İlk Derece Mahkemesi · Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/17 E. 2023/477 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/17
Karar No
2023/477
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/17 Esas - 2023/477 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2023/17 KARAR NO : 2023/477 DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) DAVA TARİHİ : 07/07/2022 KARAR TARİHİ : 13/07/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin SSK'dan emekli maaşı aldığını, bu maaşın düzenli olarak ...'ın ... Yenişehir Şubesindeki 5800-7613534-352 numaralı hesabına yatırıldığını, müvekkilinin davalı bankayla maaş hesabı konusunda herhangi bir anlaşması bulunmadığını, davalı bankanın, müvekkilinin muvafakati olmaksızın her ay müvekkilin emekli maaşından bankaya olan borcuna istinaden 1/4 oranında kesinti yapıldığını, davalı banka tarafından müvekkilinin emekli maaşından hukuka aykırı olarak; 17 Nisan 2020'de 759.42 TL, 17 Temmuz 2020'de 780,00 TL ve 34,45 TL, 17 Ağustos 2020'de 780,00 TL ve 51,74 TL, 17 Eylül 2020'de780,00 TL ve 54,36 TL, 16 Ekim 2020'de 780,00 TL ve 31,01 TL, 17 Kasım 2020'de 528,28 TL ve 78,16 TL, 17 Aralık 2020'de 160.00 TL ve 656.48 TL, 17 Ocak 2021'de 869.80 TL, 17 Şubat 2021'de 884.82 TL, 17 Mart 2021'de 871.88 TL, 16 Nisan 2021'de 884.82 TL, 17 Mayıs 2021'de 867.36 TL, 17 Haziran 2021'de789.34 TL, 81.89 TL ve 13.59 TL, 13 Temmuz 202l'de 881.76 TL, 17 Ağustos 2021'de 958.39 TL, 17 Eylül 2021'de 959.58 TL, 17 Ekim 2021'de 956.72 TL, 17 Kasım 2021'de 959.58 TL, 17 Aralık 2021'de 956.48 TL olmak üzere toplam 16.533,47 TL yapıları kesitinin müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin söz konusu kesintilerin iadesi için bankadan talepte bulunmuş ise de olumsuz yanıt aldığını, davacı bankanın yapmış olduğu kesintiler haksız ve hukuka aykırı olup yapılan kesintilerin yasal faiziyle birlikte müvekkilinin hesabına iadesi gerektiğini, ayrıca davalı bankanın halen daha kesintileri yapmaya devam ettiğini, hesap üzerindeki blokenin de kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, lehte Yargıtay kararları bulunduğunu, işbu davaya ilişkin olarak dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını, belirterek; davanın kabulüne, müvekkili hesabından yapılan toplam 16.533,47 TL kesintinin müvekkiline yasal faiziyle birlikte iadesine, davaya konu hesap üzerindeki blokenin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı banka üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın müvekkili bankadan ticari işletmesi için krediler kullanmış olup kendisinin tacir olduğunu, müvekkili banka kayıtlarında yapılacak inceleme ile tespit olunacağı üzere, davacının emekli maaşından kesintilerin yapıldığını iddia ettiği kredi borcunun, ... ürünlerinden kaynaklandığını, tacir olan davacının müvekkili banka ile Genel Kredi Sözleşmesi ve Ticari Kart Sözleşmesi imzaladığını ve kredi kullandırıldığını, davacının, tüm alacaklarını müvekkili bankaya rehnettiğine ve bu kapsamda müvekkili bankanın takas-mahsup hakkı olduğuna dair bizzat kendisinin imzaladığı temel bankacılık hizmet sözleşmesinin mevcut olduğunu, buna rağmen davacının, söz konusu kesintilerin yasaya aykırı olduğu iddiasıyla iadesini talep etmesinin haksız olduğunu, davacının imzaladığı Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin 2/b maddesinde; "Müşteri, Bankaya varsa borçlarının teminatını teşkil etmek üzere Banka'nın yurtiçinde ve yurtdışındaki tüm şubelerinde adına açılmış ve açılacak her türlü hesap bakiyeleri ve doğmuş ve doğacak her türlü alacağının, bankada bulunan veya herhangi bir zaman ve şekilde bulunabilecek olan bütün senetler ve emtiayı temsil eden belgeler, konşimentolar, hisse senetleri ve tahviller ile diğer kiymetli evrak, mal ve eşyalarının üzerinde bankanın hapis hakkı bulunacağını ve bunların ve bütün alacaklarının ve hesaplarının Bankaya rehnedilmiş olduğunu ve Bankanın alacaklarını ilgili mevzuata uygun olarak bunlarla takas ve mahsuba yetkili olduğunu kabul eder" denildiğini, imzalanan sözleşmeler uyarınca davacıya krediler kullandırıldığını, kredi geri ödemeleri yapılmayınca kendisinin talebi ve onayı doğrultusunda emekli maaşından kesintiler yapıldığını, dolayısıyla bizzat davacının beyanı ve muvafakati ile müvekkili banka tarafından yapılmış olan kesintilerde hukuka aykırılık bulunmadığını, lehte Yargıtay kararları bulunduğunu, davacının maaşına bloke konulması gibi bir durum söz konusu olmayıp, yalnızca davacının imzalamış olduğu sözleşme uyarınca kredi ödemelerinin bir kısmının