Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/506 E. 2024/402 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2022/506
Karar No
2024/402
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 33-46 I. HUKUKÎ SÜREÇ Kasten öldürme suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, müsadereye, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Fatsa Ağır Ceza Mahkemesince 27.01.2021 tarih ve 28-13 sayı ile kurulan ve resen istinafa tabi olan hükme yönelik sanık, müdafi ve katılanlar vekili tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 19.03.2021 tarih ve 764-842 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.12.2021 tarih ve 10497-14886 sayı ile; "(...)Sanık ... ile maktulün bilinmeyen bir nedenden ötürü olay günü olan tartıştıkları, sanığın alkolün de etkisiyle evinden aldığı kendisine ait ruhsatlı tüfek ile yakın mesafeden atış yapmak suretiyle maktul ...’i öldürdüğü ve daha sonra 156 Jandarma İhbar Hattı'nı arayarak kendisini ihbar ettiği olayda; Sanığın aşamalarda değişmeyen, maktulün evinin önünden geçerken kendisine hakaret ettiğine ilişkin beyanları ve mahkemenin kabulünde de maktulün hakaret ettiğinin kabul edilmiş olduğu anlaşılmakla; haksız tahrik nedeniyle 12 yıl ile 18 yıl arasında ceza indirimi öngören TCK'nin 29. maddesi uyarınca sanık lehine asgari oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi(...)" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına direnen Fatsa Ağır Ceza Mahkemesince 18.02.2022 ve 33-46 sayı ile; "(...)Maktulün sanığa karşı işlediği iddia olunan hakaret suçu yönünden Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/3109 soruşturma sayılı dosyasında 12/10/2020 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu takipsizlik kararının gerekçesinin 'Müşteki şahsın alınan savunmasında ... isimli şahsın kendisine hitaben hakaret ve tehdit içerikli beyanda bulunduğu iddiasına ilişkin şahsın soyut beyanı dışında başkaca delil olmadığından ve ...'ın da eks olması sebebiyle delil yetersizliği ve şüphelinin ölümü gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı kanaati hasıl olmuştur' denilmek suretiyle maktulün sanığa karşı işlediği iddia olunan hakaret ve tehdit suçları yönünden delil yetersizliği de gerekçe gösterilerek takipsizlik kararı verilmiş olması, söz konusu suçlardan verilen takipsizlik kararının 05/11/2020 tarihinde kesinleşmiş olması, bu haliyle sanık hakkında karşı tarafın delil yetersizliği ve ölümü nedeniyle hakkında takipsizlik kararı verilen ve kesinleşen ancak sanık tarafından gerçekleştiği iddia olunan hakaret eyleminin haksız tahrik değerlendirmesinde kullanılamayacak olması, Her ne kadar bozma ilamında maktulün sanığa hakaret ettiğinin mahkememiz kabulünde olduğu belirtilmiş ise de; mahkememizin bozma öncesi kabul ve gerekçesinde maktulün sanığa hakaret ettiğine yönelik herhangi bir kabulün bulunmadığı, mahkememizin kabulünün sanığın Jandarma İhbar Hattı'nı arayarak maktulü, ava giderken üzerine saldırması, kendisine küfretmesi nedeniyle vurduğunu söyleyerek ihbar etmesine ilişkin olduğu, haksız tahrik değerlendirmesine ilişkin yapılan açıklamaların devamında 'sanığın maktul tarafından kendisine hakaret edilmesi nedeniyle ateş ettiğini beyan etmiş ise de, sanığın eylemi ile hakaret dolayısıyla duyulacak elem arasında açık bir ölçüsüzlüğün mevcut olduğu, söz konusu hakaret iddiası bakımından soyut beyan dışında başkaca delil bulunmaması nedeniyle Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/3109 soruşturma sayılı dosyasında 12/10/2020 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği' denilmek suretiyle mahkememizce maktulün sanığa hakaret etmediğinin mahkememizin kabulünde olduğunun açıklandığı ve söz konusu