yaşadıklarını, müvekkillerinden ..., her ne kadar söz konusu kaza nedeniyle yaralanmamış olsa da, hayat arkadaşı ...'e 2 ay bakmak ve onun gereksinimlerini karşılaması gerektiğinden, işinden geçici bir süre ayrılmak zorunda kaldığını, çalışamadığı bu iki aylık süreye ilişkin kazanç kaybının 16.488,74 Euro olduğunu, müvekkillerinin 15.04.2010 - 29.04.2010 tarihleri arasında Türkiye'de geçirmeyi planladıkları tatil için toplam 1.519,00 Euro ödeme yaptıklarını, kazanın 24.04.2010 tarihinde meydana geldiği düşünüldüğünde, boşa giden 5 günlük tatil karşılığında 542,50 Euro zarar ettiklerini, müvekkillerinden ...'nin kaza tarihinden (24.10.2010), yıllık izninin sona erdiği 07.05.2010 tarihi arasında geçen ve yıllık izninin kaza nedeniyle kullanamadığı 10 günlük kısmı nedeniyle 3.925,89 Euro zarar ettiğini, müvekkillerinden ...'in tedavi gördüğü ve çalışamadığı süre boyunca sigortalısı olduğu dava dışı ... ünvanlı sigorta kuruluşundan yardım aldığını, fakat kendisine çalıştığı zaman almakta olduğu maaşının belli bir kısmı ödendiğinden bu yönden de zarar ettiğini, 07.06.2010-27.10.2010 tarihleri arasında 1.633,32 Euro, 28.10.2010-06.02.2011 tarihleri arasında 1.750,94 Euro kaybının olduğunu, 05.05.2010-26.10.2010 tarihleri arasında tedaviye gidip gelmek için yapmak zorunda kaldığı ulaşım masrafı karşılığında 325,90 Euro, doktor raporu karşılığında 25,00 Euro, Türkiye'de gördüğü tedavi için kendisine düşen katılım payı karşılığında 150,00 Euro, cepten ödemek zorunda kalınan ilaç parası karşılığında da 21,70 Euro olmak üzere toplam 531,60 Euro masraflarının bulunduğunu, anılan tüm zarar toplamının 24.863,99 Euro olduğunu, bu zararın müvekkilleri tarafından karşılanıp Almanya'da bağlı bulundukları sigorta tarafından karşılanmadığını, tüm bunların yanı sıra, müvekkili ...'in psikolojik açıdan bir hayli sarsıldığını, bu nedenle kendisi için manevi tazminat isteminde bulunduklarını belirterek, müvekkillerinin yapmak zorunda kaldıkları ve ... ünvanlı sigorta kuruluşu tarafından karşılanmayan maddi zararları karşılığı olarak 24.863,99 Euro maddi tazminatın davalı sürücü ve işleten bakımından haksız eylem tarihi olan 24.04.2010 tarihinden, davalı sigorta şirketi bakımından ise dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aynen veya mümkün olmaması halinde ödeme günündeki TL karşılığının, kaza sonucu yaralanma sebebiyle çekilen sıkıntının karşılığı olarak 20.000,00 Euro manevi tazminatın da, bu tazminat türünden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı nazara alınarak, davalı işleten ve sürücü bakımından ve haksız eylem tarihi olan 24.04.2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte aynen veya mümkün olmaması halinde ödeme günündeki TL karşılığının müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirkete kayıtlı zorunlu taşımacılık sigorta poliçesinin bulunduğunu, limitin 175.000,00TL ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı tedavi giderleri kapmasında olması sebebiyle, 6111 Sayılı yasanın geçici 1. maddesi düzenlemesi gereği müvekkili sigorta şirketinin değil, ... ’nun sorumluluğunda olduğunu, davacının talep ettiği tedavi masrafları, bakıcı gideri yönünden de müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmayıp ... ’nun sorumlu olduğunu, davacının ulaşım masrafı taleplerinin dolaylı zarar olup teminat dışında kaldığını, davacının talep ettiği gelir kaybına bağlı tazminat talebinin de yerinde olmadığını, zira maddi ve doğrudan olmayan bu zarar tipinin, Genel Şartlar gereği dolaylı zarar niteliğinde olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının teminat dışı sayılan halleri düzenleyen A.3 maddesinin m maddesi gereği davacının talebinin, müvekkili şirket yönünden sorumluluk kapsamı dışında kaldığını, davacının talebine konu daimi maluliyetin tespitinde ve kusur bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, davalıların tamamının ortak noktasının Antalya olup, Antalya Mahkemeleri yetkili olduğundan davanın yetki yönünden reddini, davacıların karı koca olduklarına veya aralarında herhangi bir bakım sözleşmesi olduğuna ilişkin bir belge sunulamadığından ...’nin hangi sıfat ile davacı olarak işbu davada yer aldığının anlaşılamadığını ve davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi gereği müvekkillerinin maddi tazminattan sorumluluğunun bulunmadığını, davacılar iş görememeleri sebebi ile ilgili sigortalarından faydalandığından herhangi bir hak kaybına uğramadıklarını, tercüme edilmiş ... yazısından anlaşıldığı üzere ...’in hastalık ve bakım parası aldığını, herhangi mağduriyeti olmadığının sabit olduğunu, ...’nin iki aylık ücret bedelini talep ettiğini, işe gidemediğine ilişkin herhangi bir delili dosyaya sunamadığından bu talebinin de hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, kaldı ki davacı ...’in bakım parası adı altında zaten bir bedel almış olduğunu, yıllık izninin 10 günlük kısmını kullanamadığından zarara uğradığını iddia eden davacı ...’