Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2011/4309 E. 2011/8745 K. – Boşanma
Konu: Boşanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4309
- Karar No
- 2011/8745
- Karar Tarihi
- Konu
- Boşanma
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi KARAR TARİHİ :31.12.2010 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir kısım ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde 7.000 TL bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu edilen ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün değilse 7.000 TL olan bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların 2003 yılında evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, taraflar arasında karşılıklı boşanma davalarının olup dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, davalının boşanma davası açılmadan iki ay önce otomobilini tamir ettireceğini, tüp taktıracağını, boyatacağını söyleyerek davacıdan üçlü Mersin burması tabir edilen 22 ayar altı adet altın bilezik ile bir adet tektaş pırlantası olan künyeyi aldığını, bugüne kadar da iade etmediğini belirterek, söz konusu ziynetlerin aynen iadesini, mümkün olmadığı takdirde değeri olan 7.000 TL’nin faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki boşanma davasının bir yılı aşkın zaman önce kesinleştiğini, bu itibarla davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, evlilik sırasında davacının haksız davranışları nedeniyle davalının boşanma davası açtığını, sonuçta da mahkemenin tarafların boşanmasına ve davalı yararına manevi tazminata hükmettiğini, davacının karşı davasının ise ret edildiğini, davacının davalı adına olan banka hesabını baskı ile ortak hesap haline getirdiğini, bir hafta sonra da hesapta bulunan 50.000 TL’yi kendi hesabına geçirdiğini, davalının bu konuda açtığı davanın kabulle sonuçlanıp kesinleştiğini, bu davaları kaybeden davacının bu kez Ankara 3.Aile Mahkemesi’nin 2007 / 889 esas sayılı dosyasında 35.000 TL miktarlı eşya iadesi davası açtığını, bu davada davalının evden aldığını ve uhdesinde bulunduğunu iddia ettiği çeşitli ev eşyalarını talep ettiğini, o davanın da reddine karar verildiğini, davacının üç yıl süren bu dört davanın hiç birinde altın borç verdiği yönünde bir iddiada bulunmadığını, üstelik boşanma davasında davalının evin ihtiyaçlarını karşılamaması nedeniyle altınlarını bozdurarak evin ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını ileri sürdüğünü, işbu davanın “ya tutarsa” mantığı ile açıldığını, dava dilekçesinde davalının altınlarla otomobilini tamir ettirdiğini, boyattırdığını, tüp taktırdığını iddia etmiş ise de, altınların değeri 8-9.000 TL iken davalının otomobilinin piyasa değerinin 6.000 TL olduğunu, kaldı ki davalının arabasını evlenmeden önce alıp tüp taktırdığını, bu hususun trafik kayıtlarından anlaşılabileceğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır. Olayda, taraflar 26.12.2002 tarihinde evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden ... isimli 2003 doğumlu bir çocukları bulunmaktadır. Evlilikleri sırasında davalı koca tarafından açılan boşanma davasına karşı davacı kadın da karşılık boşanma davası açmış, Ankara 11. Aile Mahkemesi’nin 2007 / 187-1125 sayılı dosyasında görülen davada mahkemece davacı kadının davalının önceki evliliğinden olan çocuklarını eve almaması, geldikleri zaman onlara kötü davranması, banka hesabından gizlice para çekmesi,davacı kocaya hakaret etmesi nedeniyle davalı kocanın davasının kabulüne davacı kadının davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm 8.4.2009 tarihinde kesinleşmiştir. İşbu davada ise davacı kadın, evlilik birliği içinde dava konusu ziynet eşyalarının davalı koca tarafından otomobilinin masrafları için harcanacağı söylenerek alındığını ve bir daha iade edilmediğini iddia etmiştir. Bu konuda tanık olarak dinlettiği komşusu ... ve kız kardeşi ... gerek bu davada gerek sözü edilen boşanma davasında çelişkili beyanlarda bulunmuşlardır. Bu şekilde davacı kadın ziynetlerinin otomobilinin harcamaları için davalıya verildiğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde ve 19.4.2010 tarihli delil listesinin 3.bendinde yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, davalı tarafta kaldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.