kabulün de verilen takipsizlik kararı ile desteklendiğinin belirtildiği, Mahkememizce sanığın aşamalardaki beyanlarına kendi içinde çelişkili olması ve dosyaya yansıyan somut delillerle uyumsuz olması gerekçesi ile itibar edilmediğinin detaylarıyla açıklandığı, şöyle ki; sanığın aşamalardaki beyanında alkol almak üzere yola doğru gittiğini beyan etmesine karşın Jandarma İhbar Hattını aradığında ava giderken üzerine saldırması ve küfretmesi nedeniyle maktulü tüfekle vurduğunu söylemesi, soruşturma aşamasında maktul ile aralarında boğuşma olduğundan bahsetmemesi ve tüfeğin uç kısmının ne şekilde eğildiğini bilmediğini beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında boğuşma yaşandığını ve tüfeğin ucunun bu şekilde eğildiğini belirtmesi, soruşturma aşamasındaki ifadesinde maktulün kendisine küfretmesi nedeniyle evden tüfeği alıp konuşmak için maktulün yanına gittiğini beyan etmesine rağmen kovuşturma aşamasında yabani hayvanlardan korunmak amacıyla tüfeği yanında bulundurduğunu beyan etmesi, maktul ile aralarında önceye dayalı husumet olup olmadığı noktasında soruşturma aşamasında suyun akış yönü nedeniyle bir tartışma olduğunu beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında bunun bir tartışma değil konuşma niteliğinde olduğunu belirtmesi, soruşturmada belirtmemesine karşın kovuşturma aşamasında yerdeki boş mermi kartuşunu sanığın olduğu tarafa attığını beyan etmesi, sanığın kovuşturma aşamasında alınan savunmasında 'Sipariş verdikten sonra tüfeğimi de yanıma alarak maktülün evinin önünden geçtim ve ana yola çıktım. Ben ana yola gittiğimde siparişlerimin henüz gelmemiş olduğunu fark ettim ve evime geri döndüm. Evime döndükten sonra yoldan korna sesi duymam üzerine siparişlerin gelmiş olabileceğini düşünerek yanıma tüfeğimi de alarak yola çıktım' şeklinde beyanda bulunmasına karşın, sanığın ikametinde bulunan kamera kayıtları çözümlemelerinde sanığın 16:50 sıralarında maktulün evinin önünden kendi ikametine geldiği evin içine girdiği, evden tüfeği alarak maktulün evinin istikametine doğru gittiğinin görülmesi, yani aslında maktulün evinin önünden kendi evine ilk geldiğinde elinde tüfeğin bulunmaması, alkol almak için çıktığı yola ilk gidişinde tüfeksiz oluşu, sanığın kolluk aşamasındaki ifadesinde konuşmak amacıyla ...'ın yanına tüfekle gittiğini beyan etmesine rağmen kovuşturma aşamasında yabani hayvanlardan kendisini korumak amacıyla tüfeği yanında bulundurduğunu beyan etmesi, sanığın havaya ve yere ateş ettiğim sırada maktulle aralarında en az 1- 1,5 metrelik mesafe olduğunu beyan etmesine karşın Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı müdürlüğünce düzenlenen raporda yakın atış yani 3 ile 70 cm arası bir mesafeden maktüle ateş edildiğinin tespit edilmesi, bu haliyle sanığın savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olması nedeniyle söz konusu savunmalara, maktulün kendisine hakaret ve tehditte bulunduğuna yönelik açıklamalarına itibar edilemeyeceği(...)" şeklindeki gerekçeyle önceki hükümle aynı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13.06.2022 tarihli ve 61034 sayılı bozma istemli tebliğname ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.10.2022 tarih ve 7209-7683 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 11.07.2020 tarihli 112 acil servis görüşme kaydında; sanığın saat 17.04'te 112 acil servis hattını arayarak ... ... Mahallesi ... semtinden aradığını, ... isminde bir şahsın ava giderken üstüne saldırdığını, anasına bacısına küfür ettiğini söyleyerek olay yerine bir ekip gönderilmesini istediği, şahsı av tüfeğiyle vurduğunu, evinin önünde kendisine küfür edip ailesine de hakaret ettiğini söyleyerek "Vurdum a..na koyduğumun picini gelin bekliyorum