İlk Derece Mahkemesi · Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/187 E. 2023/434 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2011/187
- Karar No
- 2023/434
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2011/187 Esas - 2023/434 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2011/187 Esas KARAR NO : 2023/434
HAKİM : ... KATİP : ...
MÜTEVEFFA : ... DAVACI : 1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... (eski Ünvan ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... Av. ... DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 17/03/2011
... SAYILI DOSYASINDA
MÜTEVEFFA : ... DAVACI : 1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... Av. ... DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 25/03/2011 KARAR TARİHİ : 15/06/2023 YAZIM TARİHİ : 14/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Eczacı olup davalı ecza deposundan vadeli ilaç aldığını. Aldığı ilaçların bedeline karşılık davalıya çek verdiğini, ekonomik krizden çeklerin zamanında ödenememesi nedeniyle, davalı depo ile borçların yapılandırılmasına gidildiğini. Bu yapılandırma neticesinde, müvekkilinden senetler alındığının Bu senetlerinden, 25/09/2010 vadeli 130.000,00 TL, 25/10/2010 vadeli 130.000,00 TL, 25/11/20210 vadeli 130.000,00 TL tutarındaki senet bedellerinin ödendiğini fakat 4. cü 131.000,00 TL tutarlı ihtiyati hacze konu senedin borç fazlasıyla ödendiği halde bu senedin iade edilmesi gerekirken, iade edilmediği gibi ihtiyati haciz kararı alındığını. Bu karar çerçevesinde icra takibi yapılarak müvekkilinin hak ve alacaklarına ihtiyati haciz koydurduğunu. İş bu sebeple bloke edilen 19.650,00 TL’ lık güvence bedelinin davacı tarafların uğramış bulunduğu zarar ve ziyanının telafisi yönünden davacılara ödenmesi nedeni ile mevcut davanın açıldığını, Netice olarak; 25/12/2010 vadeli 131.000,0 TL’ lık senet ipotekle garanti altına alındığı halde davalı borçlunun mal kaçırma olasılığından bahisle temin ettiği ihtiyati haciz kararı kaldırıldığından, teminat bedeli olan 19.650,00 TL’ nin davacıların uğramış oldukları maddi ve manevi zararın telafisi için tahsiline karar verilmesi beyan ve talep edilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacının üniversite mezunu eczacı olarak yıllardır eczane faaliyeti ile uğraştığını, davacının eşi ve aynı zamanda avukatı olan ...’ın davaya konu senette kefil ve bu senetlere ilişkin düzenlenen protokolde taraf olduğunu. 25/06/2010 tarihinde borçlu ile eşi ve aynı zamanda avukatı olan ...’ ın müvekkil şirkete gelerek 2009-2010 yılı içerisinde ödenmeyen çeklerin yapılandırılması konusunda anlaşma yaptıklarını. Söz konusu çek ve açık hesap bilgisinin (tablo halinde gösterildiği üzere) toplam 428.718,17 TL borç bakiyesinden ibaret olduğunu, çek bedellerinin geç ödenmesinden dolayı 92.281,00 TL tutarında fatura kesilerek davacıya imza karşılığında tebliğ edildiğini. Süresi içinde faturaya bir itirazın bulunmadığını, yapılan bu anlaşma gereği 25/09/2010 vadeli 130.000,- TL, 25/10/2010 vadeli 130.000,- TL, 25/11/2010 vadeli 130.000,- TL ve 25/12/2010 vadeli 131.000,- TL olmak üzere toplam tutarı 521.000,00 TL olan dört adet senet düzenlendiğini. Tarafların 521.000,00 TL konusunda mutabakata vardıklarını, dava dilekçesinde de belirtildiği gibi üç senet ödendikten sonra 4. Senet bedelsiz kalacaktır diye bir maddenin protokolde yer almadığını, yukarıda arz edilen nedenlerle, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesine, %40 oranında inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesi beyan ve talep edilmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVACI VEKİLİ: Davacı ile davalı arasında geçmişten gelen ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin borçlarını zamanında ödeyememesi nedeniyle davalılar ile aralarında 25/06/2010 tarihinde protokol imzalandığını, bu protokol ile müvekkillerinin 521.000,00-TL borçlandırıldığını ancak toplam borç miktarının 206.000-TL olduğunu, bu borca karşılık 380.000,00-TL ipotek verildiğin, buna rağmen 3 adet 130.000,00-TL bedelli senet verildiğini ve senet bedellerinin ödendiği, kalan 131.000,00-TL bedelli senedin bedelsiz kaldığını bu nedenle 131.000,00-TL bedelli senedin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır. BİRLEŞEN DAVADA DAVALI VEKİLİ:
Davacı ile 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin ödenmeyen çekler nedeniyle protokol imzalandığını, davacının protokol uyarınca 521.000,00-TL borçlu olduğunu kabul ettiğini, ancak protokole konu dördüncü ve son çek olan 131.000,00-TL bedelli çekin ödenmemesi nedeniyle ihtiyati haciz kararı alındığın, ipotekli alacak olduğu anlaşıldıktan sonra hacizlerin kaldırıldığını, davanın reddini talep etmişlerdir. DELİLLER: -... D.İş nolu dosyası, -... E. sayılı takip dosyası, -... nolu soruşturma dosyası, -Taraflara ait bir kısım ticari defterler, -Bilirkişi raporları: -31/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tarafların defterleri incelenemediğinden uyuşmazlık konularında herhangi bir tespit yapılamadığının bildirildiği görülmüştür. -23/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosyada mübrez davacı şirkete ait 2012 yılı taraflar arasındaki cari ilişkiyi gösterir “...” satıcılar hesabında, davalının davacıya 3.284,53 TL borcunun mevcut olduğunun tespit edildiğini, davacıya ait ““...” kasa hesabında, 20.01.2011 ile 31.12.2011 tarih aralığında, davalı tarafından kendisine 693.361,30 TL ödeme yapıldığı, kendisinin da davalıya toplamda 17.254,17 TL ödemede bulunduğunun anlaşıldığını, davacı tarafından sunulan belgelerde, davaya konu çekler ve çek bedellerinin ödemelerine ilişkin bir kayda rastlanılmadığını, davacının maddi tazminat talebine ilişkin olarak dosya arasında bir bilgi ve belge bulunmadıgından bu hususta bir hesaplama yapılamadığının bildirildiği görülmüştür. -12/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ...esas sayılı dosyasında davacı ...'a ait ticari defterlerin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. -29/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı şirketin, 2007-2010 dönemine ilişkin ticari defter ve belgeleri incelenmiş olduğunu, davacının ticari defterleri üzerinde, dava konusu dönemle ilgili hazırlanmış bir rapor bulunmadığından, karşılaştırmalı rapor düzenlenmesine imkan olmayacağının, 25/12/2010 vadeli senet, davacının gerçek borcuyla ilgili olarak düzenlendiğinden, davacının bu borcu ödeme yükümlülüğünde olacağının, İhtiyati Haciz uygulamasının hukuki sonuçları bakımından uzmanlık alanı itibariyle değerlendirme yapma imkanının olmayacağının, 25/06/2010 tarihli protokol nedeniyle davacının davalıya fazla bir ödeme yapmadığı ve 25/12/2010 vadeli senedin bedelsiz kalmadığının bildirildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Asıl dava haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminat davası olup birleşen dava kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit ve senedin iadesi talebine ilişkindir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" (MK m.6) hükmü ile "ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" (HMK m.190, f.1) hükmü çerçevesinde davada taraflar iddia ettikleri/dayandıkları vakıaları kanıtlama yükü altındadırlar. Dolayısıyla; asıl davada davacı, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, birleşen davada ise dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığını kanıtlamalıdır. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık asıl davada davacının haksız ihtiyati haciz nedeniyle zarar uğrayıp uğramadığı noktasındadır. Davacı tarafın sunmuş olduğu deliller ve alınan bilirkişi raporla birlikte değerlendirildiğinde davacının ihtiyati haciz nedeniyle zarara uğradığı tespit edilememiş olup davacı da ne tür bir zararı olduğunu ispat etmeye yarar delilleri dosyaya ibraz edememiştir. Manevi tazminat talebi yönünden de davacı tarafından zararın varlığı, acı elem ve ızdırabın zuhur ettiği somut delillerle ortaya konulamadığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davacı tarafından 131.000,00-TL bedelli çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve senedin teslimi talep edilmiş ise de ticari ilişkinin gerçekleştiği 2009-2010 yıllarına ilişkin ticari defterler dosyaya sunulmamış olup davacı iddiaları defterleri ile tespit edilememiştir. Kaldı ki tarafların kabulünde olduğu için tartışma konusu edilmeyen 390.000,00-TL toplam bedelli üç adet çekin ödendiği dahi davacı kayıtlarından tespit edilememiştir. Hal böyle olunca taraflar arasında imzalanan protokol uyarınca davacıların davalıya borçlu olmadığı ispat edilememiş olmakla davaların reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asıl ve birleşen davanın REDDİNE, 1-Asıl dava nedeniyle bu karar nedeniyle alınması gerekli 179,90 TL harcın peşin alınan 291,85 TL harçtan çıkartılarak artan 111,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 2-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6-Birleşen dava nedeniyle bu karar nedeniyle alınması gerekli 179,90 TL harcın peşin alınan 1.945,35 TL harçtan çıkartılarak artan 1.765,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 7-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 20.650,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacılar tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, Davacılar vekili Av. ..., Davacılar Vekili Av. ... , Davalı Vekili Av....'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/06/2023
Katip ... ¸
Hakim ... ¸