Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4327 E. 2024/4051 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4327
Karar No
2024/4051
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki mera tahsis kararının iptali ile tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyünde bulunan 105 ada 62, 64 parsel sayılı taşınmazların mera vasfı ile Hazine adına tespit gördüğünü, bu parseller içerisinde bulunan dava dilekçesine ekledikleri krokide gösterilen taşınmazların davacılara kök murislerinden intikal ettiğini, 50 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu, tarım arazisi olarak kullanıldığını, bu yerlerin gerçekte Yaygın Beldesi hudutları içerisinde yer aldığını ve mera vasfının bulunmadığını iddia ederek taşınmazların tapusunun iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tescili talepli dava açmıştır. II. CEVAP Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bulunan ... Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün cevap yazısında davaya konu ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyünde bulunan 105 ada 62, 64 parsellerin 4342 sayılı Mera Kanun'un 5/b maddesi kapsamında mera olarak sınırlandırıldığını, tespit, tahdit ve tahsis işlemlerinin 15.05.2002 tarihinde tamamlandığını, 4342 sayılı Kanun'un 21/2 nci maddesinde "Tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve bunlara karşı dava açılamaz" hükmünü öngördüğünü, davanın ise 05.09.2012 tarihinde açıldığını belirterek davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ret gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taleplerinin hem tahsis kararı öncesine hemde sonrasına dayandığını, ayrıca bir köyün tamamının görmezden gelinerek mera olarak sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, tahsis kararının kesinleşmesinin yasaya uygunluğunun Mahkemece denetlenmediğini, komisyon kararının yasal usulü şartlarda ilan edilmediğini, davacıların karardan haberdar olmadıklarını, dava konusu taşınmazların davacılar bakımından yasal zilyetlik şartlarının oluştuğunu, bu hususun yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ve beyanlar ile ispatlandığını, açıklanan ve re'sen ele alınacak nedenlerle Mahkeme kararını kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davanın usulü gerekçeyle reddinin doğru olmadığını, beş yıllık hak düşürücü süre içinde, tespitlerden önceki hukuki nedenlere dayanılarak, mera vasfına itirazı da kapsayacak şekilde, mera komisyonunun, mera tahsis kararının iptali ve tescil istemiyle açıldığını, artık burada mera vasfının kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini, köyün tamamının görmezden gelinerek mera olarak sınırlandırılmanın hukuka aykırı olduğunu, tahsis işleminin kesinleşmesinin hukuka uygunluğunun da Mahkemece denetlenmediğini, yasal zilyetlik şartlarının oluştuğu keşif tutanağı, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ve fiili durumla açıkça ortada olup davanın ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını savunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mera komisyon kararının iptali ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Anayasa’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak, kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" hükmü bulunmaktadır. Mülkiyet hakkı kişinin temel hakları arasında olup anılan Anayasa hükmü uyarınca ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. 2. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokolün mülkiyet hakkını teminat altına alan 1. maddesinde de "Her hakiki veya hükmi şahıs malların masuniyetine riayet edilmesi hakkına maliktir. Herhangi bir kimse ancak amme menfaati icabı olarak ve kanunun derpiş eylediği şartlar ve devletler hukukunun umumi prensipleri dahilinde mülkünden mahrum edilebilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, emvalin umumi menfaate uygun olarak istimalini tanzim veyahut sair mükellefiyetlerin veyahut da para cezalarının tahsili için zaruri gördükleri kanunları yürürlüğe koymak hususunda malik bulundukları hukuka halel getirmez." hükmü öngörülmüştür. 3. Anılan hükümler uyarınca kişilerin mülkiyet hakkından mahrum bırakılabilmesi için mülkiyet hakkına müdahale kamu yararı amacına yönelik, yasada öngörülen koşullara uygun olmalıdır. 4. Mahkemece 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 21/2 maddesi uyarınca hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğinden öncelikle, 4342 sayılı Kanun'un amacı, arkasından “tahsis” ibaresinden neyin anlaşılması gerektiği hususları irdelenmelidir. 