ın bu iddiasının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, sebepsiz zenginleşme amacı güttüğünü, davacı ...’in için manevi tazminat adı altında istenen bedelin fahiş olduğunu, ayrıca, yabancı bir ülkenin belgelerinin o ülkedeki Türk Konsolosluğu tarafından onaylanmadıkça veya apostil şerhini taşımadıkça bağlayıcılığının bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı ... vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısı ...’in, tatil amacıyla Türkiye'de bulunduğu sırada, 24.04.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ciddi şekilde yaralandığını, ilk müdahalesi Türkiye'de yapılan adı geçen sigortalının kısa bir süre sonra halen yerleşik olduğu Almanya'ya götürüldüğünü ve burada da uzunca bir süre tedavi görmek zorunda kaldığını, Almanya'daki tedavi süreci boyunca gerekli tüm masrafların, müvekkili tarafından karşılandığını, eldeki dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin adı geçen sigortalısının tedavisi için yapmak zorunda kaldığı masraflarla ilgili olarak, davalı sigorta şirketine, 21.11.2014 tarihli hasar başvurusunda bulunulduğunu, fakat şimdiye kadar yanıt alınamadığını belirterek, müvekkilinin adı geçen sigortalısının tedavisi için yapmak zorunda kaldığı toplam 10.187,86 EURO'nun, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre, 2918 sayılı yasanın 98. maddesi kapsamına giren kısmının, davalı ... ile davalı işleten ve sürücüden, anılan madde kapsamı dışında kalan kısmının ise, davalı sigorta şirketi ile davalı işleten ve sürücüden, ... ve davalı sigorta şirketi bakımından, başvuru tarihine 8 iş günü eklenmesiyle ulaşılan 05.12.2014 tarihinden itibaren; davalı işleten ve sürücü bakımından ise, haksız eylem tarihi olan 24.04.2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, aynen veya mümkün olmaması halinde, ödeme günündeki TL karşılığının müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Birleşen davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davayı açmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, davacı şirketin Almanya’da sağlık sigortası olarak faaliyet göstermekte olduğunu ve buna benzer tedavi giderlerini karşılama yükümlülüğünde olduğunu, davacının taraf ve dava ehliyetinin de bulunmadığını, yine MÖHUK madde 48/2'ye göre, dava açanın mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu, dava konusu tedavi giderlerinin trafik kazasından kaynaklı tedavi giderleri olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, trafik kazası Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde meydana geldiğinden ve birden fazla davalı olduğundan ortak yetkili mahkemenin Antalya Mahkemeleri olduğunu, davacının tedavi giderleri belgelerinden de anlaşılacağı üzere son tedavi masrafının yapıldığı tarihten sonraki 2 yıl içerisinde bu davayı açmadığını, belirtilen muacceliyet tarihi itibariyle 2 yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra işbu davanın açıldığını, davacının davaya delil olarak sunmuş olduğu belgeler ile davasını ve yapıldığını iddia ettiği tedavilerin (anılı trafik kazasından olup olmadığı) ne ile ilgili olduğunun ispat edilemeyeceğini, kazalar ile ilgili sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkı kısıtlandığından davacının müvekkili kurumdan yapmış olduğu tedavi giderleri ile ilgili talepte bulunamayacağını, genelgede yurt dışında yapılan tedavi giderlerinden ... ’nın sorumlu olmayacağının belirlendiğini, ... Türk vatandaşı olmadığından müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca faiz başlangıcı olarak davanın açılmış olduğu tarihin ıttıla tarihi olarak görülmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirkete kayıtlı zorunlu taşımacılık sigorta poliçesi olduğunu, limitin 175.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının tedavi gideri talebi yönünden 6111 sayılı yasanın geçici 1.maddesi düzenlemesi gereği müvekkili sigorta şirketinin değil, ... 