Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/993 E. 2025/9815 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/993
- Karar No
- 2025/9815
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/356 E., 2019/533 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet SUÇ TARİHLERİ : 30.08.2015, 19.09.2015, 31.10.2015, 19.01.2016 HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşyanın ve nakil aracının müsaderesi
Sanık hakkında 30.08.2015 ve 19.01.2016 tarihli eylemleri nedeniyle kurulan ve münferit cezaya hükmedilen mahkûmiyet hükümleri yönünden; dava dosyasının daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmediği, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olan hükümlerin istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 19.09.2015 tarihli iki eylemi ve 31.10.2015 tarihli eylemi nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemleri yönünden ise; zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilen sanık hakkında birleşen Horasan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli ve 2018/200 Esas, 2018/380 Karar sayılı dosyasının daha önceden temyiz incelemesinden geçmiş olmasından dolayı sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Katılan ... İdaresi vekilinin 02.01.2020 havale tarihli dilekçesinin cevap dilekçesi mahiyetinde olduğu ve hükmün onanmasını talep ettiği anlaşılmakla Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş, sanık ... ile katılan malen sorumlu temyizlerine yönelik inceleme yapılmıştır. I.Sanık Hakkında 30.08.2015 ve 19.01.2016 Tarihli Eylemleri Nedeniyle Kurulan ve Münferit Cezaya Hükmedilen Mahkûmiyet Kararları Yönünden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesinin "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un Geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, buna göre bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun'un 322/4-5-6 madde fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağı, 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmakla, Sanık hakkında 30.08.2015 ve 19.01.2016 tarihli eylemleri nedeniyle kurulan ve münferit cezaya hükmedilen mahkûmiyet hükümlerinin daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olan hükümlerin istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve kanun yolunun re'sen dikkate alınacağı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 272 ve devamı maddeleri uyarınca inceleme yapılmak üzere dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, II.Sanık Hakkında Zincirleme Suça Konu 19.09.2015 Tarihli İki Eylemi ve 31.10.2015 Tarihli Eylemi Nedeniyle Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Olayların oluş biçimleri, sanığın aşamalardaki savunmaları, bozma ilâmı, ele geçirilen kaçak eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçların sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin "yirmiikinci" fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesiuyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği dikkate alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle, sanığın ve katılan malen sorumlunun temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 07.07.2025 tarihinde karar verildi.