Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/6364 E. 2024/6035 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/6364
- Karar No
- 2024/6035
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/1529 E., 2021/1608 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadere TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizn iade
Yerel Mahkemece verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2017 tarih ve 2016/739 Esas, 2017/1150 Karar sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca neticeten 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, kararın katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarih ve 2018/1450 Esas, 2019/1223 Karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararı kaldırılarak sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve yirmiikinci fıkraları uyarınca neticeten 1 yıl 14 ay 20 gün hapis ve 13.320,00 TL adlî para cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, bu hükmün katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyizi üzerine, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.06.2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesine dayanılarak lehe kanun değerlendirmesi için Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesine iade edildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nce dosyanın sehven geldiğinden bahisle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na geri gönderildiği, bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 12.06.2020 tarihinde dosyanın 7242 sayılı Kanunun 63 üncü maddesine dayanılarak lehe yasa değerlendirmesi için tekrar Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi'ne iade edildiği ve Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarih ve 2020/1529 Esas, 2021/1608 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün kurulduğu cihetle; 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemesine gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sırasında Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak yeniden hüküm kurulup cezanın artırıldığı, 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca lehe yasa değerlendirmesi için dosyanın ancak ilk derece mahkemesine iade edilebileceği, Bölge Adliye Mahkemesine bu nedenle iade yapılamayacağı, Bölge Adliye Mahkermesince hükme ilişkin cezanın artırıldığı da nazara alındığında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarih ve 2018/1450 Esas, 2019/1223 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemine ilişkin olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğname düzenlenerek dosyanın temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesi gerektiği, Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarih ve 2020/1529 Esas, 2021/1608 Karar sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01.03.2023 tarihli tebliğnamesinin Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarih ve 2020/1529 Esas, 2021/1608 Karar sayılı kararına ilişkin olarak düzenlendiği, oysa ki Dairemizce Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarih ve 2018/1450 Esas, 2019/1223 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteminin incelenmesi gerektiği anlaşılmakla; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarih ve 2018/1450 Esas, 2019/1223 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemine ilişkin ek tebliğname düzenlendikten sonra Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanığa verilen 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezasının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak sanığın 1 yıl 14 ay 20 gün hapis ve 13.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, bu hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yeni yürürlüğe giren 7242 sayılı kanunun 63. maddesi gereğince karar verilmek üzere dosyayı Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiş, Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi 16.11.2021 tarihindeki kararıyla sanığın 1 yıl 14 ay 20 gün hapis ve 13.320 TL adli para cezası ile cezalandırılması yönünde hüküm kurmuş, hükmün katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine düzenlenen tebliğnamede kararın istinaf incelemesine tabi olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesine incelenmeksizin iade edilmesi gerektiği belirtilmiş, heyetimizin sayın çoğunluğu tarafından Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarihli kararının hukuki değerden yoksun olduğu ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarihli kararı ile ilgili tebliğname düzenlenmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 7242 Sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2. fıkrasında “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.” denilmiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yargıtay kararının gönderileceği merci” başlıklı 304. maddesinin 2. bendinde Yargıtay kararlarından sonra dosyanın ilk hükmü veren mahkeme ya da Bölge Adliye Mahkemesinden hangisine gönderileceği hüküm altına alınmış olup, bu maddede; ”Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderir. Ancak bozma kararı, a) İstinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine, b) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine ya da bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtayca uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine gönderilir.” denilmiştir. 