'nın sorumlu olduğunu beyanla, talebin müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev yönünden reddi gerektiğini, davacı sigorta şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığını ve yargılama görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevine girdiğinin açık olduğunu, davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yer Antalya olduğundan yetkili mahkemenin de Antalya Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, kazada yaralanan ...’ın sigortacısı olan davacının, en son 16.02.2011 tarihinde sigortalısına ödeme yaptığını, bu durumun davacının sunmuş olduğu belgelerden de anlaşıldığını, davacının dosya kapsamına sunduğu 12.05.2011 onay tarihli belge ile de sorumluluğu kime yönelteceğini tespit ettiğini, dolayısıyla, davacının sorumluları en geç 12.05.2011 tarihinde öğrendiği kabul edilerek zaman aşımını en geç bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, Borçlar Kanunu’nun 73.maddesinde; “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılacağı tarihte işlemeye başlar." denildiğini, haksız davanın zaman aşımı yönünden de reddi gerektiğini, vekil edenlerden ...’ın araç maliki olup kazanın gerçekleşmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, aynı şekilde araç sürücüsü ...'nın da ne derece kusurlu olduğu tespit edilemediğinden, kazanın üzerinden 6 yıl geçmesi nedeniyle kusur oranının doğru tespit edilme imkanı da bulunmadığından dava yöneltilemeyeceğinin açık olduğunu, davacı şirketin teminat yatırmadığını, davacının talebi ödediği tedavi giderlerinin rücuen tazmini olduğundan, işbu davadan sadece davalılardan ... nun sorumlu olduğunu, kabul etmemekle birlikte davacının talep ettiği faiz başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini, dikkate alınması gereken faiz başlangıç tarihinin davanın açılma tarihi olan 08.04.2016 olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YEREL MAHKEME KARARI: Mahkemece, "...Toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; 24/04/2010 tarihinde meydana gelen kazada davalı sürücü ...'nın tam kusurlu olduğu, ...'in yaralandığı, yaralanması sebebiyle %11,1 oranında maluliyetinin oluştuğu, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğu, aktüerya ve sigorta bilirkişi raporuna göre ...'in 1.114,20-Euro geçici iş göremezlik, 318,90-Euro ulaşım gideri, 213,60-Euro ilaç ve tedavi gideri olmak üzere toplam zararının 1.646,70-Euro olduğu, ...'nin 542,50-Euro tatil zararı, 970,68-Euro yıllık izin zararı olmak üzere toplam 1.513,18-Euro zararı olduğu, mevcut zararın tazmininden sigorta şirketi 2918 sayılı yasanın 91. md.ye göre, ... işleten sıfatıyla 2918 sayılı yasanın 85. md.ye göre faizi ile birlikte, ... 6098 sayılı TBK 49. md.sindeki haksız fiil hükümlerine göre faizi ile birlikte sorumlu olduğu, ... yaralanmış olduğundan, kazanın davacı üzerindeki korkutucu etkisi, yaralanması sebebiyle acı, üzüntü ve elem çekmesinin muhakkak olduğu, tedavi süresince ve tedaviden sonra yaşamını olumsuz etkilediğinden ... için manevi zarar takdir edilmesi gerektiği, birleşen dosya yönünden ... Sigorta Şirketinin ... için geçici iş göremezlik ödemesi yaptığı, dosyaya sunulan belgelerin buna ilişkin olduğu, tedaviye ilişkin giderlerin ise mevcut olmadığı, yapılan bu ödemenin tedavi giderleri ile ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle ... 'nun sorumluluğunda olan harcamalar olmadığından bu giderlerden ... 'nın sorumlu olmadığı, mevcut giderden davalı ... Sigorta AŞ.nin, davalı ...'ın ve ...'nın birlikte sorumlu olduğu anlaşılmakla; ASIL DOSYADA; MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE, ... için 1.114,20-Euro geçici iş göremezlik, 318,90-Euro ulaşım gideri, 213,60-Euro ilaç ve tedavi gideri olmak üzere toplam 1.646,70-Euro'nun, ... için 542,50-Euro tatil zararı, 970,68-Euro yıllık izin zararı olmak üzere toplam 1.513,18-Euro'nun davalılar ... ve ... 24.04.2010 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ 15.03.2016 temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarının 1 yıllık euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, alacağın euro olarak tahsili mümkün olmadığı takdirde fiili ödeme günündeki Merkez Bankası euro döviz satış kuru karşılığı TL'nin davalılardan tahsiline, fazlaya ait istemin reddine, MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; ... için 5.000-Euro manevi tazminatın 24.04.2010 kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının 1 yıllık euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacılara verilmesine, alacağın euro olarak tahsili mümkün olmadığı takdirde fiili ödeme günündeki Merkez Bankası euro döviz satış kuru karşılığı TL'nin davalılardan tahsiline, FAZLAYA AİT İSTEMİN REDDİNE, BİRLEŞEN İZMİR 4. ATM'NİN 2016/447 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVALILAR ..., ... VE ... SİGORTA AŞ ALEYHİNE AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE 10.187,86-Euro'nun davalılar ... ve ... 