Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2011/4979 E. 2011/9952 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4979
- Karar No
- 2011/9952
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ : 24/01/2011 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 219 ada 14 Parsel nolu taşınmazın paydaşlarından olduğunu, taşınmazdaki 6/32 payın 23.2.2009 tarihinde 8.600 TL bedelle davalıya satıldığını, bu satış nedeniyle önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının satıştan haberdar olup, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını beyan etmiş, aşamalarda savunmasını ıslah ederek, satışın akrabalar arasında yapıldığını, gerçekte satıştan başka miras hukuku ile ilgili amaçların veya bağışlama gibi düşüncenin hakim olduğu olayda önalım hakkının kullanılamayacağını, taraflar arasında herhangi bir bedel ödenmediğini, belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.03.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır. Olayımıza gelince ; dava konusu edilen 219 ada 14 parsel nolu taşınmazın 6/32 payı 23.2.2009 tarihinde 8.600 TL bedelle davalıya satılmış, davacı da 14.5.2010 tarihinde süresi içinde açtığı işbu dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı ise öncelikle davanın süresinde açılmadığını beyan etmiş, aşamalarda ise savunmasını ıslah ederek dava konusu edilen payın tapuda satış gösterilmesine rağmen gerçekte bağış olduğunu, önalım hakkının kullanılamayacağını savunmuştur. 27.03.1957 tarih ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre paylı mülkiyette paydaş, payını, karı veya kocaya, çocuklarına ya da akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkı kullanılamayacaktır. Davaya konu edilen temlik, uyuşmazlığın anılan İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu durumda mahkemece davalının yapılan temlikin aslında bağış olduğu savunması üzerinde durularak bu konudaki delillerinin sorulup toplanması, varsa davacı yanın karşı delillerinin celp edilmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.