haberiniz olsun" dediği, ayrıca "Gelmezseniz kaçarım bak haberiniz olsun" diyerek kendisini ihbar ettiği, 12.07.2020 tarihli CD çözümleme tutanağında; saat 16.50,10’da sanığın dışarıdan gelerek eve girdiği, 25 saniye sonra saat 16.50,35’te elinde av tüfeğiyle ilk kez dışarı çıktığı, maktulün evinin olduğu sokağa doğru gittiği, ancak 1 dakika 20 saniye sonra saat 16.51,55’te eve tüfekle geri döndüğü; yaklaşık 3 dakika sonra saat 16.54,35’te tekrar elinde av tüfeğiyle maktulün evine doğru gittiği ve bu kez yaklaşık 5 dakika sonra saat 16.59,45’te elinde tüfekle kendi evine geri geldiği, sanığın üçüncü kez saat 17.00,50’de maktulün evine doğru elinde av tüfeğiyle evinden çıkarak gittiği ve yaklaşık 5 dakika sonra saat 17.05,10’da bu kez sol elinde tüfek, sağ elinde cep telefonuyla konuşur vaziyette evine döndüğü ifadelerine yer verildiği, Anlaşılmaktadır. Sanık ... kollukta; esasen Tekirdağ Çerkezköy'de ikamet ettiğini, yazın fındık zamanında ... mahallesi ... mevkiinde bulunan evlerine geldiklerini, 2-3 gün kadar önce annesi ve yeğenleriyle birlikte hasat zamanı olduğu için köye geldiklerini, maktul ...'in kendilerinden sonra köye gelmiş olduğunu, geçmişe dayalı bir husumetleri olmadığını, ancak geçen sene yağmur suyu kendi evlerine doğru aktığı için maktulü ikaz ettiğini, bugüne kadar da bir sorun olmadığını, olay günü öğleden sonra ...'dan bira siparişi verdiğini, siparişi almak için gittiğinde maktulün evinin önünden geçtiğini ve orada olmadığını, bunları tükettikten sonra bir kez daha bira siparişi verdiğini, bu kez giderken yine maktulün evinin önünden geçtiğini ancak maktulün bu sefer evinin önünde oturduğunu, yoldan geçerken maktulün kendisine doğru "A...na koyduğumun çocuğu, buradan geçmeye utanmıyor musun? Seni öldürürüm!" dediğini, kendisinde kaygı bozukluğu olduğu için eve gidip av tüfeğini aldığını ve maktulle konuşmak için tekrar yanına gittiğini, evin önünde oturan maktule "Niye küfür ediyorsun, bu size yakışıyor mu?" diye sorduğunu, maktulün kendisine "A..na koyduğumun oğlu küfür ederken sana mı soracağım?" dediğini, sonra kalkıp üzerine doğru gelirken korkutma amaçlı olarak av tüfeğiyle evin duvarına doğru bir iki el ateş ettiğini, ancak maktul elini beline atıp "Seni öldürürüm!" diyerek üzerine doğru gelirken alkolün de etkisiyle hedef gözetmeden ateş etmeye devam ettiğini, aralarında herhangi bir boğuşma olmadığını, arkasını dönüp evine gittiğini, olayın şokunu atlattıktan sonra tüfeği eve bırakıp Jandarmayı aradığını, aralarında geçmişe dönük yağmur suyu meselesi dışında bir sorun olmadığını, kamera kayıtlarında evinden üç kez tüfekle girip çıktığının sorulması üzerine, hatırladığı kadarıyla bir kez evden tüfeği alıp çıktığını, neden birkaç kez girip çıktığını hatırlamadığını, tüfeğin evde 6 yıldır durduğunu, genelde evde dolu olarak bulunduğunu, anlık gelişen olay nedeniyle pişman olduğunu, amacının öldürmek değil, üzerine gelen maktulü korkutmak olduğunu, Cumhuriyet savcılığında; önceki beyanlarını tekrarla ek olarak; maktulle aralarında geçmişte sadece yağmur suyunun yönüne kendi evine çevirmesi nedeniyle bir tartışma yaşandığını ancak bu tartışmaının da basit bir şey olduğunu, bunun dışında bir husumetleri olmadığını, olay günü 3'ü yüksek alkollü olmak üzere toplam beş bira içtiğini, sonra bir beş bira daha sipariş ettiğini, maktulü ikinci siparişi almak için ana yola çıkacağı sırada evinin önünde gördüğünü, maktul kendisine doğrudan küfür edince de "Komşuyuz, bu cümleler sana yakışıyor mu?" dediğini, buna karşılık maktulün kendisine "Seni öldürürüm!" dediğini, siparişi almadan evine doğru döndüğünü ve av tüfeğini alıp geldiğinde maktulün elini beline atarak seni öldürürüm diye üzerine yürüdüğünü görünce korkutmak