Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/6344 E. 2022/5585 K.

Konu: Asıl Davada İtirazın İptali, Birleşen Davada Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6344
Karar No
2022/5585
Karar Tarihi
Konu
Asıl Davada İtirazın İptali, Birleşen Davada Tazminat

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm davacı-birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı vekili Avukat ... ile birleşen dava davacısı-asıl dava davalısı ... ve ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Asıl dava yüklenici tarafından açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan teminat çeki bedelinin iadesi, bundan kaynaklanan zarar ve sözleşmenin feshi sebebiyle uğranılan zararların tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptâline ilişkindir. Birleşen dava sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle oluşan zararların tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı ve birleşen dosya davalısı yüklenici şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve birleşen dosya davalısı yüklenici şirket vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davacı ve birleşen dosya davalısı yüklenici şirket vekilinin birleşen dava dosyasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Birleşen davada davacı olan iş sahibi diğer talepleri yanında davalının sözleşme şartlarını yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmede bahsi geçen imalatların piyasaya yeniden yaptırılmak zorunda bırakılmasından kaynaklı maddi zararını da talep etmiştir. Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’un 75 ve 76. maddeleri ile 04.06.1958 ... ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi uyarınca hâkim Türk hukukunu resen uygulayacağından maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. Birleşen dava dilekçesi, 13.03.2017 tarihli iş sahibi şirket temsilcisinin dilekçesi ve yine birleşen dosya davacısının ıslah dilekçesindeki açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, birleşen davadaki iş sahibinin yukarıda açıklanan ve mahkemece hüküm altına alınan maddi zararına ilişkin isteminin menfi zarar talebi niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Taraflar arasında 18.06.2009 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca asıl davada davacı olan yüklenici şirket, sözleşmenin 2. maddesinde gösterilen cebri boru hattı inşaatı ve diğer imalatları yapacaktır. Sözleşmenin 3. maddesinde, yapılacak imalatların “Yatırımcı kuruluşun (iş sahibinin) vereceği projelere uygun olarak” yapılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin son sayfasında sözleşme eki olarak diğer ekler yanında “Çanakçı I Regülatörü cebri boru hattı projesi” de gösterilmiş ise de, sözleşmenin imzalanması ile birlikte yüklenici şirkete anılan projenin verilmediği anlaşılmaktadır. Zira, asıl dava davacısı yüklenici şirket vekili tarafından dosyaya sunulan, davalı şirket yönetim kurulu başkanı (temsilcisi) ... imzalı, sözleşmenin imzalanmasından sonra yüklenici şirkete 29.01.2010 ve 20.02.2010 tarihlerinde yazılan yazılarda “Kapakların ve cebri boruların yerleşme projelerinin hazır hale getirilmekte olduğu, kısa süre içinde bu projelerin teslim edileceği” belirtilmiş, 03.03.2010 tarihli yazıda “projelerin ... Ltd. Şti. firmasında makine mühendisi İbrahim Demirhan tarafından hazırlandığı, ödemenin yapıldığı, ancak yüklenici şirketle temasa geçilmesine rağmen gelip alan olmadığı” ileri sürülmüştür. Mahkemece talimat yolu ile tanık olarak dinlenilen İbrahim Demirhan ise “Taşçı firması yetkilisinin, kendisinin çalıştığı ... A.Ş.’den imalat projelerinin gönderilmesini istediği ancak ... A.Ş. (iş sahibi) ile anlaşamadıkları için imalat projelerini yüklenici şirkete yapıp gönderemediklerini” beyan etmiştir. Bu durumda sözleşme konusu işin projelerinin sözleşmenin imzalanması ile birlikte sözleşme eki olarak yüklenici şirkete verilmediği anlaşılmaktadır. Davacı yüklenici şirket vekili asıl dava dilekçesinde, davalı iş sahibinin aşırı ısrarı ile “Davalının verdiği bilgiler doğrultusunda” 8 adet cebri boruyu imal ettiğini, davalının projesiz olarak imalata devam etmesini talep ettiğini, ancak davalıya ihtarname göndererek imalata devam edebilmesi için projenin hazırlanıp teslim edilmesini istediğini ileri sürmüştür. Yüklenici şirket vekilinin bu beyanı ve dosya kapsamından 8 adet cebri borunun projesiz olarak imal edildiği sonucuna varılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, yüklenicinin imal ettiği cebri boruların sözleşme ve şartnamede belirtilen nitelik ve evsafı haiz olmadığı tespit edilmiştir. Yine sözleşmenin son sayfasında “Yer teslim tutanağı” da sözleşme ekleri arasında gösterilmiştir. Ancak birleşen dava dosyasında davacı olan iş sahibi şirket temsilcisi ..., 28.12.2011 tarihli dilekçesinde “Boru üretiminin Ankarada fabrikada yapılmasından sonra boruların iş yerine nakledileceğini, boruların iş yerinde montajı sırasında yer teslim tutanağının düzenleneceğini, boru üretimi yapılıp teslim edilmediği ve montaj işine geçilemediğinden yer teslim tutanağının düzenlenemediğini” açıklamıştır. Dosyaya sunulan 18.06.2009 tarihli yer teslim tutanağının incelenmesinde “SGK ve Maliye ile olan ilişkilerde kullanılmak üzere” Ankarada tutanağın düzenlendiğinin yazılı olduğu görülmektedir. Bu durumda yükleniciye usulüne uygun olarak yer tesliminin yapılmadığı ve yer teslim tutanağının da düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Davalı ve birleşen dosya davacısı iş sahibi şirket tarafından taraflar arasındaki sözleşme 21.05.2010 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Menfi (olumsuz) zarar, haklı sebeple sözleşmeden dönen tarafın dönmede kusurlu olan taraftan isteyebileceği zarar olduğundan, talep edenin dönmede haklı ve karşı tarafın kusurlu olması gerekir. Bu gibi durumlarda feshe taraflar ortak kusurları ile sebebiyet vermiş olacaklarından tazminat istenemez. Başka bir deyişle, sözleşmenin feshinde her iki taraf kusurlu olduğunda, yani ortak kusur halinde taraflar birbirlerinden tazminat talebinde bulunamayacaklardır. Somut olayda, az yukarıda da açıklandığı gibi davacı ve birleşen dosya davalısı yüklenici şirket, iş sahibi tarafından projesi verilmediği halde projesiz olarak 8 adet cebri boru imal etmesi, imal ettiği boruların sözleşme ve teknik şartname hükümlerine uygun nitelik ve evsafa haiz olmaması sebebiyle kusurlu olup, davalı ve birleşen dosya davacısı iş sahibi şirket de sözleşme uyarınca projeleri yükleniciye teslim etmemesi, usulüne uygun olarak yer tesliminde bulunmaması ve yükleniciden projesiz olarak boru imalini talep etmesi nedenleriyle kusurludur. Bu durumda fesihte her iki tarafın ortak kusurlu bulunduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca birleşen davada davacı olan iş sahibinin fesih nedeniyle uğradığı menfi zarara ilişkin talebinin de tarafların ortak kusurları ile sözleşmenin feshine sebebiyet vermeleri nedeniyle reddi gerekirken, mahkemece hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı ve birleşen dosya davalısı yüklenicinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davacı ve birleşen dosya davalısı yararına BOZULMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı-birleşen dosya davacısından alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacı-birleşen dosya davalısına verilmesine, asıl dava yönünden fazla yatırılan harcın istek halinde davacı-birleşen davada davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 ... içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 30.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/6344, K. 2022/5585, T. 30.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2021-6344-e-2022-5585-k-e9a8e7f27abe