24.10.2010 kaza tarihinden itibaren, ... Sigorta yönünden 15.03.2016 temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarının 1 yıllık euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, alacağın euro olarak tahsili mümkün olmadığı takdirde fiili ödeme günündeki Merkez Bankası euro döviz satış kuru karşılığı TL'nin davalılardan tahsiline, DAVALI ... ALEYHİNE AÇILAN DAVANIN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF İTİRAZLARI: DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN; "...Öncelikle, birleşen davaların birinin rücu, diğerinin ise maddi ve manevi tazminat davası olması nedeniyle davaların birleştirilmesine ilişkin kararın isabetli olmadığını, müvekkili ...’in dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporuna konu tıbbi muayenesinde, dava konusu kaza nedeniyle %11,1 oranında sürekli iş göremez hale geldiğini, bu nedenle, takdir olunan manevi tazminatın yeterli olmadığını, 07.06.2010 – 06.02.2011 tarihleri arasında da geçici iş göremez durumda olduğunu, bu tarihler arasında eksik aldığı maaş farklarının 07.06.2010-27.10.2010 1.633,22 Euro ve 28.10.2010-06.02.2011 1.750,94 Euro şeklinde olduğunu, anılan maaş farkları toplamının 3.384,26 Euro olmasına ve konuya ilişkin maaş bordroları ile geçici iş göremezlik süresi içinde alınan sosyal yardım paralarına ilişkin belgeler dosya içinde mevcut bulunmasına rağmen farkın 1.114,20 Euro’dan ibaret olduğuna hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ... bakımından talep ettikleri manevi tazminat isteminin reddedildiğini, adı geçen müvekkilinin diğer müvekkilinin hayat arkadaşı olduğunu, çiftin, uzun yıllardır birlikte yaşadığını, dilekçe ekinde bir örneğini sundukları Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2002/10386 E.-2003/322 K. sayılı kararından da açıkça anlaşılacağı üzere, çiftin resmi nikahlı olup olmaması manevi tazminat istenmesine engel olmadığı gibi, müvekkili ...’ın, %11,1 oranında sürekli iş göremez hale gelen hayat arkadaşının bu durumundan elem ve üzüntü duymasının normal olduğunu, müvekkili ... için de uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, reddedilen diğer bir masrafın ise müvekkili ...’ın hayat arkadaşının bakımını üstlenmesi ve bu nedenle geçici iş göremezlik süresi içinde çalışamaması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı olduğunu, geçici iş göremezlik süresi içinde yaralının %100 malul sayılacağını, dolayısıyla, bu süre içinde bakıma muhtaç hale geleceğinin açık olduğunu, müvekkilinin kazada ciddi biçimde yaralandığını, zararın kişilerin uyrukluğunda ve yerleşik oldukları Almanya ülkesinde meydana gelmiş olduğu hususu da gözetilerek, anılan ülkede geçerli ücretlendirme üzerinden geçici iş göremezlik süresi içinde (07.06.2010 – 06.02.2011) gerekli bakıcı masrafının ne olabileceğinin araştırılmak yoluyla uygun bir bedele hükmedilmesi gerektiğini, istedikleri ilgili rakam zarar görenin geçici iş göremezlik süresine münhasır olmakla, konuyla Yargıtay içtihatlarında belirtilen ve sürekli iş göremezlik dönemine ilişkin olan aile içi bakım dayanışması indirimine de burada yer olmaması gerektiğini, birleşen ve davacısı müvekkili Alman sosyal sigorta kuruluşu ... dosyası yönünden ise, davalıların rücu davasının ... dışındaki davalılar bakımından kabulü ile belirtilen davalılardan rücuen tahsiline karar verildiğini, ilk derece mahkemesi, bu kararını 11.09.2019 tarihli bilirkişi raporuna dayandırdığını, anılan raporda Alman sosyal güvenlik kurumu olan müvekkilinin yaptığı ödemelerin, ... ’nın sorumluluğu kapsamında yer almadığına değinildiğini, bu nedenle, ... açısından davanın reddedildiğini ve müvekkili aleyhine vekalet ücreti doğduğunu, sorumluluğun Karayolları Trafik Kanunu’nda 2011 yılında yapılan değişiklik ile ... ’nın özel sigorta şirketleri arasında dağıtıldığını, tazminat talebinde bulunacak hak sahiplerinin ise, bu değişiklik neticesinde taleplerini özel sigortaya mı, yoksa ... ’ya mı yöneltmeleri gerektiğini bilemediklerini, bu sorunu mahkemeler dahi, doktor ve aktüer bilirkişilere tevdi ederek çözümlemekteyken, hak sahibinin dava açarken bu hususları bilmesinin beklenemeyeceğini, müvekkili aleyhine hükmedilen yüksek yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin hak arama özgürlüğünün kısıtlanması manasına geldiğini, anılan bu sebeple, birleşen dosya açısından ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin iptali gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVALI ... SİGORTA A.