5. 4342 sayılı Kanun’un 1. maddesinde kanunun amacı “… daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun 6. maddesine göre mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisi Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılır. Uygulamayı yapacak merci ise valilik onayı ile oluşturulacak olan mera komisyonu ve komisyona bağlı olarak çalışan teknik ekiplerdir. 6. Kanunun 3. maddesinde yapılan tanıma göre tahsis; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması olarak tarif edilmiştir. 7. Aynı Kanunun 5. maddesinin, "c" bendinde ise mera olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerler, mera olarak tahsis edilecek yerlerden sayılmıştır. Kuşkusuz, Mera Komisyonları Kanunun 5. maddesine göre mera, yaylak ve kışlak kapsamına alınan bir yerin bir veya birkaç köy ya da belediye tüzel kişiliklerine yararlanmaları amacıyla tahsisini gerçekleştirirken yasanın öngördüğü kıstasları aramak ve tahsisi bu ölçülere uygun yapmak zorundadır. 8. Kanunun 13/5 inci maddesi hükmü uyarınca, komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde asliye hukuk mahkemesine, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesine dava açılabilir. Kanunun 21/2 nci maddesinde ise tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve bunlara karşı dava açılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 9. Kanunun 13. maddesindeki dava açma süreleri mülkiyet hakkının özü ile değil, tahsise dair mera komisyonu çalışma sonuçları ile ilgilidir. Keza, Kanunun 21. maddesi de yine tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirilmiş bir hükümdür. 4342 sayılı Kanun’da mülkiyet ve zilyetlik hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tabi tutulmamıştır. 3. Değerlendirme 1. Somut olayda; dava konusu taşınmazlar 15.02.2002 tarihinde mera tahsis komisyonu tarafından ... Köyüne tahsis edilmiştir. Tahsis kararının 15.04.2002 ila 14.05.2002 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı ve itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 2003 yılında kadastro çalışmaları yapılmış dava konusu taşınmazların kadastro tutanakları itiraza uğramadan kesinleşmiştir. Davacılar dava konusu taşınmazı mera tahsis kararından önce imar - ihya ettiklerini ve zilyetlikle kazanma koşullarının lehlerine oluştuğunu iddia ederek tapu iptali ve tescil davası açmışlardır. 2. 4342 sayılı Kanun’un 5. maddesinde de mera yaylak, kışlak olarak tahsis edilecek yerlerin nereler olacağı sayılmış, bu maddenin "c" bendinde "Mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerlerin" köy veya belediye tüzel kişiliklerine tahsisinin yapılabileceği belirtilmiştir. Anılan Yasa uyarınca, kişilerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ancak kamulaştırma yapılmak suretiyle 4342 sayılı Yasa kapsamına alınabilir. 3. Vurgulamak gerekir ki, 4342 sayılı Kanun’un 13. maddesindeki dava açma süreleri mülkiyet hakkının özü ile değil, tahsise dair mera komisyonu çalışma sonuçları ile ilgilidir. Keza, Kanun’un 21. maddesi de yine tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirilmiş bir hükümdür. 4342 sayılı Kanun’da mülkiyet hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tabi tutulmadığından Mahkemece tüm bu yönler gözden kaçırılarak Yasanın tahsise ilişkin hükümlerine bakılarak açılan davanın süre yönünden reddi doğru olmamıştır. 4. Buna göre davacıların mülkiyet hakkına dayalı olarak açtığı dava yönünden 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesinde belirtilen süre içerisinde açıldığı dikkate alınarak, mahkemece davacıların iddiaları, davalıların savunmaları değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava, Kadastro öncesi zilyetlik ve kazandırıcı zaman aşımı sebebine dayalı mera olarak sınırlandırılan yerlerin sınırlandırmalarının iptali ile adlarına tapuya tescili isteğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, 4342 sayılı Yasa'nın 21/2. maddesinde "Tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve bunlara karşı dava açılamaz. " hükmünü öngördüğünü, davanın ise 05.09.2012 tarihinde açıldığını belirterek davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, istinaf talebi esastan reddedilmiştir. Kararın temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı verilmiş olup çoğunluk görüşüne gerekçede iştirak edilememiştir. Davacılar 13 kişi birlikte verdikleri dava