Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2011/3615 E. 2011/6468 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/3615
Karar No
2011/6468
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :23.12.2010 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı ... vekili Av.... ve davalı ... vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davacı ... yönünden davanın reddine davacı ... yönünden ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Davacı ... vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 8 No’lu parselin paydaşlarından ... ...’ın mirasçısı olduğunu, 12.1.2001 tarihinde intikal yaptırmak üzere tapu sicil müdürlüğüne başvurduğunda davalıların satış vaadi sözleşmesi ile aldıkları payı mahkeme kararı ile 14.12.2000 tarihinde adlarına tescil ettirdiklerini öğrendiğini, müvekkilinin bu satıştan 12.1.2001 tarihinde haberdar olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalılar adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir. Birleşen davada ise davacı ... vekili, söz konusu pay satışını müvekkilesinin 7.8.2001 tarihinde öğrendiğini, Yargıtay kararlarına göre önalım bedelinin tapuda gösterilen değer olması gerektiğini, müvekkilesinin önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalılar adına kayıtlı payların iptali ile müvekkilesi adına tescilini istemiştir. Davalılar vekili, davanın haksız ve dayanaksız açıldığını, taşınmaz üzerinde altı bloktan oluşan bir site bulunduğunu, müvekkillerinin taşınmazı 30.5.1980 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile ... ...’tan satın aldıklarını ve üzerine halen kullanmakta oldukları binaları yaptıklarını, dava değerinin buna göre belirlenmesinin gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, davacıların belediye imar uygulaması sonucu taşınmazda paydaş haline geldiklerini, davalıların taşınmazın fiilen paylaştıkları bölümlerine yapmış oldukları binalarda oturduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 1-Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Mahkemece, önalım bedeline konu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat bedelinin verilen 20 günlük kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, 20.6.1951 gün ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, şuf'a bedelinin süre verildikten sonraki duruşma gününe kadar depo edilmesi mümkündür. Bu husus gözönüne alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. ./.. 2-Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının gelince ; Gerek davacı ...’ın, gerek davacı ...’ın açtığı önalım davalarında dava değeri satış vaadi sözleşmesi ve cebri tescil davasında 0.15 TL olarak gösterilerek sulh hukuk mahkemesinde açılmış, ancak mahkemece satış vaadi sözleşmesi ile dava tarihi arasında uzunca bir süre geçmesi nedeniyle dava tarihi itibariyle taşınmazın değeri 319.950 TL olarak belirlendiğinden görevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararı Dairemizin 9.12.2003 gün ve 8807-8852 sayılı kararı ile onamıştır. Onama kararı davacı ... vekiline 5.1.2004 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen adı geçen davacı HMUK’nun 193. maddesi hükmü gereği dosyanın yasal on günlük süresi içinde görevli mahkemeye gönderilmesi için başvuruda bulunmamıştır. Her ne kadar dava sulh hukuk mahkemesinde iken her iki davacının açtığı dava birleştirilmiş ise de birleşen davada her iki davacı arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından davalar bağımsız varlıklarını korumaktadır ve her bir davacı açtığı davayı takiple yükümlüdür. Davacı ... tarafından dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi konusunda bir başvurusu olmadığından davacı ... yönünden ortada asliye hukuk mahkemesine intikal etmiş bir dava bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davacı ...’ın açtığı davaya ilişkin bir hüküm kurulmaması gerekirken davanın açılmamış sayılmasına ve davalılar lehine vekalet ücretine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda ( 1 ) ve ( 2 ) No’lu bentlerde yazılı nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendini vekille temsil ettiren davacı ... yararına takdir olunan 825.-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3615, K. 2011/6468, T. 14.12.2000, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2011-3615-e-2011-6468-k-8b82f3dad0cf