Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/6336 E. 2012/11369 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/6336
Karar No
2012/11369
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Önalım Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı ... vekili Av. ... geldi. Davacı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı vekilinin fiili taksime ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 17-120-37-39-42-58-64-154 ve 155 parsel No'lu taşınmazlarda taşınmazın diğer paydaşı ...'ın paylarını 26.11.2004 tarihinde 130.000 TL bedelle davalıya sattığını, tapuda satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı şekilde yüksek gösterildiğini, bir kısmı sürelemez, bir kısmı da kuru tarım arazisi olan taşınmazlardaki gerçek pay satış bedelinin 46.500 TL olduğunu, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, taşınmazların yıllar öncesinden mirasçılar arasında fiilen taksim edilerek tasarruf edildiğini, bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını davacının bedelde muvazaa iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davanın kötü niyetle açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 17-120-37-39-42-58-64-154 ve 155 parsel No'lu taşınmazlardaki paylar taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 26.11.2004 tarihinde 130.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Davalı, açılan önalım davası üzerine yargılama sırasında taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edilerek kullanıldığını savunmuş, bu konuda dinlettiği tanıkları da taşınmazların yaklaşık otuz yıl önce paydaşları arasında fiilen taksim edildiklerini, satıcı paydaş ...'dan önce taşınmazlarda annesi Zekiye'nin tasarrufunun bulunduğunu , ...'ın da yurt dışından döndükten sonra taşınmazları tasarruf etmeye başladığını, aynı şekilde davacının da taşınmazlarda kullandığı yerlerin bulunduğunu beyan etmişlerdir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda da, tanıkların ayrıntılı anlatımları ve yer göstermeleri doğrultusunda taşınmazlarda paydaşların kullandığı yerler detaylı şekilde gösterilmek suretiyle krokilendirilmiştir. Dava konusu edilen payların ilişkin olduğu taşınmazlar çok geniş alanlı olup paydaşları arasında uzun süredir aralarında yapmış oldukları harici ve fiili taksim gereğince kullanılmaktadır. Bilirkişi raporlarında da gerek davalının, gerek davacının tasarruf ettiği yerler konum ve alan olarak gösterilmiştir. Ortada hukuken geçerli olmasa bile bir eylemli bölüşme söz konusu olduğundan zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz. Taşınmazlar fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle kararın BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine , 11/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/6336, K. 2012/11369, T. 26.11.2004, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2012-6336-e-2012-11369-k-ecec39a83257