Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2011/4261 E. 2011/8735 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4261
- Karar No
- 2011/8735
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :31.12.2009 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, 2 parsel No’lu taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın oran da kurularak satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalılar ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ... vekili, davalılar ..., ... vekili, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır. Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.. Olayımıza gelince ;dava konusu edilen ve satışına karar verilen 2 parsel No’lu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmaz üzerinde krokide ( H ) ile gösterilen binanın davalı ...'e, ( I ) ile gösterilen binanın davalı ...’ya ve (J) ile gösterilen binanın ...’ya ait olduğu konusunda şerh bulunmaktadır. Söz konusu yapılar da yapılan keşif sırasında taşınmaz üzerinde tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde bütünleyici parçaların değerini taşınmazın toplam değerine oranlayarak satış parasının dağıtılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkeme bu amaçla yerinde üç kez keşif yapmış ise de, keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarındaki değerler birbirinden farklıdır. Bilirkişi raporlarına taraflarca da itiraz edilmiştir. Bilirkişi incelemesi takdiri bir delil olup mahkemenin bilirkişi raporuna neden itibar edildiğini ya da hükme esas alınmadığını, birden fazla rapor varsa bunlardan hangisine hangi gerekçeyle üstünlük tanındığını karar yerinde göstermesi gerekir. Ne var ki hükümde bu yönde yeterli bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemenin bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek ve tarafların itirazlarını da karşılayacak şekilde yeni bir bilirkişi raporu alarak tespit edilecek değerlere göre oran kurulmak suretiyle satış parasının dağıtılmasına karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde dosyada bulunan üç bilirkişi raporundaki değerlerin ortalamasını alarak oran kurması ve bu şekilde satış parasının dağıtılmasına hükmetmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ve bozma sebebine göre temyiz eden davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.