Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/8982 E. 2012/12636 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8982
- Karar No
- 2012/12636
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı-karşı davacı vekili Av. ... ile davacı-karşı davalı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, evlilik birliği içinde davacı kadından alınan vekaletname ile satılan üç adet aracın bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davacı kadın tarafından boşanma davası olarak açılmış olup, bu davanın yargılaması sırasında verdiği 13.12.2010 havale tarihli dilekçesinde davacı vekili; davalının müvekkilinden aldığı vekaletname ile satışını gerçekleştirdiği ..., ..., ... plakalı araçların paralarını müvekkiline ödemediğini belirterek 50.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise; davacının alacak isteminin boşanmanın eki olmayıp, harca tabi ve davanın başında talep edilmesi gereken bir istek olduğunu, kabul etmediklerini belirtmiştir. Mahkemece alacak isteminin boşanma davasından tefrikine karar verilmiş ve yapılan yargılama sonunda evlilik birliği devam ederken davacının vermiş olduğu vekaletname ile satılan araçların bedelinin davacıya ödendiği kanıtlanamadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde dile getirdiği evlilik birliği içinde satılan araçlara ilişkin alacak istemi TMK’nun 174/1.maddesi kapsamına giren boşanmanın eki niteliğinde değildir. Açılan boşanma davasında bahsedilmeyen bu tür bir alacak isteminin davanın ilerleyen safhalarında ıslah suretiyle dahi davaya dahil edilmesi mümkün değildir. Davacı vekilinin ıslah istemi olmadığı gibi alacağa yönelik açtığı usule uygun bir dava da bulunmamaktadır. Öte yandan davacı vekilinin alacak istemine ilişkin olarak davanın ilerleyen safhalarında ödediği 08.03.2011 tarihli nispi karar ve ilam harcı ve 04.08.2011 tarihli başvurma harcı nedeniyle bu talebin hukuken ayrı bir dava olarak kabulüne olanak bulunup bulunmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerekecektir. HGK’nun 29.06.2011 gün ve 2011/1-364 esas 2011/453 sayılı kararında da vurgulandığı gibi usul kanunumuzda davanın açılma şekli özel olarak düzenlenmiş ve bazı kurallara bağlanmıştır. Nitekim usulü işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 178.maddesinde “arzuhallerin mahkeme kalemine kaydı tarihinde dava ikame edilmiş addolunur” denilmiş, 179.maddesinde dava dilekçesinde yer alması gereken unsurlar yedi madde halinde sıralanmış davacıya ait davanın açılması aşamasında gerçekleştirilmesi gereken diğer yükümlülükler de devam eden maddelerde açıklanmış ve sıralanmıştır. Bu itibarla davacının sadece boşanma istemiyle açtığı davada verdiği 13.12.2010 havale tarihli dilekçesindeki alacak isteminin ayrı bir dava olarak ta kabulüne olanak bulunmamaktadır. Ortada usulüne uygun açılmış bir alacak davası olmadığından mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına,istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.