Ş VEKİLİ TARAFINDAN; "...Mahkemenin davacının maluliyet tespiti konusunda eksik ve yanlış inceleme sonucu karar verdiğini, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin davacının %10 malul kaldığına ilişkin 20.02.2019 tarihli tespit raporuna karşı itirazda bulunduklarını, raporda, davacı olan yabancı uyruklu kişinin, son durumunu gösterir grafi tetkikleri olmadan kesin maluliyetinin tespit edildiğini, oysaki son durum tetkikleri yapılmadan değerlendirme yapılmasının hem 30/03/2013 tarih 28603 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 'Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği'ne hem de 11/10/2008 tarih 27021 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 'Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği' ile 20/02/2019 tarih 30692 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 'Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği'ne aykırı olduğunu, işbu başvuru dilekçelerinin ekinde yer alan tıbbi mütalaa içeriğinde detaylandırıldığı üzere, Ege Üniv. Tıp Fak. Hastanesi'nin 20.02.2019 tarihli raporunun, davacının son durumunu gösterir grafi tetkikleri yapılmadan, pelvis kırıklarının deformiteye neden olduğu kabul edilerek tanzim edildiğini, sekelsiz iyileşen kot, pelvis kırıkları ve akciğer kontuzyonu ile hemotoraks yaralanmalarının maluliyet haline neden olmadığını, mahkemeye yaptıkları itiraz kapsamında, kamu düzenini de ilgilendiren bu hususun netleştirilmesini talep etmelerine rağmen dikkate alınmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVALILAR ... VE ... VEKİLİ TARAFINDAN; "...Kararın yetersiz inceleme ile oluşturulduğunu, dosyaya mübrez delillerin ispata yeterli olmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan delillerin uluslararası belgelerde aranan şartları taşımadığını, davacının geçici ve kalıcı iş gücü kaybına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu bulunmadığını, heyet raporu alınmaksızın değerlendirme ve hesaplama yapılması bakımından kararın yetersiz inceleme ile kurulduğunun sabit olduğunu, ulaşım ve tedavi ile ilaç giderlerine ilişkin müvekkillerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı da yine tedavi giderlerinden sayıldığından müvekkillerinin bu hususta da yine sorumluluklarının bulunmadığını, ek olarak Karayolu Taşımacılık Sigortası bakımından müvekkillerinin maddi tazminat yükümlülüklerinin de bulunmadığını, mahkemenin bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını değerlendirmeden hüküm kurduğunu, davacı ... yönünden davanın husumet eksikliği sebebiyle reddi gerektiğini, davacıların birlikte seyahat etmelerinin ve rezervasyon yapmalarının mahkeme nezdinde davacıların birlikte yaşadığı, ...'nin bakım yapmasının, tedavi ile ilgilenmesinin yerinde olduğu ve bu ilgi sebebiyle zaman ayırması gerektiği kanısını oluşturduğunu, varsayımsal ve şüpheli bir kabul ile müvekkillerine ağır bir tazminat yüklenmesinin hakkaniyete aykırı düştüğünü, birlikte yaşadıkları iddiasına ilişkin başkaca bir belge ve sair delilin davacı tarafça sunulmadığını, mahkemenin tüm itirazlarına rağmen bu hususu araştırmadığını, istinafa konu kararda faiz başlangıç tarihlerinin açıkça hukuka aykırı şekilde belirlendiğini, müvekkilleri ... ve ... bakımından tüm alacak kalemlerine ilişkin kaza tarihi olan 24.04.2010 tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın, müvekkillerinin sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeden verildiğini, dosya kapsamında buna dair herhangi bir belge bulunmadığını, 5.000,00 Euro tutarındaki manevi tazminatın hakkaniyetle bağdaşmadığını ve sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecek nitelikte olduğunu, ayrıca davacının eline toplu bir miktar para geçmesi sebebi ile tazminat miktarında indirime gidilmesi ve miktarın özendirici olmaması gerekirken manevi tazminat tutarının 5.000,00 Euro olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat yönünden vekalet ücretinin 9.828,90 