dilekçesi ile adeta bir bütün halindeki mera parsellerinin parça parça ifraz edilerek ayrı ayrı adlarına tescilini talep etmişlerdir. Dava konusu 105 ada 62, 64 parsellerin ... ili Mer'a Komisyonu'nun 15.02.2002 gün ve 2002/7 sayılı kararı ile "mer'a" olarak tahsis edildiği, Komisyonun tahsis kararının 15.04.2002 ila 14.05.2002 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı; itiraz edilmediğinden kesinleştirilerek mer'a siciline tescil edildiği, 2003 yılında ise genel kadastro çalışmasına tabi tutulduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, aynı yerde kadastro tespitinden önce kesinleşmiş mera tahsisi kararına 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa da, yapılan kadastro tespiti öncesi sebeplerine dayalı 3402 sayılı Yasa'nın 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık sürede açılan davanın dinlenip dinlenmeyeceği ve kesinleşen mera tahsisi kararına ne şekilde değer verileceği noktasında toplanmaktadır. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 13/5. maddesi hükmü uyarınca, komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde asliye hukuk mahkemesine, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesine dava açılabilir. Aynı Yasa'nın 21/2. maddesinde ise tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve bunlara karşı dava açılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Mera Kanunu'nun 13/5 ve 21/2. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun hak düşürücü süreye ilişkin hükümleri arasında paralellik sağlamayı amaçladığı görülecektir. Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/1. maddesi hükmü gereğince 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir ve kadastro mahkemesinde dava açma olanağı kalmaz. Ne var ki, aynı Yasa'nın 12/3. maddesi gereğince kadastro tutanaklarında yapılan hak ve tespitlere karşı 10 yıl içinde genel mahkemelerde dava açılması mümkündür. Görüldüğü gibi, 30 günlük dava açma süresi Mera Kanunu ve Kadastro Kanununda benzer amaçlarla düzenlenmiş olup bu düzenleme ile dava açma süresi ile birlikte görevli mahkeme de belirlenmiştir (14 HD 16.3.2011 tarihli ve 2011/2153 E, 2011/3341 K.). Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılmış olmasına bağlıdır. Yine, 4342 sayılı Kanun'un 7/2-3. maddelerinde "3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca programa alınan yerler, çalışmalarının başlamasından en az 4 ay önce, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce Bakanlığa bildirilir. Bu süre içinde ilgili komisyonlar tarafından mera, yaylak ve kışlakların tesbit ve tahdidi yapılarak durum tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne intikal ettirilir. Komisyonlar yukarıda belirlenen süre içinde mera tesbit ve tahdit işlemlerini yapmadığı takdirde, bu işlemlere 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre Kadastro Komisyonlarınca gerçekleştirilir" hükmünü getirmiştir. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 5/a maddesinin ilk cümlesi kadim mera olarak kullanılan yerleri düzenlemektedir. Mera tahsis kararı süresinde itiraz edilmeksizin 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 13/son maddesi uyarınca kesinleşmiştir. Kesinleşen tahsis kararında, tahsis edilen arazinin kaynağı kadim mera olarak belirtildiğine göre, bu yerin öncesinin kadim mera olduğunun kabulü gerekir. Bilindiği üzere ve kural olarak kadim meralar, süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve imar ihya yoluyla kazanılamazlar. O halde kesinleşen kadastro tespiti sonrası 10 yıllık hak düşürücü sürede önceki sebeplere dayalı olarak davacıların dava açma hakkını 4342 sayılı Yasa engel olamaz. Ne varki usulen yapılmış ve 5 yıllık sürede dahi itiraz edilemeyerek kesinleşen mera komisyon kararı da herkesi bağlar, velev ki kadastro öncesinde olsun. Somut olayda da dava konusu edilen yerlerin kesinleşen mera tahsis komisyonu kararı sonrası mera vasfı kesinleşmiştir. Dava, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesine göre süresinde açılmıştır. Mahkemelerce 5 yıllık süre esas alınarak hak düşürücü süreden reddi doğru değilse de, dava konusu yerlerin mera tahsis haritası kapsamında olması nedeniyle başkaca bir tahkikat yapılmaksızın esastan reddi gerektiği görüşünde olduğumdan gerekçe itibariyle değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4327, K. 2024/4051, T. 14.05.2002, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4327-e-2024-4051-k-3a9fc8ddb5aa