Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2010/11614 E. 2011/26724 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2010/11614
Karar No
2011/26724
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 554 ve 551 sayılı KHK.lara muhalefet HÜKÜM : Beraatine ve iadeye

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık müdafii hükmü, sanığın beraatine karar verildiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyiz etmiş olup, temyiz kapsamına göre yapılan incelemede; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II.Kısım II. Bölümünde öngörülen maktu vekalet ücreti 1.200 TL olup, 21 Temmuz 2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5219 sayılı kanunun 2/A-c madde ve fıkrası ile değişik HUMK.nun 427.maddeleri uyarınca hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE, Katılan vekilinin temyizine yönelik yapılan incelemede; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçici 1.maddesi ve buna bağlı olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5.maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi sonucu ve aynı Kanunun 2.maddesi hükmü karşısında dava konusu eylemin atılı suçları oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, sanığa atılı tescilli patent/faydalı model hakkında tecavüz eylemleri ve bu fiilleri işleyenlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat tarihsel olarak incelendiğinde, 10.03.1926 tarihli İhtira Beratı Kanunu ile bu konuda hükümler getirildiği, 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren patent haklarıyla ilgili cezai koruma hükümleri getiren 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 4128 sayılı Yasa'nm 1.maddesiyle yürürlükten kaldırılan 174.maddesiyle İhtira Beratı Kanunu'nun yürürlükten kaldırıldığı görülmektedir. Sanık hakkında 551 sayılı KHK'nin 73/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 136.maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. Sanık hakkında 554 sayılı KHK.nın 48/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için de kamu davası -açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 48'inci madde de ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 Sayılı Yasanın geçici 1 inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı TCK'nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ..." hükümleri yer almaktadır. Olayımızda sanığa atılı eylemler, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5 inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK'nın 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenlemeler TCK'nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 05.02.2009 gün ve 2005/57 E, 2009/19 K sayılı iptal kararı gerekçesinde Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 Sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile TCK'nın 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 551 ve 554 Sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 551 ve 554 Sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır. Öte yandan 551 ve 554 Sayılı K.H.K'ya göre suç oluşturmayan eylemlerin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 4128 sayılı yasayla 551 ve 554 sayılı KHK'lere eklenen ceza hükmünün yürürlüğe girmesiyle birlikte bu hükümler daha önceden yürürlükte bulunan ve aynı hukuki değeri koruyan diğer kanunlardaki ceza hükümlerini zımni olarak yürürlükten kaldırmış olduğundan bu nedenle 551 ve 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle koruma altına alınan tescilli patent hakkına tecavüz ve endüstriyel tasarımlar yönüyle haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, beraat hükmü sonucu itibariyle doğru bulunduğundan ONANMASINA, 08.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2010/11614, K. 2011/26724, T. 22.12.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2010-11614-e-2011-26724-k-53f16786afc1