TL ve manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin 3.400,00 TL olarak hesaplandığını, dosya kapsamına iki ayrı vekalet sunduklarından ve iki ayrı vekil olarak dosya kapsamında savunma yapıldığından vekalet ücretlerinin her bir davalı için ayrı ayrı olmak üzere hesaplanması gerektiğini, bu sebeple de kararın vekalet ücreti bakımından düzeltilmesi gerektiğini, 2016/447 Esas sayılı birleşen dosya yönünden kurulan hükmün tamamen hukuka aykırı olduğunu, yargılama görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevine girdiğini, bu sebeplerle görevsiz mahkemede açılan işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne dair kararın ortadan kaldırılmasını gerektirdiğini, davanın rücu davası olduğunu, dolayısıyla, davada Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğu gibi kazanın meydana geldiği yer, davalıların yerleşim yeri, davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yer Antalya olduğundan yetkili mahkemenin de Antalya Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple yetkisiz mahkemenin verdiği nihai kararın ortadan kaldırılmasını, kazada yaralan ...’ın sigortacısı olan davacının en son 16.02.2011 tarihinde sigortalısına ödeme yaptığını, bu durumun davacının sunmuş olduğu belgelerden de anlaşıldığını, davacının dosya kapsamına sunduğu 12.05.2011 onay tarihli belge ile de sorumluluğu kime yönelteceğini tespit ettiğini, dolayısıyla, davacının sorumluları en geç 12.05.2011 tarihinde öğrendiği kabul edilerek zaman aşımını en geç bu tarihten itibaren işletmenin gerektiğini, davacı tarafın 03.12.2020 tarihli istinaf başvuru dilekçesinin ikinci sayfasında davasının rücu davası olduğunu beyan ve kabul ettiğini, rücu davasında zaman aşımı süresi iki yıl olduğundan davanın zamanaşımı yönünden reddi gerekirken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kaldı ki İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 08.10.2020 tarih ve 2016/312 Esas-2020/460 Karar sayılı kararında birleşen dava yönünden zaman aşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, bir an için kararın ortadan kaldırılmadığının varsayılması halinde, yerel mahkeme tarafından hükmedilen tutardan müvekkili ... ve ...'ın sorumlu olmamaları sebebi ile de kararın ortadan kaldırılmaya muhtaç olduğunu, dosya kapsamına alınan 11.09.2019 tarihli bilirkişi raporu 6.sayfasında; '...davacı adına 07.06.2010 tarihinden başlamak üzere 27.10.2010 tarihine kadarki hastalık parası adı altında, ki muhtemelen geçici iş göremezlikten kaynaklı bir ödeme olduğu...' şeklindeki değerlendirme sonucu yerel mahkeme tarafından birleşen davanın SGK yönünden reddedildiğini, kesin olmayan bu varsayım sebebi ile ... açısından davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, 6111 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin açık olduğunu, meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedellerinin ... tarafından karşılanması gerektiğini, eğer davacıya yabancı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin niteliği konusunda bir tereddüt var ise ilgili yerlere müzekkere yazılması ve ödemelerin niteliğinin tartışılması gerektiğini, davacılardan ...'nin yıllık izin zararının dahi zararın doğduğu tarih dikkate alınmaksızın kaza tarihinden itibaren faiz işletilerek tahsiline karar verilmesi nedeniyle işbu kararın faiz yönünden de hukuka aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihlerine açıkça itiraz ettiklerini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı asıl/birleşen dava davacılar vekili, asıl/birleşen dava davalıları ... ile ... vekili ve asıl/birleşen dava davalısı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 1-Asıl ve birleşen davalarda, davalılar arasında sigorta şirketi de olmasına göre, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinde ve aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan bu davaların mahkemece birleştirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. 2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı ... bakımından kalıcı maluliyet tazminatı talep edilmediği (dava dilekçesi ve davacı vekilinin 22.07.2017 tarihli duruşmadaki açık beyanı) anlaşılmakta ise de, gerek geçici işgöremezlik zararı ve gerekse bakım gideri ihtiyacı bakımından anılan davacının yaralanmasının usule uygun şekilde tespiti gerektiği açıktır. 