emekli maaşından tahsil edildiğini, savunarak; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDERİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, emekli maaşından yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkememizce aldırılan 29/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; ayrıntısı sunulan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; hukuki nitelendirmesi mahkemeye ait olmak üzere, ilgili yasa maddeleri ile konuya ilişkin Yargıtay Kararları ve taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde; 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK.nun 93/1.maddesinde yer alan "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" hükmü, İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden, borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilmesi sebebiyle sözleşme hukukuna göre İİK md 83'deki yasağın kesin olup olmadığı ve bu şekilde sözleşme ile borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağlayıp sağlamadığı, takas ve mahsuba ilişkin sözleşme hükmünün haksız şart olup olmadığı ve davalı bankadan kullanmış olduğu kredilerden kaynaklı borcunun davacının maaş hesabına yatan paranın kredi ödemelerine mahsup edilip edilemeyeceği hususlarının tartışılması gerektiği belirtilmiştir. 5510 Sayılı Yasa'nın 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez" düzenlemesi yer almaktadır. 2004 sayılı İ.İ.K.'nun 83/a maddesi uyarınca; "82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Öte yandan, 5510 Sayılı Yasa'nın 93. maddesinde değişiklik getiren ve 28.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Yasa'nın 32/2-b maddesine göre; "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." Bu düzenleme, İİK'nun 83/a maddesine göre özel nitelikte olduğundan, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen gelir, aylık ve ödeneklerin haczinde, takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28.2.2009 tarihi sonrasında borçlunun haciz tarihinden önce hacze muvafakati geçerlidir. Ancak, 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesine 5838 Sayılı Yasanın 32.maddesi ile eklenen hükmün yürürlük tarihi olan 28.02.2009 tarihinden önce borçlunun muvafakatta bulunmuş olması halinde anılan hükmün uygulanma imkanı bulunmadığından İİK'nun 83/a maddesinin uygulanması zorunludur. Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı neticesinde; davalı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 14.07.2016 tarihinde toplam 18.610,30 TL alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, her ne kadar davacı kredi sözleşmesinde emekli maaşına haciz konulmasını kabul etmiş ise de , UYAP SGK sorgu sonucuna göre borçlunun muvafakat tarihinden sonra 24/06/2016 tarihinde emekli olduğu, her ne kadar yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca borçlunun muvafakatinin bulunması halinde emekli maaşının haczi mümkün ise de davacının muvafakat tarihi itibariyle emekliliğe hak kazanmamış olduğu, doğmamış bir haktan feragat edilmesinin mümkün olmadığı, henüz emekli olmayan bir şahsın ileride kazanacağı emekli maaşının haczine muvafakat etmesinin geçerli olmayacağının kabulünün gerektiği (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/8537 Esas 2017/402Karar sayılı kararı), borçlunun muvafakat tarihinde emekli olmaması sebebiyle de muvafakatının geçersiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmış,bu şekilde muvafakat olmadan davacıdan kesilen 16.533,47 TL'nin de haksız kesinti olacağı kabul edilerek davacın davasının kabulü ile ,davacının hesabındaki blokenin kaldırılması ile,16.533,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; Davacın davasının KABULÜ ile , Davacının hesabındaki blokenin KALDIRILMASI İLE, 16.533,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 1.129,40 TL harçtan 283,00 TL ıslah harcının mahsubu ile kalan 846,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 77,25 TL posta ve tebligat gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, dava açılırken ödenen 179,90 TL yargılama harcı ve 283,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.040,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı dava değeri istinafa başvuru sınırı altında olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 341/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/07/2023 ¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.

Atıf: Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/17, K. 2023/477, T. 13.07.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-17-e-2023-477-k-e76962648dbf