Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/6964 E. 2021/4267 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6964
Karar No
2021/4267
Karar Tarihi

7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 16/08/2013 gününde verilen dilekçe ile asıl davada ecrimisil ve müdahalenin men'i, birleştirilen davada ecrimisil ve hasar onarım tazminatı talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/03/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, asıl davada ecrimisil ve müdahalenin men'i - birleşen davada ecrimisil ve hasar onarım tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu 646 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu üç katlı binanın dış cephesine 1993 yılında davalı tarafından başka binalara telefon hattı çekmek için telefon kablosu döşendiğini, telefon kablolarının binanın görünümünü olumsuz etkileyip görsel kirlilik oluşturduğunu, kabloların binaya montesi için binanın birçok yerden delindiğini ve demirler nedeniyle caddeye cepheli duvara reklam alamayıp cephe kiralaması yapamadığından maddi zarara da uğradığını ileri sürerek davalıya ait telefon kablolarının dava konusu taşınmaz üzerinden alınarak müdahalenin sona erdirilmesine ve haksız kullanım nedeniyle 16.08.2013 tarihinden geriye doğru beş yıl için 15.000 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı, birleşen davada ise aynı sebebe dayanarak 16.08.2013 tarihinden birleşen davanın açıldığı 10.10.2018 tarihine kadarki dönem için 1.000,00-TL ve bina hasar bedeli olarak 1.000,00-TL ecrimisil talep etmiştir. Davalı vekili; dava konusu taşınmazın bulunduğu sokağın dar olması nedeniyle taşınmazlara haberleşme alt yapısının sağlanabilmesi açısından, müdahalenin men'i talep edilen kabloların binalar üzerinden havai olarak, blok kablo işleme yöntemiyle, kamu hizmeti amacıyla 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 12. ve 14. maddelerinin davalı şirkete verdiği yetkiye dayanarak tesis edildiğini, davalı şirketin taşınmazın kullanımına engel olmamak kaydıyla kablo ve tesisat geçirme hakkına sahip olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.11.2017 gün ve 2015/ 4292 Esas - 2017/6033 Karar sayılı bozma ilamı ile "Davacının üzerinde bina bulunan 646 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, davalı tarafından her hangi bir hukuki ilişki kurulmadan binanın dış cephesinden telefon kabloları geçirildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Bilindiği gibi; 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 14. maddesine göre; “hükümet eşhasın tahtı tasarrufundaki arazinin dahilinde ve emlak ve müessesatın haricinde telgraf ve telefon tesisatı inşasına salahiyettardır. Ancak yapılacak tesisatın, işbu arazi emlak ve müessesatın istimal ve istifadesini haleldar etmemesi lazımdır”. Bu hükümler uyarınca, bir taşınmaz üzerinde tesisat yapılması halinde taşınmaz mal maliklerinin mülkiyet hakkı devam eder ve yapılan işlem hukuk açısından ne bir kamulaştırma ve ne de irtifak hakkı kurma olarak nitelendirilebilir. Aksine, yasa koyucu, malikin mülkiyet hakkını korumak amacıyla, kurulacak telgraf ve telefon tesisatının taşınmaz malın malikinin kullanma ve yararlanma, haklarını engellememesi koşulunu öngörmüştür. Demek oluyor ki, bir taşınmaz üzerinde 406 sayılı Kanunun 14. maddesi hükmünce telgraf ve telefon tesisatı kurulması, malikin taşınmazı kullanma ve ondan yararlanma haklarını engellememesi halinde mümkündür. Gerçekten de, geçirilen kabloların davacıya bir zarar vermediği bilirkişi raporu ile sabit ise de yukarıda değinilen ilkeler yanında davalı idarenin yasal açıdan haklı olabilmesi için taşınmazın niteliği de önem ifade etmektedir. Yasa düzenlemesinde arazi, emlak ve müessesattan bahsedilmiş, kendisinde uygulama yapılacak taşınmazın emlak ve müessesat'ın dışında olması gerektiği duraksamaya yer vermeyecek tarzda belirtilmiştir. Oysa somut olayda taşınmazın kayıttaki niteliği tarladır. Diğer taraftan taşınmaz yerleşim alanında yer almakta olup üzerinde bina bulunmaktadır. O halde anılan yasal düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunduğu söylenemez. Buna göre, davacının davasında haklı olduğu açıktır. Hal böyle olunca; davacının Türk Medeni Kanununun 683.maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek elatmanın önlenmesi ile birlikte yapılan muhdesatın kaldırılmasına ve davacının telefon kablolarının geçirilmesinden dolayı ne gibi bir maddi zararının olduğu saptanarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan mahkemece; Asıl dava bakımından, davacının davasının kısmen kabulü ile; 9.627,00-TL ecrimisil alacağının 16/08/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının vaki müdahalesinin men'i ile birlikte dava konusu Kocaeli ili, Darıca ilçesi, Darıca Ş. Mahallesi, 646 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmaza davalı yanca monte edilmiş, demir kroşe ve demir konsolun vs. kaldırılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/468 Esas sayılı dava dosyası bakımından; davacının davasının kısmen kabulü ile, 13.174,00-TL ecrimisil alacağı, 2.630,00-TL maddi tazminat olmak üzere toplam 15.804,00-TL olarak tespit edilen değerden taleple bağlı kalınarak 15.174,00-TL.nin 10/10/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı ve davalı tarafın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddi gerekmiştir. 2-Ecrimisil istemi yönünden açılan davada; davacı taraf, taşınmazının dış cephesine davalı şirket tarafından metal konsollar çakılıp telefon kabloları döşenmek suretiyle haksız işgalde bulunulduğunu iddia ederek ecrimisil isteminde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak alınan taşınmazların kira bedellerinin sonuçta denetlenemeyeceği, davacının açıklamasından da dava konusu bina dış cephesinin tabela asmak suretiyle gelir elde edebileceğini savunmuştur. Bu açıklama da gözetilerek davacının zararının netleştirilip buna göre daha uygun emsaller tespit edilerek denetime elverişli olacak şekilde alınacak rapora göre ecrimisil miktarının belirlenmesi gerekirken hatalı incelemeyle ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Okundu: K. Güzel B.Arıcı

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/6964, K. 2021/4267, T. 23.12.2021, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-6964-e-2021-4267-k-d929f0f0b944