Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3367 E. 2025/4027 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3367
Karar No
2025/4027
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/285 E., 2025/36 K. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ünvanı sürekli değişmekle birlikte müvekkilinin küçük yaşlardan itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığını, müvekkilinin ilk olarak 1984 yılında ...’da söz konusu Şirket şahıs şirketi iken işe başladığını, aynı işyerinde aralıklı çalışmalarının devam ettiğini, son olarak 2007 yılının Mayıs ayında davalı nezdinde çalışmaya başlayan müvekkilinin bu çalışmasının 22.07.2012 tarihine kadar sürdüğünü, iş sözleşmesinin davacı tarafından ödenmeyen işçilik alacakları sebebiyle haklı feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, resmî bayram ve tatillerde de çalışılmaya devam edildiğini, yılda 20 günden az olmamak üzere pazar günleri de çalışıldığını, davacının yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışma süresine ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında belirtilen süreler içinde asgari ücretle müvekkili Şirkette çalıştığını, iş sözleşmesinin davacının işe devam etmemesi sebebi ile haklı nedenle feshedildiğini, davacının çalışma koşullarına ilişkin beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatillerinde ve resmî bayramlarda çalışma yapılmadığını, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.01.2016 tarihli kararı ile; davacının davalı nezdinde 20.02.1991-05.10.1991; 10.06.2002-01.05.2005; 01.09.2007-22.07.2012 tarihleri arasında toplam 3069 gün (8 yıl 3 ay 27 gün) süreyle çalıştığı, davacının iş sözleşmesini ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ve prime esas kazançların dava dışı kuruma eksik bildirilmesi sebepleri ile haklı nedenle feshettiği, söz konusu feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dâhili davalılar bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 26.01.2016 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 16.05.2019 tarihli ve 2017/21769 Esas, 2019/10957 Karar sayılı kararı ile; davacının tüm davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek dosya içerisinde yer alan ibranamenin davacıya gösterilerek beyanı alındıktan sonra ibranamede yer alan alacakların hangi alacaklara ilişkin olduğu netleştirilmesi gerektiği ve dava tarihine göre zamanaşımına uğrayan alacaklar belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin 24.01.2022 tarihli kararı ile davacının Mahkeme huzurundaki beyanı doğrultusunda ibranamenin aylık ücret alacağına ilişkin olduğu, davacının dava konusu alacakları bakımından davalıyı ibra etmediği gerekçesiyle dâhili davalılar bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 24.01.2022 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.05.2022 tarihli ve 2022/5955 Esas, 2022/6716 Karar sayılı kararı ile; yargılama sırasında tüzel kişiliği sona eren davalı Şirketin ihyası için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesine göre ek tasfiye hükümleri dikkate alınmak suretiyle, davacı vekiline şirketin ihyası ile tasfiye memuru atanması için ayrı bir dava açmak üzere uygun süre verilerek dava açıldığı takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme imkânı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken davalı Şirketin son ortaklarının davaya dâhil edilmesi suretiyle aleyhlerine hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı ikinci kez bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca davacı vekiline şirketin ihyası için verilen sürenin sonunda taraf teşkili sağlanıp yargılamaya devam edilmiş olup davalı Şirket hakkında bozma öncesindeki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili Şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş olmasına rağmen Şirket ortakları hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, 2. Alacakların belirsiz alacak davası ile talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, 3. Davacı tarafça davada iki defa ıslah yoluna gidilmesinin ve bozmadan sonra ıslah yapılmasının da hatalı olduğunu, 4. Taraflarınca ileri sürülen zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 5. Davacı tarafça uzun bir süre ihya davası açmaktan imtina edilerek yargılamanın uzatıldığını, bu sebeple adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı, zamanaşımı def'i, ibranamenin dava konusu alacaklar bakımından geçerli olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3367, K. 2025/4027, T. 05.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3367-e-2025-4027-k-9432cb4eae20