için evin duvarına doğru ateş ettiğini, sonra üzerine yürümeye devam edince bu kez hedef gözetmeksizin ateş ettiğini sonra yine eve dönüp tüfeği bıraktıktan sonra da Janrama'ya haber verdiğini, alkolün etkisinde olduğundan neden eve üç kez elinde tüfekle girip çıktığını hatırlamadığını, maktulün evne yoldan ateş ettiğini, maktulün evinin giriş ve iç kapı kısmına doğru inip ateş etmediğini, maktulün evinin giriş kısmı içinde ve yanında boş bir kartuş bulunması sorulduğunda ise bunu hatırlamadığını, olay anında herhangi bir boğuşma yaşanmadığını, tüfeğin namlu altında bulunan fişek haznesinde eğiklik ve kapı önündeki fırça sapında ve demir korkulukta eğilme olduğunun sorulması üzerine tüfeğin namlusunun yamuk olmadığını, olay nedeniyle pişman olduğunu, alkol bağımlısı olduğu için tedavi gördüğünü, Sorgusunda; önceki beyanlarını aynen tekrarla, maktulün ilk gördüğünde kendisine "Seni öldürürüm! buradan geçemezsin." dediğini, sonra av tüfeğini alıp geldiğinde ise elini beline atıp üzerine doğru gelince ateş etmeye başladığını, Mahkemede; Tekirdağ'da alkol bağımlılığı tedavisi aldığını, maktulün ismini esasen ... olarak bildiğini, evleriyle maktulün evi arasında 2-3 ev olduğunu ve komşu olduklarını, aralarında bir husumet olmadığını, siparişlerini almak üzere ana yola çıkmak için sanığın evinin önünden geçmek zorunda olduğunu, olay anında 5 bira içmiş olduğunu, taksiciye sipariş verdiğini, esasen av tüfeğini yabani hayvanlara karşı tedbiren yanına aldığını, ilk gittiğinde sipariş gelmeyince eve geri döndüğünü, sonra bir korna sesi duyduğu için yeniden av tüfeğiyle dışarı çıktığını, bu gidişinde maktulü gördüğünü, maktulün kendisine "Bu yolu ben yaptırdım, buradan geçemezsin, geçmeye utanmıyor musun?" dediğini, yüzüne tükürdüğünü, sonra saldırmaya başlayınca kendisini korumak için yere doğru tüfeği ateşlediğini, sonra maktulün tüfeği almaya çalıştığını ve tüfeğin ucunun yere çarptığını, sonra demir çiti koparıp üzerine doğru geldiğini, yine üzerine gelirken elini beline attığını ve belinin kabarık olduğunu görünce silah var diye düşündüğünü bu sırada maktulün "A..na koduğumun çocuğu, şarapçı ...'ın oğlu, senin babanın ölüsünü sinkaf ederim" şeklinde küfürler ettiğini, önce evin duvarına doğru 2-3 el ateş ettiğini, sonra kapısının önünde duran maktule doğru birkaç el ateş ettiğini, daha sonra tüfeğinin tutukluk yaptığını, içinde mermi olmadığını düşündüğünü, yerde gördüğü boş kartuşu da maktulün üzerine doğru eliyle fırlattığını, maktulün yere düştüğünü vurulduğunu görmediğini, olay yerinden ayrıldığını, sonra evden geri çıktığını siparişi almaya giderken maktulü evinin önünde yatarken gördüğünü, böyle olunca yardım istemek için Jandarma'yı aradığını, kesinlikle birlerek ve isteyerek öldürmediğini, korkutmak amacıyla ateş ettiğini, yağmur suyu meselesinin geçen yıl olduğunu ve aralarında bundan başka bir husumet olmadığını, soruşturma aşamasında alkollü olduğunu bazı şeyleri hatırlayamayabileceğini, öncesinde aralarında bir boğuşma olduğunu söylemeyi unutmuş olabileceğini, tüfeği hayvanlardan korunmak için aldığını kesinlikle maktulle konuşmaya tüfekle gitmek gibi bir niyeti olmadığını, tartışma sırasında kendisinin de küfür etmiş olabileceğini ancak ne dediğini tam olarak bilemediğini, maktule ateş ettiği esnada maktulün hemen kapısının önünde olmadığını, evinin bir metre kadar önüde durduğunu, kendisi havaya ateş ettiği sırada maktulle arasında 1-1,5 metre bir mesafe olduğunu, amcasını gördüğünde kesinlikle "...'in işini bitirdim" gibi bir şey söylemediğini, olay sırasında maktulün demiri sökmeye çalıştığını ancak sökemediğini, demirin eğildiğini, maktule kesinlikle tüfeğin dipçiğiyle vurmadığını, yaralanmalarının neden kaynaklı olduğunu