Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2013/5089 E. 2013/5029 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/5089
- Karar No
- 2013/5029
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :... MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı işçinin kıdem tazminatı hesabında, daha önce çalıştığı sürenin dikkate alınıp alınamayacağı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir ... edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan yasalarla düzenlenmiştir. Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, ... sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 1475 sayılı yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak, aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz. İşçinin çalıştığı sürelerin birleştirilebilmesi için, önceki çalışmaların fesih şekli itibarıyla kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği 1475 sayılı Yasanın 14/5 maddesinde açık biçimde düzenlenmiştir. İşyerinde memur ya da sözleşmeli personel olarak çalışmış olan ve kendi isteği ile ayrılarak başka bir kamu kurumunda işçi olarak çalışmaya başlayan işçi yönünden yapılan işlemin prosedür gereği olduğunda söz edilemez. İşçi daha iyi şartlarda ve ayrı bir statüde çalışma yolunu seçmiştir. Bu itibarla istifa ile sona eren memur ya da sözleşmeli personel döneminin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması doğru olmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararları da bu doğrultudadır (Yargıtay H.G.K. 15.10.2008 gün 2008/9-586 E, 2008/ 633 K. ; 28.11.2007 gün 2007/9-814 E, 2008/896 K.). İstifa ile sona ermeyen memuriyet dönemi ile sözleşmeli personel olarak çalışılan süreler, 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasında sözü edilen özel tavan gözetilmek suretiyle tazminat hesabında dikkate alınmalıdır. Somut olayda; davacı işçi davalı işverende 1988-1991 yıllarında çalıştığına dair kesinleşmiş hizmet tesbiti kararı bulunduğunu, işten çıkmasından sonra kıdem, ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücretinin eksik ödendiği iddiası ile 04.12.2009 tarihinde anılan bu alacakların ödenmesi istemiyle dava açmıştır. Davalı işveren zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Mahkemece; davacının davalı işveren nezdindeki son çalışmasından bu yana 18 yıldan fazla zaman geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı süresinin SGK'na eksik bildirildiğini emekli olmak için dilekçe verdiğinde öğrendiğini belirterek kararı temyiz ettiği gibi, hizmet tespiti dosyasındaki tanıklar davacının aynı işyerinde 20 yıl kadar çalışıp emekli olduğunu belirtmektedirler. Dosyada davacının davalı ... yerinde ne kadar çalıştığına, hangi ... yerinden ve hangi tarihte emekli olduğuna ilişkin şahsi sicil dosyası ve SGK kaydı bulunmamaktadır. Öncelikle bu kayıtlar getirtilmeli ve davacı aynı işyerinden emekli olmuşsa, bu sürenin kıdem tazminatına esas süreye eklenerek fark kıdem tazminatına hak kazanması mümkün olacağı değerlendirilmelidir. Böyle olunca zamanaşımı süresi emekli olduğu tarihten itibaren başlayacağından zamanaşımı süresinin dolduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece; hizmet tespiti davası ile kesinleşen bu sürenin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erip ermediği araştırılmadan ve kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde son bulmuş ise sonraki hizmeti ile birleştirilerek fark kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ve araştırma ile kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.