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasındaki kazalarda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre sağlık raporu düzenlenmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıktaki kaza tarihinin de 24.04.2010 olmasına göre doğru mevzuata göre rapor düzenlendiği görülmüş ise de, anılan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu ise söylenemez. Zira, davacı ...'nin bizzat Ege Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi' ne de gelmek suretiyle bahse konu raporun düzenlendiği görülmekte ise de, gerek rapor içeriğinden ve gerekse 08.02.2019 tarihli radyoloji anabilim dalı konsültasyon raporundan davacının kazaya dair yaralanmasının halihazırdaki durumuna dair hiçbir grafi çekilmeksizin, 27.04.2010 tarihli eski MRG görüntüleri esas alınarak değerlendirildiği görülmekle, güncel durumu da belirlenerek davacının tıbbi iyileşme süresinin ne olacağının dayanaklarıyla sağlıklı bir şekilde belirlenmesi, yine davacının talepleri arasında bakım gideri de olduğu açık olduğu halde, alınan sağlık raporunda ve tıp doktorunun da bulunduğu aktüer heyet raporunda bakım ihtiyacına ve süresine dair bir saptama yapılmayarak eksik inceleme yapıldığı da görüldüğünden, bu eksikliğin de tamamlatılması gerekmekle, davalı tarafın bu yöndeki itirazlarının kabulü gerekmiştir. Bu noktada, davacı ...'ın, hayat arkadaşının bakımını kendisinin yaptığına dair iddiaları yönünden değerlendirmenin, adı geçenin maaşına ya da bu konuda bir belge sunamamasına göre değil, yerleşik uygulama gereğince bakım için belirlenecek süre -bu konudaki dava dilekçesindeki talep edilen zaman aralığı da dikkate alınarak, talep aşımına neden olunmayacak şekilde- uyarınca geçici bakıcı giderine ilişkin o ülkedeki koşullar uyarınca (ülkemizdeki brüt asgari ücretin karşılığı) hesaplama yapılması gerektiğinden, davacılar vekilinin de bu yöndeki itirazı yerinde görülmüştür. 3-Davacıların birlikte yaşayıp, birlikte tatile çıktıklarının dosya kapsamından anlaşılmasına göre, diğer davacının bakımı ile ilgilendiğini beyan eden ... bakımından mevcut taleplerin husumet nedeniyle reddi gerektiği itirazının kabulü mümkün olmamakla birlikte, dava dilekçesi incelendiğinde, anılan davacı ... için dava dilekçesinde herhangi bir manevi tazminat istemi bulunmadığı görülmekte olup, açıkça ... için talepte bulunularak 20.000 Eur istendiğinden, yargılamanın ilerleyen aşamasında talep açıklaması adı altında bu defa ... için 5.000 Eur, ... için ise 15.000 Eur olarak manevi tazminat talep edilmesi, dava dilekçesinde istenmeyen bir alacak kaleminin talep açıklama yoluyla istenmesi niteliğinde olup bu da mümkün bulunmadığından, mahkemece ... lehine manevi tazminata hükmedilmemiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafın, ... için hükmedilen manevi tazminatın az olduğuna ve davalı tarafça ise çok olduğuna dair yapılan itirazlar bakımından ise, bahse konu rapor eksiklikleri sonucuna göre yeniden değerlendirme yapılması gerekeceğinden, bu aşamada bu itirazların incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. 4-Davacı tarafın, maaş farklarının az hesaplandığına dair itirazı bakımından yapılan değerlendirmede; bu hususta alınan bilirkişi raporlarının yeterli ve denetlenebilir nitelikte olmadığı görülmüş olup, davacı ...'nin geçici işgöremezlik süresinin sağlıklı bir şekilde tespitinden sonra, bunun süresi de gözetilerek, yeni bir aktüer bilirkişi tarafından alınması gereken ve alınan (birleşen dosya kapsamında telafi edilen maaş farkları bakımından mükerrer ödemeye de neden olamayacak şekilde) maaşların tablo şeklinde gösterilerek, ayrıntılı ve gerekçeli olarak, taraf itirazları da karşılanmak suretiyle yeniden rapor alınması gerektiğinden, bu itirazın da kabulü gerekmiştir. Burada, Alman vatandaşı olan davacı ...'nin geçici işgöremezlik nedeniyle talep edebileceği zarar, çalışmakta olduğu işini yapamaması nedeniyle uğradığı kazanç kayıpları olup, işvereni tarafından bu sürede maaşı yatırılmış ise, maaşı dışında kalan fazla çalışma ücreti, ikramiye, noel parası vs. gibi alamadığı yan ödemeler var ise, yaşadığı ülke koşulları gözetilerek tazminatın belirlemesi gerektiğine de dikkat edilmesi gerekir (Yargıtay (kapatılan) 17 HD 2015/16589 E.-2018/11806 K.). 5-İstinafa gelen davalılar vekilinin, geçici işgöremezlik, ulaşım ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirmede; anılan davalıların da bu giderlerden sorumlulukları diğer sorumlularla birlikte devam ettiğinden, aksi yöndeki itirazlarının kabulü mümkün görülmemiştir. Bununla birlikte, birleşen davadaki davalı ... 