Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/11169 E. 2012/18169 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/11169
- Karar No
- 2012/18169
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem ve ibar tazminatı, ücret alacağı, ile yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti Davacı, davalı işyerinde 01.08.2002 tarihinde basın işçisi olarak çalışmaya başladığını,işine devam etmekte iken davalı tarafından 26.11.2005 tarihinde ihbarsız ve sebepsiz olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti Davalı, davacının Ekim ve Kasım aylarında hasta olduğundan bahisle işe gelmediğini, pek çok kez telefonla görüşülerek işe dönmesinin sağlanmaya çalışıldığını, 25.11.2006 tarihinde işyerine gelerek işten ayrılmak istediğini belirttiğini, buna ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina ettiğini, davacının işten kendi isteği ile ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. D)Temyiz Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. E) Gerekçe 1- Davacı, dava dilekçesi ile davalı işyerinde 01.08.2002 tarihinde basın işçisi olarak çalışmaya başladığını ve iş sözleşmesinin 26.11.2005 tarihinde davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı ise davacının 25.11.2005 tarihinde işyerine gelerek işten ayrılmak istediğini belirttiğini buna ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina ettiğini, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece, " Davacının daha önceki çalışmalarına karşılık kıdem tazminatı ödendiğine ilişkin ödeme belgesinin bulunmaması, taraflar arasında eski dönemin tasfiye edildiğine dair bir sözleşmenin olmaması nedeni ile davacının 212 sayılı Basın İş Yasası kapsamındaki tüm çalışmaları nazara alınarak toplam 20... ay 28 gün hizmet süresinin bulunduğu anlaşılmış ve kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekmiştir.... Davacının yıllık iznini kullandığını veya ücretinin ödendiğini davalı işverence usulüne uygun düzenlenmiş yıllık izin defteri veya diğer işyeri belgeleri ile ispatlaması gerekirken davalı işveren davacının yıllık izinlerini kullandığını veya ücretinin ödendiğini ispat edemediğinden ve alınan bilirkişi raporu ile davacının çalışma süresine göre 6 defa izne hak kazandığı, kullanmadığı 84 gün yıllık izin karşılığı 2.100,00 TL yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonuç yerinde değildir. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, gazetecinin kıdem hakkı özel biçimde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, meslekte geçecek olan beş yılın büyük önemi vardır. Beş yıl çalışma süresinin dolması ile kıdem tazminatı talep hakkı doğabilmekte ve işveren feshinde uygulanabilecek olan ihbar öneli beş yıllık kıdemin ardından üç aya çıkmaktadır. Yine, dört haftalık yıllık ücretli izne hak kazanabilmek bakımından, gazetecinin bir yıllık hizmeti aranmakta, on yılı aşan kıdem halinde ise bu süre altı haftaya çıkmaktadır. Gazetecinin meslek kıdemi, gazetecinin meslekte geçirdiği toplam süreyi ifade eder. Kıdem tazminatı ve yıllık izin bakımından meslek kıdemi, gazetecinin gazetecilik mesleğine ilk girişinden itibaren geçerli olmaktadır. İşçinin başka işverenlere ait işyerlerinde edindiği kıdemi sonraki işverenler açısından belli yükümlülükler getirmektedir. Bunun nedeni, kıdemli gazeteciyi çalıştırmanın işveren için önemli bir fayda sağlaması ve yararlanan işverenin de bunun sonucuna katlanması gerekliliğindendir. Yasada kıdem hakkının özel olarak düzenlenmesi, gazetecilik mesleğinin belli bir birikimin sonucu edinilebildiğine işarettir. 5953 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göre, gazetecinin sicillerinin mülki amir ve Başbakanlık...Genel Müdürlüğünce tutulması da meslek kıdeminin kayıt altına alınarak korunması çerçevesinde öngörülen bir düzenlemedir. Gazetecinin meslek kıdeminin belirlenmesinde, Başbakanlık...Genel Müdürlüğünün kayıtları ile Yasanın 9 uncu maddesi uyarınca işverenin verdiği beyannamedeki bilgilerin işlendiği sicil kayıtları esas alınır. Ancak, gazetecinin meslek kıdeminin daha önce başladığını her türlü yazılı belge ile kanıtlaması mümkündür. Gazeteci ile işveren arasında yazılı bir sözleşme yapılmamış olması ya da işe başladığının ilgili kurumlara bildirilmemesi hallerinde dahi, meslek kıdeminin her türlü delille ispatı mümkündür. Gazetecinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için meslek kıdeminin en az beş yıl olması şarttır. Ancak, bir defa beş yıllık kıdemin kazanılması durumunda her bir işveren yanında yeni bir beş yıl kıdem şartı aranmaz (Yargıtay 9 H.D. 15.7.20 08... /3638 E, 2008/20448 K.). 5953 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında, bir defa kıdem tazminatı alan gazetecinin kıdeminin yeni işe giriş tarihinden itibaren hesaplanacağı kuralı mevcuttur. Anılan hüküm, uygulamada gazetecinin kıdemini sıfırlanması olarak bilinse de, en az beş yıllık meslek kıdeminin sıfırlanması söz konusu olmaz. Bahsi geçen düzenleme, gazetecinin aynı dönem için birden fazla kıdem tazminatı almamasını öngörmektedir. Başka bir anlatımla, gazetecinin önceki işverenden kıdem tazminatını alması durumunda, son işverenin önceki döneme ait meslek kıdeminden sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. Somut olayda davacı vekili tarafından 25.12.2009 tarihli dilekçe ile davacının son işveren dışında diğer işyerlerinden tazminatını aldığından davalı işyerinde 1210 günlük çalışması bulunduğunu belirttiği halde mahkemece tüm çalışma süresi olan 20... ay 28 günlük hizmet süresi dikkate alınarak davacının talepleri kabul edilmiştir. Davacı vekilinin hakim havalesi bulunmayan 25.12.2009 tarihli dilekçesinde açıkça belirttiği üzere son işveren dışında diğer işyerlerinden tazminatlarını aldığı görülmekle bu dilekçe dikkate alınıp değerlendirilmeden mahkemece toplam hizmet süresi esas alınarak kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 2-Basın çalışanlarıyla ilgili 5953 sayılı Yasada kıdem tazminatı hesabında giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama yapılacağı öngörülmemiştir. Bu nedenle kıdem tazminatı brüt ücret üzerinden hesaplanmalı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 25/7 maddesine göre kıdem tazminatının yirmidört aylığı aşmayan tutarı için gelir vergisi uygulanmamalıdır. 5953 sayılı Kanunda kıdem tazminatı tavanı öngörülmemiş olmakla, hesap yönünden bir üst sınırlama da bulunmamaktadır. Yine anılan Yasada fesih tarihinden itibaren faiz ödeneceği ve bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedileceği yönünde bir düzenleme de yer almamıştır. Bu itibarla gazetecinin kıdem tazminatı için fesih tarihinden itibaren ESAS NO : 2010/11169 bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi doğru olmaz. İşverenin temerrüde düşürüldüğü tarih ya da dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmelidir. Mahkemece, kıdem tazminatı alacağına, dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi de hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.