7242 Sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2. fıkrasında ilk derece mahkemelerine denilmek suretiyle çoğul bir ifade kullanılmıştır. Bu ifadeden anlaşılacağı üzere kast edilenin sadece ilk hükmü veren ilk derece mahkemesi değil, bölge adliye mahkemeleri de olduğu açıktır. Bölge adliye mahkemeleri Anayasamızın 146 ve devamı maddelerinde sayılan yüksek mahkemelerden biri değildir. Dolayısıyla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemelerine gönderilmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yanlış bir düşünce ile Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiştir. Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi de bölge adliye mahkemesinin yetkili olduğu bir durumda karar vermiştir. 7242 Sayılı Kanun’un 63. maddesinin 2. fıkrasında gelişlerindeki usule uygun olarak tabiri kullanılmıştır. Bu düzenleme basit bir postalama işlemini göstermek için yapılmamıştır. Bilindiği gibi bölge adliye mahkemeleri kurulmadan önce verilen kararlar temyize, bölge adliye mahkemeleri kurulduktan sonra ilk derece mahkemelerince kurulan hükümler istinafa tabidir. Cumhuriyet Başsavcılığına gelen 7242 Sayılı Kanunun 63. maddesi gereğince iade edilmesi gereken dosyalar doğrudan temyize tabi ise ilk derece mahkemesine, eğer istinafa tabi ise 5271 Sayılı CMK’nın 304. maddenin 2. bendindeki düzenleme göz önünde tutularak hangi mahkemeye gönderilecek ise o mahkemeye gönderilmesi gerekir. Dosyanın ilgili Yargıtay Dairesine intikal ettiği durumlarda da aynı usul uygulanacak bozma kararı ya ilk hükmü veren mahkemeye ya da bozmanın niteliğine göre bölge adliye mahkemesine gönderilecektir. Bunun aksine bir düşüncede olduğumuz takdirde yerel mahkemece beraat, bölge adliye mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği hallerde dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi gibi anormal bir durum ortaya çıkacaktır. Aynı durum bizim dosyamızda olduğu gibi bölge adliye mahkemesinin cezayı artırdığı hallerde de ortaya çıkacaktır. Heyetimizin çoğunluğu gibi kabul ettiğimizde gözden kaçırılmaması gereken bir hususta Yargıtay ilgili Ceza Dairesi bozma kararı verirken dosyayı bölge adliye mahkemesine gönderebilecek iken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ilk hükmü veren yerel mahkemeye gönderecektir. Böyle bir durumun hukuken kabulü usulde paralellik ilkesi gereğince mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna intikal eden benzer bir duruma ilişkin dosyada YCGK’nun 03/04/2024 tarih ve 2023/212 Esas ve 2024/154 Karar sayılı kararında “ilk derece mahkemeleri tarafından verilip temyiz edilen hükümlerde, lehe hükümlerin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiğinin açıkça anlaşılması hâlinde, dosyayı doğrudan ilgili mahkemesine iade etme yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış, bu hüküm uyarınca gönderilen dosyalarda, mahkemece duruşma açılarak lehe kanun değerlendirmesi yapılması zorunluluğu doğmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı ile ilgili hüküm hukuki varlığını yitirmiş olacak ve yeniden hüküm kurmak gerekecektir.Verilen yeni hükmün önceki ile aynı veya farklı olması da, bunun yeni hüküm olduğu ve önceden verilenin geçerliliğini kaldırarak onun yerine geçtiği gerçeğini değiştirmeyecektir. Somut olayda da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca lehe kanun değerlendirmesi yapılmak üzere dosyanın gönderilmesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 08.10.2019 tarihli ve 1597-1117 sayılı kararının ortadan kalktığının kabulü gerekmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin temyiz incelemesine konu bir hüküm bulunmadığından 10.11.2022 tarihli ve 2322-16390 sayılı bozma kararının hukuki değerden yoksun olduğunun kabulü zorunlu olup dosyanın lehe kanun değerlendirmesi yapılmak üzere sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis eden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmesi gerekmektedir.” denilmek suretiyle konu açıkça çözüme kavuşturulmuştur. Heyetimizin çoğunluk kararında açıkça “dosyanın ancak ilk derece mahkemesine iade edilebileceği, bölge adliye mahkemesine bu nedenle iade yapılamayacağı” denilmekle bir kabul yapılmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade ettiği bölge adliye mahkemesinin ilk kararıyla ilgili tebliğname düzenlenerek Dairemize gönderilmesi hususu karara bağlanmıştır. Oysa yukarıdaki paragrafta alıntılanan YCGK’nun kararı bunun aksini söylediği gibi kanuni düzenlemelerden de konunun böyle anlaşılmaması gerektiği açıktır. Yukarıda alıntılanan YCGK’nun kararında belirttildiği gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yasa gereği iade kararı bazı sonuçlar bakımından bozma hükmü niteliğindedir. İade kararı bozmaya ilişkin sonuçlar doğurduğundan artık bölge adliye mahkemesinin ilk hükmü ile ilgili tebliğname düzenlemesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından istenemez. Somut durumda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı sonrası bölge adliye mahkemesinin yeni yürürlüğe giren yasaları değerlendirerek bir karar vermesi gerektiği açıktır. Bu nedenle Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yetkisiz olduğu halde verdiği 16.11.2021 tarihli kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirtilerek dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesine incelenmeksizin iade edilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın heyetimizin çoğunluk görüşlerine katılmıyorum.