'nın sorumluluğu da yeterince incelenmeksizin ve dosyaya sunulan belgeli tedavi giderleri irdelenmeksizin birleşen davanın bu davalı bakımından reddedilmiş olduğu görülmekle, bu husus doğru görülmemiş, davalılar vekilinin istinaf itirazlarının bu kapsamda kabulü gerekmiştir. Zira, bilindiği üzere, 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı", Kanun'un geçici 1 inci maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk dava dışı ... na geçmiştir. Davacı, yaralanması nedeniyle tümüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar yaptığı giderleri talep etmiş olup, yapılması zorunlu tedaviler ve ameliyat masrafları vb yapılacak masrafları isteyebilir. Trafik kazasındaki yaralanmadan kaynaklanan tedavi giderlerinden olup da belgeye bağlanmış olanlardan ... 'nın sorumlu olduğu, belgeye bağlanmamış olanlar için ... 'nın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerektiğinden, birleşen davalılar vekilinin itirazının kabulü ile, kararın bu yön itibariyle de kaldırılması gerekmiştir. Birleşen davacı vekilinin, ... yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğine dair itirazının ise, bu karar kaldırma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. 6-Birleşen dava bakımından ileri sürülen zamanaşımı itirazları da yerinde görülmemiştir. Sigorta rücu davalarında zamanaşımı, halefiyet ilkesi açısından sigorta ettirenin zarar veren aleyhine açacağı davanın zamanaşımı süresine tabi olup, aynı tarihte başlar. 2918 sayılı KTK.’nun 109/2. maddesinde, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle kaza tarihi 24.04.2010, birleşen dava tarihi 08.04.2016 olan eldeki uyuşmazlıkta 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır (Bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2016/11234 E.- 2019/6578 K., 2012/5099 E. - 2012/6124 K). 7-Birleşen dava davacısının hukuki konumu itibariyle, davacı tarafın özel sağlık sigortacısı ya da (Türkiye'deki ... gibi) kamu kurumu niteliği olup olmadığı hususları netleştirilerek, birleşen davacı tarafından yapılan ödemelerin yanısıra ... tarafından yapılan birtakım ödeme belgeleri de bulunmasına göre, bu konudaki ayrımın açıkça belirlenmesi, birleşen davacının kendi yaptığı ödemelerin niteliği ve miktarının tespiti, asıl davada da geçici işgöremezlik tazminatı ve belgeli tedavi giderleri talep edilmesi karşısında mükerrer tahsilata neden olunmamasına dikkat edilmesi gerekmekle, bu konuda dosya kapsamı itibariyle mahkemece gerekli belgelerin dosyaya kazandırılmadığı gibi, alınan bilirkişi heyet raporu ve ek raporlarının da bu konularda yetersiz incelemeye ve tahmini yorumlara dayalı (ör:birleşen davadaki ödemelerin geçici işgöremezlik ödemesi olmasının "muhtemel" olması şeklindeki görüş gibi) olması nedeniyle, kararın, farklı bir aktüerden tüm itirazları ve tamamlanacak olan eksik belgeleri de değerlendirmek suretiyle yeniden rapor alınmak üzere kaldırılması gerekmiştir.. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; asıl/birleşen dava davacılar vekili ve asıl/birleşen dava davalıları ... ile ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü, asıl/birleşen dava davalısı ... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl/birleşen dava davacılar vekilinin ve asıl/birleşen dava davalıları ... ile ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ, asıl/birleşen dava davalısı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/312 Esas - 2020/460 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Tarafların yukarıda açıklanan itirazlarının reddine ve sair istinaf itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Asıl dava davacıları ... ve ... tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davacılara iadesine, b-Birleşen dava davacısı ... tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davacıya iadesine, c-Asıl/birleşen dava davalısı ... tarafından yatırılan 445,92 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, d-Asıl/birleşen dava davalı ... tarafından yatırılan 663,62‬ TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, e-Asıl/birleşen dava davalısı ... Sigorta A.Ş tarafından yatırılan 565,50 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında taraflarca tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/12/2023

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2002/10386, K. 2003/322, T. 08.04.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2002-10386-e-2003-322-k-a247ecb7eca6