bilmediğini, maktulü vurduğunu Jandarma'ya söylerken ateş ettiği silahla vurulduğunu anladığını, ancak görmediğini, son olarak maktulün kendisini öldürmek için elinden geleni yaptığını, kendisinin sadece korkutmak ve kendini korumak amacıyla ateş ettiğini, suçlamaları kabul etmediğini, kendisini korumak için de olsa birinin ölümüne sebep olduğunu ve bu nedenle pişman olduğunu, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlığa İlişkin Görüşler Tahrik kelimesi, sözlüklerde hareket hâlinde olmayan bir şeyi harekete geçirme, kımıldatma, kışkırtma olarak tanımlanmıştır (Türk Dil Kurumu Güncel Sözlüğü, Kubbealtı Lugati). İnsanın dış dünyaya yansıyan davranışlarını esas alan ceza hukuku, onun davranışlarında iç dünyasının, o anki ruh hâlinin ve genel psikolojik özelliklerinin önemi bulunduğunu kabul ederek bu psikolojik durumlara belli bir hukuki değer vermektedir. Bu itibarla modern ceza hukuku sadece işlenen suçu değil, suçun işlenmesinde etkili olan nedenleri göz önünde bulundurarak cezalandırma yoluna gitmektedir (Devrim Aydın, Yeni Türk Ceza Kanunu'nda Haksız Tahrik, AÜHFD, 2004, C. 54, s.225). Haksız hareketin kişi üzerinde ve onun psikolojik aleminde bir tepki doğuracağını kabul eden modern ceza hukuku, failin bu durumunu değerlendirmekte, cezai sorumluluğunu azaltan bir sebep olarak görmektedir. Failin bu subjektif durumuna önem veren çeşitli ülkelerin ceza kanunlarında, failin cezasında belli oranlarda indirim yapılması esası kabul edilmiştir (M. Muhtar Çağlayan, Yargıtay İçtihatları Işığında Haksız Tahrik üzerine Bir İzah Denemesi, Adalet Dergisi, Ocak –Şubat, 1982, S.1, s.14). Bu düşünceden hareketle TCK'nın 29. maddesinde de haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır. Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır. Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır. 5237 sayılı TCK'da, 765 sayılı TCK'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. Ceza Genel Kurulunun çeşitli kararlarında tartışmasız olarak benimsendiği üzere tahrik nedeniyle yapılacak indirim oranı belirlenirken, haksız tahriki oluşturan hareketin işleniş şekli, yeri, niteliği, zamanı, yöresel şartlar ve tahrik eden ile edilenin durumları göz önüne alınıp değerlendirilmesi, eğer haksız hareket bu özellikleri itibarıyla yoğun ve önemli boyutlara ulaşmışsa ancak bu takdirde haksız tahrikin ağır ve şiddetli olduğu kabul edilmelidir. Son olarak, Ceza Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 365-729 sayılı kararında da; maktul ve fail dışında başkaca tanığın bulunmadığı olaylarda, olayın geride kalan tek sujesi olan failin suçun işlenişine dair tek taraflı savunmalarının gerçekleri yansıttığının ve haksız tahrik uygulaması gerektiğinin kabul edilebilmesi için; sanık tarafından maktule yüklenen ve haksız tahrik oluşturduğu iddia edilen söylem veya eylemlerin, akla, mantığa, dosyadaki diğer delillere, maddi olayın akışına ve tartışmada sarf edilen sözlerin karşılıklılık silsilesine uygun olması, ayrıca maktulün bu söylem veya eylemlerinin failin varsa önceki davranışları üzerine sarf edilen veya gösterilen ölçülü bir tepki mahiyetinde olmaması gerektiğine işaret edilmiştir. B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme Sanık ... ile maktul ...’in aynı mahallede komşu oldukları, suç tarihinden yaklaşık bir yıl önce maktulün, evine gelen yağmur suyunu sanığın daha düşük kotta bulunan evinin bahçesine doğru yönlendirmesi nedeniyle taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunduğu, ancak bunun süregelen bir husumete yol açmadığının sanık tarafından da kabul edildiği, suç tarihinde anksiyete tedavisi gören sanığın beş bira içtiği ve öğleden sonra şehir merkezinden bir taksiciyi arayıp beş bira