Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2006/644 E. 2010/7866 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/644
- Karar No
- 2010/7866
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğüne Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1-Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olmasının Anayasa'nın 141/3, 1412 sayılı CMUK.nun 32, 260 ve 308/7. Maddelerinin (5271 sayılı CMK 34, 230) amir hükmü olduğu dikkate alınarak; iddia, savunma, sanıkların leh ve aleyhindeki kanıtların tartışılması, sübutu kabul edilen ve suç oluşturan eylemlerin belirlenmesi ve yasal öğelerinin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde yeterli gerekçeden yoksun bir şekilde hüküm kurulması, 2-12.09.2001 tarihli iddianame ile; şube yatırım hesabı müşterisi olan ...'a ait ... nolu hesaptan, sanığın bizzat tanzim ettiği 14.08.2000 tarih ve 1975 sayılı fiş ile 850.000.000 TL, 16.08.2000 tarih ve 1524 nolu fiş ile 1.154.250.000 TL.yi kendisine ait olan ...-... nolu cari hesap ile 12 nolu yatırım hesabına aktardığı ve bu surette paraları zimmetine geçirdiği, 07.02.2003 tarihli ek-iddianame de ise; sanık hakkında 12.9.2001 tarihli iddianame ile kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama esnasında, kurum müfettişince sürdürülen soruşturma sonunda ve bizzat ilgililerin başvurusu üzerine müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e ait değişik hesaplardan 2.12.2002 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği gibi 202.116.933.283 TL.yi de zimmetine geçirdiği ileri sürülerek zimmet suçundan hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. ... Bankası Genel Müdürlüğünün 18.06.2001 havale tarihli suç ihbarı ve ... Bankası Teftiş Kurulunun 03.05.2002 tarihli soruşturma raporunda; bir çok mudinin yatırım hesaplarında usulsüz işlemler yapılarak zimmete para geçirildiği iddia edilmesine karşın; bunlardan sadece yukarıda belirtilen mudiler yönünden ve zimmet miktarı 202.116.933.283 TL olarak belirtilmek suretiyle ek-iddianame düzenlendiği nazara alınarak dava konusu yapılmayan diğer mudilere ilişkin yatırım hesaplarındaki usulsüzlükler yönünden ne tür bir işlem yapıldığı araştırılarak, bunlar yönünden açılmış bir davanın bulunup bulunmadığı, varsa birleştirilmesi, açılmış bir dava yoksa gereğinin takdiri için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3-Her ne kadar imza incelemesine yönelik ... imzalı 04.06.2004 tarihli bilirkişi raporu aldırılmış ise de; dava konusu yapılan ve fişleri bulunan işlemler yönünden eksik inceleme yapıldığından, bilirkişiden üzerinde imza bulunan her bir işlem için; imzaları taklit edilen banka müşterilerinin hesap kartonlarındaki imzaları ile sanık tarafından düzenlenen fişlerdeki imzalar karşılaştırılarak sanığın eli ürünü olup olmadığı ve iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırıldıktan sonra, dosyanın üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusu ile bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış bir kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilerek, sanığın eylemlerine ilişkin olarak ilgili tüm kayıt ve belgeler ile dosya üzerinde sanığın gerçekleştirdiği zimmet eylemlerinin her bir işlem itibariyle ayrı ayrı olmak üzere banka görevlilerince ilk bakışta anlaşılabilir ve yine bu işlemlerin banka içi kayıtlarla ve normal teftişte ortaya çıkarılabilecek nitelikte bulunup bulunmadığı, suç tarihinde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "... suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle ... " hükmü kapsamında işlenip işlenmediği, işlemlerin sanık şifresi ile yapılıp yapılmadığı hususlarında düzenlenecek rapor sonucuna göre varsa nitelikli zimmet ve basit zimmet miktarlarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve bunun sonucunda hangi eylemlerinin basit, hangilerinin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu ile banka zararının belirlenmesi ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3. Maddesine göre adli para cezasının hesabında yalnızca nitelikli zimmet suçu nedeniyle oluşan zararın dikkate alınması gerektiği düşünülerek karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporlarına itibarla eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, Yasaya aykırı, 4-Hükümden sonra 1.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 168. maddesinin A fıkrası ile "bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere 18.6.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar kanunu ile ek ve değişiklikleri" yürürlükten kaldırılmış olup, 5411 sayılı Bankacılık Kanunundaki düzenlemeler ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi hükmü birlikte değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesinin gerekmesi, Bozmayı icabettirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.