daha getirmesi için sipariş verdiği, taksicinin siparişi ana yola getireceğini ve sanığa yol ayrımına gelip almasını söylediği, aynı taksicinin bu siparişi aldığı sırada maktulü şehir merkezinde gördüğünü beyan ettiği, sanığın saat 16.50’ye doğru bir araç sesi duyarak siparişin geldiğini zannedip almak için evinden çıkarak ana yola doğru yürümeye başladığı, maktulün evinin önünden geçtiği sırada çarşıdan arabasıyla gelen maktulle ilk kez karşılaşan sanığın siparişi almadan evine hızla geri dönüp av tüfeğini alarak dışarı çıkmasından beş dakika yirmi saniye sonra, kamera saatine göre 16.51,55’te eve geri geldiği, olay yerinde bulunan kovan sayısı ve komşu iki evin girişi arasındaki elli metrelik mesafe de gözetildiğinde, sanığın elinde av tüfeğiyle ilk kez dışarı çıktığında yalnızca maktulün evinin önüne gittiğinin ve onunla kısa bir sözlü tartışma yaşanmış olabileceğinin değerlendirildiği, sanığın eve geri döndüğünde içeri girmeden bahçedeki annesi tarafından durdurulmaya çalışıldığı, ancak sanığın saat 16.54,35’te maktulün evine doğru gitmek üzere bir kez daha dışarı çıktığı ve bu sefer yaklaşık beş dakika sonra kendi evine geri gelerek bahçede cep telefonuyla birilerini aradığının görüldüğü, sanığın bu gidişinde maktule ait evin duvarında üç adet ve maktulün sol omzunda bir adet isabet kaydetmek üzere toplamda en az 4 atış yaparak eylemini tamamladığı, evinin giriş kısmındaki lavabo önündeki kan birikintisi sebebiyle maktulün sanık tarafından evin girişinde vurulduğunun anlaşıldığı, 01.10.2020 tarihli otopsi raporuna göre maktulün sol omzundan giren av tüfeği toplu mermi girişine bağlı olarak gelişen iç organ yaralanması ve iç kanama sonucu olay yerinde hayatını kaybettiği kabul edilmiş olup, bu kabulde herhangi bir isabetsizlik ve İlk Derece Mahkemesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sanığın siparişlerini almak için ilk kez evden çıktığı sırada av tüfeğini alıp maktulün evine tüfekle birkaç kez girip çıkabilecek şekilde öfkelendiğinin evindeki güvenlik kamera kayıtlarından görülmesi, olayın sıcağı sıcağına ilk kez Jandarma ihbar hattını arayarak yaptığı görüşme sırasında maktulün kendisi ve ailesine küfrettiğini söylediğinin dosyadaki delillerle desteklenmesi, ayrıca yargılamanın tüm aşamalarında olay sırasında maktulün küfretmek suretiyle kendisini tahrik ettiğine dair değişmeyen savunmalarda bulunması karşısında; sanığın ortada hiçbir neden yokken ilk kez evine hızlıca girip sonrasında bir kaç kez elinde tüfekle maktulün evine doğru çıkmasında haksız tahrike yönelik istikrarlı beyanlarına itibar edilmemesini gerektirecek bir eksiklik veya olay silsilesinde çelişki doğuracak bir husus bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek, ilk haksız hareketin maktulden sadır olduğunun ve sanığın geçmişteki anlaşmazlık üzerine yapılan bu söylem üzerine suçu haksız tahrik altında işlediğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin isabetli olmadığına, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün haksız tahrik indirimi uygulanmaması isabetsizliğinden Özel Dairenin bozma ilamıyla aynı yönde bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; haksız tahrik indiriminin şartlarının oluşmadığı ve direnme kararının isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; Fatsa Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 18.02.2022 tarihli ve 33-46 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA ve sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanmaması isabetsizliğinden BOZULMASINA, Dosyanın, gereği için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/506, K. 2024/402, T. 11.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2022-506-e-2024-402-k-2bbe183c8af6